Biz Kimiz ?

Müdafaa-i Hukuk nedir?
Müdafaa-i Hukuk,
“Hakların Savunulması” demektir.
Müdafaa-i Hukuk,
“milletin, devletin, vatanın haklarını savunmak” demektir.
Müdafaa-i Hukuk,
"Anadolu insanının haksızlık karşısındaki “direniş geleneği”dir.
Müdafaa-i Hukuk,
Türk’ün zorbalığa karşı “örgütlenme refleksi”dir.
Müdafaa-i Hukuk,
haksızlık, baskı, hakaret, şiddet karşısında “kendiliğinden harekete geçmektir”
Müdafaa-i Hukuk,
Moğol istilasına karşı koyan “Bacıyan-i Rumi”dir (Anadolu Bacıları’dır).
Müdafaa-i Hukuk,
barışçı, özgür, hoşgörülü, “Anadolu Erenleri”dir.
Müdafaa-i Hukuk,
işgalciye karşı koyan Kara Fatma’dır, Hasan Tahsin’dir.
Müdafaa-i Hukuk,
Kurtuluş Savaşı’ndaki “Elektrik Şebekesi” demektir.
Müdafaa-i Hukuk,
“Çılgın Türkler” demektir.

MÜDAFAA-İ HUKUK HAREKETİ
PARTİSİ
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kaynağı ve dayanağı Türk Milletidir. Milli Egemenlik, millet olmanın gereği ve sonucudur. Millet denilen varlığın özgür ve bağımsız iradesi, milli egemenliğin kurucu ve devam ettirici temel şartıdır. Toplum içerisinde tek üstün güç ve iktidar millete aittir. Bu üstün güç ve iktidar tekeli; millete ortak tanımayan, bölünemeyen, paylaşılamayan ve devredilemeyen bir hak sağlar, topluma kaderinde ve yönetiminde söz ve eylem sahibi olma yetki ve sorumluluğunu yükler. Bu hakkın, yetkinin ve sorumluluğun kullanılmasına da ‘’Milli Egemenlik’’ denir.
Türk Milleti için milli egemenlik; varlığının sağlanması, korunması, devam ettirilerek geliştirilmesi ve gelecek nesillere aktarılması için tek ve temel şartıdır.
Türk Milleti için milli egemenlik her şeyden önce ‘’bir millet olma’’, tarihi ve kültürü binlerce yıl önce bütün insanlığa örnek olmuş ‘’bir milleti bütün özellikleriyle’’ yaşatma ve devam ettirme kısaca ‘’Türk olma’’ hakkıdır, yetkisidir, sorumluluğudur. Türk milleti bu hakkı, yetkiyi herhangi bir üstün güçten devir almamıştır. Kendisine bir himmet söz konusu değildir. Türk milleti bu hakkı, varını yoğunu ortaya koyarak savaş meydanlarında ve her türlü mücadele alanlarında can vererek, kan vererek kazanmıştır.
Türk Milleti sahibi olduğu milli egemenlik hakkını, varlığının devamını, korunmasını ve geliştirilmesini, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne teslim etmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisinin kurulması kolay olmamıştır. Asırlar süren arayışların, çabaların ve deneyimlerin sonucudur. Türkiye Büyük Millet Meclisi; Türk Milletinin var olma mücadelesinin, varlığını devam ettirip yüceltme ve medeniyet dünyasında, tarihi ve kültürel mirasının sağladığı engin imkânlarla, hakkı olan yeri alma azim ve kararlılığının bir sonucudur.
Türkiye Büyük Millet Meclisine, tek yönlü bir yaklaşımla, sadece bir anayasal kuruluş olarak bakmak yeterli değildir hatta meclise ve sahibi olan Türk Milletine haksızlıktır. Meclise, milletin vazgeçemeyeceği egemenlik hakkının örgütlendiği yaşamsal bir kurum olarak bakılmalıdır. Meclisin önemi ve değeri buradadır. Meclisin gücü, milli egemenlik hakkını millet adına kullanmasında ve O’nu millet adına temsil etmesinde toplanır. Hiçbir yazılı belge, hiçbir kuruma bu önemi ve gücü veremez, vermemelidir. Çünkü meclis, Türk varlığının, hayatının, onurunun koruyucusu ve temsilcisidir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi milli iradenin olduğu kadar, milli karakterin, milli vicdanın, milli onurun kısaca Türk milletinin kişiliğinin ve soyluluğunun temsilcisidir. Milli varlığın korunup, geliştirilmesi ve sonsuza kadar devamı bu yüce meclisin başlıca görevi olan yasama yetkisinin varoluş nedenidir.
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurucusu olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin, Türk siyasi hayatında ve kendine özgü nitelikleriyle sürekli geliştirilmeye çalışılan Türk Demokrasi mücadelesinde çok önemli bir yeri, özel ve seçkin bir konumu ve durumu vardır. Meclis bu yer ve konumu yasalarla, buyruklarla değil, asırlarca süren fikri arayış ve hazırlıklarla ve nihayet Anadolu Türk Toplumunun kendi kaderine egemen olarak, hür ve bağımsız iradesiyle giriştiği Türk millet mücadelesini başarılara, zaferlere ulaştırmakla kazanmıştır.
Yeniden Müdafaa-i Hukuk Hareketi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni, Türk tarihinin gerçekleri içerisinde, hür ve bağımsız, kutsal bir kurum olarak kabul eder. Milli varlığın korunmasının, geliştirilmesinin ve bekasının temel organı ve kurumu olarak değerlendirir. Bize göre; Türkiye Büyük Millet Meclisi yasama yetkisini kullanırken ne kadar hür ve bağımsızsa, ne kadar milletin ortak ve genel fikir ve eğilimlerine, çıkarlarına, ihtiyaç ve beklentilerine cevap verebiliyorsa, Türk Milleti de o kadar hür ve bağımsız, mutlu ve refah içerisinde olur.
Yeniden Müdafaa-i Hukuk Hareketi; milli iradenin tam, sürekli ve bütün özellikleriyle oluşmasına, milletin vekillerini serbestçe, bilerek, tanıyarak, değerlendirerek seçmesine, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yasama yetkisini kullanırken hür ve bağımsızlığına bir takım kişisel ve siyasi çıkarlarla, tutku ve etkinlik arzularıyla yapılan her türlü müdahaleyi, Türk Milletinin varlığına karşı girişilmiş bir ihanet ve geleceğine yönelmiş bir suikast olarak kabul eder.
Türkiye Cumhuriyeti, son yarım yüzyılı aşkın zamanda kısa süreli olmakla birlikte, milli egemenliğin temsil edildiği Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin devlet yönetiminden uzaklaştırılmasının zor ve bedeli ağır dönemlerini yaşamış, meclisin her görevden uzaklaştırılmasından sonra da yeni bir anayasa yapılmıştır. Bugün yapılan bu iki Anayasa da tartışma konusudur ve toplum yeni bir Anayasa beklentisine yönlendirilmektedir. Bu durum Türkiye’nin en önemli meselelerinin başında yer almaktadır ve kısa bir zaman sonra da ‘’tek’’ mesele olma eğilimindedir. Dikkati çeken husus, her iki Anayasanın da ‘’ Halkımızca onaylanarak ‘’ uygulamaya girmiş olmasıdır. Milletin onayı her daim her mesele de şarttır. 1961 ve 1982 Anayasalarının toplumun siyasi, iktisadi, sosyal ve kültürel hayatına yenilikler getirdiği, milletin refah ve mutluluğunu artırıcı yollar açtığı inkâr edilemez. Gerçekte, Anayasaların yapılma nedeni de belirlenen alanlardaki gelişmeleri sağlamak, millet ve devlet varlığını koruyucu, devam ettirici önlemler almak, siyasi hayatın işlerliliğini sağlayıp, hür, eşit ve adil bir toplumun gereklerine cevap vermektir. Ancak bütün iyi niyetlere, doğru yaklaşımlara ve ‘’Atatürkçülük’’ iddialarına rağmen her iki Anayasanın da ‘’Atatürkçü Kültür Çevresi’’ esasları açısından milli egemenlik kavramına ve bu kavramın Türk Milleti için taşıdığı özel öneme yeterince özen göstermediği açıktır.
Zafiyetleri de bu noktada toplamakta ve toplumu yeni bir Anayasa arayışı içerisine sürüklemektedir. 1924 Anayasası’nın ‘’Milli Egemenlik ‘’ kavramına getirdiği anlam ve güç, her iki anayasada da mevcut değildir. Bilinmelidir ki, 1924 Anayasası’nda ‘’Milli Egemenlik’’ anlayışı, birkaç kişinin oturup, kararlaştırdıkları veya başka ülkelerdeki anayasaları inceleyip bir özenti şeklinde ortaya koydukları kural değildir. O anlayış, Milli Mücadele’nin ve Türk İstiklal Savaşı’nı yapan bir milletin kanlarıyla elde ettiği bir sonuçtur. Türk Millet Mücadelesinin bir sonucudur. Meselenin çözümü de bir gün ancak, bu anlayışa gelmekle bulunabilecektir. Atatürk Anayasası’na… Dolayısı ile Anayasa tartışmalarını mevcut Anayasanın ilk dört maddesine indirgemek veyahut oradan başlatmak, varlığını ve bekasını Türk İstiklal Savaşıyla elde eden millete karşı yapılan bir saygısızlık ve haksızlık olacaktır.
Türkiye Cumhuriyeti ve Demokrasisi, çağdaşlaşma yolunda önemli sorunlarla, müdahalelerle, gecikmelerle, sakıncalarla ve zaman kayıplarıyla mücadele etti. Demokratik hayatta siyasi hatalar yapıldı. Siyasi hayatta görülen bu hataların, siyasi hak ve hürriyetlerin kullanılmasında ortaya çıkan sakıncaların yine doğrudan siyasi hayatın kendisi ile ve siyasi hak ve hürriyetlerin kullanılmasıyla giderilebileceği unutulmadan; yarınlarda artık bu anlamsız, zaman, imkân ve güç kaybettirici durumların görülmeyeceğine inanıyoruz.
Yeni, milli, çağdaş, ileri Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluşundan günümüze 96 yıl geçti. Bilgi ve teknoloji ile donatılmış Türk halkı; özgüveniyle, kendi iradesi ile kendi idaresini tayin hakkını siyasi hayatın tüm anayasal oluşum ve gelişmelerinde örgütlenerek, vekillerini bilinçli, değerlendirip seçerek Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni gerçek, onurlu ve saygın yerine getirecek, varoluş nedenini, refah ve mutluluğunu bu Ata eserinde yaşayacaktır.
Çocuklarımız; ailelerimizin ve toplumumuzun sahibi oldukları en değerli ve üzerlerinde en çok sevgi, sabır, hoşgörü ve özen gösterilmesi gereken varlıklardır. Milletimizin ümit ve beklentilerinin üzerlerinde toplandığı bu eşsiz varlıklar, geleceğin büyükleri, insanlığın ve toplumumuzun sorunlarını çözecek, sorumluluklarını taşıyarak insanlık ülküsüne hizmet edecek kişileri, Cumhuriyetimizin vatandaşları ve bekanın da temsilcileridir.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız Kutlu Olsun.
**Müdafaa-i Hukuk Hareketi Partisi
**__**Türk Gençliğinin meşru ve siyasi örgütü.
**__**Kökümüz Türk tarihinde. Gözümüz 21.yy geleceğinde.
**[**_Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir_**](<mailto:
<script language='JavaScript' type='text/javascript'>
<!--
var prefix = 'mailto:';
var suffix = '';
var attribs = '';
var path = 'hr' + 'ef' + '=';
var addy61182 = 'bilgi' + '@';
addy61182 = addy61182 + 'mudafaaihukuk' + '.' + 'org' + '.' + 'tr';
document.write( '<a ' + path + ''' + prefix + addy61182 + suffix + ''' + attribs + '>' );
document.write( addy61182 );
document.write( '</a>' );
//-->
</script> <script language='JavaScript' type='text/javascript'>
<!--
document.write( '<span style='display: none;'>' );
//-->
</script>Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
<script language='JavaScript' type='text/javascript'>
<!--
document.write( '</' );
document.write( 'span>' );
//-->
</script>>)
Ne Yapacağız ?

Yazısı Dizisi

Etkinlik Duyuruları

Kuruluş Videoları



