Ana sayfa Hukuk Devleti
HUKUK DEVLETİ
Hukuk ve Ahlâk
Hukuk, toplumsal kontrolün (Denetimin) zorlayıcı araçlarla desteklenen kesin şeklidir.
Neyin yapılabileceğini ve neyin yapılacağını tanımlar.
Ahlâk, Gerçekte Ahlâk da bir toplumsal denetim aracıdır. Fakat ahlak daha çok etik sorunlarla ve doğru ile yanlış arasında farkla ilgilidir. Ahlâk, neyin yapılması gerektiğini ve neyin yapılmaması gerektiğini tavsiye eder. Ahlâk, zorlayıcı vasıtalara sahip değildir. Hukuk toplumsal bir olgudur. Nesnel niteliği vardır. Ahlâk, genellikle öznel bir varlıktır. Bir görüş, kişisel değerlendirme sorunu şeklinde görülür.
Geçmişte hukukun bir türlü ahlak sistemlerinden kaynaklandığı görüşleri hakimdi. Ahlâk sistemleri Hukuk’u ortaya koyar diyorlardı. Doğal Hukuk teorileri dediğimiz zaman, bir nevi hukukun da ahlâk sistemlerinden kaynaklandığı veya kaynaklanması gerektiği sanılıyordu. Geçmiş çağlarda hukuk, ahlâkla bir anlamda özdeşleşmişti. Fakat modern çağların başlarına gelince bu teoriler değişti. Doğal hakların tanrı tarafından verildiği düşüncesi hakim oldu. Bu değerlendirmeler hukukla ahlâk arasındaki bağları daha da çok kuvvetlendirdi. Bugün genel olarak, Hukukla Ahlâk arasında nispi bağlılıklar vardır. Fakat Hukuk başkadır, Ahlâk başkadır. Ancak 20.yüzyıl sonlarında gördüğümüz, bugün de içinde yaşadığımız yüzyılda bazı olaylar görüyoruz ki, bazı önemli kavramlarla karşı karşıya kalıyoruz ki, bunlar ahlâk kökenlidir. Bunların başında sivil özgürlük diye bir durum ortaya çıkıyor. Bugün Tekel işçilerinin yaptığı hareket, bir sivil özgürlük hareketidir. Hiç bir aşırılığa kaçmadan, kanunlara karşı gelmeden, ahlâki sayılabilecek ve kanunlarla da savunulan hakları savunuyorlar. Buna sivil özgürlük denir. Bugün insan hakları da bir anlamda köken olarak ahlâki esaslara dayanır. 19. Yüzyıla geldiğimiz zaman “Pozitif Hukuk” diye bir ilim ortaya çıktı. İşte Pozitif Hukukla, hukuk ve ahlâk arasında bambaşka bir sınır ortaya çıktı. Pozitif Hukuk görüşünün amacı, hukuk anlayışını, hukuk düşüncesini, ahlâk, din ve bir takım mistik varsayımlardan kurtarmaktır. Demek ki Pozitif Hukuk dediğimiz zaman, bunun amacı hukuku din’den ayırmak, ahlâkı ayırmak, bir takım mistik varsayımlardan ayırmak amacını güder. Kısacası; Hukuk’u özgürleştirmektir.
Bu yaklaşım Hukuku yüksek ahlâki ve dini ilkelere göre değil, kurulmuş ve uygulanmış kurallar olması gerektiği gerçeğine dayanır. Hukuk kuralları bu anlayışla iki bölümde görüldü. Birincil kurallar, sosyal davranışı düzenleyen hukuk sisteminin muhtevasını ihtiva eden kurallardır. Ceza Kanunları, idari kanunlar bu kısıma girer. İkincil kurallar ise yetkileri gösterir. Anayasalarda gösterilen organları belirler. Ve en önemlisi ikincil kurallar, hukuk kurallarının uygulanması aşamasında hüküm verme, tartışmaları çözme yetkilerini de belirtir. Yani Yargı organlarını da belirler. 1790’ da önemli bir söz söylenmiştir. “Hukuk, Hukuktur. Çünkü itaat edilir.”
Hukuk ayrım gözetmez. Tarafsız bir niteliğe sahiptir. Bu özelliği nedeniyle siyasetin üstündedir. Siyaset Hukuk’a bağlıdır. Bu durum, görevleri, yasaları yorumlamak ve taraflar arasındaki uyuşmazlıklarda tartışılan konular üzerinde hüküm vermek olan yargı için önemlidir. Hâkimler, Hükümet mekanizmasının üstünde veya dışında olmaları anlamında, bağımsız olmalı ve siyasi etkiye maruz kalmamaları gerekir.
Yargının bağımsızlığı demek, siyasetin dışında olması demektir.
Hukuk Düzeni (Hukuk’un hâkimiyeti)
Hemen belirteyim ki, bir düzen olmadıkça, Hiç bir toplum ve topluluk var olamaz.
Hukuk Düzeni, toplumda bütün hareket ve davranışların uyduğu bir yapıdır. Bütün toplumların kendine özgü bir hukuk düzenleri vardır. Hukuk, ister özel olarak vatandaşlar, ister devlet görevlileri ile ilgili olsun, toplumun üyelerine eşit olarak uygulanır. Hukuk’un en önemli özelliklerinin başında eşitlik gelir. Hukuk’un bu özelliği onun buyruk olması, buyurması ilkesinin bir sonucudur. Hukuk buyurucudur. Hukuk’un buyurucu olmasına, Hukuk’un hâkimiyeti denir. Hukuk hâkimiyeti, Anayasalarla, Devlet gücünü sınırlar. Devletin, vatandaşlarının hak ve özgürlüklerini tanıması ve geliştirmesi için ne gibi görevlerle yükümlü olduğunu belirtir. İşte bunun sonucu olarak “Hukuk Devleti” ortaya çıkar. Hukuk, siyasi bir topluluğa uygulanan aleni (açık) ve zorla uygulama niteliğine sahip, kurallar dizisidir. Hukuk bağlayıcıdır.
Hukuk Devleti
Hukuk Devleti değimi çok eski değildir. 19. Yüzyılda ortaya çıkmıştır. İlk defa 1860’larda Almanya’da Rahlstad olarak ortaya çıkmıştır. Anglo sakson ülkelerinde ve diğer ülkelerde “Rule of law” denir. Bunun anlamı “Hukukun üstünlüğü”dür. Bir Hukuk Devleti dediğimiz zaman Anglo sakson ve ABD, Hukuk’un üstünlüğü şeklinde anlarlar. Genel olarak deyimler arasında herhangi bir fark yoktur. Hukuk Devleti de hukukun üstünlüğü kavramı da hemen, hemen aynıdır.
Tarihimizde, yaklaşık bin, binbeşyüz sene evvelinden başlayarak, bizde “Nizam-ı mülk” diye bir tanım vardı. Mülk, Devlet demektir. Fakat daha eskilerde 3-4 bin sene öncesinde, Türk’lerde, “Töre” denir. Töre, Hukuk demektir. Yazılı değildir. Asırlarca edinilen deneyimlerin sonucunda, Devlete nizam veren, topluma nizam veren, hakları hukukları tanıyan Töredir. İşte o dönemlerde, “Töreli İl” kavramı vardır.
Hukuk Devleti’nin özellikleri:
Hukuk Devleti kavramı, Polis Devleti anlayışının karşıtıdır. Polis Devletine karşı olarak doğmuş ve kabul edilmiştir. Buradaki “Polis”, “Hukuk’a bağlı olmayan devlet” anlamındadır. Polis Devletinde siyasi iktidar, kamu düzenini ve güvenlik anlayışını hukuk’a bağlı olarak değil, “Hikmet-i Hükümet”, “Devletin Âli menfaatleri” gibi çıkarlar esas alınarak gerçekleştirilir. Hukuk Devleti, Kanun devleti demek değildir. Hukuk kavramı, kanun kavramını aşan bir niteliktedir. Hukuk Devleti de, Kanun devletini aşar. Her kanunlu sistem, Hukuk’un üstünlüğüne, koruyucu üstün niteliklerine dayanmış olmaz. Hukuk Devletinde, Hukuk’un üstünlüğü esastır. Hukuk’un kendi değerleri esastır. Kanunlarda baskıcı, adaletsizlikler olabilir. Mutlak Monarşi’ler, Diktatörlükler birer Kanun devletidir. Buralarda Hukuk’un üstünlüğü değil, Yasanın üstünlüğü esastır. Yasayı da koyucu olan diktatördür, Monarşide Padişahtır, Şeyhdir.
Hukuk Devleti kavramında temel esas olan **“Hukuki Güven Ortamı”**dır. Bir toplumda Hukuki güven ortamı yoksa o devlet hukuk devleti de olsa, hiç bir işe yaramaz.
Bundan anlaşılan şudur; Devlet Hukuk’a bağlıdır. Bütün karar ve işlemleri, yargı denetimine bağlı olması demektir. Devletin hukuk’a bağlılığı demek, karar ve işlemlerinin yargının denetimine bağlı olması demektir. Buradaki Hukuk, değerlere bağlıdır, insan haklarına dayalıdır, Demokratik bir Hukuk’tur.
Bu yaklaşımla, Hukuk devleti ve demokratik devlet ilkeleri esasta birbirini tamamlar. Çoğulcu ve özgürlükçü demokrasinin temeli de budur. Hukuk Devleti, Demokratik Devlet, Çağdaş Demokrasi budur. Devletin hukuka ve demokratik bir Anayasaya uygunluğunu sağlayan ilke ve kurallar vardır.
Hukuk’a bağlılığın ilke ve esasları;
1- Devletin Hukuk’a bağlılığını pekiştiren yargı denetimi.
Yargı denetimi, Anayasa yargısı, adli yargı, idari yargı ve askeri yargı.
2- Yargı Bağımsızlığı.
Yargı bağımsız olacak, tarafsız olacak, toplum, yargı güvenliğine sahip olacak.
3- Adil yargılama ilkesi.
Adil yargılama ilkesinin güvenceleri nelerdir?
Adil yargılamanın en önemli güvencesi, Yargıç ve Savcılarımızın her türlü etkiden uzaklaşmış, kendi bilgileri, görüşleri ve vicdanlarıyla karar verebilme konumunda ve durumunda olmaları gerekir. Hâkim ve savcıların yalnız siyasi değil, aynı zamanda ekonomik, sosyal, kültürel ve bilgi alanında bağımsız olması lazımdır. Bu bir bütündür. Bunda eğitim kurumlarımızın, başta Hukuk Fakülteleri olmak üzere, Barolarımızın, Staj yapılan yerlerin, vekaletlerin ve nihayet bütün bunları düzenleyen sistemin çok önemli payı vardır.
Bizim tarihimizde “Tanzimat Dönemi” diye bir dönem vardır. O döneme kadar kendi özel şartları altında İmparatorluk kanunları uygulamıştır. Tanzimat dönemi bizde “Kanun Devleti”nin başlangıcıdır. Ondan sonra Meşrutiyet dönemi gelir. 1876 da başlar, Cumhuriyetin ilanına kadar devam eder. Meşrutiyet, Anayasalı Devleti getirmiştir. 1921-1924 Anayasalarımız tamamen ulusal bağımsızlık, egemenlik ve devrim ve Türk İnkılâbı Anayasalarıdır. Bu Anayasalardaki üstün Hukuk değerleri, bugün hâlâ devam etmektedir ve edecektir. 1961 Anayasamız “Hukuk Devleti”ni getiren Anayasamızdır. Ve nihayet 1982 Anayasası da onun bir devamıdır. Biz şu anda bir “Hukuk Devleti” yiz. Anayasamızda Hukuk Devleti ilkeleri ve kuralları şöyle sıralanabilir.
1- Anayasamızda Cumhuriyetimizin niteliklerini anlatan 2. Maddesinde “Sosyal Hukuk Devleti”nden bahseder.
2- Anayasamızın 5. Maddesinde Devletin görevlerini belirtirken, Devlet, Hukuk Devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak engelleri kaldırma göreviyle yükümlüdür. Devletimizin ve siyasilerimizin en önemli görevi, Hukuk Devletiyle, adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak engeller varsa, onları kaldırması lazımdır.
3- Milli Egemenlik:
Kuvvetler ayrılığı, eşitlik esasları (Anayasamızın 6,9,10. Maddelerinde)
4- Anayasanın bağlayıcı özelliği ve üstünlüğü ilkesi:
Anayasa bağlayıcıdır ve üstün bir Hukuk kaynağıdır. Bütün Kanunların üstünde gelir. Bütün Kanunlar Anayasaya uymak mecburiyetindedir. Uygun olmaları gerekir. Uygun olmazsa, Anayasa Mahkemesi o kanunları iptal eder. Anayasa kuralları, bütün devlet organlarını, makamları, kuruluşları, şahısları bağlar. Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz. Yürütme yetkisi ve görevi de, Anayasa ve yasalara aykırı olarak yerine getirilemez. Bir önemli ilke de, Cumhurbaşkanımızın ve Milletvekillerimizin yeminlerinde görülür. Cumhurbaşkanı ve Milletvekilleri, “Hukuk’un üstünlüğüne bağlı kalacağına” yemin eder. Memurlar ve diğer Kamu görevlileri de, Anayasa ve Kanunlara uymak zorundadırlar. (Anayasanın 129. Mad.)
Bir memur, üstünden aldığı kanuna uymayan bir emri yerine getirmez. Eğer üstü ısrar ederse, yazılı olarak verirse, onu icra eder. Bu da Hukuk Devletinin önemli ilkelerinden biridir. En önemlisi, Anayasaya uygunluk ve Anayasa denetimi Hukuk Devletinin en önemli, vazgeçilmez bir özelliğidir, kırmızı çizgisidir.
Ertuğrul Zekâi ÖKTE
Müdafaa-i Hukuk Hareketi Partisi
Genel Başkanı
"Anadoluda Doğan Güneş"
En Çok İzlenenler
- Siyasi İdeolojiler (23028)
- Milli Güç ve Milli Güç Unsurları (20981)
- Atatürk'ün Büyük Nutku ve Önemi (20042)
- Onursal Genel Başkan (13207)
- Genel Başkan (12083)
- Müdafaa-i Hukuk Nedir? (11715)
- Genel Yönetim Kurulu (10238)
- Atatürkçü Düşünce Nedir? Ne Değildir? (9996)
- Türkiyede Siyasal Partilerin Gelişimi (9273)
- İl Başkanlıkları (9261)
- Siyaset (9111)
- Genel Yürütme Kurulu (8168)
- Konuşma Sanatı (7379)
- Genel Disiplin Kurulu (6913)
- Genel Merkez (6905)
- Parti programı (6844)
- Fotoğraflar01 (5561)
- Kadın Kolları (5519)
- Gençlik Kolları (5451)
- Kütüphane (4893)



