İNSAN HAKLARI VE MÜDAFAA-İ HUKUK HAREKETİ PARTİSİ
İÇİNDEKİLER
1.İNSAN HAKLARI KAVRAMI
1.1. Tanım
1.2. Nitelikleri
2. İNSAN HAKLARININ DÜNÜ
2.1.Giriş
2.2. İnsan Hakları Hukukunun Kaynakları
A.Dünyada
B.Milli Kaynaklar
2.3.Kısa Değerlendirme
3.İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ
3.1.Genel Olarak
3.2.Önemi
3.3.Kapsamı
3.4.Bağlayıcılığı
3.5.İHEB'nde Düzenlenen Haklar
4.MÜDAFAA-İ HUKUK HAREKETİ PARTİSİ VE İNSAN HAKLARI
4.1.Müdafaa-i Hukuk Hareketi Partisi Tüzüğünün 1. maddesi:
4.2.Müdafaa-i Hukuk Hareketi Partisi Programının 1. Maddesi:
4.3.Müdafaa-i Hukuk Hareketi Partisi Programının 2. Bölüm–3. kısmı
5.SONUÇ
5.1. İnsan Haklarının Bugünü
5.2. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin Giriş bölümü
5.3. Büyük Çelişki
5.4. Çözüm
5.5. Bugün ve Yarın, İnsan Hak ve Hürriyetleri
1.İNSAN HAKLARI KAVRAMI
1.1. Tanım
İnsan haklarının ortak ve değişmez bir tanımı yoktur.
Geniş anlamda, insanın birey olmaktan kaynaklanan haklarının tamamıdır.
Dar anlamda insan hakları, temel haklardır, olmazsa olmaz niteliktedir.
Bu hakların pek çoğu doğal haklarla örtüşmektedir.
Bazı haklar , ülkelere göre değişmektedir.
"İnsan" deyimi daha çok gerçek kişileri ifade etmektedir.
Kişiliğin başlangıcı konusunda tam ve sağ doğum esas alınmaktadır.
Hak, hukuk düzenince tanınmış, sınırı, konusu, kullanılma şekil ve koşullan gösterilmiş, yararlanılması toplumca sağlanmış özgürlüktür veya hukuk düzeninin kişilere tanıdığı yetkidir.
1.2. Nitelikleri
İnsan hakları, bireylerin yalnızca insan olmaları nedeniyle kazandıkları haklardır.
İnsan olarak dünyaya gelmek, yeterlidir.
Bu bakımdan, ırk, din, milliyet, cinsiyet, statü ayrımı gözetmeksizin, bütün insanlar için vazgeçilemez ve devredilemez haklardır.
İnsan hakları, etik temellere dayalıdır.
İnsan hakları, insanın doğal hakları olarak görülmektedir.
Doğal haklar öğretisine göre, insanlar toplum halinde yaşamak amacıyla, bazı haklarını topluma devretmiştir.
İnsan hakları, en sağlam dayanağını, pozitif hukukta bulmaktadır.
İnsan hakları, sosyal ve ekonomik hakları da içeren somut kurallara ve güvencelere bağlanmıştır.
Yürürlükteki 1982 Anayasasının 12. maddesinde "Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir''' denilmek suretiyle, hem temel hakların doğal hukuk kuramı paralelinde doğuştan var olduğu görüşü benimsenmiş; hem de bu haklar anayasal düzeyde vurgulanmıştır.
Günümüzde insan hakları, uluslararası güvencelere de kavuşmuştur.
Özellikle AİHS ve ek protokolleri çerçevesinde insan haklarına yönelen ihlâller, bu sözleşmeye taraf olan devletlerin tazminat ödemeleri yanında, mevzuat düzenlemelerini de zorunlu kılan kararlara konu olabilmektedir.
2. İNSAN HAKLARININ DÜNÜ
2.1.Giriş
İnsan hakları uzun aşamalardan geçerek kazanılan deneyimlerle gerçekleşmiştir.
İnsan haklarındaki ilerlemeler sona ermemiş,devam etmektedir.
İnsan hakları uzun bir süre, bir iç sorun olarak ele alınmıştır.
İkinci Dünya Savaşından sonra insan haklarının uluslararası düzeyde de korunması söz konusu olabilmiştir.
2.2. İnsan Hakları Hukukunun Kaynakları
A.Dünyada
İlk belge, 1215 tarihli Magna Carta Libertatumdur.
İlk kez siyasal iktidarın sınırlandırılması söz konusu olmuştur.
Aydınlanma Dönemi'ne kadar insan hakları ile ilgili bir gelişme olmamıştır.
16. Yüzyıldaki Reform ve Rönesans hareketleri İnsana ilişkin her şeyi değiştirmiştir.
1627 tarihli Petition of Rights ve1679 tarihli Habeas Corpus Act ile ; Tutuklamaya ilişkin,
1688 tarihli Bill of Rights'ta Yargılamaya ilişkin güvenceler ortaya konmuştur.
Anayasal ilk düzenleme 1776 Virginia Haklar Bildirgesi'dir.
1789 tarihli Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi, bireyi ve doğal haklar öğretisine dayanır.
B.Milli Kaynaklar
1.Belgeler ve Fermanlar
Senedi ittifak:
Can ve mal güvenliğini sağlamaya yöneliktir.
1839 Gülhane Hattı Hümayunu (Tanzimat Fermanı)
ilk önemli adım Tanzimat Fermanı ile olmuştur.
Tanzimat Fermanının,azınlık hakları çerçevesine oturtulmuş bir "insan hakları" ve "modernleşme" bildirgesi olduğu görülür.
1856 Islahat Fermanı
Eziyet işkence ve her türlü cismani ceza yasaklanmakta,
Mahkûmların mallarının müsadere edilmeyeceği belirtilmekte,
Duruşmaların açıklığı ilkesi ve eğitim özgürlüğü korunmaktadır.
2. Anayasalar
1876 Kanun-u Esasi
ilk yazılı Anayasamızdır.
Kişi hak ve hürriyetleri , geniş bir liste halinde sıralanmıştır.
Ancak, Kişi hak ve hürriyetlerinin gerçekleşmesi Padişahın takdirine bırakılmıştır.
1909 yılında Kanun-u Esasi'de önemli değişiklikler yapılmıştır.
Bunlar:
Padişahın sürgün etme hakkının kaldırılması,
basın hürriyetinin genişletilmesi,
sansür yasağının getirilmesi,
toplantı ve dernek kurma hürriyetlerinin tanınmasıdır.
1924 Tarihli Teşkilatı Esasiye Kanunu
1924 Anayasasında kişi hak ve hürriyetleri sıralanmıştır.
Fakat bu hak ve hürriyetler için gerekli güvence mekanizması kurulamamıştır.
1961 Anayasası
Temel hak ve hürriyetler bakımından ferdi esas almıştır.
Devlete bu hakları yerine getirmesi ve uygun ortamı yaratması için de görevler verilmiştir.
1982 Anayasası
İnsan hak ve hürriyetlerini Türk toplumunun temel hak ve hürriyet ihtiyacını göz önünde tutarak yeniden ele almıştır.
1982 Anayasası hak ve Özgürlüğe sahip olma, kullanma ve yararlanma karşılığında kişinin de birtakım görevleri olduğu anlayışını benimsemiştir.
1982 Anayasasının başlangıç kısmında;
"Her Türk vatandaşının bu
Anayasa'da yer alan temel hak ve hürriyetlerden
eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak,
millî kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içinde
onurlu bir hayat sürme ve
maddî ve manevi varlığını
bu yönde geliştirme
hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu" vurgulanarak:
"maddî ve manevi varlığını geliştirme" yoluyla "onurlu bir hayat sürme" haysiyet ve kişilik sahibi insan için vazgeçilmez hedefler olarak belirtilmiştir.
2.3.Kısa Değerlendirme
İnsan Haklarının Kısa Tarihinin incelenmesi Esas Tezimizi Belirginleştirmek bakımından Hayati önemdedir.
Sonuç Bölümünde detayları ile inceleyeceğimiz esas tez:
Partimiz Tüzük ve Programının,
İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi gibi,
İnsan Hakları Tarihinde,
Temel bir metin, bir dönüm noktası olduğunu görmek ve ifade etmektir.
İnsan Haklarının Tarihi Gelişimi incelendiğinde:
Hakların korunması anlayışı önce kişinin hakları olarak algılanmış,
Sonra Toplumun Hakları,
Fransız ihtilali ile Milletlerin Hakları,
Amerikan Kuruluş belgeleri bir anlamda vatanın Haklarının savunulması haline gelmiştir.
Sosyalist Hareketlerin yan etkileri ile Ekonomik Haklar
Ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ile Hakların korunması
Uluslararası bir konum ve duruma gelmiştir.
Ancak;
İnsanın,
Ailenin,
Toplumun,
Milletin,
Vatanın,
Ve Devletin Haklarının bir bütün olarak görülmesi:
İnsanın Haklarının maddi, manevi bütün yönleri ile düşünülmesi,
Konunun İlkesel düzeyden çıkartılarak:
Pratik, Gerçekçi, uygulanabilir bir Siyasi Programa bağlanarak
hedef ve politikalara kadar düzenlenmesi yönleriyle:
Müdafaa-i Hukuk Hareketi,
Müdafaa-i Hukuk Hareketi Partisi Tüzük ve Programı aynı zamanda
İnsan Hakları Tarihinde,
Temel bir metin, bir dönüm noktasıdır.
3.İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ
3.1.Genel Olarak
10 Aralık 1948 yılında İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi (İHEB) ilân edilmiştir.
BM Genel Kurulunun kararıyla kabul edilen İHEB, insan haklarının temel kaynaklarından birisidir.
Uluslararası hukuk bakımından bir antlaşma niteliğini taşımadığından, yol gösterici niteliktedir.
Siyasi ve ahlaki önemi çok büyüktür.
3.2.Önemi
Beyanname, bağımsızlığına yeni kavuşan devletlerde yapısal (anayasal) bir belge olarak kullanılmıştır.
Bu tarihten sonra artık İnsan Hakları ulusal bir sorun olmaktan çıkmış ve İnsan Hakları ihlallerini uluslar arası bir sorun durumuna getirmiştir.
Beyanname insan hakları açısından çok değerli bir çerçeve çizmektedir.
Önemi, pek çok uluslararası, bölgesel ve ulusal metinlerde uluslararası bir standart olarak kabul edilmesinden de anlaşılmaktadır.
İHEB'nin en önemli yanı hiç kuşkusuz, insan haklarına küresel bir boyut kazandırması ve böylece kendinden sonra artık daha etkili koruma mekanizmalarıyla donatılan sözleşmelere önayak olmasıdır.
3.3.Kapsamı
İHEB'nin birey ve toplumun isteklerini, kişi haklarıyla sosyal ve ekonomik hakları dengeleyen ve bütünlük içinde ele alan bir belge niteliğindedir.
Genel bir başlangıç bölümünden sonra 1-21. maddelerinde kişisel ve siyasal haklar,
22-27. maddelerinde ise ekonomik, sosyal ve kültürel haklar düzenlenmiştir.
Son maddelerde (m. 29-30) hakların kullanılması ve düzenlenmesiyle ilgili hükümler yer almaktadır.
3.4.Bağlayıcılığı
Beyanname tek başına hukuken bağlayıcı olmasa da, insan hakları alanında yeni bir çığır açan, bir dönüm noktası teşkil eden ve hayati önemi yadsınamaz temel bir insan hakları kaynağıdır.
Nitekim İHEB'den sonra, insan hakları alanında, pek çok iki taraflı ya da çok taraflı uluslararası sözleşme imzalanmış, çeşitli konularda bildirgeler hazırlanmıştır.
3.5.İHEB'nde Düzenlenen Haklar
Madde 3: Yaşama Hakkı, Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkı
Madde 4: Kölelikten hürriyet hakkı
Madde 5: İşkence, Zalimane veya İnsanlık dışı, aşağılayıcı muamele veya cezaya uğramama hakkı
Madde 6: Hukuki kişiliğin tanınması hakkı
Madde 7: Kanun önünde eşitlik ve eşit hukuki korunma hakkı
Madde 8: Mahkemelere başvuru hakkı
Madde 9: Keyfi olarak yakalanamama, tutuklanmama veya sürgün edilememe hakkı
Madde 10: Adil Yargılanma hakkı
Madde 11: Suçu sabit oluncaya kadar suçsuz sayılma hakkı ve kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi
Madde 12: Özel hayatın gizliliği hakkı
Madde 13: Yerleşme ve seyahat hakkı
Madde 14: İltica hakkı
Madde 15: Vatandaşlık hakkı
Madde 16: Aile yaşamı hakkı
Madde 17: Mülkiyet hakkı
Madde 18: Düşünce, Din ve Vicdan Hürriyeti
Madde 19: Düşünceyi Açıklama ve Yayma (ifade) Hürriyeti
Madde 20: Toplantı ve Dernek Kurma Hürriyeti
Madde 21: Kamusal İşlerin Yönetimine Katılma Hakkı
Madde 22: Sosyal Güvenlik Hakkı
Madde 23: Çalışma, Eşit İşe Eşit Ücret, Adil Ücret, Sendika Hakları
Madde 24: Dinlenme, Çalışma Süresinin Sınırlandırılması ve Ücretli Tatil Hakkı
Madde 25: Asgari Yaşam Koşullarına Sahip Olma Hakkı
Madde 26: Eğitim-Öğrenim Hakkı
Madde 27: Kültürel Faaliyetlere Katılma Hakkı, Bilim, Edebiyat ve Sanat Eserlerinden Doğan Menfaatlerin Korunması Hakkı
Çağdaş belgelerin çoğunda yer alan
"korunması gereken toplum kesimlerinin hakları ve
"üçüncü kuşak haklar" olarak tanımlanan
barış hakkı, çevre hakkı, gelişme hakkı gibi çağdaş haklar yoktur.
4.MÜDAFAA-İ HUKUK HAREKETİ PARTİSİ VE İNSAN HAKLARI
4.1.Müdafaa-i Hukuk Hareketi Partisi Tüzüğünün 1. maddesi:
Kuruluş kenar başlıklı Müdafaa-i Hukuk Hareketi Partisi Tüzüğünün, 1.maddesi her şeyden önce Müdafaa-i Hukuk Hareketi Partisinin;
İnsan Hakları Evrensel Beyannamesini ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Siyasi Partiler Kanunu, Seçim Kanunları gibi,
Bağlı olduğu hukuki kaynaklar arasında kabul ettiğini ifade eder.
Partimizin bu yaklaşımının dünyada başka bir örneği yoktur.
4.2.Müdafaa-i Hukuk Hareketi Partisi Programının 1. Maddesi:
İnsan doğanın ve toplumun bir parçasıdır.
İnsan, maddi ve manevi varlığı, çevre ve toplumla ilişkileri ve etkileşimleriyle bir bütündür.
İnsan, toplum içinde bir bireydir.
Kendine özgü ve ayırt edici davranışları ile kişi olur.
Kişilik, toplum içindeki bireyin gerçek davranışlarda bulunması ve bu davranışları sergilemesidir.
Kişilik, milli ortamın hücresi, oluşmasında ilk ve en önemli “Temel ve Kalıcı Unsuru”dur.
Diğer bütün unsurlar varlıklarını ve güçlerini kişiliğini ortaya koyan özgür irade ve karar sahibi insandan alırlar.
Müdafaa-i Hukuk Hareketi Partisi insanı esas alan,
insana dayanan, insana yönelen bir partidir.
Partimizin her konuya bakış açısını tespit eden;
tüm söylemlerimizin ana kaynağı Parti programımız,
Kurucumuzun ifadesi ile insanla başlar, insanla biter.
Türk Siyasi Tarihinde,
Siyasi Partiler Tarihinde, diyebilirim ki,
Tarihte insanı esas alan,
insanı bu biçimde ele alan ilk siyasi parti;
tek siyasi parti Müdafaa-i Hukuk Hareketi Partisidir.
Tarih boyunca hemen hemen tüm dinler insanı esas almıştır,
insana dayanan, insanı geliştirmeyi amaç edinen
pek çok akım, okul, cemiyet ve faaliyetlerden söz edebiliriz.
Siyasi partiler veya siyasi hareketler
insan mutluluğunu, refahını sağlamaya yönelik gözükseler bile,
dini, sosyal, siyasi ve ekonomik tercihleri daima insanın önüne geçmiş,
Alman ırkının üstünlüğü, işçi sınıfının diktatörlüğü,
serbest piyasa ve kâr kaygılarından
sonraya kalan insana bir türlü ulaşılmamıştır.
Partimizin ortaya koyduğu insan anlayışı
her ne kadar Türk Düşünce ve Hayat Tarzının doğal sonucu ise de
bu biçimde şekillenmesi ve ifadesi
insanlık tarihinin döngülerinden
İnsan Hakları alanında gerçekleşen gelişmelerden ayrılamaz.
Hedefler
Madde 2
Partimizin insan-kişilik ve vatandaşlık konularında hedefleri aşağıdadır:
**A.**İnsanın doğuştan sahibi olduğu
dokunulmaz, devredilemez, vazgeçilmez
haklarının ve hürriyetlerinin
tam, kesintisiz ve serbestçe kullanılmasını sağlamak.
**B.**İnsanın maddi ve manevi varlığını,
çevresel ve toplumsal ilişkilerinin
güvenli, sağlıklı, üretici, dengeli şekilde
çağın gereklerine, bilim ve teknolojinin esaslarına uygun biçimde
geliştirmek ve güçlendirmek.
**C.**Milli güç unsurlarımızın kaynağı ve dayanağı olan,
bu unsurlara işlerlik kazandıran
insan varlığımızın birliğini,
bütünlüğünü, dirliğini, düzenini,
refahı ve mutluluğunu gerçekleştirmek.
**Ç.**İnsan varlığımızı
yurtiçinden ve yurtdışından gelebilecek
her türlü tehdit ve tehlikelerden korumak,
siyasi, sosyal, iktisadi, kültürel, bilim ve teknoloji hayatının
devamını, güçlenmesini, gelişmesini, ilerlemesini,
çağdaş imkan ve vasıtalara kavuşmasını
sınırlayan ve kısıtlayan
engelleri ortadan kaldırmak.
**D.**Kişilerin özgüvenlerini,
iş ve çalışma,
sanat ve buluş,
bilgi ve teknoloji üretme yeteneklerini
artırmak, güçlendirmek, özendirmek ve desteklemek;
aralarındaki kültürel bağları,
iktisadi ve sosyal dayanışma tutum ve davranışlarını kuvvetlendirmek, geliştirmek.
**E.**Vatandaşlarımızın milli ortam ve kültür çevresi içerisinde,
sosyal hukuk ve adalet ilkeleri doğrultusunda
özgür, sağlıklı, güvenli,
ailesine, milletine, vatanına ve devletine bağlı kişiler olarak yaşamalarını,
varlıklarını geliştirip,
ebedi kılmalarını sağlıyacak şartları,
imkan ve fırsatları hazırlamaktır.
4.3.Müdafaa-i Hukuk Hareketi Partisi Programının 2. Bölüm-3. kısmı
ÜÇÜNCÜ KISIM
HAKLAR VE HÜRRİYETLER
KİŞİ HAK VE HÜRRİYETLERİ
Madde 62
Kişi hak ve hürriyetleri kutsaldır.
Kişi hak ve hürriyetleri
hayat tarzımızın temel özelliğidir
ve gelişmesi için en önemli potansiyel gücüdür.
Türk vatandaşlarının doğuştan sahibi bulundukları hak ve hürriyetlerini
tam, eşit ve kesintisiz olarak, güvenlik için de kullanmaları
Partimizin bağlı olduğu ilkelerin başında yer alır.
Öncelikle partimizin genel görüşü şudur:
Türkler, demokratik, hür ve sorumlu vatandaşlardır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucuları ve sahipleri bizzat kendileridir.
Türk, kişi hürriyetinden ve çıkarlarından
Anayasa’da tayin olunduğu kadarını Cumhuriyete bırakmıştır.
Cumhuriyet,
kişinin, ona bıraktığı bu kısım hürriyeti,
kişinin ve Türk Milleti’nin içerde hürriyetini,
egemenliğini, refahını ve mutluluğunu sağlamak ve
dışarıya karşı bağımsızlığını güvence altına almak için kullanır.
Partimizin, bu yaklaşımla kişi hak ve hürriyetleri konusundaki ilkeleri:
1-Kişi hak ve hürriyetleri kutsaldır ve dokunulmazdır.
Bu kutsallık ve dokunulmazlık nitelikleri,
Anayasa ve yasa kurallarından,
evrensel bildirgelerden,
ulusal ve uluslararası sözleşme ve andlaşmalardan
önce kişinin vicdanında ve şuurunda yer bulmalıdır.
Açıklanan nitelikleriyle kişi hak ve hürriyetlerinin
toplumda, ulusal ve uluslararası ilişkilerde uygulamaya yansıması
herşeyden önce bir eğitim,
toplumsal gelişme ve dayanışma,
bilgi ve teknoloji üretme sorunudur.
2-Kişi hak ve hürriyetleri hayat tarzımızın temel özelliği
ve aynı zamanda her alanda gelişmesinin en etkin güç kaynağıdır.
3-Türk vatandaşlarının doğuştan sahip oldukları hak ve hürriyetlerini
tam, eşit, kesintisiz olarak güvenlik içinde kullanmaları esastır.
Siyasî güç ve iktidarın varoluş nedeni ve meşruluğu
bu güvenliği yurtiçinde ve yurtdışında vatandaşına sağlamaktır.
Aksi halde meşruluğunu yitirir.
4-Bir millette bağımsızlığın, onurun, saygınlığın varlığı ve devamı,
o milletin hür, onurlu, saygın ve hakları bakımından eşit vatandaşlara sahip olmasıyla mümkündür.
Vatandaşların sahip oldukları hak ve hürriyetleri,
iktisadî ve sosyal dayanışma içinde,
bilgi ve teknoloji üreterek ve
ürettikleri bilgi ve teknolojide egemenliklerini sağlıyarak,
bağlı oldukları toplumun bağımsızlığı,
saygınlığı, onuru, refahı ve mutluluğu amacıyla kullanmaları gerekir.
Bu durumda vatandaşlık sıfatı, çağdaş milliyetçilik nitelikleriyle özdeşleşir.
5-Korku, güvensizlik, iktisadî güçsüzlük, yoksulluk, işsizlik, sosyal dayanışma noksanlığı, bilgisizlik, sağlıksız yaşam ve kirletilmiş çevre koşulları, her türlü psikolojik etkiye açık bırakılmış,
terkedilmiş şuur,
kişi hak ve hürriyetlerini değersiz kılan,
tehdit eden en büyük tehlikelerdir.
Günlük hayatlarında sefaletle pençeleşen, sağlıksız, bilgiden yoksun, kirletilmiş çevre koşulları içinde yaşamaya terk edilmiş olan, her türlü sosyal dayanışma ve güvenlikten uzak bırakılmış, geleceğinden ümitsiz,
korku içinde kıvranan vatandaşlar için
kişi hak ve hürriyetleri yazılı metinlerde kalmaya
ve siyasî çıkar sahiplerince kullanılmaya mahkûmdur.
Bu durumda o toplumda her türlü baskı egemendir, güvensizlik yaygındır.
Devletin bütün kurum ve kuruluşlarının ortaklaşa,
öncelikli, görevleri bu olumsuz ortamı
ve vatandaşların hak ve hürriyetlerini tehdit eden
tehlikeleri ortadan kaldırmaktır.
HAK VE HÜRRİYETLERİN HUDUDU
Madde 63
Hiçbir hak ve hürriyet,
başka bir hak ve hürriyeti zayıflatma,
yıpratma, küçük düşürme, etkisiz kılma veya
yok etme serbestisine sahip değildir.
Hiçbir hak ve hürriyet,
diğer hak ve hürriyetler karşısında önceliğe,
ağırlığa veya farklı kullanma ayrıcalığına sahip olamaz.
Çağdaş bir devlette kişi hak ve hürriyetleri
millî güvenlik, kamu düzeni
ve başkalarının hak ve hürriyetleri bakımından
zorunlu bulunan durumlarda
ve ancak kanunla sınırlandırılabilir.
Yasaklar konulabilir.
Çağdaş demokrasilerde,
kişisel hürriyetler,
özel bir değer ve önem kazanmıştır;
artık, kişisel hürriyetlere devletin ve hiçbir kimsenin müdahalesi söz konusu değildir.
Ancak, bu kadar yüksek ve değerli olan kişisel hürriyetin,
çağdaş ve demokrat bir millette,
neyi ifade ettiği hürriyet kelimesinin, mutlak şekilde düşünülebilen manasıyla anlaşılamaz.
Söz konusu olan hürriyet, sosyal ve çağdaş insan hürriyetidir.
Bu sebeple kişisel hürriyeti düşünürken,
her kişinin ve nihayet bütün milletin ortak çıkarlarını ve devlet varlığını gözönünde bulundurmak gerekir.
Anlaşılıyor ki; kişisel hürriyet mutlak olamaz.
Bir başkasının hak ve hürriyeti ve milletin ortak çıkarı, kişisel hürriyeti sınırlar.
Kişisel hürriyeti sınırlamak bir bakıma devletin esası ve görevidir.
Çünkü devlet kişisel hürriyeti sağlayan bir teşkilât olmakla beraber, aynı zamanda, bütün özel faaliyetleri genel ve millî amaçlar için birleştirmekle yükümlüdür.
TOPLUMUN HAKLARI
Madde 64
Her türlü gelişmenin, huzurun ve güvenin kaynağı toplumdur.
Toplumun varlığını ve her türlü tehdit ve risklere karşı koruma, geliştirme ve devam ettirme hakkı vardır.
Kişi hak ve hürriyetlerinin ancak güvenli ve adil bir toplumsal düzende gerçekleştirilebileceğini kabul eden Partimiz,
güvenlik, sağlık, eğitim ve öğretim, adalet, çalışma düzeni, sosyal güvenlik, çevre ve benzeri hizmet ve faaliyetleri toplumun hakları çerçevesinde değerlendiren bir yaklaşımla ele alır.
Bu doğrultuda üreteceği politikalarla iktisadi ve sosyal ve kültürel kalkınmayı gerçekleştirir.
HALK OYLAMALARI - REFERANDUM HAKKI
Madde 65
Partimiz, Halk Oylamalarını-Referandum Hakkını
vatandaşlarımızın siyasi ve kamu hayatına katılma hak
ve hürriyetlerinin bir parçası olarak nitelendirir
ve kamu yükümlülüklerini yerine getirme görevlerinin bir unsuru kabul eder.
Partimiz, aşağıdaki konuların Halk Oylaması sonucunda yürürlüğe girmesini ilke olarak benimser ve ilan eder.
Bunlar:
A-Anayasa değişiklikleri.
B-Hükûmetin uluslararası bir topluluğa, birliğe
girme veya çıkma kararları.
C-Merkezi veya yerel yönetimlerin
istisnasız bütün vatandaşları ilgilendiren vergi ve
diğer mali yükümlülük kararları.
Ç-Milletin sahibi olduğu doğal kaynak ve zenginlikler
üzerinde milletin dışında yurt içinde veya yurt dışında kişi,
kurum ve kuruluşlara verilebilecek
süreli işletme kararları.
5.SONUÇ
5.1. İnsan Haklarının Bugünü
Bugün Ulusal ve Uluslararası Hukukun en önemli alanlarından biri İnsan Hakları Hukukudur.
İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi daha önce de ifade ettiğimiz gibi:
İnsan Hakları Hukukunda Tarihi bir dönüm noktasını gösterir.
Bu tarihten sonra artık İnsan Hakları ulusal bir sorun olmaktan çıkmış ve İnsan Hakları ihlallerini uluslararası bir sorun durumuna getirmiştir.
Bu alandaki değişim ve gelişmeler aslında İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinden bugüne kadar olan süreçte gerçekleşmiştir.
Bugün hiçbir Devlet ve Hükümet bu benim iç işimdir, evimin meselesidir diyemez.
Dese de bir anlam ifade etmez.
Bosna, Somali, Suda, Libya ve Suriye en yakın en canlı örneklerdir.
Bugün böyledir, 21. yüzyılda da bu eğilimin artarak devam edeceğini beklemek yanlış olmaz.
İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinden Bu güne gerçekleşen gelişmeleri böylesi bir çalışmada başlık olarak anmak bile neredeyse imkânsızdır.
Partimiz Tüzük ve Programının İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi gibi temel bir metin, bir dönüm noktası olduğunu görmeyi ve ifade etmeyi amaçlayan bu tebliğin maksadının dışındadır.
5.2.İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin Giriş bölümü
Değerli Arkadaşlarım:
İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin önem verilen, incelenen bölümü 30 maddelik bölümdür.
Oysa ki kanaatimce:
İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin Giriş bölümü çok ilginçtir:
Buna göre:
Dünya da özgürlük, adalet ve barışın temeli;
İnsan topluluğunun bütün üyelerinde bulunan onur, eşit ve başkasına devredilemez haklardır.
İnsan haklarının tanınmaması, insanlık vicdanını isyana yönelten zorbalıklara sebep olmuştur.
İnsanoğlunun en büyük ideali,
Korku ve yoksulluğun tüketildiği, söz ve inanç özgürlüğünün sağlandığı bir dünyadır.
İnsanın baskıya baskı yöntemine karşı son çözüm olarak,
Ayaklanmak zorunda kalmaması için,
İnsan haklarının hukuk düzeniyle korunması bir zorunluluktur.
Bu yönde devletlerarası dostça ilişkiler geliştirilmelidir.
Üye Devletler,
Birleşmiş Milletler Örgütü ile işbirliği yaparak,
İnsan Haklarına ve Özgürlüklerine bütün dünyaca saygı gösterilmesini sağlamayı üstlenmiştir.
Bu Hak ve Özgürlüklere saygıyı geliştirmekte eğitim ve öğretim en etkin araçtır.
5.3. Büyük Çelişki
Ancak bu dönemde ortaya çıkan büyük bir çelişkiye işaret etmek zorundayız.
İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi yayınlanmasından bu yana başta
İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi,
La Haye Uluslararası Adalet Divanı
Ve diğer Mahkeme kararları;
İnsan Hakları ihlallerine karşı gözüken Uluslararası müdahaleler, ile İnsan Hakları düşünce ve anlayışı gelişirken, Emperyalizm ve Küresel Kapitalizmin doymak bilmez hırsı İnsan Haklarını tüm bu gelişmelere rağmen; İçi boş bir kavrama dönüştürmüştür.
Türümüz Ekonomik, Siyasi, Ekolojik, Sosyolojik, tehditler karşısında çaresiz bir durumdadır.
5.4. Çözüm
Değerli Arkadaşlarım;
Bu tehdit ve tehlikelerden İnsanın ve insanlığın korunması;
21.yüzyılın sorunlarını göğüsleyerek özgür, adil, eşit, demokrasi içerisinde yaşamak için:
İnsanın, insanın zihninin, insanın anlayış ve yaklaşımlarının,
Düşünce tarzının,
Toplumun, Devletlerin ve Uluslararası toplumun yeniden düzenlenmesi zorunludur.
Düzenleyebilmek,
İnsana, insan haklarına yepyeni bir bakış, yepyeni yaklaşımlar ortaya koymayı gerektirmektedir.
Bu yaklaşımlar; Müdafaa-i Hukuk Hareketi Partisinin Tüzük ve Programındadır.
Partimizin Tüzük ve Programı bir Siyasi Partinin temel belgeleri olmanın çok ötesindedir.
Önümüzdeki yıllarda bu metinler, Siyaset Bilimi, Felsefe, Toplum Bilim başta olmak üzere pek çok alanda çok önemli bir bilgi kaynağı olacaktır.
Bu metinler aynı zamanda emsalsiz hukuk metinleridir.
Kanaatimce bu metinler çok uzun yıllar İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi gibi İnsan Hakları Hukukunun temel metinleri arasında sayılacaktır.
Yanlızca önceki bölümde incelediğimiz Tüzük ve Program maddeleri değil Başta Davalarımız olmak üzere programımızın tümü İnsan Hakları ile ilgilidir.
5.5. Bugün ve Yarın, İnsan Hak ve Hürriyetleri
Bilim ve teknolojide görülen bütün yenilikler ve gelişmeler insan içindi; insanın refah ve mutluluğu içindi.
Ancak bunlar insanı yok etme, bilim ve teknoloji üstünlüğünü elinde bulunduran güçler karşısında insanı aciz ve etkisiz kılma amacıyla kullanıldı.
İnsan hak ve hürriyetleri de bu güçlerin düşünceleri, çıkarları, amaçları doğrultusunda yönlendirilmeye çalışıldı.
Yarın insan hak ve hürriyetlerinin kaderi de bilgi ve teknoloji üretimine bağlı olacaktır.
Bilgi ve teknoloji üretiminde üstünlüğü elinde bulunduran ve/veya bulunduracak olan güçler amaçlarının, çıkarlarının gerçekleştirilmesini tek tek kişiler üzerinde deneyecekler, onları etkileyecek ve yönlendireceklerdir.
Hak ve hürriyetleri de yoğun bilgi ve benzeri şeyler altında onlar düzenleyecek, onlar baskı altına alacak veya serbest bırakacaklardır.
İşte Yeniden Müdafaa-i Hukuk Hareketi bu nedenle bilgi ve teknoloji üretme ve üretilen bilgi ve teknoloji de egemenlik ve bağımsızlık kurma mücadelesidir.
Bu hiç kuşkusuz bizim Kendi toplumumuzda,
Kendi toplumumuz için gerçekleştirmek zorunda olduğumuz bir mücadeledir.
Ancak tıpkı Türk Milli mücadelesi, İstiklal Harbi ve Türk İnkılabı gibi tüm Dünyaya örnek olacaktır.
"Anadoluda Doğan Güneş"
En Çok İzlenenler
- Genel Başkan Yardımcıları (6438)
- Onursal Genel Başkan (6310)
- Genel Yönetim Kurulu (5289)
- İl Başkanlıkları (5113)
- Genel Başkan (4514)
- Genel Yürütme Kurulu (4225)
- Atatürkçü Düşünce Nedir? Ne Değildir? (3959)
- Müdafaa-i Hukuk Nedir? (3677)
- Genel Merkez (3556)
- Genel Disiplin Kurulu (3520)
- Parti programı (2951)
- Konuşma Sanatı (2926)
- Kadın Kolları (2786)
- Gençlik Kolları (2720)
- Siyaset (2661)
- Fotoğraflar01 (2625)
- Kütüphane (2577)
- Parti İçi Tebliğler (2519)
- Parti Logosu (2472)
- Türkiyede Siyasal Partilerin Gelişimi (2453)
