Ana sayfa Siyaset- Siyasi Örgütlenme- Parti- Dr. Burak Eke
SİYASET-SİYASİ ÖRGÜTLENME-PARTİ
SİYASET
Siyaset Tanımı
En geniş anlamında, insanların hayatlarını düzenleyen kurallar yapmak,korumak ve geliştirmek için gerçekleştirdikleri faaliyetlerdir.
Siyasi Faaliyet
İktidarı ele geçirmek, iktidarı yönlendirmek, iktidarı etkileme faaliyetidir.
Siyasi Ortam
İktidarı ve iktidarı etkilemek üzere faaliyette bulunan; Siyasi partiler, meslek örgütleri, üniversiteler, basın ve yayın organları, ordu, yargı organları, baskı gurupları gibi; iktidarı ele geçirmek veya iktidarı yönlendirmek, en azından iktidarı etkilemek amacındaki; her türlü çıkarların ve çıkar guruplarının var olduğu ve faaliyet gösterdiği alanı ifade eder.
Siyasetin Temel Özellikleri
Aristo “Siyaset, insanların kendi hayatlarını iyileştirmek ve iyi bir toplum yaratmak için giriştiği bir faaliyettir.”
Siyaset sosyal bir faaliyettir.Tek başına bir insanın siyasetle ilgisi yoktur.
Siyaset toplumsal bir konudur.
Siyaset daima bir diyologtur. Biz daima siyaset yaparız.Bu siyasetin en temel özelliğidir. Çatışma ve iş birliği bir aradadır. Genellikle rakip güçlerin görüşlerinin birbirleriyle rekabet halinde olan çıkarlarının uzlaştırıldığı, bir çatışmayı çözme ve önleme sürecidir.
Siyasi Yaklaşımlar
Dört esası, dört yaklaşımı ele almamız gerekir.
1.Hükümet etme sanatı olarak siyaset
2.Kamusal işler, kamusal sorunlar olarak siyaset
3.Uzlaşma ve mutabakat olarak siyaset
4.İktidarın ve kaynakların dağıtımı olarak siyaset
Hükümet Etme Sanatı Olarak Siyaset
Siyasetin "devletle ilgili olan" anlamına geldiği görüşü geleneksek yaklaşımdır.
Siyaset, devlete bağlı bir faaliyet olarak kabul ve tasvir edilir. Buna göre siyaset yasama meclislerinde, bakanlar kurulunda, hükümet dairelerinde bunların kapsadığı yerlerde görülür, yürütülür. Ancak çok sınırlı bir siyaset görüşüdür. İnsanların çoğunun, kurumların çoğunun toplumsal faaliyetlerin çoğunun siyasetin "dışında" kabul edilmesidir.
Kamusal İşler Olarak Siyaset
Bu siyaset anlayışı, hükümetin dar alanlardaki otoritesini aşarak kamu hayatı veya kamusal işler olarak düşünülen faaliyetleri içine alır. "Siyasi olan" ile "siyasi olmayan" ayırımı kamusal alan ile özel olarak düşünülen alan arasındaki ayırım ile örtüşür. Kamusal hayat ile özel hayat arasındaki sınır nasıl çizilmelidir. Kamusal hayat, (devlet kurumları) hükümet, mahkemeler, polis, ordu, sosyal güvenlik kurumları gibi toplum hayatının örgütlenmesinden sorumlu yetkili ve görevli yerlerdir. Sivil toplum (kamusal olmayan alan) aile, akraba grupları, özel işletmeler, sendikalar, kulüpler, cemaat gruplarıdır. Bunlar vatandaşlar tarafından toplumdan çok kendi çıkarlarını tatmin için kurulmuşlardır. Finansmanları da özeldir.
Uzlaşma ve Mutabakat Olarak Siyaset
Siyaseti, çatışmaları çözmenin bir yolu olarak kabul eder. Çeşitli çıkar çatışmalarını zor ve güç kullanmadan, uzlaşma, uyuşma ve müzakereler yolu ile çözmenin daha doğru, etkin ve faydalı olacağına inanır. Siyaset, mümkün olanın gerçekleştirilmesi sanatıdır.Bu tür bir yaklaşım ve tanım gerçekte siyaset kavramının gündelik kullanımı içinde yer alır. "Siyasi bir çözümden söz edildiğinde, barışçıl çözüm ve hakemlik amaçlanmaktadır. Siyaset, farklılaşan çıkarların, iktidardan onlara bütün bir toplumun refahı ve varlığının devamı için taşıdıkları önemle orantılı olarak bir pay vererek, belirli kurallar içinde uzlaştırılması faaliyetleridir. Bu görüşe göre siyasetin anahtarı, iktidarın yaygın biçimde dağıtılmasıdır. Bu tür siyaset yaklaşımı, toplumun uzlaşması mümkün olmayan bir çatışmadan çok mutabakatla yönetilebileceğine, müzakere ve tartışmanın faydasına derin bir inanca dayanmaktadır. Uzlaşmazlıklar, yıldırma, korkutma ve şiddete başvurulmaksızın çözülebilir. Bu siyaset anlayışı açıkça olumlu bir niteliktedir.Siyaset medeni ve medeniyetleştirici bir güç olarak görülebilir. İnsanlar bir faaliyet olarak siyasete saygı duymaya özendirilir. Toplumların siyasi hayatına katılmaları, kendi hayatlarını kendilerinin yönetmeleri ve geleceklerini belirlemeleri yolu açılabilir.
İktidar Olarak Siyaset
Siyaset anlayış ve tanımının en geniş ve en radikal (gerçekçi) olanıdır. Bu yaklaşımla siyaset, bütün sosyal faaliyetlerde ve beşeri varoluşun her alanında geçerlidir. Siyaset, kamu ve özel bütün kollektif faaliyetlerin ve bütün beşeri grupların, kurumların ve toplumun merkezindedir. Siyaset karşılıklı sosyal etkileşimin her düzeyinde mevcuttur. Uluslararası düzeyde olduğu gibi, ailelerde, küçük arkadaş gruplarında da bulunur.Siyasi faaliyeti, diğer faaliyetlerden ayıran özellik nedir? En geniş anlamıyla siyaset, insanlığın varoluşunun akışı içinde kaynakların üretimi ve dağıtımı ile ilgilidir. Siyaset iktidar demektir. Hangi yolla olursa olsun arzulanan sonuca ulaşabilmektir (ulaşabilme kapasitesidir). Soru, kim, neyi, ne zaman alacağıdır. Beşeri ihtiyaçlar sonsuzdur. Karşılayacak kaynaklar ise kıttır. Siyaset bu kaynaklar üzerinde bir mücadele olarak görülür. İktidar da bu mücadelenin yapılmasının yoludur.
İktidar ve Siyaset
Siyasetin en temel kavramı iktidardır. Bir siyasi ortamdaki her şeyin anlamı iktidarın nasıl belirlendiğine nasıl düşünüldüğüne bağlıdır.Siyaset ve siyasi düşünce çağlar boyu el ele gelmiştir.Bir anlamda siyasi düşünce siyasi etkileşim içerisinde iktidardır.
Siyasi Düşünce
Siyasi Etkileşim
Siyaset (politika) ekonomi, hukuk ve kültür her biri ayrı ayrı ve topluca tamamı
toplumsal olaylar, oluşumlar, eylemlerdir. Aralarında sürekli iletişim ve etkileşim vardır. Bu durum toplumsal yaşamın doğal zorunluluğudur. Siyaset her aşamada ekonomi ve toplumla iç içe geçer. Siyasi etkileşim, siyasetle ekonominin, hukukun ve kültürün ilişkileri, iletişimleri anlamındadır.
Ekonomi-Politik
Siyasi hayatın en önemli unsur ve göstergelerinden biri olan oy kullanma davranışı ekonomik farklılıkların, toplumda meydana getirdiği bölünmelerin ve çatışmaların etkisi altındadır. Hatta bu çatışma ve bölünmelerce şekillenir.
Partiler iktidarı elde etmek için ekonomik hayatla ilgili görüş ve düşüncelerini kullanırlar. Genel olarak seçim sonuçlarını ekonominin içinde bulunduğu durumun belirlediği görüşleri vardır. Ekonomi bir düzelme ve patlama yaşadığında hükümet seçimi kazanır. Ekonominin çöküşü, fiyatlarda ani düşüşlerin olduğu bir ortamda ise hükümet kaybeder. Siyasi partileri birbirinden ayıran kabul ettikleri ideoloji ve izlemekte oldukları iktisadi düşünce, görüş ve yollardır. Sağ- Sol; Merkez; Merkezi sağ- solu gibi Kavram ve değimlerde bu bağlılıkları sonucu ortaya çıkar. İdeolojiler, ekonomik hayatı doğrudan etkiler, şekillendirir ve yönlendirir. Geleneksel olarak görüşler ve tartışmalar birbirine rakip iki ekonomik felsefe (ideoloji) olan kapitalizm ve sosyalizm arasındaki mücadeleler etrafında döner. Ekonomiler de bunların etkisi altındadır. Sosyo ekonomik faktörlerin siyaset üzerinde önemli etkisi vardır. Siyasetin de ekonomi ile hayatın düzenlenmesi ve yönlendirilmesi vazgeçilemez görev ve sorumlulukları vardır. Sonuçta siyasi hayat ekonomiyi, ekonomik hayat siyasi hayatı etkiler. En gerçek etkileşim de budur.
İdeoloji
İdeoloji mevcut iktidar ilişkilerini korumayı, değiştirmeyi veya yıkmayı amaçlayan ve örgütlü bir siyasi eylem için temel teşkil eden az veya çok tutarlı bir fikirler bütünüdür. İdeolojiler ekonomik hayatı doğrudan etkiler, şekillendirir ve yönlendirir.
Liberalizm
19. yüzyılda mutlakiyet ve imtiyazlara saldırı, 19. 20. yüzyılda iktisadi hayata devlet müdahalesine hayır. Biçiminde gözüken liberalizm 20-21. yüzyılda sosyal liberalizm’e dönüşmüştür.
Sosyalizm
Uzun geçmişine rağmen ancak 19. yüzyılda siyasi bir inanç olarak şekillenmeyi başarmıştır. Sanayi kapitalizmine bir tepki olarak doğdu. Önce esnaf ve sanatkârı, sonra büyüyen işçi sınıfını esas aldı.Temel emeğin hakkı haline geldi. Hedefi piyasaya dayalı kapitalist ekonomi yerine ortak mülkiyet esasına dayanan sosyalist toplumu kurmaktır.Tek kelimeyle her türlü bireysel yaklaşım yerine toplumsalcılığı koyar.
İdeolojilerin Yapısı
İdeolojiler;
- Dünya görüşü şeklinde mevcut düzene ilişkin değerlendirmelerdir.
- İyi toplum vizyonu (görüşü, tasarımı) çerçevesinde arzulanan bir gelecek modeli sağlarlar.
- Siyasal değişimin nasıl olabileceği ve nasıl olması gerektiği konusunda bir çerçeve çizerler.
Müdafaa-i Hukuk Düşünce Sistemi
Müdafaa-i Hukuk Düşünce Sistemi midir?
Bu anlamda Müdafaa-i Hukuk düşüncesinin tam bir siyasi düşünce sistemi olduğunu söyleyebiliriz.
Müdafaa-i hukuk düşüncesi;
- Tehdit tehlike ve engellerle; mevcut düzene ilişkin bir değerlendirme yapar.
- 21. Yüzyılın lâik, ileri, çağdaş, bilgi ve teknoloji üreten bir toplum düzeni ile bir iyi toplum vizyonu (görüşü, tasarımı) çerçevesinde arzulanan bir gelecek modeli sağlar.
- Milletin siyasi hayata bütün güç ve etkinliğiyle katılması ve toplum hayatına egemen olması yaklaşımı ile siyasal değişimin nasıl olabileceği ve nasıl olması gerektiği konusunda bir çerçeve çizer.
Düşünce Sistemimizin Temel Özelliği
Bugüne kadar tüm dünya siyasetini yönlendiren ideolojiler daha önce de ifade ettiğimiz gibi ekonomik yaklaşımları ile ayırt edilirler. Oysa Müdafaa-i Hukuk düşüncesi siyasi ortama doğrudan insanı sokmuştur. Yukarıda incelediğimiz gibi hiçbir ideoloji insana Müdafaa-i Hukuk düşüncesinin baktığı gibi bir bütün olarak bakmaz. Kapitalizmin dayanağı liberalizmde birey vardır, tektir, onun toplumsal varoluşu göz ardı edilmiştir. Sonuçta da hepimizin yaşadığı gibi birey özünden uzak bir yaratığa dönüşür. Sosyalizm ise toplumu esas alarak bir birey olarak insanı yaratığa dönüştürür. İki temel ideolojinin de; birinin bireyi, diğerinin toplumu yok sayarak insanı parçaladığı ve yok ettiğini de çok iyi gözlemlemiştir. Esasen bu yaklaşımlar gerçekçi olmadığı için yaşayamamış ve yaşayamayacaktır. İnsanın ve insanlığın kalıcı, sürdürülebilir mutluluğu tüm kurumları ( siyasi, hukuki, toplumsal, sosyo-ekonomik ) ile insani bir siyasi yaklaşımın tüm dünyada etkin kılınmasına bağlıdır. Müdafaa-i Hukuk düşüncesi; insanı toplum içinde bir birey olarak görür. İnsan doğanın ve toplumun bir parçasıdır. İnsan maddi ve manevi varlığı, çevre ve toplumla ilişkileri ve etkileşimleriyle bir bütündür. Müdafaa-i Hukuk Hareketi Partisi insanı esas alan, insana dayanan, insana yönelen bir partidir. Partimizin her konuya bakış açısını tespit eden; tüm söylemlerimizin ana kaynağı parti programımız, kurucumuzun ifadesi ile insanla başlar, insanla biter.Türk siyasi tarihinde, siyasi partiler tarihinde, diyebilirim ki, tarihte insanı esas alan, insanı bu biçimde ele alan ilk siyasi parti; tek siyasi parti Müdafaa-i Hukuk Hareketi Partisidir.
İnsan
İnsan olarak doğmak, insan olmak, insanca bir hayat sürdürmek demek değildir. Burada görmek istediğimiz insanlar sıradan insanlar değildir. Burada görmek istediğimiz insanlar; kişiliğini ortaya koyan özgür irade ve karar sahibi insanlardır. Etraflarındaki diğer insanlarla birlik, bütünleşme ve dayanışma içerisinde; görevlerini tam ve uyumla yerine getiren insanlardır. Özgüven sahibidirler. Kendilerini ve çevrelerini algılayabilirler. Farkındalıkları yüksektir.
Vicdanlıdırlar, ahlaklıdırlar, erdemlidirler. Cesurdurlar, dayanıklıdırlar, sabırlıdırlar, bilgilidirler; çevrelerini daima aydınlatırlar. Özgür, ölçülü, hayırseverdirler.
Millet
Partimizi çok farklı kılan özeliklerinden biri de Millet kavramını siyasi düşüncesinde bambaşka bir biçimde tanımlamasıdır. Siyasî hayatın ve iktidarın sahibi Türk Milleti’dir. Siyasî hayat, millî varlığımızın korunması, devamı, geliştirilmesi ve bekası amacıyla toplum ve kamu hayatının örgütlendirilmesi ve
Bu örgütlere halkın katılması ile güç ve süreklilik kazandırılmasıdır. Siyasi hayatın temeli ve kurucu unsuru egemenlik haklarına sahip, tam bağımsız Türk Milleti’dir. Toplum içinde tek üstün güç ve iktidar millete aittir.
Türk Milleti bu hakkı ve bu yetkiyi her hangi bir üstün güçten veya bir üstün gücü alaşağı ederek veya barış masalarında hazırlanan kurallardan elde etmemiştir.
Savaş meydanlarında, kanlı boğuşma ve mücadele alanlarında kan dökerek,
varlığını, onur ve namusunu ortaya koyarak kendisi, kendisi için kazanmıştır.
Yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin yapısının ruhu milli egemenliktir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk milletinin egemenlik hakkını açıklanan bütün unsurlarına, özelliklerine ve niteliklerine özen göstererek temsil eder, milletin kaderinde söz sahibi olur.
Bu yüce kurum, anayasalardan önce, Türk milletinin şuurunda ve vicdanında var olmuştur.
Müdafaa-i Hukuk Düşüncesine Göre Siyasi Ortam
Siyasi İktidar
Müdafaa-i Hukuk düşüncesine göre siyasi iktidar, siyasi gücün uygulayıcısı ve en önemli etkenidir.
Milli devlette siyasi iktidar, milli iradenin olduğu kadar, milli varlığın (ki, anayasamızda Türk varlığı olarak geçer.), Türk varlığının, milli karakterin, milli onurun, milli vicdanın, milli kültürün, kısaca, milletin kişilik ve soyluluğunun temsilcisidir.
Yaşanan zaman kesitinin yönetiminden olduğu kadar, görünebilen geleceğin yapımından ve milletin tarihinden sorumludur.
İktidarın Temel Niteliği;
Devletin, milleti ve ülkesiyle güçlü olmasını sağlamak, iç barışı sürekli kılmak.
Milleti devletin var oluş nedenleri etrafında toplayıp bütünleştirmek ve milli şuurlaşmayı her an canlı tutmak.
Tarihi ve kültürel değerleri, milletin maddi ve manevi varlığını koruyup geliştirmek, toplumda güvenliği, huzuru, barışı, mutluluğu refahı, sağlamak.
İktidarın kullanılmasında kurallar nelerdir?
Hiçbir faaliyet, oluşum, davranış ve eylem;
- Türk milli menfaatlerinin,
- Türk varlığının,
- Türk devlet ve ülkesiyle bölünmez bütünlüğünün,
- Türklüğün tarihi ve manevi değerlerinin,
- Atatürk milliyetçiliği ilke inkılâplarının ve medeniyetçiliğinin
karşısında koruma göremezler. Kutsal din duyguları devlet işlerine ve politikaya karıştırılamaz.
İktidarın Görevi
Anayasamızın 5. maddesinde bütün bu görevler temel olarak özetlenmiştir.
Siyasi gücün görevleri şunlardır;
- Türk Milleti’nin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak,
- Kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak,
- Kişinin temel hak ve hürriyetlerini sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan ekonomik, siyasi, sosyal engelleri kaldırmak,
- İnsanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak.
Müdafaa-i Hukuk Hareketi Partililer İçin Siyasi Gücün Kullanılmasının Esasları
- Milletin, halkın, toplumun gerçek ihtiyaçlarını, özlemlerini, beklentilerini çok dikkatle izlemek, görmek, karşılamak.
- Gerçekçilik ilkesi, hakikatlerden ayrılmamak, millete her zaman gerçekleri söylemek, yalan söylememek,
- Açıklık
- Dürüst olmak
- Hesap vermek
MHHP Tüzüğünün Kuruluş Kenar Başlıklı 1. Maddesi
Müdafaa-i Hukuk Hareketi Partisi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Siyasi Partiler Kanunu, Seçim Kanunları ve diğer ilgili kanunlar ile “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi”, “İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi” gibi hukuki kaynaklara bağlı kalmak, milli vicdanın ve milli ahlâkın öngördüğü esaslardan ayrılmamak, tüzüğü ve programı doğrultusunda örgütlenip, faaliyette bulunmak temelleri üzerine kurulmuştur.
SİYASİ ÖRGÜTLENME-PARTİ
Siyasi Örgütlenme
"Siyasi Örgütlenmenin" amacı, siyasi hayatta iktidarı ele geçirmektir. Siyasi iktidarı ele geçirmek mümkün değilse o iktidarı paylaşmak veya etkilemek de siyasi mücadelelerde yer alır. İnsanlık tarihi bir anlamda siyasi hayatta iktidarı ele geçirmek veya korumaya yönelmiş mücadeleler tarihidir.
Bu mücadelelerde temel unsur ise örgütlerdir.
Siyasi Örgüt
"Siyasi Örgüt" sorununun bütün toplumlarda en belirgin özelliği, mücadelelerin toplumu yönetenlerle – toplumda yönetilenler arasında geçmesidir. Yönetenler, yönetilenler üzerinde egemenlik kurmaya çalışırlar. Gerçekte iktidarın temel niteliği de bu egemenliktir. Yönetilenler de açıklanan egemenliğe karşıdırlar
ve bu egemenliği ele geçirmek isterler. Bu nedenle de örgütlenmeleri gerekir.
Aksi halde sonuç alamazlar.
Siyasi Parti
Siyasi Örgütlenmenin Amacı
"Siyasi Örgütlenme”’nin amacı, siyasi hayatta iktidarı ele geçirmektir. Siyasi partiler, siyasi iktidarı ele geçirmek maksadıyle bir araya gelen insanların örgütlenmesidir.Bu iktidarı ele geçirmek maksadı siyasi partileri siyasi ortamdaki diğer örgütlerden ayırır.Geçmişi çok yenidir.19. yüzyıl ürünüdürler.
İlk siyasi partiler işçilerin haklarını savunmak için kurulmuşlardır. Birer sınıf partisi özelliğindedirler.
Siyasi Partilerin bazı anayasalarda yer alması İkinci Dünya Harbi’nden sonradır.
Bizde de 1961 anayasası ile başlar. 1982 Anayasası ile geliştirilir.
Bazı ülkelerde siyasi partilerle ilgili yasalar vardır. Bir kısmında ise yoktur.
Bizde siyasi partiler kanunu vardır. 2820 numaralıdır. 22.04.1983 tarihinde kabul edilmiştir. Çok sık değişikliklere uğramıştır.
Siyasi partiler demokratik siyasi hayatın vazgeçilemez unsurlarındandır.
Üzerinde anlaşılmış tam bir tanımı yoktur.
Siyasi Mücadelenin Niteliği
Siyasi mücadele, egemenlik mücadelesidir.Siyasi mücadele, yönetenlerin yönetilenlerin örgütlenmesine engel olmak, etkinliklerini kırmak ve çabalarını sonuçsuz kılmak şeklinde başlar.
Ancak tarih göstermiştir ki, yönetenlerin hiçbir önlemi, baskısı ve çabaları
kitlelerin örgütlenmesine engel olamamıştır. Onların iktidar mücadelelerinden
vazgeçmelerini sağlayamamıştır. Tam aksine örgütlenmeler devam etmiş, toplumsal gelişmelerin ihtiyaç ve beklentilerine nesnel koşullarına uyum gösterdikleri,
birlik ve dayanışma güçlerini korudukları, toplumun ilerlemesi, refahı ve mutluluğu, huzuru doğrultusunda çalıştıkları oranda barışçı ve meşru yöntemlerle
amaçlarını gerçekleştirmişlerdir.
Siyasi Partilerin Niteliği
Siyasi alanda yer alırlar. İktidarı ele geçirmeyi amaçlarlar. Sosyal, kültürel, çevre örgütlerinden, sivil toplum örgütlerinden ayrılırlar. Vakıflar, dernekler, benzeri kuruluşlar da, kendilerine özgü örgütlerdir, ancak siyasi parti değillerdir.
Siyasi Partilerin Tanımı
Bugün üzerinde tam olarak anlaşmaya varılmış, herkes tarafından kabul edilmiş bir siyasi parti tanımı yoktur. Yasalar farklı tanımlar yaparlar. Her parti, başka partilere benzemeyen özellikler taşırlar. Farklı amaçları, temsil ettiği grup ve kitleleri, siyasi anlayış ve yaklaşımları, işleyiş ve işlevleri vardır. Çeşitli tanımlar yaparlar. Ancak bütün partilerde birbirleriyle örtüşen, kurallar sistemi içinde ortak olan, iktidarı- yönetim gücünü ele geçirmek nihai amaçlarıdır. Bu yolla siyasi mücadele yapmalarıdır. Birbirlerine rakip olmalarıdır
T.C. Anayasası’nda Siyasi Partiler
Anayasamızın ikinci kısmındaki “Temel Haklar ve Ödevler” başlığının dördüncü bölümünde "Siyasi Haklar ve Ödevler" başlığı altında siyasi partilerle ilgili hükümler yer almaktadır.
Anayasamızın 68 ve 69. maddeleri siyasi partilerle ilgilidir. 68. madde; Parti kurma, partilere girme ve partilerden ayrılma kurallarını 69. madde ise siyasi partilerin uyacakları esasları düzenlemektedir.
Anayasamız siyasi partileri tanımlamamıştır. 68/2 madde **"**Siyasi partiler, demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır." kuralı ile siyasi hayatımızda partilerin temel özellik ve niteliğini belirtmiştir.
Siyasi Partiler Kanununda Siyasi Partiler (2820 SK)
Tanım Kenar Başlıklı 3. Madde
Siyasî partiler, Anayasa ve kanunlara uygun olarak; milletvekili ve mahalli idareler seçimleri yoluyla, tüzük ve programlarında belirlenen görüşleri doğrultusunda çalışmaları ve açık propagandaları ile milli iradenin oluşmasını sağlayarak demokratik bir devlet ve toplum düzeni içinde ülkenin çağdaş medeniyet seviyesine ulaşması amacını güden ve ülke çapında faaliyet göstermek üzere teşkilatlanan tüzel kişiliğe sahip kuruluşlardır.
Siyasi Partilerin Vazgeçilmezliği ve Niteliği Kenar Başlıklı 4. Madde
Kanunun 4. maddesinde ise; siyasî partiler, demokratik siyasî hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır. Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlı olarak çalışırlar. Siyasî partilerin kuruluşu, organlarının seçimi, işleyişi, faaliyetleri ve kararları
Anayasada nitelikleri belirtilen demokrasi esaslarına aykırı olamaz.
Siyasi Partiler Kanununun Genel Bakışı
Siyasi partiler kanununun siyasi partileri tanımlayan ve niteliklerini belirleyen kurallarına göre:
1.Siyasi partilerin tüzük ve programları Anayasa ve kanunlara uygun olacaktır.
2.Siyasi partiler Anayasa ve yasalara uygun, tüzük ve programlarındaki görüşler doğrultusunda çalışmaları ve açık programları ile kazandıkları seçimler yolu ile
"Milli iradenin oluşmasını" sağlayacaklardır.
3.Amaçları; Demokratik bir toplum düzeni içinde ülkeyi çağdaş medeniyet seviyesine ulaştırmaktır.
4.Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlı olarak çalışacaklardır.
5.Demokrasi esastır.
Müdafaa-i Hukuk Hareketi ve Partisi Parti Tanımı
Müdafaa-i Hukuk Hareketi Partisi’nin kendisine has bir siyasi parti tanımı vardır. MHHP Parti tanımı, İç Hizmet Tüzüğünün 1. maddesinde yer almaktadır.
Bu tanımla MHHP’nin Siyasi Parti’ler hakkındaki görüş ve yaklaşımı da açıklanmıştır.
Buna göre:
Özgür ve eşit irade ve kararları ile kendi hayatlarını yönlendirmek ve geleceklerini serbestçe belirlemek isteyenler, vatandaşlar;
- Bir araya gelecekler.
- Bir program etrafında bütünleşecekler.
- Düşünce-inanç-eylem-birliğine sahip olacaklar.
- Siyasi iktidarı elde etmeyi amaçlayacaklar.
- Teşkilat kuracaklar.
Partinin İşlevleri
Partinin işlevleri, göreceği, görmesi gereken işler anlamındadır. Her özel veya kamusal kuruluş veya girişimde olduğu gibi partilerde göreceği, görmesi gereken işleri, işlevleri esas alarak teşkilatlanırlar. İşlevleri doğru, tam, zamanında yerine getirdiği ölçüde siyasi mücadele anlamında yer alabilir ve başarılı olur.
Genel olarak partinin üç türlü işlevi vardır.
Bunlar:
A- Çıkarların İfade Edilmesi ve Birleştirilmesi.
B- Siyasal Devşirme.
C- Siyasal Toplumsallaşma (Bireyin siyasal aktör haline gelmesi)dir.
Çıkarların İfade Edilmesi ve Birleştirilmesi
Çıkarların ifade edilmesi ve birleştirilmesi, bir kitle partisi olan, tüm milletin temsilcisi amaç ve iddiası ile siyasi hayatta yer alan partinin, toplumun çeşitli kesimlerinin, çıkar gruplarının, sivil toplum örgütlerinin istek ve taleplerini (çıkarlarını) ifade etmesi, bu istek ve talepleri birleştirecek, ortak noktalarını belirleyecek ve genelde milletin yüksek çıkar ve hedefleriyle bağdaştıracak
bir program çerçevesine oturtması ve sunması demektir.
Siyasal Devşirme
Siyasal devşirme işlevi, partide siyasi liderlerin ve onların etrafında yer alacak kadroların ve siyasal sorumluluk üstlenecek kişilerin yetiştirilmesi demektir.
Siyasal devşirme işlevi, parti üyelerinin veya üye adaylarının siyasi sistemde çeşitli rolleri ve görevleri yerine getirecek şekilde seçimi sürecidir.
Bu süreçte parti, bir eğitim merkezi niteliğinde ve konumunda bulunur.
Siyasal Toplumsallaşma
(Kişinin Siyasal Aktör Durumuna Gelmesi)
Siyasal İnsan; Siyasal toplumsallaşma, kişinin siyasi hayata katılarak siyasal sistemdeki rollerinin neler olduğunu öğrenmesi, siyasi kültürü oluşturan değerleri, inançları ve davranış kalıplarını benimseyip devam ettirmesi sürecidir.
Partiler, kişi ile siyasi hayat ve siyasi sistem arasındaki ilişki ve etkileşimi kuran, kişinin siyasi sistemle bütünleşmesini sağlayan kurumlardır. Kişi, katıldığı parti aracılığı ile içinde yaşadığı siyasi sistemi algılayabilmekte, sistemin işleyişiyle ilgili normları, değerleri, kuralları öğrenmekte, siyasi bir kültür kazanmakta ve bu hayatta yerini belirlemekte, ülkesine, milletine, toplumuna, çevresine bu yolla nasıl hizmet edeceğini tasarlayıp, öngörmektedir.
Milli Ruhun Canlı Tutulması
Milli irade sandığa siyasi partiler eliyle yansır. Demokrasiyi, milli iradeyi, milli şuuru, milletin ruhunu sandık ve iktidar olarak gördüğümüzde siyasi partinin işlevi orada biter. Pek çok siyasi parti işlevini Sandık – İktidar çerçevesinde gördüğü için Milletin Ruhu kendini bu tabloda tam olarak ifade edemiyor.
Biz bunu kamuoyu yoklamalarında, halkın seçimlere katılmasında görebiliyoruz. Halkın siyasi konulara ilgisizliği, siyasi partilerin ve siyasi kişilerin itibarsızlığı olarak hissediyoruz.
Sandık mücadelesinin ötesinde milli şuurun daha derininde bir paylaşılan ruh var ise bu dünyanın en önemli araçlarından biri olan siyasi partinin de çok daha derin bir önemi ortaya çıkar.
Aslında siyasi parti kendisi farkında olsun olmasın Milletin Ruhunun onun ve tecelli ettirdiği çok farklı irade ve davranışların bir aracıdır.
Bir siyasi parti, üyeleri, liderleri, yöneticileri, bu gerçeğin farkına vardıkları oranda milli irade üzerinde etkin olabilirler. Bu farkındalık ancak Milletin Ruhu ile iletişim ve etkileşimi sağlar ve ancak bu sayede siyasi partinin gücü artık kendi gücü olmaktan çıkarak onun çok daha ötesinde saklı düzende var olan
Milli Ruhun gücü haline gelir. Artık işleyen onların emek, çaba ve faaliyetleri olmaktan çıkar. Milli Ruhun binlerce yıl öncesine ve daha kim bilir, nerelere dayanan gücü işlemeye başlar.
Partinin Kişisel Gelişim Sağlama İşlevi
Bu soyut çaba tek bir insanın geliştirilmesiyle başlar. Bu sebeple Müdafaa-i Hukuk Hareketi ve Partisi insanla başlar. İnsanla biter. Atatürk 1936 yılında yaptığı bir konuşmada yine “İnsan, enerjisiyle ve doğanın ona yakınlık gösterdikçe tükenmez yardımıyla, yükselen, genişleyen zekâsıyla hudutsuz kavrayış anlamında insanım diye özel bir niteliğe sahip olur.” demiştir.
İnsan bir enerji kaynağıdır. Bu noktada hocamın YMHHP 2010 yılı eğitim programında ifade ettiği insan bir enerji kaynağıdır. Görüşünü hepinize hatırlatmak isterim. Ata’nın sözünden anladığım, insan doğmak tamam ama insan olabilmek farklı bir kavramdır.
İnsanım diye özel bir niteliğe sahip olabilmek için enerji, ona yakınlık göstererek doğanın tükenmez yardımını kazanmak; böylece yükselen, genişleyen bir zekâyla hudutsuz, sınırsız bir kavrayışa ulaşmak gerekir.
Bir enerji kaynağı olarak insan, sınırsız, yenilenebilir, sürdürülebilir ve çevreci bir kaynak. Bu kaynağın önce kendi kendisiyle uzlaştırılması uyumlu ve dengeli bir hale getirilmesi gerekir. Sonra kendi gibi diğerleriyle uzlaştırılarak, uyumlandırılarak, dengelenerek, toplamlarından çok daha büyük bir güç haline getirilmesi.
İşte Cumhuriyet, işte Atatürk, işte Müdafaa-i Hukuk Hareketi bütünleşmede hareket noktamız insandır. Aslında, insanın içsel çevresidir. İnsanın iç dünyasıdır. Çünkü yalnızca insan somut fizik alanıyla, soyut değerler dünyası arasındaki köprüdür. Bir anlamda bu dünyanın yaratıcısıdır. Görünen fizik âlemde bir tek insana soyut hakikatleri görme, duyma, bilme, anlama, anlatma yeteneği verilmiştir.
Çevrenin korunması kutsal saydığımız tüm soyut değerlerimizin de korunması ve geliştirilmesi anlamındadır. Bizim bakış açımızdan bunları başarabilmek, yalnız ve ancak insanlarımızı, onların beyinlerini, kalplerini, ruhlarını korumak,
yükseltmek ve yüceltmekle mümkündür.
Hocamızın bir makalesinde bu birlik ve bütünlük anlayışımız nasıl tanımlanıyor.
“ Açıklamaya çalıştığımız yaklaşımla Atatürkçü düşünce, Türk insanının ve Türk toplumlarının tutum ve davranışlarında, hareket ve faaliyetlerinde
insan – hayat – doğa hakkındaki görüşleriyle birliği, benzersizliği oluşturacak bir kültür çevresi meydana getirdi. Bu kültür çevresine “ Atatürkçü Kültür Çevresi “ denilebilir. Bir kültür inkılâbı olan Türk devrimleri ve bunun önderi
Atatürk’ün insan ve onun iç çevresine verdiği önem üzerinde durmak istiyorum.
Atatürk 1922 yılında; “İnsanlar yalnız maddi değil, özellikle bu maddi güçlerde yer alan manevi güçlerin etkisi altında çalışmalarını sürdürebilirler. Milletler de böyledir.” diyerek insanın iç dünyasının önemine işaret etmiştir.
Partilerin Amaçları
Partilerin amaçları tüzüklerinde açıklanır. Bu amaçlar, partilerin tüm çalışma,
faaliyet ve hizmetlerinde bağlı kalacakları esasları gösterir. Üretecekleri politikaların hudutlarını belirler. Programlarında ve izleyecekleri tutum ve davranışlarda yol gösterici özelliklere sahiptirler.
Parti üyelerinin, yöneticilerinin, teşkilatının işlevlerinin çerçevesini çizerler.
Anayasamız ve siyasi partiler kanunumuz siyasi partilerin amaçları konusunda
olumsuz bir yöntem izleyerek nelerin parti amaçları olmayacağını belirtmek istemişlerdir.
Her iki temel kaynak da açıklanan hususlar parti amaçlarında yer alamazlar
veya bu belirtilen hükümler partilerin amacı olamazlar.
Anayasa
Anayasamızın 68/4 fıkrası genel bir çerçeve çizerek partilerin amaçları içinde yer almayacak hususları belirtmiştir. Partiler;
- Devletin bağımsızlığına
- Ülkesi ve milletiyle bütünlüğüne
- İnsan haklarına
- Eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine
- Millet egemenliğine
- Demokratik ve laik cumhuriyet ilkelerine
aykırı amaçlar güdemezler. Tüzükleri- Programları bunlara aykırı olamaz. Partiler, sınıf ve zümre diktatörlüğünü savunmayı ve veya herhangi bir diktatörlüğü yerleştirmeyi amaçlayamazlar, suç işlemeyi teşvik edemezler.
Ayrıca 69. Md. "Ticari faaliyetlere girişemezler" de amaçlarda bu yola gidilmemesini gösterir.
Siyasi Partiler Kanunu
**1.**Amaçları ve Faaliyetlerle ilgili yasaklar.
**2.**Milli devletin niteliği ile ilgili yasaklar.
**3.**Atatürk ilke ve inkılâplarının ve laik devlet niteliğinin korunması,
Amaçlar ve Faaliyetlerle İlgili Yasaklar
**1.**Türkiye Devletinin Cumhuriyet olan şeklini;
**2.**Anayasanın başlangıç kısmında ve ikinci maddesinde belirtilen esaslarını,
**3.**Anayasanın 3. Maddesinde açıklanan Türk Devletinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, diline, milli marşına ve başkentine dair hükümlerini; egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu ancak, Anayasanın koyduğu esaslara göre yetkili organları eliyle kullanabileceği esasını,
**4.**Türk Milleti’ne ait olan egemenliğin kullanılmasının belli bir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamayacağı veya hiçbir kimse veya organın, kaynağını Anayasadan almayan bir devlet yetkisi kullanamayacağı hükmünü; Seçimler ve halk oylamalarının serbest, eşit, gizli, genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına göre, yargı yönetim ve denetimi altında yapılması esasını değiştirmektir.
**5.**Türk Devleti’nin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, dil, ırk, renk, din ve mezhep ayrımı yaratmak veya sair herhangi bir yoldan bu kavram ve görüşlere dayanan bir devlet düzeni kurmak amacını güdemezler veya bu amaca yönelik faaliyette bulunamazlar, başkalarını bu yolda tahrik ve teşvik edemezler,
**6.**Bölge, ırk, belli kişi, aile, zümre veya cemaat, din, mezhep veya tarikat esaslarına dayanamaz veya adlarını kullanamazlar.
**7.**Sosyal bir sınıfın diğer sosyal sınıflar üzerinde egemenliğini veya zümre egemenliğini veya herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlayamazlar ve bu amaca yönelik faaliyette bulunamazlar.
**8.**Askerlik, güvenlik veya sivil savunma hizmetlerine hazırlayıcı nitelikte eğitim ve öğretim faaliyetlerinde bulunamazlar.
9. Genel ahlâk ve adaba aykırı amaçlar güdemezler ve bu amaca yönelik faaliyette bulunamazlar.
10. Anayasanın hiçbir hükmünü, Anayasa’da yer alan hak ve hürriyetleri yok etmeye yönelik bir faaliyette bulunma hakkını verir şekilde yorumlayamazlar."
Milli Devlet Niteliğinin Korunması
**1.**Türkiye Cumhuriyeti'nin milletlerarası hukuk alanında bağımsızlık ve eşitlik ilkesine dayanan hukuki ve siyasi varlığını ortadan kaldırmak yahut milletlerarası kuruluşların ve yabancı gerçek ve tüzel kişilerin karışmasını sağlamak amacını gütmezler ve bu amaçlara yönelik faaliyette bulunamazlar.
**2.**Türk uyruğunda olmayan gerçek ve tüzel kişilerden herhangi bir suretle, doğrudan doğruya veya dolaylı olarak yardım kabul edemezler, bunlardan emir alamazlar ve bunların Türkiye'nin bağımsızlığı ve ülke bütünlüğü aleyhindeki karar ve faaliyetlerine katılamazlar.
**3.**Devletin tekliği ilkesini değiştirmek amacını güdemezler.
4. Azınlıklar bulunduğunu ileri süremezler.
**5.**Türk Dilinden veya kültüründen başka dil ve kültürleri korumak, geliştirmek veya yaymak yoluyla Türkiye Cumhuriyeti ülkesi üzerinde azınlıklar yaratarak
Millet bütünlüğünün bozulması amacını güdemezler ve bu yolda faaliyette bulunamazlar.
**6.**Türkçeden başka dil kullanamazlar.
**7.**Siyasi partiler, bölünmez bir bütün olan ülke de, bölgecilik veya ırkçılık amacını güdemezler ve bu amaca yönelik faaliyette bulunamazlar.
8. Herkesin kanun önünde eşit olduğu prensibine aykırı amaç güdemez ve faaliyette bulunamazlar."
Atatürk İlke ve İnkılâplarının Laik Devlet Niteliğinin Korunması
**1.**Türkiye Cumhuriyetinin Laiklik niteliğini korumak amacını güden, İnkılâp Kanunları olarak tanımladığımız, Kanunların hükümlerine aykırı amaç güdemezler ve faaliyette bulunamazlar.
**2.**Atatürk’ün şahsiyet ve faaliyetlerini veya hatırasını kötülemek veya küçük düşürmek amacını güdemezler.
**3.**Siyasi partiler, Türkiye Cumhuriyeti’nin laiklik niteliğinin değiştirilmesi ve halifeliğin yeniden kurulması amacını güdemez.
4. Dini hissiyatı veya mukaddes tanınan şeyleri alet ederek her ne suretle olursa olsun propaganda yapamaz, istismar edemez veya kötüye kullanamazlar.
**5.**Siyasi partiler, herhangi bir şekilde dini tören ve ayin tertipleyip veya parti sıfatıyla bu gibi tören ve ayinlere katılamazlar.
**6.**Siyasi partiler, dini bayramları, ayinleri ve cenaze törenlerini parti gösterilerine ve propagandalarına vesile yapamazlar.
7. Diyanet İşleri Başkanlığının, genel idare içinde yer almasına ilişkin Anayasanın 136. maddesi hükmüne aykırı amaç güdemezler.
"Anadoluda Doğan Güneş"
En Çok İzlenenler
- Siyasi İdeolojiler (15102)
- Milli Güç ve Milli Güç Unsurları (14821)
- Atatürk'ün Büyük Nutku ve Önemi (14283)
- Onursal Genel Başkan (11938)
- Genel Başkan Yardımcıları (11274)
- Genel Başkan (10478)
- Müdafaa-i Hukuk Nedir? (9019)
- Genel Yönetim Kurulu (8995)
- İl Başkanlıkları (8466)
- Atatürkçü Düşünce Nedir? Ne Değildir? (8348)
- Türkiyede Siyasal Partilerin Gelişimi (7485)
- Siyaset (7470)
- Genel Yürütme Kurulu (7268)
- Genel Merkez (6196)
- Konuşma Sanatı (6186)
- Genel Disiplin Kurulu (6146)
- Parti programı (5957)
- Fotoğraflar01 (5027)
- Kadın Kolları (4983)
- Gençlik Kolları (4922)
