Bayrak HareketiAv. Kadir Kartal Arşivi
Arşiv

Terör- PKK Terörü, gelişme ve uygulamalar

mhhp.org.tr· 2014

Ana sayfa Terör- PKK Terörü, gelişme ve uygulamalar – Kürt Sorunu- Parti’nin görüşü

Bizi Twitter'dan İzleyin

Konu: Terör- PKK Terörü, gelişme ve uygulamalar – Kürt Sorunu- Parti’nin görüşü

Tanımlar: Terör – Terörizm – Terörist

Sözlük Anlamları:

1) Terör: (tdk: yıldırı) 1 Korku salma, yıldırma. 2 Genellikle siyasal bir dava uğruna girişilen, toplumu korkutma, yıldırma amaçlı, cana ve mala yönelik her türlü eylem.

2) Terörizm: (tdk: yıldırıcılık) 1 Topluma korku salma, insanları korkutma, yıldırma eylemlerinin tümü. 2 Siyasi bir amaca ulaşmak için korku salma, yıldırma eylemlerini bir yöntem olarak kullanma.

3) Terörist: (tdk: yıldırıcı) Bir siyasi amaca ulaşmak için toplumda korku salacak ve toplumu yıldıracak davranışlarda, eylemlerde bulunan kimse.

Terör eylemlerinin hedefi, tanımlardan da anlaşılacağı üzere, toplumsal yapıdır.

Toplumun bir kesiminin, diğer kesimler üzerinde etkili olabilmek için sıklıkla başvurduğu bir yöntem olan, korku salma ve yıldırma eylemleri, insanlık tarihinin her döneminde var olmuştur.

İnsanlık tarihi aslında, yönetenler ile yönetilenlerin mücadelesinden ibarettir. Bu mücadelede tarafların birbirlerine karşı en sık kullandıkları araçlardan biri de baskı uygulama yani korku salma ve yıldırma eylemleridir. Terör, kelime olarak yeni kullanılmaya başlanmış olsa bile bu tür eylemler insanlık tarihi kadar eskidir. Sadece zamanla değişen, yöntem ve araçlardır.

3713 sayılı “Terörle Mücadele Kanunu”’na göre TERÖR (Madde 1)

Terör; cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasî, hukukî, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemlerdir.

Türkiye Cumhuriyeti de kuruluşundan itibaren her dönemde bu tür faaliyetlere maruz kalmıştır.

Bu faaliyetler, bazen isyanlar ve kalkışmalar,

bazen gençlik hareketleri,

bazen sağ sol çatışmaları,

bazen devlet görevlilerine karşı suikastlar,

bazen mezhep çatışmaları şeklinde ortaya konmuştur.

Bugünkü şekli ise etnik çatışma gibi gösterilmeye çalışılmaktadır.

Görüleceği üzere, emperyalizmin bütün unsurlarına karşı yürütülen ve başarılı olan, tarihin en onurlu devrimlerinden biri, Türk Devrimi, gelişmesini sürdüremesin diye, her dönemde, her türlü engel ve tehditlerle karşı karşıya getirilmiştir.

Bu sürecin tek istisnası, ikinci dünya savaşı yıllarıdır. 1939-1945 yılları arasında bu tür faaliyetlerin olmaması anlamlıdır ve iyi düşünülmelidir.

Terörün Unsurları

1- İdeolojik Unsurlar

2- Örgüt Unsuru

3- Şiddet Unsuru

1- İdeolojik Unsur

Terörizmi doğuran kaynak, toplumsal çelişkilerdir.

Terörizm, hedef kitlenin (işçi, köylü, genç etnik veya dini grup vs.) hoşnut olmadığı durumun çözümü veya elde etmek istediği amaca dair umut vaat etmektedir.

Bu umut ve vaat, kişileri bir araya toplayan ideolojiyi oluşturmaktadır.

Bu ideoloji etrafında toplanan insanlar kendilerine göre bir sistem oluşturmaktadırlar.

Bu sistem içinde örgütlenmeler yapılarak terörün alt yapısı kurulmaktadır.

Terörün kendi anlayışı içinde kutsal bir amacı vardır. Amacını gerçekleştirmek için, engel teşkil eden veya öyle gösterilen veya engel olarak algılanması sağlanan unsurları ortadan kaldırmak kararındadır. Bunun için ölümü, yokluğu göze almakta, olumsuz şartlara karşı koyabilmektedir.

İdeolojik Unsur, Örgütün hareket noktasını oluşturur. Örgüt bu ideoloji doğrultusunda hareket eder, stratejisini oluşturur.

Terör örgütleri, siyasi eğitim faaliyetleriyle, dayandığı ideolojiyi mensuplarına benimsetmekte ve onları hedef doğrultusunda bilinçlendirmektedir. İdeolojik eğitimle örgüte bağlılık sağlanır.

2- Örgüt Unsuru:

Terörle mücadele kanunu, örgütü tanımlamıştır. İki veya daha fazla kimsenin aynı amaç etrafında birleşmesidir. Örgüt, teşkilatlanmış bir yapı içinde, aynı ideolojiyi benimseyen ve aynı hedefe yönelmiş kişilerden oluşur.

Günümüzde bu teşkilatlanma: örgüt lideri, ona bağlı üst düzey sorumlular ile aşağıda, bölge ve il sorumlularından oluşmaktadır.

Teşkilatlanma yasa dışıdır. Gizlilik esastır. Bu yapılanma örgütün güvenlik ihtiyacı gereğidir.

Yasa dışı faaliyet ve eylemler, sempatizanları da kendi alanına çekmekle güçlendirilir.

3- Şiddet Unsuru:

Terörün en önemli unsuru şiddettir. Terör örgütleri şiddeti, ideolojileri doğrultusunda belirledikleri hedeflere ulaşmada önemli bir araç olarak kabul ederler. Buna “Silahla Propaganda” denir. Kuvvet, düzeni değiştirmek için kaçınılmaz bir yöntem olarak benimsenir.

Terör örgütleri, gerçekleştirdikleri şiddet eylemleri ile toplumda korku yaratırlar, halkta bıkkınlık, yılgınlık duygusu oluştururlar, teslimiyet duygusu yaratırlar. Devlete olan güvenin sarsarlar. Kaos ortamı yaratırlar.

PKK Terör Örgütü ve PKK Terörü Nedir?

Yaklaşık 30 yıldır PKK adı altında bir örgütün çeşitli eylemleri, söylemleri, saldırı ve propagandaları ile karşı karşıya bulunuyoruz.

Ordumuz, Güvenlik Güçlerimiz, Polisimiz, Korucularımız, zaman zaman da bölgedeki halkımız bunlarla silahlı mücadelede bulunuyor.

Bu süreçte yaklaşık 40.000 can kaybı söz konusudur.

Bombalama, yakıp yıkma, mayınlı saldırılar şeklinde, Doğu ve Güneydoğu bölgemizde, şehirlerimizde, köylerimizde, kırsal kesimlerimizde, dağlarımızda, yayla ve ormanlarımızda (terör) denilen bu olaylarla karşılaşıyoruz.

Bu, acı veren, insan, imkan ve zaman kaybına neden olan, endişe, tereddüt, korku, güvensizlik yaratan olaylar, girişimler sürecinde toplumun algısı nasıl? yani;

Terör nasıl algılanıyor, anlatılıyor, anlaşılıyor?

Siyasi iktidarlar konuyu nasıl anlıyor?

Ne gibi politikalar üretiyorlar, önlemler alıyorlar?

Aydın denilen okumuş, ülkenin önemli yerlerinde görev almış, etkin kamuoyu nasıl algılıyor?

Kamuoyunu bilgilendirip, aydınlatması gereken, basın yayın organları, nasıl algılıyor, anlatıyorlar?

Halk, köylü, işçi, Gençlik nasıl algılıyor?

Açıkladığımız süreçte bu sayılan toplum kesimlerinin, devlet yöneticilerinin, terör konusunda, ortak bir görüş ve anlayışları söz konusu değildir. Daha da vahim olan, bu doğrultuda bir tutum ve davranış birliği umudundan da söz edemiyoruz. Tam tersi farklı anlayışlar, politikalar, davranışlarla zaman kaybediyor, güç kaybediyor, insan kaybediyoruz

Sorun nedir? Bazılarının ifade ettiği gibi, “Kürt Sorunu”mudur?

Kürt, etnik bir deyimdir.

Etnik Yapı: Etnik kelimesi, Yunancadan gelmektedir. Boy, soy, kavim, millet demektir. Etnik köken, insanın iradesi dışında oluşan, doğal, biyolojik, sosyal bir olgudur. Siyasi bir yönü yoktur.

Pek çok toplum, çeşitli etnik guruplardan oluşur. Bu guruplar, demokratik bir toplumsal yapı içinde kaynaşır ve bütünleşirler.

Anadolu Türk toplumu da geçmişte kader birliği etmiş, gelecekte de ortak bir kaderi paylaşacağını kabul etmiş farklı etnik yapılardan oluşmuştur.

Bu toplum, kendi içinde hiçbir ayrım gütmeden, Anadolu’yu vatan toprağı kabul etmiş, vatan savunması şuuruyla ortaya koyduğu milli mücadele sonunda, Türkiye Cumhuriyeti devletini kurmuştur.

Etnik yapı üzerine siyasi amaçlı bir söylem yüklerseniz bu “Etnik Milliyetçilik” olur. Teröre giden yol buradan başlar. Siyasal amaçlı etnik milliyetçiliğe dayalı istek ve beklentiler, şiddetle, silaha dayalı güçle gerçekleştirilmek istendiğinde, bölücü bir hareket ortaya çıkar. Irkçı bir terör örgütü ortaya çıkar.

Kürtçülük, etnik yapının siyasi amaçlara dönüşmesi, etnik yapı üzerine siyasi amaçlı bir söylem yüklenmesidir ki, bu Kürt Milliyetçiliği demektir. Siyasal amaçlı olan Kürt milliyetçiliği, belirli isteklerini, beklentilerini şiddete dayalı, silaha dayalı bir güce dönüştürerek veya dışarıdan destekli bir silah gücüne dönüştürerek gerçekleştirmek yolunu seçmiş ve bu yola başvurarak, etnik milliyetçiliğe dayalı bölücü bir hareket, ırkçı bir terör örgütü, ortaya çıkmıştır.

Bugün Türkiye’nin karşı karşıya olduğu sorun, Kürt Sorunu değildir.

Kürt milliyetçiliğine, Kürt ırkçılığına dayalı, amaçlarını şiddet ve silahla gerçekleştirmeye kalkışan bölücü terör olayıdır ki, buna “PKK Terörü” denir.

Sebepler:

Bu durumu ortaya çıkaran nedenler, partimizin kuruluş bildirisinde şu cümlelerle ifade edilmiştir.

Yoksulluk, işsizlik, gelir dağılımı ve paylaşımındaki eşitsizlik ve adaletsizlik, bölgeler arasında nüfus, nüfus yoğunluğu, ekonomik ve sosyal alanda görülen dengesizlik varlığımızı, gelişmemizi ve geleceğimizi olumsuz yönde etkilemektedir.

Bu durum, devletimizin bağımsızlığına ve etkinliğine, vatanımızın bütünlüğüne ve milli birliğimize yönelen tüm rakip ve düşmanca düşüncelere, tutum, davranış ve eylemlere uygun ortamlar ve boş alanlar hazırlamaktadır.

PKK Terörü ‘nün Gelişme Süreci

1980; Irak-İran Savaşı yaklaşık 8 yıl sürdü. Bu savaş sırasında, Kuzey Irak’ta önemli bir boşluk doğdu. PKK unsurları bu bölgeye yerleşti. Irak merkezi kuvvetlerine karşı İran‘dan, Sovyetler Birliği‘nden, Suriye‘den destek gördü. Saddam kuvvetlerinin baskısı artınca Suriye‘ye geçti. Bir kısım kuvvetler de Türkiye‘ye geçti. 1984 Şemdinli-Eruh baskınları bu PKK timleriyle yapıldı ve Türkiye PKK Terörü ile karşılaştı.

1990; I. Körfez Harekâtı başladı. Koalisyon güçleri, Irak‘ın, Kuveyt‘i işgali sonunda Irak‘a karşı savaş ilan etti. Türkiye Cumhuriyeti bu koalisyon güçlerine destek verdi. Savaş sonunda Irak kuvvetlerinin, kuzey Irak‘a saldırısı sonucunda, 100 binlerce insan Türkiye‘ye sığındı. Hudutlarımıza yığıldı. Bunlara en büyük desteği, Türkiye verdiği halde Türkiye suçlandı. Sığınan insanlar, burada bir Kürt sorunu var diyerek veya bazı devlet ve unsurların tahriki ile dünya kamuoyuna mal oldu. PKK da bunlarla birlikte idi. Sonra Kuzey Irak‘a döndüler.

Körfez Savaşı sonunda, Irak‘ın 36. paralel kuzeyinde kalan kısmı, Irak kuvvetlerine (Saddam‘a) yasaklandı. Bölgedeki insanlar, kaynaklar koruma altına alındı. Aynı bölgede bulunan PKK ya da bir korunma ve güçlenme ve hatta hareket bölgesi oluşturuldu. İşte bu, başta ABD olmak üzere, koalisyon güçlerinin yarattığı ve Türkiye‘nin de desteklediği süreç, bugünkü durumu da yarattı. Ve daha da önemlisi bugün, açıkladığımız durum artarak devam ediyor. PKK Terörünün dönüm noktası da bu durumdur. Özetle, I. Körfez harekâtından sonra 36. paralelin üzerinde güç kazandırılan terör örgütünün faaliyetleri 1992 de zirveye çıktı.

Körfez Savaşı, PKK ya çok büyük serbestlik kazandırdı. Önce, çok miktarda silah, malzeme, araç ve gereç, dağılan Irak ordusundan ele geçirildi. Bölgede bulunan Kürt grupları (Barzani ve Talabani Partileri) ile doğal müttefik oldular. ABD nin koruma şemsiyesi altında güçlendiler. Türkiye‘ye karşı yeni eylemlere giriştiler ve en acımasız terör faaliyetlerini sürdürüyorlar.

2012; “Arap Baharı” olarak adlandırılan toplumsal hareketlerin Suriye’de ortaya çıkardığı kontrolsüz ortam, yaklaşık 800 km lik bir sınırımızı daha PKK için serbest hareket alanı haline getirdi.

PKK nın Faaliyet Alanları

PKK, bugün itibarıyla 3 alanda faaliyet göstermektedir.

a- Birinci Alan: Kuzey Irak, PKK nin yaşama, eğitim ve destek alanıdır.

b- İkinci Alan: Türkiye, PKK nin mücadele alanıdır.

c- Üçüncü Alan: Avrupa, PKK nin siyasi ve ekonomik faaliyetler alanıdır.

Terörle Mücadele

(Parti Tüzüğü, Amaçlar)

Madde 3/3- Toplumumuzun karşı karşıya bulunduğu her türlü tehdit, tehlike ve engelleri ortadan kaldırmak, terör ve terör girişimlerini devlet ve millet beraberliği ile önlemek, gerektiğinde terörü kaynağında yok etmek.

(Parti Tüzüğü, Genel İlkeler)

Madde 4/d - Toplumda hiçbir dil, din, inanç, mezhep, görüş ayırımı yapmamak, vatandaşların aynı tarihi kaderi paylaştıkları ve aynı kaderde birleştikleri gerçeğinden ayrılmamak.

Madde 4/i - Milli güç unsurlarımızı topluca, dengeli bir şekilde kuvvetlendirmek, işler duruma getirip yönetmek. Bu unsurların her türlü mücadelede etkinlik sağlayacak şekilde hazır olmalarını ve kendilerini yenileyebilmelerini gerçekleştirmek.

(Parti Programı, Tehditle Mücadele )

Madde 80- Partimizin Tehditle Mücadele konusundaki hedefleri ve politikaları şunlardır:

Türkiye’nin bilinen dış ve iç tehditlerine karşı ulusu korumak için çok güçlü orduya, güvenlik birimlerine, istihbarat teşkilâtına ve keskin adalet sistemine ihtiyaç vardır.

Batı emperyalizminin Türkiye üzerindeki menfi planlarının deşifre edilmesi ve etkisiz hale getirilmesi için yaygın, donanımlı ve diğer güvenlik adalet birimleri ile sıkı ilişkilendirilmiş güçlü bir istihbarat sistemi kurulacaktır.

Yolsuzlukların tespiti, cezalandırılması ve caydırıcılığı şeffaflık ve yoğun denetim sistemleri ile sağlanacaktır. Yolsuzlukla savaş birimi kurulacak, özel ve radikal önlemler, MİT, emniyet, jandarma, asker, adalet birimleri katılımı ile yürütülecektir.

ç) Devletin denetim mekanizmaları kuvvetlendirilecek, yolsuzluk takibi, yargı ve ceza çok sistematikleştirilecek, hızlandırılacak ve keskinleştirilecektir. Rüşvet, mafya ilişkileri cezaları arttırılacaktır.

Kayıt dışı ekonomi, uyuşturucu ve kara para trafiğine karşı ordu, istihbarat ve adalet mekanizmaları ile destekli savaş açılacaktır.

Suçla mücadelede istihbarat ve polisin elini kolunu bağlayan uygulamalara son verilecek, insan hakları ve özgürlük sınırlarının tanımı güvenlik ile çelişmeyecek şekilde yeniden düzenlenecektir.

Terörle mücadelede, terör örgütünün finans ve insan kaynaklarının önü kesilecek şekilde yapılandırılacaktır. Devlet birimlerinin kesin ve yaygın disiplini, yöre insanlarının haklarına saygı gösterilerek yaygınlaştırılacaktır. Terörle beraber yaşayan yöre halkının kalkınması sağlanarak terörün bahaneleri ve kaynakları kurutulacaktır. Terörün övülmesi ve teşvik edilmesi yasaklanacak ve cezalandırılacaktır.

Emperyalist, irticacı, işbirlikçi ve etnik unsur gibi bütün ayrımcı unsurlar, istihbarat, güvenlik ve adalet birimleri tarafından etkisiz hale getirilecektir. Kanunlar buna göre yapılandırılacaktır.

ğ) Sınır ötesi istihbarat çalışmaları ile stratejik ortak ülkeler ile yakınlaşma sağlanacaktır. Buralardaki Türkiye karşıtı kışkırtma ve propagandaların önüne geçilecektir.

Devletin içindeki yabancı unsurlar, görevliler, danışmanlar, ajanlar vs. deşifre edilecek, etkisiz hale getirilecek ve sınır dışı edilecektir.

ı) Tarikat güdümündeki okul, dernek, vakıf, banka, yabancı istihbarat birimleri deşifre edilerek etkisiz hale getirilecek ve kapatılacaktır.

i) Tüm misyoner faaliyetleri tespit edilecek, yasaklanacak ve etkisiz hale getirilecektir.

PKK İle Mücadelede Esaslar

a- Siyasi ve askeri, algı ve fikir birliği, mücadelede kararlılık.

b- PKK unsurlarını ülkemiz içinde barındıran, dağda tutan, her türlü ihtiyacını karşılayan, yardım götüren, haberleşme yapan, patlayıcı döşenecek yerleri hazırlayan, istihbarat yapan, propaganda yapan, para toplayan, terör örgütüne mali destek sağlayan Milis Güçlerinin ve işbirlikçilerinin etkisiz duruma getirilmesi.

Bu işbirlikçi ve Milis kuvvetleri, şehirlerde, kasabalarda, köylerde yaşamaktadırlar. Ülkenin bütün imkânlarından yararlanmaktadırlar. Bunların önemli bir kesimi, siyasi sıfat ve ünvan taşımakta, parti, dernek ve vakıf kurmakta ve onları yönetmektedirler. Tarım, sanayi, ticaret ve hizmetler alanında çalışmaktadırlar. Üniversite ve yüksekokullarda görevlidirler. Bunlar kesinlikle etkisiz hale getirilmelidirler.

c- Psikolojik Harekât, en önemli mücadele unsurudur.

ç- Dış desteğin kesilmesi. Bugün Avrupa PKK nın siyasi faaliyet alanıdır. Bu terör örgütünü, Avrupa ülkeleri hem maddi ve hem de siyasi boyutta desteklemektedirler. Bu durumun sona erdirilmesi gerekir.

d- Teröristin ümidinin kesilmesi gerekir. Başarının en önemli unsurlarından biri de budur. Son yıllarda ülke içinde ve dışında meydana gelen oluşumlar PKK ya ümit vermiştir ve bu iş herhalde oluyor noktasına gelinmiştir. Ümit artınca, terörün, pervasızlığı artar. Örgütü destekleyen organizasyonların, partilerin bu anlamda çok önemli rolleri olmuştur.

e- Yasal yetkilerin artırılması, güvenlik güçlerinin yasal yetkilerle donatılması.

 

"Anadoluda Doğan Güneş"

En Çok İzlenenler