Ana sayfa Türkiyede Siyasal Partilerin Gelişimi
Makale İçeriği
Türkiyede Siyasal Partilerin Gelişimi
Türkiye'de Siyasal Partilerin Gelişimi
Doç. Dr. Davut DURSUN
Giriş
Türkiye'nin siyasal hayatında partilerin ortaya çıkması, XIX. yüzyılda başlayan Batılılaşma-Modernleşme sürecinin bir sonucu olmuş ve geleneksel siyasal sistemin köklü değişimini ifade etmiştir. Geleneksel Osmanlı siyasal sisteminde iktidarı ele geçirme veya onu etkileme amacına yönelik meşru şekilde örgütlenmiş ve belli bir programa sahip partiler veya benzeri gruplar yoktu. İktidarın yapısal ve işlevsel özellikleri, tamamen İslam ve Ortadoğu geleneklerine uygun olarak teşekkül etmişti. Siyasal iktidarı elinde bulunduran Osmanlı hanedanı Şer'i ve Örfi gelenekler ve yapılar doğrultusunda ülkeyi yönetiyor, Kapıkulu ve Ulema sınıfları ona yardımcı oluyorlardı. Çok dilli, çok hukuklu bir toplum olan Osmanlı toplumu bir ulus-devlet değildi ve ülkenin her tarafından aynı hukuk, aynı gelenek ve örf uygulanıyordu.
Sanayi devrimini gerçekleştiren, denizaşırı ülkelere sömürgeci amaçlarla yönelen ve merkezi imparatorluklar şeklinde örgütlenen Avrupa XIII. yüzyıldan başlamak üzere İslam dünyasına karşı üstünlük kazanıp adeta meydan okumaya başladığında Batı'nın hemen yanı başında bulunan ve İslam dünyasının en güçlü temsilcisi olan Osmanlı Devleti, bu meydan okuyuştan öncelikle etkilenen ülke olmuştur. Bu sebeple Osmanlı yöneticileri Batı karşısındaki gerileyişi durdurmak için çeşitli yollar aramış, bu amaçla bir dizi "Islahat" teşebbüsünde bulunmuşlardır. Genel olarak Osmanlı'da Batı'nın tesirinin XIII, yüzyılın ilk çeyreğinde başladığı kabul edilebilir. Lale Devri olarak (1718-1730) bilinen dönemde klasik islamî ve örfî geleneklerden kopuş ve yerine Batılı anlayış ve geleneklerin ikame edilmesi Batılılaşma sürecini başlatmış ve o tarihten beri süreç hızlanarak devam etmiştir.
Osmanlı Dönemi
Siyasi ve idari yapının Batı'daki örneklere ve modellere göre yenilenmesi ve yenilerinin kurulması XIX. yüzyılın hemen öncesinde Batılı standartta askeri okulların açılmasıyla başlamış, Yeniçeri Ocağının kaldırılması, Heyet-i Vükela'nın ihdası, Tanzimat ve Islahat fermanlarının ilanı, Kanun-i Esasi'nin yürürlüğe konulması, I. Meşrutiyet, II. Meşrutiyet, kadifikasyon çalışmaları, yeni mekteplerin açılması, düzenli ordu ve güvenlik güçlerinin kurulması vb. gelişmeler Osmanlı yönetiminin Batı'daki modellere göre yenilenmesi amacına yöneiik idi. İşte bu süreçte siyasal partilerin de yavaş yavaş gündeme geldiklerini gözlemekteyiz.
Osmanlı Devleti'nde meşruti yönetime geçiş için mücadele veren Yeni Osmanlılar Cemiyeti adlı gizli örgüt, her ne kadar bugünkü anlamda siyasal parti değilse de temel işlevleri açısından ilk parti kabul edilebilir. 1865 te kurulan Yeni Osmanlılar da dönemin reform ortamında yetişmiş ve Batı'yı örnek almış olan "mustağrip" aydınlar toplanmışlardır. Merkezdeki yönetici elitten gelen Namık Kemal, Şinasi, Ali Suavi, Ziya Paşa, Mahmud Nedim Paşa gibi renkli simalar bu örgütün üyeleri idiler. Yapısı ve programı açısından zayıf bir örgüt olan Yeni Osmanlılar Cemiyeti'nin üyeleri arasında da bir görüş birliği yoktu. Cemiyete yön veren aydınlar, bir "Osmanlıcılık" ideolojisi yaratmak istemişlerse de pek başarılı olamamışlardır. Buna rağmen düşünceleri daha sonraki dönemde Meşrutiyet yönetiminin kurulmasında etkili olmuştur.
Osmanlı Devleti döneminde partileşme sürecindeki ikinci gelişme 1889 da Asker-i Tıbbiye
öğrencileri arasında gizli olarak kurulan İttihad-ı Osmani Cemiyeti'dir. Batı ile baş edebilmek için bütün yönleriyle Batılılaşmayı savunan ve II. Abdülhamid'ın yönetimine karşı mücadele etmeyi amaç edinen bu örgü 1895 te adını Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti
olarak değiştirdi. Üyeleri batı tipinde eğitim veren okullardan ve bürokrasiden gelen ittihat
ve Terakki II. Meşrutiyet’in kurulmasında önemli rol oynamış ve ardından da siyasal partiye dönüşerek 1918’e kadar Osmanlı Devleti'ni yönetmiştir. Genel olarak Türkçü, Milliyetçi ve Batıcı eğilimlere sahip olan İttihat ve Terakki merkezci, devletçi ve otoriter bir yapıya sahipti. 1908 de II. Meşrutiyetin ilanından sonra ortaya çıkan hürriyetçi havada İttihat ve Terakki'nin dışında pek çok siyasal parti kurulmuşsa da devlet yönetimine damgasını vuran hakim parti durumundaki İttihat ve Terakki olmuştur. Diğer partiler arasında Hürriyet ve itilaf Fıkrası dışındakilerin fazla bir etkisi olmamıştır.
I. Dünya Savaşı yıllarında iktidardaki İttihat ve Terakki'nin karşısında muhalefet fiilen ortadan kalktığından bir bakıma "tek parti dönemi" olarak ortaya çıkmıştır. Mağlubiyetle neticelenen savaş İttihat ve Terakki'nin de sonu olmuştur. Dünya savaşını izleyen Kurtuluş Savaşı döneminde (1918-1923) temel sorun halkın işgalci düşman güçlerine karşı harekete geçirilmesi ve ülkenin işgalden kurtarılmasıydı. Bu işlevi Anadolu ve Rumeli'de kurulan çeşitli savunma cemiyetleri yerine getirmişlerdir.
Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Eylül 1919 da Sivas Konferansı'nda kurulmuş ve her türlü particiliğe karşı çıkarak bütün çabalarını Misak-ı Milli’nin savunulmasına yöneltmiştir. Kurtuluş Savaşı dönemi, siyasal partiler açısından İttihat ve terakkinin tek parti sisteminden Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi'nin tek parti yönetimine geçildiği bir dönem olarak değerlendirilebilir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin temelini yukarıda belirtilen Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti oIuşturmuştur.
"Anadoluda Doğan Güneş"
En Çok İzlenenler
- Siyasi İdeolojiler (23674)
- Milli Güç ve Milli Güç Unsurları (23184)
- Atatürk'ün Büyük Nutku ve Önemi (20951)
- Onursal Genel Başkan (13467)
- Genel Başkan (12371)
- Müdafaa-i Hukuk Nedir? (12009)
- Genel Yönetim Kurulu (10470)
- Atatürkçü Düşünce Nedir? Ne Değildir? (10256)
- Türkiyede Siyasal Partilerin Gelişimi (9590)
- İl Başkanlıkları (9390)
- Siyaset (9311)
- Genel Yürütme Kurulu (8370)
- Konuşma Sanatı (7567)
- Genel Disiplin Kurulu (7093)
- Parti programı (7054)
- Genel Merkez (7040)
- Fotoğraflar01 (5695)
- Kadın Kolları (5628)
- Gençlik Kolları (5537)
- İstanbulun İşgali (5074)



