Bayrak HareketiAv. Kadir Kartal Arşivi
Parti Programı

TÜRK MİLLETİNİN DAVASI – ÖZ ÜLKÜSÜ – ÇIKARLARI – MİLLİ HEDEFLERİ – T.C. DEVLETİ’NİN HEDEFLERİ – GÜCÜMÜZÜN KAYNAĞI TÜRK MİLLETİNİN DAVASI

bayrakhareketi.com· 2019

Madde 40- Bir toplum ve bir millet için “Dava”; O toplum ve milletin, bütün zamanlarda (Dün-Bugün-Yarın) şuurlaştırdığı, nesilden nesile devrettiği, gelişmesi ve bekası için maddî ve manevî kuvvet ve değerlerini (Milli Güç Unsurlarını) etkin ve verimli şekilde kullandığı ve gerektiğinde uğrunda açıklanan unsurları harekete geçirip, seferber ettiği, canını ve kanını ortaya koyduğu somut varlıkları üzerindeki fikirleri, iddiaları, istemleri ve özlemleridir.

Bir milletin davası ile “mefküresi-ülküsü” arasında doğal ve vazgeçilemez bağlar vardır. Milletin davası, dünden-bugüne ve geleceğe yönelen somut gerçeklerdir. Mefküresi-ülküsü ise, bu so­mut gerçekler üzerinde olması gereken, istenen düşünceler, fikirler, özlemlerdir. Bu yaklaşımla bir milletin davası ile mefküresi-ülküsü eş anlamda kullanılır.

Bir ülkede millet analarının, millet babalarının, millet evlatlarının her şeyden önce davalarını çok iyi bilip özümsemeleri, bu davalar üzerindeki çıkarlarını, beklentilerini ve bunların gerçekleşmesi doğrultusunda birlikte yürümeleri gerekir. Bu durum vatandaşların herbiri için bir özgüven kaynağı olmakla kalmaz, aynı zamanda geleceğe güvenin de dayanağı olur. Milli dava ve davalar vatandaşlar için bir namus ve onur borcu niteliği taşır.

Gerçekte milli politikalar, milli davalar üzerinde sağlanan bu özgüven ve geleceğe güveni geliştirdikleri ölçüde başarılı olabilirler. Özgür, tam bağımsız, özgün milli stratejilerde ancak milli davayı bilen, özümsiyen özgüven sahipleri ve geleceğe güvenenler tarafından üretilebilir.

Türk Milleti’nin Davası

Türk Milleti’nin davası Türk İnkılâbı’dır. Türk Milleti’nin davası, Türk İnkılâbı ile elde edilen­lerin korunması, geliştirilmesi ve bekasının sağlanmasıdır. Türk İnkılâbı geçmişle-geleceği yaşadığımız zaman kesitinde birleştiren somut gerçekleri kapsamına alır. Bunlar: Yeni Vatan, Yeni Toplum ve Yeni Devlet’tir. Bu nedenle, Türk Milleti’nin dünden-bugüne ve yarına yönelen gerçek davası kısaca, yeni vatanın, yeni toplumun ve yeni devletin korunması, geliştirilmesi ve bekasının sağlanmasıdır.

İkinci olarak Türk İnkılâbı yeni vatanın, yeni toplumun, yeni devletin bütünlüğünü, bağımsızlığını, hürriyetini, egemenliğini güvenceye almak, çağdaşlaşmalarını, ilerlemelerini, yükselmelerini sağlamak amacıyla siyasi, sosyal, iktisadi, kültürel, hukukî, eğitim, bilim ve teknoloji gibi alanlarda aralıksız şekilde yapılan ve sürekli kılınması gereken devrimleri de ifade eder. Bu yaklaşımla Türk Milleti’nin davası Yeni Vatanın, Yeni Toplumun, Yeni Devletin ve yapılan devrimlerin korunması, geliştirilmesi ve sonsuza kadar devamının sağlanmasıdır.

Türk İnkılâbı’nın Özellikleri

1- “Türk İnkılâbı” sözü, Yüce Atatürk’ün tanımlayıp, açıkladığı milli bir kavramdır. Tarihi ve toplumsal gerçeklerin bir ifadesidir.

2- “Türk İnkılâbı” oluşumu, kapsamı ve sonuçları bakımından tamamen kendine özgü özellikleri olan, insanlık tarihinde eşine rastlanmayan, bağımsızlık, hürriyet, çağdaşlaşma mücadelesine örnek teşkil eden bir dizi davranışlar, eylemler bütünüdür.

3- “Türk İnkılâbı” binlerce yıllık Türk tarih ve kültürünün bir aşaması, Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde ve liderliğinde yapılan Türk Millet Mücadelesi ve İstiklâl Harbi’nin so­nucudur. Bu mücadele ve harbin başarıları ve zaferleriyle elde edilenlerin, kazanımların tanıtılması, kabul ettirilmesi, güvenceye alınarak korunup, geliştirilmesidir.

4- “Türk İnkılâbı” Anadolu Türk Toplumu için “Yeni bir vatanın” sağlanmasıdır. Türk İnkılâbı, herşeyden önce bağımsız, hür, bütün ve tüm yabancı unsurlardan arınmış, hududları Misak-ı Milli ile belirlenip, kanla çizilmiş, Lozan Barış Andlaşması ile dünyaya kabul ettirilmiş ve daha sonra 1926 da Türk-Irak ve 1939 Hatay Andlaşmalarıyla güney hududları ke­sinleştirilmiş yeni bir vatanın gerçekleştirilmesidir. Bu vatan ki, Türk Ata yurdudur.

5- “Türk İnkılâbı” kurucu ve temel unsuru olduğu imparatorluk içinde kul sayılan, küçümsenen, dikkate alınmıyan yabancı unsurlar ve devletler tarafından emekleri, iktisadi kay­nak ve zenginlikleri sömürülen ve sonuçta kendi Ata yurtlarında yok edilmek istenen binlerce yıllık tarihi ve kültürel mirasa sahip Anadolu Türk Toplumunun hür ve bağımsız bir millet düzeyine çıkarılması, “ümmet” olmaktan kurtarılarak düşüncede ve hayat tarzında çağdaş ve ileri bir toplum durum ve konumuna gelmesidir. Kısaca, Türk İnkılâbı, Türk Milleti’nin yeniden ta­rihi varlık alanında yer alması anlamına gelir. Bir Milletin ihyası niteliğini taşır. Bu nedenle de yeni bir toplumun yaratılmasıdır.

6- “Türk İnkılâbı” Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin varoluş ve varlık nedenidir. Uluslararası ilişkilerde en önemli etkinlik ve güç kaynağıdır. Yeni bir devletin ve yeni bir rejimin ku­ruluşunun ve devamının, gelişmesinin ve bekasının unsurlarını, esaslarını, ilkelerini kapsar ve temsil eder.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, birbirine zıt ve çelişen düşünce ve hayat tarzlarını, farklı din, mezhep ve inançları egemenliği altında tutan, ancak zamanın ve şartların ortaya koyduğu gerçeklere sırt çevirmesi, uymaması sonunda güç ve etkinliğini kaybederek parçalanıp, yıkılan Osmanlı İmparatorluğu’nun, tarihi varlık alanından çekilmesiyle Yeni Vatan da (Anadolu’da), Yeni Toplum (Türk Milleti) tarafından kurulan yeni, milli, çağdaş, ileri bir devletin adıdır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, önce bütün yabancı unsur, iddia ve zıtlıklardan arınmış yeni va­tanda (Anadolu’da) kurulmuş olmakla, ikinci olarak milli, laik, demokratik, hukuka bağlı, sos­yal haklara saygılı, devrimci nitelik ve özellikleriyle toprakları üzerinde bütün çatışmaları orta­dan kaldırmış bulunmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bütün güç ve etkinliğini varoluş nedenindeki tarihi gerçeklerden, kuruluş yapısından ve ilkelerinden, yeni vatanın coğrafi konumundan, jeopolitik, jeoekonomik ve jeostratejik özelliklerden ve öncelikle Türk Milleti’nin manada, şuurda, düşüncede ve hayat tarzında meydana gelen dinamik değişimden, çağdaşlaşmaya, ilerlemeye ve yükselmeye olan arzu ve isteklerinden almaktadır.

Bu durum Türk İnkılâbının sonucu ve daha gerçekçi bir anlatımla, Türk İnkılâbının kendisidir.