Madde 43- “Ülkü”, Türk inkılâbı ile yeniden özbenliğine, özgüvenine, tarihine, diline, kültürüne kavuşan millî, çağdaş ve ileri Türk düşünce ve hayat tarzının bir eseridir. Bu düşünce ve hayat tarzının geleceğe yönelik olarak öngördüğü, tasarladığı durumlar, konumlar ve oluşumlardır.
Yüce Atatürk, açıklanan yaklaşımı “Özülkü” deyimiyle belirtmek istemiştir. 23.1.1933 Tarihinde “Ülkü Mecmuası”nın yayın hayatına başlaması nedeni ile yazdığı kısa ve özlü sunumunda (ithafında) “Özülkü” deyimini kullanmıştır. Ülkü’ye “Ülkü’den, Öz ülkümüzü yayma yolunda, kutlu verimler beklerim.”
“Özülkü” deyimi, Türk Milleti’nin Yüce Atatürk’ün öncülüğünde ve liderliğinde gerçekleştirdiği Türk inkılâbı ile kazandıklarını koruyup, geliştirerek, Türk düşünce ve hayat tarzını, Türk kültürünü çağdaş uygarlıklar üzerine çıkarma hedefine doğru hızla ilerlerken geleceğe yönelik tasarımlarını açıklar. Bu tasarımlar, bu fikirler ve bu enerji, Türk Milleti’nin tarihi ve kültürel mirası, özellikleri, nitelikleri gibi somut ve kanıtlanmış gerçeklerden kaynaklanır ve milletin özlemlerini kapsar.
Türk Milleti’nin Özülküsü: Türk İnkılâbı ile atalar topraklarını yeni bir vatana dönüştüren, yeni, millî, tam bağımsız, çağdaş bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kuran, yeniden özbenliğine, özgüvenine, milli tarihine, diline ve kültürüne kavuşarak dünyanın saygınlığını kazanan Türk Milletinin Özülküsü üç temel tasavvur, tasarım ve özlemden oluşan ülküler topluluğudur.
Birincisi, insanlık ülküsüdür. İnsan ve insanlık toplumu evrenin en değerli ve en güçlü varlığıdır. Yaratılan, varolan her şey insan içindir, insanın sağlıklı, refah ve mutluluk içinde varlığını devam ettirmesi, geliştirmesi, bekasını sağlaması içindir. Yüce Atatürk bu ülküyü, 1931 yılında “İnsanları mutlu edeceğim diye onları birbirine boğazlatmak, insanlıktan uzak ve son derece üzülecek bir sistemdir. İnsanları mutlu edecek yegâne vasıta, onları birbirine yaklaştırarak, onları birbirlerini sevdirerek, karşılıklı maddi ve manevi ihtiyaçlarını sağlayacak hareket ve enerjidir. Dünya barışı içinde insanlığın gerçek mutluluğu, ancak bu yüksek ideal yolcularının çoğalması ve başarılı olmalarıyla mümkündür.” diyerek, insanlık ülküsünü açıklamakta idi.
İkincisi, “Milli kültürümüzü çağdaş medeniyet düzeyinin üstüne çıkarmaktır.” Türk İnkılâbı, Türk Milleti’ne üç büyük dava hazırlamış ve teslim etmiştir. Bunlar Türk Milletinin davasıdır. Açıklanan ülkünün gerçekleşebilmesi bu üç davaya gösterilecek özene, özveriye ve çabalara bağlıdır. Fakat öncelikle kişilerin, toplumun özgüvenlerini yitirmeden, özbenliklerinin gereklerini yerine getirmeleriyle mümkündür. Vatanı en bayındır, en üretken ve sürekli kendini yenileyen güçlü duruma getirmek. Toplumu en geniş refah kaynaklarına sahip kılarak en medeni ve en rahata kavuşmuş millet olarak varlığını sürdürmek. Milli güç unsurlarının tümünü dengeli geliştirip, milli hedeflere yönelterek T.C. Devleti’ni her alanda, her düzeyde, her konumda güçlü kılmak. Milli kültürümüzü çağdaş medeniyet düzeyinin üstüne çıkarma ülküsünün temel şartlarıdır.
Üçüncüsü; Türk Milletini, Türklüğü ve Türk Dünyasını uzayın derinliklerinde yer alacak konum ve duruma getirmektir. Bu ülkünün gerçekleşmesi toplumumuzun ve Türk dünyasının her ferdinin bilim ve teknolojiyle donatılmasına, bilgi üretimine, üretilen bilgi ve teknolojiye egemen olunmasına ve herşeyden önce her düzeyde, her alanda, her konuda yapılması kaçınılmaz olan Eğitim ve öğretim inkılâbına bağlıdır.