Bayrak HareketiAv. Kadir Kartal Arşivi
Arşiv

İKİNCİ BÖLÜM SİYASİ HAYAT-16

mudafaaihukuk.org.tr· 2019

İKİNCİ BÖLÜM  SİYASİ HAYAT-16

İKİNCİ BÖLÜM SİYASİ HAYAT-16

  MILLI EGEMENLIK - TAM BAĞIMSIZLIK VE TÜRKIYE BÜYÜK MILLET MECLISI

                                                         KURUCU UNSUR

Madde 52-Siyasî hayat, millî varlığımızın korunması, devamı, geliştirilmesi ve bekası amacıyla toplum ve kamu hayatının örgütlendirilmesi ve bu örgütlere halkın katılması ile güç ve süreklilik kazandırılmasıdır.

Siyasi hayatın temeli ve kurucu unsuru egemenlik haklarına sahip, tam bağımsız Türk Milleti’dir.

Siyasî Hayat, belirli bir hukuk düzeni içerisinde, devletin ve milletin tam bağımsızlığını, güvenliğini, huzur ve refahını, toplumun ve bireylerin tüm hürriyetlerini, halkın her türlü ihtiyaç ve beklentilerini sağlamayı, güvence altına almayı amaçlayan iki temel ortamdan oluşur. Bunlardan birincisi; toplumun siyasî örgütlenmesidir ki, Siyasi Ortamı meydana getirir. Diğeri; kamu hayatının örgütlenmesidir ki, Yürütme-İcra-İdare Ortamı’dır. Bu iki ortam birbirlerini tamamlar, etkiler, yönlendirir ve yönetir. Anayasalarda yer alan “Yasama Kuvveti” birinci ortamda, “Yürütme Görevi” ikinci ortamda yer alır.

Siyasi Ortam, toplumun siyasî örgütlenmesini ifade eder. Siyasi Partiler, iktidar ve muhalefet, baskı grupları, sivil halk örgütleri bu alanın ürünleridir. Merkezi ve yerel örgütlenme şeklinde görülür.

Yürütme Ortamı, merkezi ve yerel kamu hizmetlerinin örgütlenmesidir. Kaynağını halkın iradesiyle oluşan Siyasi Ortam’dan alır. Ancak, milletin ortak arzu ve eğilimleri, ihtiyaç ve beklentileri doğrultusunda hareket eder.

MİLLİ EGEMENLİK

Madde 53-Milli Egemenlik, millet olmanın sonucu ve gereğidir. Millet denilen varlığın özgür (hür) ve bağımsız iradesi milli egemenliğin kurucu ve devam ettirici unsurudur. Toplum içinde tek üstün güç ve iktidar millete aittir. Bu üstün güç ve iktidar tekeli, millete ortak tanımayan, bölünmeyen, paylaşılamayan ve devredilemeyen bir hak sağlar, toplumun kaderinde ve yönetiminde söz ve eylem sahibi olma yetkisini verir ve sorumluluğunu yükler. Bu hak ve yetkinin tümüne Milli Egemenlik denilir.

Milli Egemenlik, millet düzeyine erişmiş bir toplumda hürriyetlerin, eşitliğin ve adaletin devamlı ve kesintisiz olarak sağlanması ve korunması için o toplumu meydana getiren fertlerin her birinde ayrı, ayrı bulunduğu doğal olarak kabul edilen iradelerin birleşip, kaynaşarak millet iradesine dönüşmesi, açıklanması ve örgütlenmesidir.

Türk Milleti için milli egemenlik, her şeyden önce “millet olma” tarihi ve kültürü binlerce yıl önce bütün insanlığa örnek olmuş “bir milleti bütün özellikleriyle” yaşatma ve devam ettirme kısaca “Türk olma” hakkıdır, yetkisidir, sorumluluğudur. Türk Milleti bu hakkı ve bu yetkiyi herhangi bir üstün güçten veya bir üstün gücü alaşağı ederek veya barış masalarında hazırlanan kurallardan elde etmemiştir. Savaş meydanlarında, kanlı boğuşma ve mücadele alanlarında kan dökerek, varlığını, onur ve namusunu ortaya koyarak kendisi, kendisi için kazanmıştır.

Türk Milleti için milli egemenlik, millet varlığının korunmasının, savunulmasının, geliştirilmesinin ve sonsuza kadar devamının tek ve temel şartıdır. Bu nedenle kutsaldır ve her millet ferdi için korunup, savunulması kutsal bir görev ve sorumluluktur.

“Yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin yapısının ruhu milli egemenliktir.” Türk Millet Mücadelesi ve İstiklâl Savaşı nasıl milli egemenlik ve bağımsızlığı ile eş anlamda ise, Türkiye Cumhuriyeti’nin ruhu ve varlığı da aynı şekilde Türk milletinin egemenlik hakkı ve bağımsızlığı ile eş anlamdadır. Türkiye’de milletin kayıtsız, şartsız egemenliği ve tam bağımsızlığı varsa cumhuriyet vardır ve o devletin adı “Türkiye Cumhuriyeti”dir. Aksi halde, milli egemenlik zedelenmiş, bölünmüş ve dağılmışsa, tam bağımsızlık herhangi bir neden ve şartta güç ve niteliğini yitirmişse o rejimin adı ne cumhuriyettir ne de Türkiye Cumhuriyeti’nden söz edilebilir.

Milli Egemenlik Hakkının Örgütlenmesi, Türk Milleti sahibi olduğu milli egemenlik hakkını, Türkiye Büyük Millet Meclisi adı altında kurduğu ve varlığının devamı, korunması, geliştirilmesi görev ve sorumluluğunu verdiği bir kurum ile örgütlendirmiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk milletinin egemenlik hakkını açıklanan bütün unsurlarına, özelliklerine ve niteliklerine özen göstererek temsil eder, milletin kaderinde söz sahibi olur. Bu Yüce Kurum, anayasalardan önce, Türk milletinin şuurunda ve vicdanında var olmuştur. Meclis, Türk milletinin varolma mücadelesinin, varlığını devam ettirip, yüceltme ve medeniyet dünyasında, tarihi ve kültürel mirasının sağladığı engin imkanlarla, hakkı olan yeri alma azim ve kararlılığının sonucudur. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne, tek yönlü bir yaklaşımla, bir anayasa kurumu olarak bakmak yeterli değildir. Meclise, milletin vazgeçemeyeceği egemenlik hakkının örgütlenmesi gözü ile bakılmalıdır. Meclisin önemi ve değeri de buradadır. Meclisin gücü, milli egemenlik hakkını millet adına kullanmasında ve O’nu millet adına temsil etmesinde toplanır. Hiçbir yazılı belge, hiçbir kuruma bu önemi ve gücü veremez, vermemelidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk milletinin aynasıdır. Milletin bütün özlemleri, beklentileri orada şekillenir ve orada tarihi varlık alanına geçecek yasalar ve kararlara dönüşür. Siyasi partiler arasında güç ve rekabet mücadeleleri, tutum ve davranışları esas alınarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin varlığı, niteliği, çalışmaları hakkında birtakım yargılara varılamaz. Doğal mücadeleler, çeşitli ard amaçlarla büyütülerek veya küçültülerek toplumla-Meclis arasına girilemez, girilmemelidir. Gerçekte, Meclis hakkında kendisinden ve sahibi Türk milletinden başka yargıda bulunacak ne bir makam ve ne de bir organ vardır. Yasaların, Anayasaya aykırılığı konu ve meselesini ve çözümlerini ortaya atarak Büyük Millet Meclisi’nin üstünde, O’nun iradesi üzerinde oluşacak düşünceler, vehimler, tasarımlar herşeyden önce milleti, milletin egemenlik hakkını inkar etmiş olurlar.

Bu yaklaşımlarla, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin millete karşı sorumluluğu, yükümlülüğü ve eski bir deyimle “vebali” dünyanın hiçbir meclisi, senatosu ve parlamentosu ile kıyaslanamayacak kadar ağırdır. Çünkü Meclis, Türk varlığının, hayatının, onurunun koruyucusu ve temsilcisidir.

Politikalar

Madde 54-Partimiz “Milli Egemenliği” milletimizin sahibi olduğu kutsal bir hak olarak kabul eder.

Amaçları, ilkeleri, hedefleri doğrultusunda halkımızın ihtiyaçlarını karşılamak, özlem ve beklentilerini gerçekleştirmek için üreteceği ve uygulayacağı politikaların esas ve kaynağı milli egemenliktir.

Bu yaklaşımla:

a-Partimiz, devletimizin sonsuza kadar yaşaması, memleketimizin kuvvetlenmesi, milletimizin refah ve mutluluğu için, hayatımız, namusumuz, onurumuz, saygınlığımız için kesinlikle, en kıskanç ve en duyarlı duygularımızla ve bütün uyanıklığımızla ve tüm güçlerimizle milli egemenliğimizi koruyacak ve savunacaktır.

b-Partimiz, üreteceği ve uygulayacağı politikalarla toplumumuzun, siyasi, sosyal, iktisadi, kültürel, bilim ve teknoloji hayatında milletimizin kayıtsız ve şartsız egemenliğini gerçekleştirecek önlemler alacak ve yasal düzenlemeler yapacaktır.

c-Partimiz, ülkemizin doğal kaynak ve zenginlikleri, nüfusu, milli pazarı, kurum ve kuruluşları ve bunların işlerliği, yönlendirilmesi, yönetilmesi üzerinde milletimizin egemenliği dışında hiçbir güç veya güçler topluluğunun etkisine, etkinliğine, tekelleşmesine, yönlendirmesine müsaade etmeyecek, gereken önlemleri alacak ve yasal düzenlemeleri gerçekleştirecektir.

ç-Cumhuriyetimizin ve niteliklerinin yapısı ve ruhu, varlığımızın ve hürriyetimizin esası ve gücü milletimizin kayıtsız, şartsız egemenliğine bağlıdır. Partimiz bu ruh ve esastan kaynaklanan demokratik siyasi hayata işlerlik kazandıracak her türlü aydınlatma, bilgilendirme, çalışma, hizmet ve faaliyetlerini aralıksız sürdürecektir.

TAM BAĞIMSIZLIK

Madde 55-Tam Bağımsızlık, Türk milletinin sahibi olduğu egemenlik hakkını kendi özgür iradesi ve kararı ile serbestçe kullanmasının temel şartı; hür, saygın ve onurlu bir millet olarak yaşamasının vazgeçilmez esasıdır.

Tam Bağımsızlık, hayat tarzımızın temel niteliğidir. Hürriyetimizin, haklarımızın, refah ve mutluluğumuzun, insanlık dünyasında onurlu ve saygın bir konuma sahip olmamızın tek şartı tam bağımsızlıktır.

Tam Bağımsızlık, toplum ve devlet hayatında siyasi, iktisadi, sosyal, mali, askeri, kültürel ve benzeri her alanda tam bağımsızlık ve tam serbesti demektir. Bu sayılanlardan herhangi birinde bağımsızlıktan yoksun olmak, herhangi bir hususta bağımsızlığın zedelenmesine, çözülmesine, etkilenmesine seyirci kalmak, duyarsız kalmak milletin gerçek anlamda bütün bağımsızlığından mahrum olması demektir.

Tam Bağımsızlık için temel ve ölmez ilke; bağımsızlığını ve hürriyetlerini her ne pahasına ve her ne karşılığında olursa olsun zedelemeye ve kayıtlamaya asla müsaade etmemek, bağımsızlık ve hürriyetlerini bütün anlamıyla koruyabilmek ve bunun için gerekirse son ferdinin, son damla kanını akıtarak, insanlık tarihini şanlı bir örnekle süslemektir.

Bağımsızlık ve hürriyetin gerçek anlamını, gerçek niteliğini, yüksek değerini vicdanlarında kavramış olan kişiler ve milletler açıklanan ilke uğrunda her türlü özveride bulunmaya hazır milletlerdir. Bunlar bütün zamanlarda insanlığın saygısına layık toplumlardır. Bu saygıyı, onuru ve kıvancı yaşarlar.

Politikalar

Madde 56-Partimiz için “Tam Bağımsızlık” kutsal bir inançtır. Bu inanç, milletimizin yüzlerce yıldır bağımsızlığı bir varoluş nedeni sayan vicdanından ve düşüncesinden kaynaklanmaktadır. Milletimiz bağımsızlıktan uzak yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır.

Bu yaklaşımla:

a-Partimizin üreteceği ve uygulayacağı politikalar, bağımsızlık kutsal inancına dayanacak ve tam bağımsızlık esasından ayrılmayacaktır.

b-Bütün zamanlarda ve her türlü durum ve şart içinde partimizin uluslararası ilişkilerde üreteceği ve uygulayacağı politikalar tam bağımsız, tam eşitlik, milli çıkar ve milli güç esaslarına dayanır. Bu ilişkilerde hiçbir siyasi birlik ve yeni düzen arayışları, hiçbir iktisadi ve teknolojik gelişme eksikliği veya etkinsizliği milletimizin ve devletimizin tam bağımsız niteliğini zedeleyemeyecek, aykırı bir durum yaratmayacaktır.

c-Partimiz, örgütlenme aşamasından başlayarak, iktidarda veya muhalefette,bütün zamanlarda, durum ve şartta tek ve değişmez hedefi tam bağımsızlık olacak, bunun sağlanıp, özenle, dikkatle, tüm uyanıklıkla ve her türlü özveriyle korunup, geliştirilmesine çalışacaktır.

ç-Milletimizin ve devletimizin tam bağımsızlığını ortadan kaldıran, zedeleyen, zayıflatan bütün yasalar, andlaşmalar, anlaşmalar, sözleşmeler, ilişkiler, taahhütler ortadan kaldırılacak, her alanda, her konuda, her ilişkide tam bağımsızlık gerçekleştirilecektir.

d-Tam bağımsızlık ve tam bağımsızlık kutsal inancı toplumda sürekli aydınlatma ve bilgilendirme, çalışma, hizmet ve faaliyet konusu olacak ve fert-fert, kurum-kurum, kuruluş-kuruluş bu çalışmalardan sorumlu olacaktır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

Madde 57-Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk Milleti’ni temsil eder. Millet adına egemenlik hakkını yalnız o kullanır. Millet egemenliğinin ve tam bağımsızlığın belirdiği yer olan Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk Milleti’nin kendisini idare etme şuurunun, siyasî hayata doğrudan katılma iradesinin ve toplumun iktisadî, sosyal, kültürel, bilim ve teknoloji hayatına egemenliğinin tek simgesidir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açıklanan özelliklerinin sürekli korunması, saygınlığının yurt içinde ve yurt dışında arttırılması bütün vatandaşların millî görevleri ve namus borçlarıdır. Partimiz, bu yaklaşımla; millî vicdanın, millî şuurun ve millî düşüncelerin, millî eğilimlerin oluştuğu ve sürekli kılındığı Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni kutsal bir kurum olarak tanımlar ve kabul eder. Amacı, milli varlığın, vatan bütünlüğünün, milli birliğin, toplumun huzur, refah ve mutluluğunun korunması ve geliştirilmesi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gerçek konum ve durumuna yükseltilmesini varoluş nedenlerinden sayan partimiz, bu yaklaşımın gereklerini yerine getirmeyi vazgeçilemez bir görev olarak kabul ve ilan eder.