Bayrak HareketiAv. Kadir Kartal Arşivi
Arşiv

Partimizin Yemini

mhhp.org.tr· 2012

Ana sayfa Partimizin Yemini - Çağatay Pınar

Bizi Twitter'dan İzleyin

PDF

Yazdır

e-Posta

Çağatay Pınar

Partimizin Yemini

Bugün Parti Yeminimizden bahsedeceğim. Parti Yeminimiz, Parti Tüzüğümüzün 5. maddesini oluşturmaktadır. Partimizin amaçları, ilkeleri ve yemini vardır. Partimizin tüzüğü hiçbir partininkine benzemez. Tüzükte yeminin olması çok enderdir. Bugün Türkiye’deki diğer partilere bakın bunu göremezsiniz. Bu kendine özgü bir özelliktir.

Parti Tüzüğümüz “Başlangıç” başlıklı bir metin ile başlar ve bu Yüce Millete bir bildiri niteliğindedir. Bu bildirinin bir amacı vardır. Bunlar mevcut sorunları açıklamak, bu sorunların doğurduğu, sebep olduğu tehdit, tehlike ve engelleri belirtmek ve bu sorunların çözümünde Partimizin görüş ve yaklaşımını ortaya koymaktır.

Benden sonraki değerli konuşmacımız “Başlangıç” kısmını detaylı bir şekilde bizlere aktaracaktır. Ve görülecektir ki yeminimiz alelade bir yemin değildir. Atatürkün gençliğe hitabıdır. Bu yeminin olması partinin ne olduğunu, ne yapmak istediğini gösterir.

Peki Yemin nedir? Sözlükte kuvvet, sağ taraf, sağ el, and içmek, kasem gibi anlamlara gelen yemîn, dinî bir kavram olarak, bir kimsenin Allâh’ın adını veya sıfatını zikrederek sözünü kuvvetlendirmesi demektir. Bunun dışında köle azât etme ve boşamaya bağlı olarak yapılan ve bazı fıkhî sonuçlar doğuran sözlere de yemin denilmiştir.

Yemin etmek aslında mübah bir davranış olmakla birlikte,gereksiz yere yemin etmek ve onu alışkanlık haline getirmek doğru değildir.Sıkça yemin eden kimse sözüne Allâh’ı şahit tutmuş, O’na saygısızlık etmiş ve kutsal değerleri sözünün doğrultusunu teyit için yıpratmış, sonuçta da toplum nezdinde kendi saygınlığını zedelemiş olur. Yerine getirilmesi mümkün ve mubah olan bir şeyi, ileride yapacağına veya yapmayacağına yemin eden kişi, bu yeminini yerine getirmelidir.

Bu anlamlardan sonra yeminin ne kadar önemli ve anlamlı olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor. Müdafaa-i Hukuk Hareketi Partisi bu yüzden üyelerinden erdem, sevgi, sabır ve bilgi sahibi olmasını, vatan ve millet sevigisini, hak ve hukukunu, davalarını ve sorunlarını her türlü kişisel çıkar ve tutkulardan üstün tutmasını ve gerekli özveride bulunmasını ister. Parti üyeleri Milli ahlak ve Milli vicdan sahibi insanlar olmalıdır.

Müdafaa-i Hukuk Hareketi Partisinin kutsal saydığı değerler vardır. Bunlar**, insan, aile, millet, devlet ve vatandır.** Bugün bu kutsal değerler tehdit, tehlike ve sorunlarla karşı karşıyadır. Partimiz kutsal değerlerimizin sorunlarını çözmeyi taahhüt ediyor ve bunu bir yeminle teyit ediyor. Başta da belirttiğim gibi Partimizin bütün zamanlarda dikkate alınmasını öngördüğü, durumları, düşünce ve yaklaşımları özetleyen bir “Başlangıç” bildirisi var. Bu bir görevdir. Parti Yeminimiz olan Yüce Atatürk’ün “Nutuk” eserinin sonunda yer alan “Türk Gençliğine Hitabesi” nide okuduğumuzda Yüce Atatürk’ün her durum ve dönemde Türk gençliğine görevler verdiğini göreceğiz.

Şimdi Yeminimizi bölüm bölüm, kısa açıklamalarla okuyacağım;

“Bugün vâsıl olduğumuz netice, asırlardan beri çekilen millî musîbetlerin intibahı ve aziz vatanın, her köşesini sulayan kanların bedelidir.

Bu neticeyi, Türk gençliğine emanet ediyorum.”

İlk bölümde**,** Yüce Atatürk, ulaşılan sonucun, asırlardır yaşanan milli boyutlardaki olumsuzlukların bizi kendimize getirmesi ve aziz vatanın her köşesini sulayan kanların bedeli olduğunu ifade ediyor ve bunu özellikle Türk Gençliğine emanet ediyor. Ve devam ediyor;

“Ey Türk Gençliği!

Birinci vazifen Türk İstiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin!

cümleleriyle Yüce Atatürk, emanet edilen varlığın özelliklerini, korunup savunulmasını önermektedir. Niçin korunması ve savunulması gerektiği ise bir cümlede göstermektedir. Savunulacak ve korunacak varlık, Türk milletinin varlığının ve geleceğinin tek temeli ve tek hazinesidir. Bu ise, kazanılmış Türk istiklali ve Cumhuriyeti’dir. İşte, emanet edilen budur.

“Bu imkan ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir.

İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler.

Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.

Bütün bu şeraitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve delâlet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler.

Hatta bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini müstevlilerin siyasî emelleri ile tevhit edebilirler. Millet, fakr-ü zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.”

Bu bölümde Yüce Atatürk; Türk gençliğinin hiçbir mazeret üretmeden, hangi durumda olursa olsun Türkiye Cumhuriyetini tehdit eden ve yıkmak isteyen iç ve dış düşmanlardan, bu emaneti koruması ve savunması gerektiğini söylüyor. Bu düşmanların her zaman var olabileceğini ve hangi yöntemlerle tehdit oluşturacağını ayrıntılı şekilde belirtiyor. En önemlisi ve acı olanı ise iktidarda olan kişilerin çıkarları için düşman ile işbirliği içerisinde olabileceğini önemle belirtiyor.

“Ey Türk İstikbâlinin Evladı !

İşte; bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır ! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.”

Ve son bölümde; tüm bu korkunç durumlara rağmen Türk Gençliğinin tek görevinin Türkiye Cumhuriyetini kurtarmak, korumak ve savunmak olduğunu söylüyor.

Bugün ki ortamımıza baktığımızda, parti tüzüğümüzün “Başlangıç” bölümünde Yüce Türk Milletine yapılan bildiride bahsedilen durumun ve az önce açıklamaya çalıştığım **“Gençliğe Hitabe”**de Yüce Atatürk’ün dile getirdiği tüm kötü durumlar ne yazık ki gerçekleşmiş ve kutsal değerlerimiz yitirilme aşamasına gelmiş gözüküyor. Bu nedenle ki Partimiz **“Gençliğe Hitabe”**yi yemini olarak belirleyerek Türk Gençliğine görevini iletmektedir.

Son olarak şunları söylemek istiyorum; Yüce Atatürk gelecek nesillere ve gençlere “Emanet” bırakmıştır. Sebebi iki noktada toplanmaktadır. Bunlardan birincisi, “Türk Devlet geleneği” ve töresidir. Bütün Türk liderleri ve büyükleri milletlerinin ve Türklüğün geleceğine ilişkin görüşlerini vasiyetler şeklinde değil, emanetler biçiminde nesilden nesile aktarmaya çalışmışlardır. İkincisi ise, Yüce Atatürk’ün kişiliğinde toplanmaktadır. O’na göre sonuç, milletindir. Milletin olan da gene millet çocuklarına ancak emanet edilir. Ve Türk İstikbalinin Evlatlarının, yani sizlerin ve bizlerin damarlarında bu emaneti koruyacak ve savunacak asil kan mevcuttur.

 

"Anadoluda Doğan Güneş"

En Çok İzlenenler