Bayrak HareketiAv. Kadir Kartal Arşivi
Arşiv

Yüce Türk Milletine Bildiri

mhhp.org.tr· 2008

1. BİRİNCİ BÖLÜM  (Milli Ortam )                                           Program <<<

 

BİRİNCİ KISIM
TEMEL VE KALICI UNSURLAR

İNSAN - KİŞİLİK - VATANDAŞLIK

İlkeler

Madde 1-        İnsan doğanın ve toplumun bir parçasıdır. İnsan ailenin kurucu, geliştirici, devam ettiri-

ci unsurudur. İnsan özgür iradesi ve aklı ile bilgi, teknoloji ve kültür üreten, medeniyetler kuran tek varlıktır.

İnsan, maddi ve manevi varlığı, çevre ve toplumla ilişkileri ve etkileşimleriyle bir bütündür. İnsanın maddi varlığı, genlerinin ve biyolojik kalıtımın etkisi altında, çevre şartlarına bağlı olarak başlar, devam eder ve sona erer. Manevi varlığı eğitim ve bilimle, aklı bilgi ve deneyimle gelişir. Çevre ve toplumla ilişkileri ise, yaşadığı ortamın, tarihi ve kültürel değerlerin, iktisadi hayatın, hukuk düzeninin oluşumları, olayları ve kuralları tarafından yönlendirilir.

İnsan, toplum içinde bir bireydir. Kendine özgü ve ayırtedici davranışları ile kişi olur. Kişilik, toplum içindeki bireyin gerçek davranışlarda bulunması ve bu davranışları sergilemesidir.

Kişilik, milli ortamın hücresi, oluşmasında ilk ve en önemli “Temel ve Kalıcı Unsuru”dur. Diğer bütün unsurlar varlıklarını ve güçlerini kişiliğini ortaya koyan özgür irade ve karar sahibi insandan alırlar.

Bir millete bağlı veya kendisini o milletten sayan kişilerin “Temel ve Kalıcı Unsurlar” üzerinde aynı veya benzer düşünce ve görüşleri paylaşmaları aynı veya benzer tutum ve davranışlarda bulunmaları Milli Kültür Çevresini meydana getirir. Kişi bu kültür çevresinin de kurucu unsurudur.

Milli Devlet, gerçekte milli ortamın ve milli kültür çevresinin eseridir. Devlete bağlı veya kendisini o devletten sayan kişilere Vatandaş denir. Sonuç olarak kişilik vatandaşlığa dönüşür. Devlet içinde önemli bir konuma gelir. Hukuk düzeninde belirtilen Vatandaşlık Haklarına sahip olur. Vatandaşlığın ödev ve sorumluluklarını yüklenir.

Anayasamızın “Siyasi Haklar ve Ödevler” başlığını taşıyan “Dördüncü Bölümü”nde, “Türk Vatandaşlığı”nın kazanılması 66. maddede düzenlenmiştir. “Türk Devleti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür.” Aynı maddede “Vatandaşlık Bağı” kişinin Türk Milli Kültür Çevresi’nin bir unsuru olması anlamındadır. Doğal olarak da bu bağ ile devlete bağlanan herkes Türk’tür.

Hedefler

Madde 2-        Partimizin insan-kişilik ve vatandaşlık konularında hedefleri aşağıdadır:

a-         İnsanın doğuştan sahibi olduğu dokunulmaz, devredilemez, vazgeçilmez haklarının

ve hürriyetlerinin tam, kesintisiz ve serbestçe kullanılmasını sağlamak.

b-        İnsanın maddi ve manevi varlığını, çevresel ve toplumsal ilişkilerinin güvenli, sağlık-

lı, üretici, dengeli şekilde çağın gereklerine, bilim ve teknolojinin esaslarına uygun biçimde geliştirmek ve güçlendirmek.

c-         Milli güç unsurlarımızın kaynağı ve dayanağı olan, bu unsurlara işlerlik kazandıran

insan varlığımızın birliğini, bütünlüğünü, dirliğini, düzenini, refahı ve mutluluğunu gerçekleştirmek.

ç-         İnsan varlığımızı yurtiçinden ve yurtdışından gelebilecek her türlü tehdit ve tehlike-

lerden korumak, siyasi, sosyal, iktisadi, kültürel, bilim ve teknoloji hayatının devamını, güçlenmesini, gelişmesini, ilerlemesini, çağdaş imkan ve vasıtalara kavuşmasını sınırlayan ve kısıtlayan engelleri ortadan kaldırmak.

d-        Kişilerin özgüvenlerini, iş ve çalışma, sanat ve buluş, bilgi ve teknoloji üretme yete-

neklerini artırmak, güçlendirmek, özendirmek ve desteklemek; aralarındaki kültürel bağları, iktisadi ve sosyal dayanışma tutum ve davranışlarını kuvvetlendirmek, geliştirmek.

e-         Vatandaşlarımızın milli ortam ve kültür çevresi içerisinde, sosyal hukuk ve adalet il-

keleri doğrultusunda özgür, sağlıklı, güvenli, ailesine, milletine, vatanına ve devletine bağlı kişiler olarak yaşamalarını, varlıklarını geliştirip, ebedi kılmalarını sağlıyacak şartları, imkan ve fırsatları hazırlamaktır.

Politikalar

Madde 3-        Partimizin açıklanan hedeflere ulaşmak ve bu hedefleri Yüce Milletimizle birlikte geliş-

tirerek daha ileri ve çağdaş hedeflere yükseltip gerçekleştirmek için izleyeceği politikalar şunlardır:

a-         Partimizin üreteceği politikalar ve bunların çeşitli düzey ve aşamalardaki uygulama-

ları insan ve insan varlığımız temeline dayanır.

b-        Partimiz, insan ve insan varlığımızın her alanda ve bütün ilişkilerinde güçlenmesine

özen gösterir, önem verir, öncelik tanır.

c-         Partimiz, demokratik siyasi hayatımızın işlerliğinin, ekonomik ve toplumsal gelişme-

nin, kültür çevremizin güçlendirilmesinin, bilgi ve teknoloji üretiminin, uluslararası ilişkilerde güç ve rekabet mücadelesinin insanımızın ve vatandaşlarımızın hürriyetlerini, güvenliklerini, birlik ve dirliklerini refah ve mutluluklarını sağlamaya ve güvence altına almaya yönelik olduğuna inanır. Üreteceği politikaların ve uygulamaların bu hususları geliştirmesine ve halkımızca özümsenmesine önem verir.

ç-         Partimiz, Türk vatandaşlarının hür ve egemen, sağlıklı ve çalışkan, ailesine, devleti-

ne, vatanına bağlı, çağdaş bilim ve teknolojinin imkan ve fırsatlarından yararlanan, bilgi ve teknoloji üreten, özgüven  sahibi ve girişimci kişiler olmalarını, toplumumuzun bu kişilerden oluşmasını sağlayacak politikalar üretir. Partimiz, her alanda ve her düzeyde yönetimini bu doğrultuda sürdürecek önlemler alır ve uygular.

d-        Partimiz, insan onur ve saygınlığını, maddi ve manevi alanda gelişmesini, kişilerin te-

mel hak ve hürriyetlere ve egemenliğe tam ve kesintisiz sahibiyetlerini, vatandaşların sosyal hukuk ve adalet ilkeleri doğrultusunda ekonomik ve toplumsal dayanışmalarını, görev ve sorumluluklarını gerçekleştirecek her türlü önlemleri alır, hukuki düzenlemeleri yapar.

e-         Partimiz, güvenlikte, sağlıkta, hukukta, eğitim ve öğretimde, sosyal güvenlik ve sos-

yal adalet uygulamalarında, ailede, çevrede, sokakta, iş ve çalışma yerinde, kırda ve bayırda, görevde ve dinlenmede nerede olursa olsun insan hayatının, gelişmesinin, onur ve saygınlığının, hak ve hürriyetinin eşit ve ayırım yapılmaksızın Devletin koruması ve güvencesi altında bulunduğunu sağlayacak politikalar üretir ve uygular.

AİLE - KADIN VE ÇOCUKLARIMIZ

İlkeler

Madde 4-        Aile, kutsaldır ve dokunulmazdır. Aile, toplum hayatının ve bekâ’nın, kaynağı, kültür ve

medeniyetin, çağdaşlaşma ve ilerlemenin, ekonomik ve sosyal dayanışmanın, kuvvet ve gücün dayanağıdır.

Aile, bir hayat arkadaşlığı ve dostluğu kadar onur ve saygınlık ortaklığı, sevgi, bilgi ve üretim ocağıdır.

Aile, Türk toplumunun temelidir. Eşler arasında her alanda eşitliğe dayanır.

Aile, milli varlığımızın devamının, gelişmesinin, bekâsının temel unsuru ve yaratıcı gücüdür.

Aile, Türk milletinin özü ve cevheridir. Toplumumuzun düşünce ve hayat tarzı bütün özellikleri ve şekilleriyle ailede oluşur, aileden kaynaklanır ve aileden yayılır.

Aile, milli, maddi ve manevi değerlerimizin korunup, gelecek nesillere aktarılmasında, milli duygunun, ahlâkın ve bilincin geliştirilip, devamında, milli birlik ve bütünlüğümüzün güçlendirilmesinde, sosyal dayanışmanın oluşturulup, uygulanmasında, bilgi ve teknolojinin üretiminde temel unsurdur. Aile, tarihi ve kültürel mirasımızın, dilimizin, inançlarımızın, müziğimizin, sanatımızın, örf ve adetlerimizin geliştirilmesinde, tanıtımında ve yaygınlaştırılmasında en kuvvetli dayanak noktasıdır. Başta sağlık, çevre, eğitim ve öğretim, bilgi ve teknoloji üretimi olmak üzere halkımızın çeşitli alanlardaki ihtiyaç ve beklentilerinin karşılanması aileden başlar.

Kadın, önce bütün hak ve hürriyetlere sahip bir insan, sonra saygın ve onurlu, üretken bir kişi, nihayet topulumun devamında, gelişmesinde, bekâsında en büyük etken ve özveri sahibi bir anadır.

Türk Kadını, önce doğal ve hukuki bütün hak ve hürriyetlere sahip bir varlık, sonra milletimizin temeli, saygın, yüksek, onurlu ve üretken bir vatandaş, nihayet Türk milletinin evlatlarını yetiştiren, ona hayat veren ve sonsuzluk sağlayan, erdem sahibi, kahraman ve özveri örneği bir anadır.

Türk toplumlarında kadın evin (ailenin) direği ve yanan ocağıdır.

Türkiye Cumhuriyeti’nde kadın, Türk Millet Mücadelesi ve Kurtuluş Savaşı döneminde olduğu gibi, bugün de toplumumuzun en saygın yerinde, her şeyin üstünde, yüce ve onurlu bir varlıktır.

Türk kadını, dünyanın en aydın, en erdemli, en güçlü ve en özverili kadını olduğunu, her zaman ve her durumda kanıtlayacak özelliklere sahiptir ve yetenektedir.

Türk milli varlığının korunup geliştirilmesinde, çağdaşlaşma doğrultusunda ilerleyip, yükselmesinde ve sonsuza kadar devamında aileye düşen bütün görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinde en büyük pay Türk Kadını’nındır.

Çocuklarımız, ailelerimizin ve toplumumuzun sahibi oldukları en değerli ve üzerlerinde en çok özen gösterilmesi gereken varlıklardır.

Milletimizin ümit ve beklentilerinin üzerlerinde toplandığı bu eşsiz varlıklar, geleceğin büyükleri, insanlığın ve toplumumuzun sorunlarını çözecek, sorumluluklarını taşıyacak kişileri, Cumhuriyetimizin vatandaşları ve bekânın da temsilcileridir.

Çoğunlukla “aile” hakkındaki görüş ve değerlendirmelerimiz ailedeki çocuklar ve onların sağlıklı, iyi yetiştirilmeleri, üretici ve faydalı olmaları ile orantılıdır ve özdeştir. Milli kültürümüzden kaynaklanan bu düşünce ve yaklaşımlar her doğan çocuğun ailesi kadar çevresine ve topluma aidiyet anlayışının sonucudur. Çocuklarımız yalnız ailelerin değil, çevrelerinin, toplumun ve devletin sorumluluğunda olan varlıklarımızdır.

Hedefler

Madde 5-        Partimizin varoluş nedenlerinin ve öncelikli hedeflerinin başında “güçlü aile, güçlü top-

lum, güçlü devlet” anlayış ve düşüncesinin gerçekleştirilmesi gelmektedir. Partimizin bu doğrultuda Aile-Kadın ve Çocuklarımızla ilgili hedefleri:

a-         Ailede eşler arasında eşitliği, bağlılık ve dayanışmayı özendirip, güçlendirmek, aile-

nin kutsallığı inanç ve düşüncesini geliştirip, yaygınlaştırmak,

b-        Ailelerin sağlıklı bir yaşam sürdürmeleri amacı ile devletin gözetim, denetim ve des-

teğinde önleyici ve koruyucu sağlık önlemleri almak, zorunlu “Aile Doktorluğu” ve “Aile Sağlık Sigortası” kurum ve sistemlerini uygulamak,

c-         Ülkemizin coğrafi durumuna, iklim şartlarına, bölgesel ve yerel özelliklerine, halkımı-

zın ekonomik üretim ve hayat tarzına uygun, çağdaş bir sosyal yapılaşmayı esas alacak şekilde ailelerin konut ihtiyaçlarını karşılamak,

ç-         Aileyi bir ekonomik üretim birimi kabul ederek, aile fertlerinin birlikte veya ayrı ayrı

mal, hizmet, bilgi ve teknoloji üretmelerini özendirmek ve desteklemek,

d-        Anne ve babanın birlikte veya ayrı, ayrı eğitim ve öğretimlerine ağırlık vermek, onla-

rı her alanda bilgi ve teknolojiyle donatmak,

e-         Herhangi bir nedenle iktisaden güçsüz veya maddi ve manevi alanda çaresiz kalan

ailelere her türlü desteği sağlamak,

f-         Aile yapımızı çözmeyi, yıpratmayı, güçsüz kılmayı, kendi iradesi ve yönetimi altında

sömürmeyi, aile içinde ve ailenin çevresiyle ilişkilerinde güvensizliği, düşmanlığı ve ümitsizliği yaymayı, uygulamayı esas alan eylemlerle, tehdit, tehlike ve engellerle, propagandalarla mücadele etmek ve ortadan kaldırmak, Aile Hukukunu güçlendirmek, “Aile Avukatlığı” kurumunu geliştirip, uygulamak.

g-         Kadınların eğitim, bilgi, görgü ve iletişim seviyelerini yükseltmek, onları çağdaş bilim

ve teknolojinin imkan ve fırsatlarına sahip kılmak,

ğ-         Eğitim ve öğretimden yoksun kalmış kadınlarımıza her alanda eğitim hizmeti vermek,

iş ve sanat yeteneklerini geliştirmek,

h-         Bir meslek ve iş kolunda çalışan kadınlarımızın hizmet içi eğitimlerinin dışında, ken-

di iş ve çalışma alanlarında bilgi, görgü ve teknoloji deneyimlerini artırmaları için gereken önlemleri almak,

ı-          Kadınlarımızın siyasi, sosyal, iktisadi, kültürel, bilim ve teknoloji alanında, toplum ha-

yatımızın her kesiminde, her düzeyinde ve her konusunda örgütlenmelerini, çağdaş ve ileri bir ülkenin kadınları olarak yabancı ülkelerdeki kadın kuruluşları, kamu ve özel kurumlar ile ilişkilerde bulunmalarını özendirmek ve desteklemek,

i-          Kadınların ev işlerinde yıpranmalarını, yorgunluklarını, düşünce ve hayat tarzlarında-

ki kısıtlılığı ortadan kaldıracak önlemler almak, bu önlemler sonunda kazanacakları zamanı üretime dönük olarak değerlendirmeleri için gereken bilgi ve teknoloji yardımında bulunmak,

j-         Kadınlarımızın özellikle “Ekonomik ve Toplumsal Gelişme” plan ve programları

doğrultusunda üretime katılmalarını, bütün meslek, sanat ve sektörlerde çalışmalarını özendirip, destekleyecek faaliyetlerde bulunmak,

k-        Çalışan ve ihtiyacı olan annelerin çalışma saatleri içinde çocuklarının ilköğretim ça-

ğına gelinceye kadar, sağlıklı beslenmelerinin, bakımlarının, büyümelerinin, eğitimlerinin ve her türlü ihtiyaçlarının devletçe karşılanmasını sağlamak,

l-          Geleceğimizin güvencesi olan çocuklarımızın doğum öncesi ve doğum sonrası sağ-

lıklı yaşamalarını, büyümelerini, manevi ve maddi alanda güçlendirilmelerini esas alan plan ve programları gerçekleştirmek ve uygulamak,

m-        Çocukların kötü alışkanlıklardan korunması, suça itilmelerinin önlenmesi, başta göç

çocukları olmak üzere çalışan çocukların iş ve hizmet yerlerinde sömürülmelerine engel olunması, bunların barınma, iş ve çalışma güvenliklerinin, sağlık, eğitim, mesleki ve sanat eğitimlerinin ve çevre şartlarına uyumlarının sağlanması gibi hizmetleri kamu hizmeti saymak, merkezi ve yerel idarelerce karşılamak,

n-         Bakıma ve korumaya muhtaç çocukların sağlık, bakım, özel eğitim, iş ve sanat eği-

timleri, üretici duruma getirilmelerinin devletin gözetim ve denetiminde yerel idarelerce yerine getirmek,

o-        Özel eğitim ve öğretime muhtaç çocuklarımızın bakımlarını, sağlık ve eğitimlerini

devlet tarafından gerçekleştirmektir.

Politikalar

Madde 6-        Partimizin açıklanan hedeflere ulaşmak ve bu hedefleri Yüce Milletimizle birlikte gelişti-

rerek daha ileri ve çağdaş hedeflere yükselterek gerçekleştirmek için izleyeceği politikalar aşağıdadır:

a-         Partimiz üreteceği politikalar ve bunların uygulamalarında, milletimizin “Aile”nin kut-

sallığı, toplumun temelini oluşturduğu, eşler arasında eşitliğe, onur ve saygınlık ortaklığına dayandığı ve bir sevgi, bilgi, üretim ocağı olduğu inanç ve düşüncelerine özen gösterecek, öncelik ve önem verecektir.

b-        Partimiz, hedefleri kapsamında ve Anayasamızda devletin görevleri içinde yer alan

“Aile, Kadın ve Çocuklarımız”ın korunması, güvenliği, sağlığı, bakımı, eğitimi gibi konuların ve onlara her türlü yardımı, donanımı sağlamayı ve gelişmelerini öngören faaliyetlerin kamu hizmeti sayılması ile ilgili hukuki düzenlemeleri yapacak ve gereken kurum ve kuruluşları kuracaktır.

c-         Partimiz, kuruluş belgelerinde ve uygulamalarında Türk aile yapısını koruyup, güç-

lendirmeyi, eşler arasında eşitliği özendirip, sağlamayı, kadın ve çocuklarımızın sağlıklı bakımlarını, eğitim ve öğretimlerini esas alan Vakıf ve Derneklerimizin ve bunların oluşturdukları platformların plan, program ve projelerini destekleyecek bilgi ve teknoloji sağlayacak, gerekli görülen muafiyetleri tanıyacaktır.

ç-         Partimiz, çalışma, hizmet ve faaliyetlerinde Aileyi, Kadın ve Çocuklarımızı esas alan

sivil toplum örgütlerini ve bunların oluşturacakları platformları destekleyecek, Vakıf ve Dernek şeklinde hukuk düzenimiz içinde yer almalarını özendirecektir.

d-        Partimiz, başta kadınlarımızın çeşitli alanlarda örgütlenmeleri olmak üzere, kadın ve

çocuk haklarının ve hukuklarının geliştirilmesi için çalışan vakıfları, dernekleri, sivil toplum örgütlerini ve bunların oluşturacakları platformları, temsilcilerini destekleyecektir.

e-         Partimiz, doğrudan veya üyeleri aracılığı ile veya üyelerinin katıldıkları Sivil Toplum

Örgütlerince ailelerin artan iktisadi ve sosyal hizmet ve yardım ihtiyaçlarını karşılayacak “Aile Dayanışma Birlikleri” kuracak, kurulmuşları destekleyecek, mahalle düzeyinde kurulup bütün yurda yayılacak bu birliklerin yerel yönetimlerce özendirilip, güçlenmelerine yardımcı olunacaktır.

f-         Partimiz, ailelerin eğitim, görgü, bilgi ve teknoloji ihtiyaçlarını karşılayan, bilgi, tekno-

loji, ürün üretimlerine yardımcı ve destek olan, ailelerin ve üyelerinin katılımlarıyla oluşacak “Aile Birlikleri” kuracaktır. Mahalle, köy, bucak, belde, ilçe ve illerde  kurulacak bu birliklere yerel yönetimlerin, kamu ve özel kurum ve kuruluşlarının yardımları sağlanacaktır.

g-         Ailelerin çocuk sahibi olmaları ve sağlıklı çocuklar yetiştirmeleri, anne ve çocuk sağ-

lığı, sağlıklı beslenme, ekonomik ve sosyal güçlenme gibi konularda bilgilendirilmeleri ve bu bilgilerin hayata geçirilmesini sağlamak amacıyla Parti üyelerinin ve/veya sivil toplum örgütlerinin kuracakları “Aile Sağlık ve Destek Hizmetleri” kuruluşları Partimizce özendirilecek ve desteklenecektir.

ğ-         Ailelerin doğum, sünnet, nişan, düğün, yaş günü gibi mutlu, hastalık, yoksulluk, güç-

süzlük, ölüm gibi acı günlerinin mahalle ve köylerde, uygun yerleşim birimlerinde yaşayan diğer ailelerle birlikte topluca paylaşılmasını ve yardımlaşmayı Aile Birlikleri sağlayacak, yerel idareler de bu konuda gereken hizmet ve destekleri öncelikli görev ve işleri olarak yürüteceklerdir.

h-         Partimizin açıklanan hedeflere ulaşmak için izleyeceği yol ve yöntemlere, alacağı ka-

rarlara, üreteceği politikalara Halk Temsilcileri, İl ve İlçe Delegeleri, Bölge ve Türkiye Temsilcileri destek olacaklar ve başlıca görevleri içinde sayacaklardır.

TOPLUM - TOPLUMSALLAŞMA - TOPLUMSAL DEĞİŞME

İlkeler

Madde 7-        TOPLUM canlı, sürekli ve ebedi bir varlıktır. Toplum, öncelikle kendisini kuran insanlar

arasındaki ilişkiler ve etkileşimlerle ilgilidir. Bu ilişki ve etkileşimler, kendine özgü bir kültür çevresinin oluşmasına, toplumda çeşitli grupların ortaya çıkarılmasına, rollerin ve statülerin belirlenmesine, değerlerin üretilmesine ve bu değerlerin bölüşümündeki mücadelelere neden olur ve herbiri toplumsal niteliktedir. Toplum, temelini teşkil eden aile grubundan başlayarak, millete kadar ve bunlar arasında her alan ve düzeydeki çeşitli grupların, kurum ve kuruluşların eylemlerini, olgularını ve olaylarını kapsamına alır.

Toplum yaşayan bir varlıktır. İnsanlar bu varlığın organlarıdır. Organlar fanidir, toplum içinde doğarlar, yaşarlar ve ölürler. Toplum kendisi içinde doğanlar ve kendisine katılanlarla bütünleşerek devam eder. Organlarını yeniler, üretir, çoğaltır ve geliştirir. Canlı bütün varlıklar da organları arasında nasıl bir birlik, bütünleşme ve dayanışma varsa ve o organizmalar varlıklarını sürdürebilmeleri için organların farklı görevlerini tam ve uyumlu olarak yerine getirmeleri gerekiyorsa, toplumla veya toplumun çeşitli kademeleri ve daha küçük topluluklarla bireyler arasındaki ilişkilerde aynen bu canlı organizmalar gibidir. Bireyler içinde bulundukları grubun kendilerine verdiği rollerin ve tanıdığı statülerin görev, yetki ve sorumluluklarını ahlâki değerlere bağlı kalarak tam ve diğer üyelerle uyumlu şekilde yerine getirmek zorundadırlar. Aksi halde toplumun bir canlı hücresinin veya organının yaşamasını tehlikeye atmakla kalmazlar toplumun varlığını da tehdit edecek durumlara neden olurlar.

Bireysel (Ferdi) Şuur : Bireyin içinde doğduğu, katıldığı grup veya toplulukla birlikte yaşama kararlılığına ve hayatı paylaşma istek ve iradesine denir. Gerçekte toplumun sürekliliğini ve ebediliğini içinde doğanların ve kendisine katılanların birlikte yaşama kararlılıkları ve hayatı paylaşma istek ve iradeleri ve toplumun birlik ve bütünlüğünü sağlayacak ilkelere sadakâtları sağlar. Bu kararlılık, istek ve iradeler bireyin topluma bağlılığı ve şuurunun sonucudur. Toplum içinde “Kişiliğin” en önemli özelliği ferdi şuur ve özgüvendir. Bu iki özellik “Vatandaşlığın” da temelini teşkil eder.

Toplumsal Şuur (Bilinç) : Toplumda ortak inançların, değerlerin ve normların bütünüdür. Soyuttur. Bireysel şuurlarda, tutum, davranış ve eylemlerde belirginleşir. Ancak, toplumsal niteliği bakımından ferdi şuurdan farklıdır, onların basit bir toplamı veya sonucu değildir. Toplumsal şuur, kendi yasalarına göre evrimleşir, bireyleri çevreleyen ve etkileyen şartlardan ayrı olarak varlığını sürdürür. Zaman süreci içinde büyük bir değişiklik göstermez. Nesiller arası bağlantıyı sağlar. Toplumsal şuur, bireysel şuurları etkiler ve onlar üzerinde bir baskı oluşturur. Bu baskı mekanizmalarının somut görünümleri yaptırımlarla desteklenen toplumsal kurum ve kuruluşlardır. Bireyler, ağırlıkla ortak değer ve normlardan ve onların birleşmesinden ortaya çıkan kurallara göre hareket ederler.

Güven ve bu duygunun altında paylaşılan ahlâki değerler ve normlar toplumun varlığını doğrudan etkiler. Bir toplumda çeşitli gruplar ve topluluklar, kurum ve kuruluşlar, karşılıklı güven içinde olmalılar. Bu duygu olmadan kendiliklerinden ortaya çıkamazlar. Varoluş nedenleri doğrultusunda etkinlik göstermeleri, gelişmeleri ve ilerlemeleri de karşılıklı olarak güven duygularını tutum, davranış ve eylemleriyle göstermelerine ve sergilemelerine bağlıdır. Güven ferdi (bireysel) ve toplumsal şuurlaşmanın kaynağıdır. Önce, özgüveni olmayan veya doğanın ve hayatın (toplumun) çeşitli oluşumları, olguları, olayları ve eylemleri karşısında gerekli özgüveni ortaya koyamayan insanın bencilliği dışında başkaları ile paylaşabileceği hiçbir ahlâki değer ve norm yoktur. İkincisi, kişinin özgür irade ve kararı ile bir grup veya topluluğa katılması, o grup veya topluluğun üyesi olabilmesi herşeyden önce özgüveni gerekli kılar. Grup ve topluluğun devamı ise, üyelerinin veya katılanların karşılıklı olarak gösterecekleri güvene bağlıdır.

Toplumsal Sermaye, bir toplumda veya onun bazı bölümlerinde güven duygusunun egemen olmasından doğan güçtür. Sosyal sermaye toplumun aile gibi en küçük ve temel sosyal grubundan, millet gibi en geniş ve kapsamlı grubunda ve bunlar arasındaki gruplar, topluluklar içinde yer alır. Sosyal Sermayeyi tarihi deneyim ve alışkanlıklar, gelenek ve görenekler, inançlar ve külterel değerler yaratır ve bunlar aracılığı ile nesilden nesile iletilir.

Sosyal Sermaye, en genel tanımı ile, grup ve toplulukların etik (töre ve ahlâk) değerlere sahip olmasından doğan güçtür. Topluluklar bu değerler üzerinde yükselir. Sosyal Sermaye, bir grup veya topluluğun ahlâki normları alışkanlık haline getirmesi, sadakât ve dürüstlük gibi erdemleri kazanıp, uygulaması, bireylerin güven içinde birbirlerine bağlanmalarıdır. Bu özelliği nedeniyle, ekonomik hayatta ileri sürülen ve kabul edilen “İnsan Sermayesi” kavramından ayrılır. “İnsan Sermayesi” üretimde toprak, fabrika ve makinalar ve para gibi somut ekonomik girdilere bilgi ve berecerilerle insanın katılımıdır.

Toplumda sosyal sermaye bireylerin sadece kendi başlarına hareket etmeleriyle kazanılmaz. Toplum da bireysel değerlerden çok, sosyal değerlerin egemen olmasına dayanır. Sosyalleşme eğilimi kazanmak ahlâki alışkanlıklara dayanır. Elde edinilmesi zordur. Ancak bir kez kazanıldığında yok edilmesi ve değiştirilmesi de o derecede zor hatta imkansızdır. Bu alışkanlıklar nesilden nesile aktarıldıkça toplum da güçlenir ve ebedileşir.

TOPLUMSALLAŞMA, bireyin kişilik  kazanarak belli bir toplumsal çevreyle ilişki kurup, o çevreye katılması ve toplumla bütünleşmesidir. Toplum içinde doğan insan, o topluma ait bir birey ve bir varlıktır. Bu bireyin çevresiyle her alanda sağlıklı ilişkiler kurması, kendi özgür irade ve kararı ile toplumun çeşitli grup ve toplulukları içinde yer alması ve toplumla bütünleşmesi kişiliğinin gelişmesinin sağlıklı bir göstergesidir. Bireyin zaman içerisinde kişilik kazanmasını ve toplumla bütünleşmesini sağlayan üç yol ve etken vardır. Bunlardan birincisi, aile ve akraba çevresidir. İkincisi, okullar, örgütler, kulüpler, gönüllü kuruluşlardır. Üçüncüsü ise devlettir.

Toplumlar kendilerine özgün kültürel değerleri ne kadar koruyabilir, kültürel faaliyetleri ne kadar yoğun yaşayabilirlerse dayanışmaları, aidiyet ve bağlılık duygu ve kararlılıkları o kadar kuvvetli olur. Bu yol ve etkenler, bireye verecekleri ve aktaracakları kültür değerleri, ahlâk normları ve güven duygusu oranında kişinin kendine özgü ve ayırtedilebilen niteliklere sahip olmasını, toplumla bütünleşmesini, çevresi içinde etkin ve mutlu olmasını hazırlayabilirler ve kolaylaştırırlar.

TOPLUMSAL DEĞİŞME, toplumun yapısında değişme anlamındadır. Toplum yapısı, sosyo-kültürel değerlerin, normların, kurumların belirlediği toplumsal ilişkilerden meydana gelir. Toplumsal değişme, kişiler arası ilişki ve etkileşimlerin değişimine dayanır. Özünde kişilerin tutum ve davranışlarının değişimi vardır.

Genel olarak “sosyo-kültürel deyim” şeklinde ele alınan toplumsal değişim, insan ilişkilerini, toplumda yerleşmiş değerleri, normları, kurum ve kuralları, iktisadi faaliyetleri, kültürel ve siyasi yapıları etkiler. Ailenin örgütlenişini, nüfusun dağılımını, hayatı kazanma yollarını, dini davranışları, benimsenen değerleri, kullanılan teknolojilerdeki değişimleri kapsamına alır.

Toplumsal yapı, kültürel ve siyasi yapının kurucusu, devam ettiricisi ve geliştiricisidir. Toplumsal yapıdaki değişim açıklanan yapıları da etkiler, değişime yönlendirir, zorlar. Önemli olan değişimin toplumsal bütünlüğü, toplum yapısının kendine özgü ve ayırtedici özelliklerini ve öncelikle toplumda kişilerin özgüvenlerini ve toplumsal güveni bozmamasıdır.

Gerçekte insanlık tarihinde teknoloji değişimleri toplumsal değişmenin nedeni olmuştur. Teknoloji, kişiler arası ilişkileri ve etkileşimleri, bu ilişkileri düzenleyen değer ve kuralları biçimlendiren en büyük etkendir. Toplum, dışarıdan teknoloji ithal ediyor veya alıyorsa, genellikle bu teknolojiye uygun düşünce ve hayat  tarzını da ithal eder. Bunun benimsenmesi ise güdümlü toplumsal değişmenin başlaması olur. Güdümlü değişme, toplumsal yapının ve bu yapının eseri olan kültürel ve siyasi yapıların kendilerine özgü ve ayırtedici özelliklerinin zayıflaması ve yitirilmesiyle sonuçlanır.

Ancak bu kural değildir. Olmamalıdır. Teknolojinin yerlisinin ya da ithal edileninin kullanılması konfor ve kolaylık sağlarsa da kültürel yozlaşmayı getirmemelidir. Japonya gibi bunu başarabilen ve sürdürebilen ülkeler vardır. Bunun için görsel ve işitsel yayınlarda özgün kültürel (ezgi, şarkı, türkü, destan, oyun, tiyatro, film, sinema, belgesel vs.) öğeleri ve türkçeye seçici bir ağırlık verilmelidir.

Hedefler

Madde 8-        Partimizin “Güçlü Toplum” anlayış ve düşüncesini gerçekleştirmek doğrultusunda Top-

lumla ilgili hedefleri aşağıdadır:

a-         Toplumumuz içinde doğan ve toplumumuza katılan her insanın, güvenli, sağlıklı, adil

ve eşitliği esas alan bir ortamda, doğal ve yasal hak ve hürriyetlere sahip olmasını sağlamak; kişiliğinin ve Türk vatandaşlığının onur ve saygınlığını kazanacak, üretim gücünü artıracak, toplumsal dayanışma istek ve yeteneğini geliştirecek siyasi, sosyal ve kültürel önlemleri almak, uygulamak.

b-        Ülkemizde hiçbir dil, din, inanç, mezhep, görüş ayırımı yapmamak, vatandaşların ay-

nı tarihi kaderi paylaştıkları ve gelecekte de aynı kaderde birleşecekleri gerçeğinden ayrılmadan toplumumuzda insani ve ahlâki değerleri ve normları, hoşgörüyü egemen kılmak, yardımlaşmayı özendirmek, her türlü aymazlıklar ile ve tutuculukla mücadele etmek.

c-         Toplumumuzda aile başta olmak üzere, bütün gruplarda, kesimlerde, kurum ve kuru-

luşlarda, topluluklarda “İnsani” ve “Toplumsal” sermayeyi özendirmek, artırmak, bireysel ve toplumsal şuurlaşmayı geliştirmek, yaymak.

ç-         Üreten birey, üreten aile, üretken toplum düşünce ve davranışını uygulama alanına

geçirmek.

d-        Toplumu bilgi ve teknoloji üretecek düzeye çıkarmak.

e-         Toplumumuzda kültürümüzün kendine özgü ve ayırtedici özelliklerini, ahlâk anlayı-

şını ve normlarını, güven duygusunu güçlendirici, geliştirici önlemler almak.

f-         Toplumumuzun varlığını, bütünlüğünü, birliğini, dirliğini, huzur ve refahını, dayanış-

ma istek ve eğilimlerini, üretkenliğini, kaynak ve zenginliklerini tehdit ve engelleyici, tehlike ve risk altına sokucu her türlü davranış ve eylemlerle mücadele etmek.

g-         Toplumsallaşmayı özendirmek, güçlendirmek.

ğ-         Anayasamızın (özellikle giriş kısmında) ilkeler doğrultusunda, toplumumuzun siyasi,

iktisadi, sosyal, kültürel, bilim ve teknoloji hayatını, güvenlik, sağlık, adalet, eğitim ve sosyal güvenlik hizmetlerini, doğal kaynaklarını ve zenginliklerini güçlendirecek, ileriye götürecek, başta yoksulluk, işsizlik ve üretimsizlik olmak üzere, her türlü olum-suzluk ve geri kalmışlıkla mücadele edecek toplumsal değişmeleri özendirip, gerçekleştirmek.

Politikalar

Madde 9-        Partimizin açıklanan hedeflere ulaşması ve bu hedefleri Yüce Milletimizle birlikte gelişti-

rip daha ileri ve çağdaş hedeflere yükselterek gerçekleştirmek amacı ile izleyeceği politikalar şunlardır:

a-         Partimiz, devletimizin temel amaç ve görevleri içinde yer alan “Toplumun refah, hu-

zur ve mutluluğunu sağlamak” hizmetini Anayasamız ve yasalarımızda “mali imkanların yeterliliği ölçüsü” gibi kayıt ve şartlara bağlayan kuralları kaldıracak şekilde hukuki düzenlemeler yapacaktır.

b-        Partimiz, toplumumuzda insanımızın saygın ve onurlu bir kişilik kazanmasını, vatan-

daşlık görev ve yükümlülüklerini gönülden ve rahatlıkla yerine getirmesini sağlayacak güvenli, sağlıklı, üretken, adil ve eşit bir ortam hazırlayacak ve geliştirecektir.

c-         Kişiliğin oluşmasında en büyük etken olan aileden başlayarak diğer topluluklar, ku-

rum ve kuruluşlar özendirilecek, bilgi ve teknoloji ile desteklenecek; eksik, hatalı ve sömürüye, başka bir güç ve ideolojiye bağlılık, dini ve mezhep baskısı gibi toplumsal yapıyı bozacak uygulamalar izlenerek engel olunacak, bu uygulamalara maruz kalanlar devlet kurum ve kuruluşlarında eğitileceklerdir.

ç-         Partimiz hedefleri doğrultusunda “Toplumsallaşma”ya büyük bir özen gösterecek,

önem verecek ve destekleyecektir. Belirlenen doğrultuda “Toplumsal Değişimi” gerçekleştirecek ve “Türk İnkılâbı”nın bir varolma mücadelesi olduğu temel görüşünden hareket ederek, çağdaşlaşma yolunda gereken değişimleri yapacaktır.

d-        Toplumumuzun birlik ve bütünlüğünü, ahlakî değer ve normlarını, güven duygularını,

dayanışma istek ve eğilimlerini, kişilerin hak ve hürriyetlerini koruyucu, güçlendirici, geliştirici, yayıcı tutum, davranış ve eylemlerde bulunan sivil toplum örgütleri özendirilecek ve desteklenecektir. Bu ve benzeri kuruluşlar, dernek, vakıf, işçi sendika ve federasyonlarının yabancı devlet ve misyonlarının, kamu ve özel kuruluş ve şahısların, uluslararası örgütlerin etkinliği altına girmelerini sağlayacak her türlü faaliyetlerine yardımlarına, özendirme ve destekleme girişimlerine son verilecektir.

e-         1973 Helsinki “Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Senedi”nde başlatılan ve 1990 Paris

Andlaşması ile “Hükûmet Dışı Kuruluşlar” olarak nitelenen bütün sivil toplum örgütleri, hukuk düzenimize katılarak güvenceleri sağlanacaktır.

f-         Partimiz, toplumumuzun her grup, kesim, kurum ve kuruluşunda “İnsanî” ve “Top-

lumsal Sermaye”yi eğitim, kültür, bilim ve teknoloji desteği ile artıracak, güçlendirecek, yurtdışında olanları ülkemize getirecek, geliştirecek politikalar üretecek ve uygulayacaktır.

MİLLET - MİLLİ DEVLET - MİLLİYETÇİLİK

İlkeler

Madde 10-      MİLLET, kutsal bir varlıktır. Canlıdır, süreklidir ve ebedidir.

Millet varlığı, toplumda milli şuurun bireylerce özümsenmesi ve kişilerin topluca kendi hayat ve kaderleri hakkında özgürce karar verme istek ve eğilimlerinin gerçekleşmesi sonunda ortaya çıkar.

Kişilerin topluca kendi hayat ve kaderleri hakkında özgürce karar vermeleri, halkın  kendi hayat ve kaderine egemen olması demektir.

Millet, milli şuurlaşmanın ve halkın kendi hayat ve kaderine egemen olması iradesinin ve kararının ürünüdür. Milli bir toplumda kişilerin açıklanan konudaki düşünceleri, tutum, davranış ve kararları egemenliğin kaynağıdır ve halk iradesi şeklinde ortaya çıkar. Bu yaklaşımla Millet, milli şuurlaşmanın sonunda halkın kendi hayat ve kaderine egemen olmasıdır.

Bu varlık ortaya çıkmış ve Milli Mücadele ve dünya alemine kabul ettirilerek Türkiye Cumhuriyeti Devleti yapısı altında ebedilik kazanmıştır.

Milli Şuurlaşma toplumsal bir olgu, ilişkiler ve etkileşimler örgüsüdür. Milli Şuur, aynı coğrafi alan üzerinde yaşayan, ortak kök, tarih ve kültüre sahip bireylerden oluşan bir toplumda, kişiler arası ilişkilerin ve etkileşimlerin, düşünce ve hayat tarzlarının toplumun varlığı ile ilgili sorunların çözülmesi, tehdit ve tehlikelere karşı korunulması, bir davanın korunup geliştirilmesi, ortak hedeflere ulaşılması doğrultusunda toplanmalarını ve yönlenmelerini sağlayan güçlü bir bağ ve birlik duygusudur. Bu bağ ve duygu her türlü kişisel, yerel veya başka nitelikteki çıkar ve beklentilerin sınırlarını aşan özelliktedir. Milli şuur, millet varlığının ana beslenme kaynağıdır.

Milli şuur, nitelikleri belirtilen toplumlarda olağanüstü ve önlenemeyen doğa olaylarının, toplumsal yapının değişimini öngören düşüncelerin hazırladıkları fikri yığınakların, toplumun şuur altında birikmiş sorunlarının çözümü amacıyla ortaya çıkaracağı oluşumların ve toplumun varlığını ortadan kaldırmak, topraklarını, kaynaklarını, insan gücünü ele geçirmek, gelişmesine engel olmak isteyen düşmanca davranış ve eylemlerin, vatandaşların hayatlarına, maddi ve manevi varlıklarına ve güvenliklerine yönelmiş her türlü tehdit, tehlike ve engellerin ortaya çıkması durumunda görülür.

Milli şuurlaşmanın toplumsal yapının değişmesini ve toplumun millet aşamasına ulaşmasını sağlayan iki önemli özelliği vardır. Birincisi, milli şuurlaşma sonunda toplumda bireyler arasındaki birlikte yaşama duygusu, milli bağ ve milli birlik duygusu ile kuvvetlenmelidir. İkincisi, bu milli bağ ve milli birlik duygusunun toplumda yarattığı büyük güç ile halkın kendi hayatına ve kaderine egemen olma istek ve iradesinin doğmasıdır. Sonuçta, bu iki özellik toplumsal yapının netleşmesini sağlar, toplum ve halk, millet olur.

Binlerce yıl içinde Türk toplumları yeryüzünde, bir ihtimal Amerika kıtası da dahil olmak üzere, çok geniş coğrafi alanlarda yaşadılar. Bu toplumları meydana getiren bireyler aynı köke (soy’a) bağlılık ve aynı dil’e, din’e, örf ve adet’e, töre’ye sahibiyet özelliğini taşıdılar. Ortak tarihi ve kültürel miraslarını paylaştılar. Kederde ve kıvançta birliktelik gösterdiler. Üretimde ve üretimin bölüşümünde genellikle töre kurallarına bağlı kaldılar.

Toplumsal, ahlâki ve sanat normlarında, düşünce ve hayat tarzlarında  kendilerine özgü bir üslubu temsil ettiler. Birlikte yaşama ve merkezi bir güce bağlılık duygu ve şuurlarını devam ettirdiler. Ailelerin, boyların, kavimlerin, devletlerin ve imparatorlukların yaşatıcı ve koruyucu insan güçlerini oluşturdular. Açıkladığımız ve bir milletin temel unsurları olan özellikleri birarada bulundurup, yaşatan bu toplumlara “Türk Halkı” dendi. Yaşadıkları coğrafi alanlarda kendilerine özgü kültür çevreleri kuran Türk toplumları genel olarak “Asya Türk Toplumları” ve “Anadolu Türk Toplumları” şeklinde tanımlandı, anıldı.

Binlerce yıllık tarihi gelişimin ve deneyimin sonunda milli bir toplumun bütün unsur ve özelliklerine sahip olan “Anadolu Türk Toplumu”nda diğer tanımı ile “Anadolu Türk Halkı”nda milli şuurlaşma en yoğun, etkin ve yaygın biçimde Yüce Atatürk’ün öncülüğünde ve önderliğinde başlayan “Milli Mücadele Dönemi”nde görüldü. İmparatorluğun yaklaşık son yüzelli yıl içinde uğradığı ağır kayıp ve felâketlerin ve bu devletin kurucu unsuru olan Türkler’in karşılaştıkları zulüm ve haksızlıkların bir sonucu olarak, bir kısım aydın kamuoyunda oluşan düşüncelerin hazırladığı ve “Vatan” - “Millet” - “Hürriyet” - “İstiklâl” - “Türk” ve “Türklük” gibi kavramları esas alan fikri yığınakların bu şuurlaşmada önemli etkisi oldu. Yapılan mücadele girişimlerine “Türk Millet Mücadelesi” niteliği kazandırdı. I. Dünya Harbi Osmanlı İmparatorluğu için Mondros Mütarekesi ile son buldu. 1919-1923 Yılları arasında Türk halkı, Türk’ün ata yurdu Anadolu’yu işgal ve istilâ eden, varlığını ortadan kaldırmak isteyen, kaynaklarını ele geçirmeye çalışan düşmanlarına karşı “Kuvay-ı Milliye Hareketleri” ile direndi. “Müdafaa-i Hukuk Dernekleri” şeklinde örgütlendi. Kendi hayat ve kaderine egemen oldu. Düşmanları yurdun dışına çıkardı. Düşmanla işbirliği yapan davranış ve eylemlere son verdi. İstiklâlini kazandı. Kanlı boğuşmalar ve Anadolu muharebeleri ile elde ettiği başarıları ve zaferleri bütün dünyaya kabul ettirdi. Egemenliğine dayanan, kendi devletini, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kurdu. Millet oldu. Bu tarihi gerçeği Yüce Atatürk, “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türk halkına Türk Milleti denir” sözleriyle açıkladı.

MİLLİ DEVLET, toplumsal bir varlıktır.

“Milli” deyimi, belirli bir millete bağlılığı, ona özgü özellikleri, onu temsil eden tüm maddi ve manevi değerleri, değer yargılarını ve davranış biçimlerini belirtir.

Milli devlet, varlığını tek bir milletten ve onun iradesinden alan, kişiliğini millet egemenliğiyle özdeşleştirmiş bulunan devlettir.

Milli Devlet ve ülkesi çoğunlukla milletin adı ile anılır. “Anadolu” Türkler’in bu coğrafi alana son kez gelip, Türk kültür çevresini oluşturdukları zaman “Türkiye” adıyla tanımlanmış ve bin yıldır bu adla anılmıştır. Türkiye, Türk Milletinin vatanı, Türk Devleti’nin ülkesidir.

Milli Devlet, varlığını ve gücünü herşeyden önce temsil ettiği milleti oluşturan kişilerin milli bağlılık, birlik ve dayanışma şuurundan alır. Bu kişiler ve toplumsal kurumlar arasındaki güven duygusu Milli Devlet’in en önemli dayanaklarının başında gelir.

Millet egemenliği ilkesi üzerine kurulmuş olan Milli Devlet, milli kültür çevresini, toplumun yapısal ve düşünsel özelliklerini, milli kaynak ve zenginliklerini, milli güç unsurlarını, milletin çıkar ve beklentilerini, gelecekle ilgili ümitlerini ve eğilimlerini temsil eder. Bu devletin başlıca görevi temsil ettiği tüm değer ve varlıklara teşkilâtları aracılığı ile sahip olmak, onları geliştirmek, işler halde tutmak, yönlendirmek ve etkin kılmaktır. Milli Devlet bu görevleriyle toplumsal bir varlık olur. Milli Devlet’in temeli, varlığı ve beslenme kaynağı millet topluluğudur.

Çağımızda ve özellikle “Küreselleşme” ve “Bölgesel İttifaklar-Bütünleşmeler” ortamında Milli Devletleri tehdit eden tehlikeler şunlardır:

a-         Milli egemenliğin kaybı. Bu durumda devlet millilik niteliğini yitirir. Başka veya

ortak egemenlikler altına girer.

b-        Milli güç unsurlarının (demografik - siyasi - sosyal - iktisadi - coğrafi - askeri - kül-

türel - bilim ve teknoloji) herhangi birinde bağımsızlığın zedelenmesi ve kaybı, bütün unsurları etkiler, Milli Devlet’i güçsüz kılar, etkinliğini ortadan kaldırır. Onur ve saygınlığını yitirmesine neden olur. Sonuçta ne milli özellik kalır ve ne de devlet devam eder.

c-         Toplumsal gelişmenin ve değişimin, kişilerin kendilerine özgü ve ayırtedici özellik-

lerini, toplumun düşünce ve hayat tarzını başka ülkelerin insanına, hayat tarzına benzetmekte ve taklit etmekte olan görüşlerin bu amaçla “Millilik” niteliğinden taviz vermeleri durumunda devlet devam eder, fakat millilik özelliğini kaybeder. Ne benzemek istediği toplum olur ve ne de kendi kişiliğini devam ettirir.

ç-         Millilik ile bağnazlık ve tutuculuk kavramlarını eşdeğer kabul ederek, topluma

millilik ve “Milli Devlet” özelliği veren milli şuurlaşmayı ve kişiler arası milli bağ ve birlik duygusunu, inanç, ideoloji, doktrinlerle, milli kültür çevresine aykırı düşünce ve görüşlerle değiştirilmesi durumunda devlet millilik niteliğini kaybetmekle kalmaz aynı zamanda çağdışına düşer.

MİLLİYETÇİLİK, toplumsal bir olgudur. Millete tam bir sadakât ve özveriyle bağlılık demektir. Milli bir toplumda milliyetçilik, kişilerin bütün ilişki ve etkileşimlerinde, tutum ve davranışlarında, düşünce ve hayat tarzlarında, doğal ve toplumsal olaylar karşısında, toplumun gelişme ve değişiminde milletin maddi ve manevi çıkarlarına, ihtiyaç ve beklentilerine önem ve öncelik vermek, özen göstermektir.

Milliyetçilik, milletten başka hiçbir yüce güç tanımamaktır.

Milliyetçilik tam bağımsızlığı (yani milli menfaatler ile ilgili olarak özgür karar alabilme ve uygulayabilme yeteneğini) sürdürmeye yönelik değerler bütünüdür.

Türk Milliyetçiliği, gerçekçidir, akılcıdır, milli kültürü esas alır. Milli davaya, öz ülküye, milletin çıkarlarına, hedeflerine ve amaçlarına özen gösterir, öncelik verir. Çağdaştır. Tüm insanlara saygı besler. İnsan hak ve özgürlüklerine, diğer milletlere ve o milletlerin de çıkarlarına dikkatli bir ilgi ile bağlıdır. Ayırımcılığı, bölücülüğü, yıkıcılığı hiçbir durum ve şartta kabul etmez ve ettirmez. İlericidir. Toplum bireyleri arasında her alanda dayanışmayı ve yardımlaşmayı özendirir.

Türk Milliyetçiliği, Türk düşünce ve hayat tarzını benimsemek ve özümsemektir.

“Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk milliyetçiliğine bağlıdır.”

“Atatürk Milliyetçiliği, Cumhuriyetin bütün fertlerinin kaderde, kıvançta ve tasada ortak, bölünmez bir bütün halinde, milli dayanışma ve adalet anlayışı içerisinde yaşayan bir toplum olduğu” anlamındadır. (Anayasa Md. 2. Gerekçesi)

Atatürk, “Türk Milliyetçiliği, ilerleme ve gelişme yolunda uluslararası temas ve ilişkilerde, bütün çağdaş milletlere paralel ve onlarla uyum içerisinde yürümekle beraber, Türk toplumunun özel karekterini ve başlı başına bağımsız hüviyetini saklı tutmaktır.” demektedir.

Hedefler

Madde 11-      Partimizin Millet - Milli Devlet - Milliyetçilik konularında hedefleri şunlardır:

a-                    Demokratik siyasi hayata işlerlik kazandırılmasında ve gelişmesinde milli şuurlaş-

mayı etkin ve milli egemenliği hakim kılmak.

b-        Türk vatandaşları arasında milli bağları ve milli birlik duygusunu canlı tutmak, güç-

lendirmek.

c-         Milletin sahibi olduğu tarihi ve kültürel mirasını, anayasal anlamda Türklük soy ba-

ğını, dilini, inançlarını, örf ve adetlerini, müziğini, edebiyatını, mimarisini, estetiğini, sanatını, folklörünü, tarihi eser ve zenginliklerini korumak, çağdaş bilim ve teknolojiler doğrultusunda geliştirmek ve yaymak.

ç-         Türk Milletinin davası, özülküsü, çıkarları, hedefleri, güvenlik amaç ve stratejileri gi-

bi konuların esas ve ilkelerini koruyarak, yeni yaklaşımlar ve yöntemlerle geliştirmek, bunlara karşı her türlü tehdidi ve saldırıyı etkisiz kılmak, tehlike ve riskleri önlemek.

d-        Türklüğün ve Türk dünyasının iktisadi, sosyal, kültürel, bilim ve teknoloji alanların-

da birliğini ve bütünlüğünü sağlamak, nerede olurlarsa olsunlar bu dünyaya bağlı kişilerin haklarını korumak ve savunmak.

e-         Milli gücümüzün coğrafi, demografik, siyasi, sosyal, iktisadi, askeri, kültürel, bilim

ve teknoloji ve psiko/sosyal unsurlarını bir bütün halinde, dengeli bir şekilde geliştirmek, işler duruma getirmek ve yönetmek.

f-         Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin “Millilik” nitelik ve özelliğini bozmaya, güçsüz ve

etkisiz kılmaya, ortadan kaldırmaya yönelmiş ve/veya yönelecek girişimlerle, tehdit, tehlike ve engellerle mücadele etmek, bunları geçersiz kılmak ve yok etmek.

g-         Atatürk Milliyetçiliğini anlatmak ve gelecek nesillere güçlendirerek aktarmak.

Politikalar

Madde 12-      Partimizin açıklanan hedeflere ulaşması ve bu hedefleri Yüce Milletimizle birlikte geliş-

tirip, daha ileri ve çağdaş hedeflere yükselterek gerçekleştirmek amacı ile izleyeceği politikalar aşağıdadır:

a-         Siyasi hayata demokratik işlerlik kazandıracak olan partimiz, Cumhuriyetimizin si-

yasi rejimini, kaynağını milletten alan bir kamu düşünce ve rejimi haline getirecek, milli şuurlaşmayı etkin kılacak ve hakimiyetin kayıtsız şartsız milletin olacağı yasal düzenlemeler yapacaktır.

Bu bağlamda siyasi partiler yasasında, siyasetin lider hegemonyasından bağımsız olarak fikir zenginliğine ve özgürlüğüne izin verecek şekilde uygulanabilmesine yönelik iyileştirmeler yapacaktır.

b-        Partimiz, toplumun ve kamu hayatının örgütlenmesinde, eğitim ve öğretimin her çe-

şit ve kademesinde vatandaşlar arasında milli bağ ve birlik duygusunu güçlendirecek önlemler alacaktır.

c-         Türk milletinin kuruluşunda etkili olan doğal ve tarihi olayları, maddi ve manevi

değer ve unsurları yaşayan ve doğmamış olan nesillere tam ve doğru aktarılmasını sağlayacak eğitim ve aydınlatma hizmet ve faaliyetleri geliştirilecek ve her türlü imkan ve vasıtalarla halkımıza sunulacaktır.

ç-         Yüce milletimize kendine özgün nitelikler kazandıran, kişilik, karekter ve yaşam

üslubu veren milli kültür çevresi korunup, güçlendirilecek, vatandaşların çalışma, üretim ve girişimcilik eğilim, karar ve davranışları desteklenecektir.

d-        Partimiz, üreteceği politikalarda ve bunların uygulanmasında Türk devlet gelenek

ve törelerini, Türk’ün bütün özelliklerini, milli duygu ve ahlâkını esas alacaktır.

e-         Partimiz, devletimizin güvenlik amaç ve stratejilerinin belirlenmesi ve uygulanma-

sında Türk inkılâbının kazanımlarına, Türk milletinin davasına, özülküsüne, çıkar ve hedeflerine öncelik, önem ve özen gösterecektir.

f-         Partimiz, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin millilik yapı ve özelliğini bozan, etkisiz

bırakan, ortadan kaldıran veya bir kuşkuya yer verecek şekilde zedeleyen iç hukuk kurallarını, uluslararası anlaşma, belge ve benzeri kaynakları gözden geçirecek, düzeltecek veya hükümsüz sayacaktır.

VATAN - VATANIN BÜTÜNLÜĞÜ

İlkeler

Madde 13-      VATAN kutsal bir varlıktır. Canlıdır, kurucudur, koruyucudur, yapıcıdır. İstekleri, beklen-

tileri, ümitleri vardır.

Bir milletin üzerinde bütün zamanlarını yaşayıp, paylaştığı, uğrunda emek ve kan döktüğü, gereğinde can verdiği coğrafi alana vatan denir.

Vatan sevgili bir ülke, kutsal bir yurttur. Millet bu ülkede ve yurt’ta geçmişini yaşamıştır. Bugünü yaşamaktadır ve geleceği yaşayacaktır. Atalarının anıları, deneyimleri, ümitleri ve mezarları vatanla bütünleşerek bugün yaşayanlara emanet edilmiştir. Yaşayanlar da bu emanetleri, düşünce ve hayat tarzlarını, başarı ve başarısızlıklarını, özlem ve beklentilerini vatanla paylaşarak, onunla birlikte gelecek nesillere devredeceklerdir.

Toplumda, “Milli Şuurlaşmanın” mevcudiyet kaynağı vatandır. Bireyler, kişiler, vatandaşlar arasında “milli bağlılık ve milli birlik duygusu” bir anlamda vatana sahibiyetin, vatana bağlılığın, vatanla bütünleşmenin sonucudur. Bu yaklaşımla vatansız millet, milletsiz vatan düşünülemez. Genellikle milletle vatan özdeş, birbirinden ayrılmaz kavramlardır.

Millet fertleri vatanın çocuklarıdır. Aldıkları ilk nefes vatanın havasıdır. Gözlerini vatan üzerinde açarlar. Vatanın yaşatıcı enerjisi, verimli gücü ile büyürler. Kurucu, koruyucu çatısı altında yaşarlar. Hak ve özgürlüklerini, çıkarlarını, huzur ve refahlarını vatana sahibiyet şuurları, azim ve kararlılıkları oranında koruyabilir ve devam ettirebilirler.

Millet egemenliğinin ve tam bağımsızlığın en önemli şartı, vatanın her karış toprağının korunması ve milletin malı olan vatan kaynaklarının millet tarafından işler duruma getirilerek yönetilmesi ve geliştirilmesidir.

Vatan, evrende ve dünya üzerindeki konumu, uzayla bütünleşen havası, toprakları, suları, denizleri, dağları, ovaları, gölleri, iklimi, koruyup yaşattığı canlıları, bitki örtüsü, doğal kaynakları ve zenginlikleri, tarihi ve kültürel değerleriyle milli gücümüzün coğrafi unsurunu oluşturmakla kalmaz, diğer milli güç unsurlarını da korur, onlara kaynak sağlar, gelişmelerine yardımcı olur.

Vatan canlıdır. Vatan doğal yapısı ve özellikleriyle, kaynakları ve tüm canlı varlıkları yaşatma ve koruma enerjisi ve nitelikleriyle, en önemlisi uğrunda harcanan emekler, dökülen kanlar ve verilen canlarla bir milletin hayatında aldığı anlam ve değerle canlı bir varlığın bütün unsurlarına sahiptir.

Vatan yaşatıcıdır. Vatan havasındaki, toprağındaki, sularındaki, denizlerindeki, üzerinde bütün canlıları yaşatıcı enerjiyi ve niteliği taşır. Milletin yaşama ve varolma gücünü temsil eder.

Vatan kurucudur. Vatan milli ortamın ve milli kültür çevresinin kurucu unsurudur. Toplumun varoluş nedenlerini ve kuruluşunu hazırlayan başlıca etkendir.

Vatan yapıcıdır. Millet fertlerinin, vatandaşların tüm ilişki ve etkileşimlerinde aynı vatanda yaşamanın güvencesi vardır. Vatan bütün bu ilişki ve etkileşimleri olumlu ve yapıcı yönde destekler. Milletin uluslararası ilişkilerinde, güç ve rekabet mücadelesinde en büyük ve yapıcı desteği vatandır. Onun stratejik, jeopolitik, jeoekonomik, jeokülterel özellikleri, kaynakları ve gücüdür.

Vatanın istekleri vardır. Vatan sevgi ister, bağlılık ister. Toprakları üzerinde dirlik, düzenlik, barış ister. Havasına, suyuna, toprağına, taşına, doğal kaynak ve zenginliklerine, denizlerine, kıyılarına, tarihine, kültürüne, milletin yaptığı medeni eserlere, verdiği emeğe, ürünlerine yabancı ellerin değmemesini, kötü ve düşman gözlerin bakmamasını ister. Milletin üzerinde kurduğu devletin ülkesini belirleyen hududlarına, kutsal sayılan tüm değerlerine, bağımsızlığına dokunulmamasını ister.

Vatanın beklentileri vardır. Vatan milletinin büyük mücadeleler sonunda elde ettiklerini ve kazanımlarını kaybetmemesini bekler. Onları milletin bilim ve teknolojinin sağladığı imkan ve fırsatlarla geliştirilmesini, toplumun çağdaşlaşma yolunda ilerleyip yükselmesini bekler. Millete sunduğu tüm kaynak ve zenginliklerinin, doğal ve tarihi değerlerinin işler halde bulundurulmasını, etkin ve verimli kullanılmasını, alınacak ürünlerin adil ve eşit paylaşımını bekler. Hiç duraksamadan, bıkıp, usanılmadan çalışma bekler, emek bekler.

Vatanın ümitleri vardır. Vatan önce milletinin refah içinde ilerlemesi, çağdaş medeniyetin temsilcisi olması ümidini taşır. İkinci olarak, kaynak ve zenginliklerinin millet evlatlarının verdikleri emeklerle, uyguladıkları bilgi ve teknolojilerle kat ve kat artırılmasını, büyütülmesini, güçlenmesini ümit eder. Son olarak, kök, tarih, inanç birliğinde olan Türk Dünyası vatandaşlarının ortak bir kültür çevresi içerisinde bütünleşmelerini ümit eder.

VATANIN BÜTÜNLÜĞÜ, milli hududlar içerisinde bulunan vatan parçalarının birbirinden ayrılık kabul etmez şekilde bir bütün olduğu anlamındadır.

Vatan bütünlüğü deyimi devletle, devlet egemenliğiyle ve devletin kurucu ve yaşatıcı unsuru milletle ilgilidir. Milli hududlar içerisinde devletin egemenliği altında bulunan vatan topraklarına “devletin ülkesi” denir. Vatan bütünlüğü düşüncesi, milli şuurlaşmanın ve toplumda kişiler arasındaki milli bağ ve birlik duygusunun sonucudur ve doğrudan milletle bağlantılıdır, milletin birliğini açıklar. Bu yaklaşımla vatan bütünlüğü, devlet bütünlüğü ile eş anlamdadır. Ülke bütünlüğünü ve millet birliğini kapsar.

Anayasamızın, “Genel Esasları” belirten “Birinci Kısım” da, “III- Devletin bütünlüğünü, resmi dili, bayrağı, milli marşı ve başkenti” başlığını taşıyan 3. maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesi “Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür.” demektedir.

Cumhuriyetimizin değişmez, değiştirilemez, değiştirilmesi teklif edilemez niteliklerinden sayılması gereken bu hükmün (ilkenin) anlamı: “Devletin Tekliği-Ülkenin Bütünlüğü-Milletin Birliği”dir. Devletin egemenlik kavramı ile ilgilidir ve “Vatanın Bütünlüğü-Milletin Birliği”ni açıklar. Aynı ilke, anayasamızın birçok maddesinde, Siyasi Partiler Kanunu başta olmak üzere kanunlarımızda yer almaktadır.

Hedefler

Madde 14-      Partimizin “Vatan” ile ilgili hedefleri aşağıdadır:

a-         Vatanımız - Türk vatanı, milletimizin kutsal varlığı, onu ebediyete kadar yaşatacak

verimli gücü, namusu ve onurudur. Vatanın bütünlüğünü korumak ve bu doğrultuda milli şuurlaşmayı bütün zamanlarda güçlü ve yaygın duruma getirmek.

b-        Vatanın tüm  kaynaklarını ve zenginliklerini bütün vatandaşlarımızın eşit ve adil

şekilde kullanmalarını, bu kaynak ve zenginlikleri işler duruma getirip, yönetmelerini sağlamak.

c-         Vatanın topraklarının, kaynaklarının ve değerlerinin yağmalanmasına, haksız kulla-

nımına, işlerlik kazandırma girişimlerini ve eylemlerini engellemeye, milli menfaatlerimize uygun üretken, teknolojik yatırım yapacak şirketler haricinde yabancılara satış veya kiralanmasına, yerli veya yabancı imtiyazlar ve tekeller tesisine engel olmak.

ç-         “Vatan” kavramı ve tanımı içine giren her türlü maddi veya manevi değerleri bilim

ve teknolojinin imkan ve vasıtalarını kullanarak korumak, geliştirmek, etkin ve verimli kılmak.

Politikalar

Madde 15-      Partimizin açıklanan hedeflere ulaşması, vatanımızın isteklerini, beklentilerini, ümitleri-

ni gerçekleştirmesi amacı ile izleyeceği politikalar şunlardır:

a-         Partimiz, devletimizin vatan toprakları, havası, suları, denizleri, kıyıları üzerinde

egemenliğinin tam, kesintisiz, hiçbir ödün ve tavize yer vermeden sağlanıp, kullanılmasını ilke kabul eder. Partimiz bu ilke doğrultusunda üreteceği ve uygulayacağı politikalara öncelik ve önem verecek ve gereken her türlü hukuki düzenlemeleri yapacak, açıklanan ilkeyi bozan, ortadan kaldıran, zedeleyen tüm uluslararası ilişki ve anlaşmaları, sözleşme ve belgeleri gözden geçirecektir.

b-        Partimiz üreteceği politikalar ve uygulamalarla vatanımızın istek ve beklentilerini

yerine getirecek ümitlerinin gerçekleşmesi doğrultusunda toplumsal şuurlaşmayı güçlendirecek gereken tüm yasal düzenlemeleri yapacaktır.

c-         Vatanın kutsal varlığının kapsamı içerisinde yer alan bütün maddi ve manevi değer-

ler, iktisadi kaynak ve zenginlikler, yaşayan nesillere emanet edilen tarihi ve kültürel varlıklar milletimizin malıdır. Bunlar milletimizin varlığını devam ettirmesi, geliştirmesi ve bekası, onurlu, saygın ve özgür yaşaması için hayati öneme sahiptir. Partimiz bu inanç ve düşünceyle açıklanan değerler, kaynaklar ve varlıklar üzerinde milletimizin tam ve kesintisiz tasarruf hakkını kullanacağı politikalar üretecek ve uygulayacaktır.

ç-         Partimiz, Anayasamızın ve yasalarımızın öngördüğü ve kurallaştırdığı “Devletin

Tekliği, Vatanın Bütünlüğü, Milletin Birliği” ilkesini milli şuurlaşmanın temel ve vazgeçilmez dayanağı sayarak, her türlü ve her düzeyde eğitim ve öğretim program ve uygulamaları ile geliştirilip, yayılmasını sağlayacaktır.

d-        Türk vatandaşlarının haklarını başka kişi veya kuruluşlara, uluslararası kuruluşlara,

devletlere Türk vatandaşlarının aleyhine olacak şekilde kullandırılması, vatanın kaynaklarının vatandaş olmayanlar tarafından verimsizce kullanılması, belirli grup veya zümrelerin toprakları ve kaynakları kendi tekellerine geçirerek vatandaşlarımızı kendi vatanında, yurdunda garip, yoksul ve perişan düşüren tüm uygulamalar, yasalar ivedilikle ortadan kaldırılacaktır. Topraklarında adil ve eşitlik ilkeleri doğrultusunda tüm vatandaşlarca kullanımı sağlanacak, toprak reformu tam manasıyla gerçekleştirilecektir.

DEVLET - TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ

İlkeler

Madde 16-      DEVLET, kutsal ve ebedi bir varlıktır. Devlet, millet egemenliği, bağımsızlığı, onur ve

saygınlığı temeline dayanır. Devletin kurucusu millettir ve milletle özdeştir. Devlet millidir. Sınırları belirlenmiş, ülkesinin toprakları üzerinde egemendir. Devlet bu toprakların bütünlüğünü ve milli birliği temsil eder.

Devlet, milli varlığımızın, yaşama, gelişme ve ilerleme hak ve hürriyetlerimizin, düşünce ve hayat tarzımızın güçlenerek devamını ve bekâsını sağlar. Çağdaş anlayış ve yaklaşımlar içerisinde insan hak ve özgürlüklerinin gereklerini yerine getirir, geliştirir ve uygular. Devlet, milli dayanışmayı, her alanda adalet ve eşitliği esas alır. Devlet, hukuktur. Egemenliği ve etkinliği altındaki topraklar ve toplumlar üzerinde adaleti tam ve kesintisiz uygular, kalıcı kılar.

Devlet, iktisadi hayatta yol gösterici, özendirici, destekleyici, yapıcı, denetleyici ve gereğinde doğrudan müdahale edicidir. Sosyal, kültürel, bilim ve teknoloji ve sosyal güvenlik alanlarında kurucu, koruyucu, geliştirici ve destekleyicidir. Devlet, sosyal hakların gereklerini eşit ve adil şekilde yerine getirir.

Genel olarak devlet, siyasi gücün toplumun çıkarları doğrultusunda ve kendine özgü düşünce sistemi içerisinde örgütlenmesi ve kurumlaşmasıdır.

Siyasal gücün temel özelliği toplumda kurallar koyma tekeline sahip bulunması, kurallara aykırılık durumunda yaptırım yetkisini elinde bulundurup, kullanmasıdır. Toplumda açıklanan tekele ve yetkiye sahip tek ve en üstün kurum devlettir. Hiçbir kurum devletten daha üstün ve onun yetkisini kendisine katabilecek güçte değildir.

Siyasi güç, toplumun çoğunluğunun hür ve serbest irade ve kararları ile siyasi iktidara dönüşür. Siyasi iktidar toplumda meşru olarak kurallar koyma ve yaptırım (fiziki güç ve şiddet) uygulama tekeline sahip olur. Bu yolla devlete özgü en önemli yetkiyi kullanma imkanına kavuşur. Devleti temsil eder. Yasama ve yürütme organlarını oluşturur.

Siyasi iktidara meşruluk veren, daha açık anlatımla siyasi iktidarı yasaların ve kamu vicdanının doğru bulduğu yetkilerle donatan ve birbirlerini tamamlayan iki önemli olgu vardır. Bunlardan birincisi, siyasi iktidarın toplumun çoğunluğunun hür ve serbest iradeleriyle oluşmuş olmasıdır. İkincisi, siyasi iktidarın kendisine verilen yetkileri, kanun koyma ve yaptırım tekelini toplumsal düzenin, adaletin ve toplum iyiliğinin sağlanması yönünde kullanmasıdır. Siyasi iktidar, devlete özgü yetkileri devletin amaçları, toplumun çıkar, beklenti ve özlemleri doğrultusunda kullanmak zorundadır. Bu yaklaşımla “Devlet, amacı toplumsal düzenin, adaletin ve toplumun iyiliğini sağlamak olan, belli bir toprak parçası üzerinde yerleşmiş insan topluluğuna dayanan ve bu topraklar üzerinde meşru yaptırım ve denetleme yetkisine sahip bulunan siyasi örgütlenme düzenidir” şeklinde tanımlanmaktadır.

Siyasi iktidarın en önemli rakipleri, bu iktidarı ele geçirmek, paylaşmak, en azından etkilemek amacını taşıyan siyasi partiler, baskı grupları, sivil toplum örgütleridir. Bugün siyasi iktidarları, çağdaş devleti tehdit eden en büyük tehlike, toplumda mal, hizmet, finansman, bilgi, haber, enformasyon ve teknoloji üreten ve bunların üretiminde kullanılan araçlara sahip olan kişilerin ve tekellerin çeşitli yol ve yöntemlerle etkilemeye çalışmalarıdır. Toplumda ve kurumlar arası ilişkilerde güven yıpranmasının nedeni bu çabalardır. Bu duruma karşı koyamayan siyasi iktidarlar toplumun genel çıkarları, beklentileri ve özlemleri doğrultusunda değil, en azından kendi varlıklarını korumak için, kendilerini etkileyen güçlerin çıkarlarını sağlamakla yükümlü konuma girerler ki bu aşamada iktidarlarının meşruluğu tartışılmakla kalmaz, “Devlet Olgusu” - “Varlığı” ve rejimi de tartışılmaya başlanır.

TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin varlık nedeni; Türk milletini, milli birlik ve bütünlük içerisinde, milli kültür ve özdeğerlerine uygun olarak, çağdaş, medeni ve adil bir yönetimle, barışı, huzuru ve refahı sürekli kılarak ebediyen yaşatmaktır. Kutsal olan Türk Devleti;

a-         Türk milli varlığının ve vatanının sembolüdür.

b-        Bağımsızlığını, uluslararası ortamda onurlu ve saygın gücünü daima geliştirerek

koruyacaktır.

c-         Zamanla kendisine karşı yapılmış haksızlıkları düzeltecek, uluslararası hukuk ve

düzenin ve yükümlülüklerinin saygın üyesi olarak barışın temsilcisi rolünü üstlenecektir. Gücünün caydırıcılığı onu bölgesinde ve dünya üzerinde hakkı olan yere ulaştırmıştır, bunu koruyacaktır.

Kutsal Türkiye Cumhuriyeti Devleti, vatan ve millet bütünlüğünü iç ve dış bütün tehdit ve tehlikelere karşı koruyan, uluslararası düzende varlığını kabul ettiren, milli gücünü her zaman geliştiren bir varlık nedenine dayanmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin varlık nedeni, Türk milletinin varlığıdır, korunmasıdır, geliştirilmesidir, mutlu ve refah içinde yaşatılmasıdır.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin nitelikleri; Anayasamızın birinci maddesi: “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.” kuralı ile “devletimizin şeklini” açıklamıştır. İkinci maddesi: “II- Cumhuriyetimizin nitelikleri” başlığı ile başlar ve “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.” şeklinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin niteliklerini belirtir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu Türk Milletidir. Milletin kendiliğinden, kendi irade ve kararları ile kendisinin kurduğu ve örgütlediği bir varlıktır. Millet, binlerce yıllık tarihinin, devlet kurucu ve yaşatıcı özelliklerinin, engin deneyimlerinin, sahibi olduğu kültür ve medeniyetin sonucu olarak, Osmanlı İmparatorluğu tarihi varlık alanından çekildiği anda, yerine yeni, milli, laik, çağdaş ve ileri Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kurmuştur. Cumhuriyet, Türk inkılâbının ilk ve en önemli eseridir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin örgütlenmesinde ve siyasi iktidarın oluşup, çalışmasında belirli ilkeler vardır. Bu ilkeler iki grupta toplanır. Birinci grup ilkeler, Türk İnkılâbının ortaya koyduğu ve Anayasalarda yer alan, kurallaşan ilkelerdir. İkinci grup ilkeler ise, binlerce yıllık tarihimizden gelen Türk devlet düşüncesinin oluşturduğu ilkelerdir. Bunlara “Türk Devlet Geleneği” denir.

A- Anayasada Yer Alan İlkeler :

a)         Demokrasi İlkesi : Bu ilkeye göre devlet yönetiminin ve hakimiyetinin kaynağı

millettir. Egemenlik millete aittir. Hakimiyet millidir. Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisini kullanamaz. Siyasi partiler, demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır.

b)         Temsili Hükûmet İlkesi : İlke, milli egemenliğin uygulanması ve gereklerinin

yerine getirilmesiyle ilgilidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde toplanan egemenlik, onun içinden çıkaracağı Yürütme Organına (Hükûmete) siyasi iktidar imkanı ve gücü verir.

c)         Anayasanın Üstünlüğü İlkesi : Anayasa hukuk düzenini kurar, siyasi iktidarın

oluşmasını ve denetimini açıklar. Hak ve hürriyetlerin siyasi iktidar karşısında korunup, işlerlik kazanmasının güvencesini sağlar. Bütün yasaların üzerinde yer alır. Devletin esas teşkilâtını belirtir. “Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idari makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır. Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz.”

B- “Türk Devlet Geleneği”

a)         Devlet Yönetiminde :

  1. Devlet hayatında yasalara ve geleneklere bağlılık.

  2. Gelenekçilikle, ilericiliğin, çağdaş gereklerin bağdaştırılması.

  3. Devlet kadrolarının uzmanlardan oluşması ve halka açık olması.

  4. Yönetimde istikrar (kararlılık) ve devamlılık.

  5. Danışma, Danışma Kurumlarına, bilime, bilim adamlarına saygı.

  6. Disiplin, protokol, denetim ilkelerinde titizlik.

b)         Devletin Halka Dönük Politikalarında :

  1. Adalet ilkelerine uyma, Hukuk ve Hukuk Hizmeti Devleti olmak.

  2. Halkla bütünleşmek, sosyal hizmetler, refah, şefkât, tolerans devleti olmak.

  3. Yurttaşlara güven vermek, sorunlarına pratik çözümler bulmak.

TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ’NİN GÖREVLERİ

Anayasamızın 5. maddesi kenar başlığı “V- Devletin Temel Amaç ve Görevleri” şeklindedir.

“Madde 5- Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

Genel olarak Devletin görevleri aşağıda özetlenmiştir:

Devlet, milli varlığımızı, hak ve hürriyetlerimizi, hayat tarzımızı, bağımsızlığımızı, milli birlik ve bütünlüğümüzü, ülkemizin bölünmezliğini korur, geliştirir ve devam ettirir. Milli egemenliği ve adaleti toplumun siyasi, sosyal, iktisadi, kültürel hayatına, bilgi ve teknoloji üretimine hakim kılar. Toplumda huzuru, asayişi, iç ve dış güvenliği sağlar. Kişilerin, toplumun refahı ve mutluluğu için her türlü sınırlamaları ve engelleri kaldırır, insanın, ailenin, çevrenin maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gereken şartları hazırlar. İktisadi hayatta yol gösterici, özendirici, destekleyici, sosyal güvenlik alanında yapıcı, koruyucu, güvenliği sürekli ve yaygın kılıcı görevler üstlenir. Bütün vatandaşların başta zorunlu eğitimleri olmak üzere, yetenek ve becerilerine göre eğitim ve öğretim hizmetlerinden tam, eşit ve adil şekilde yararlanmalarını sağlayacak önlemler alır. Onları bilgi ve teknolojiyle donatır, bilgi ve teknoloji üretimlerini özendirir, destekler. Eğitim ve öğretimin şekli, düzeyi, kademesi ne olursa olsun yol gösterici, özendirici rol oynar. Sağlık hizmetlerinden tüm vatandaşların kolay, ucuz, doğru, güvenli ve en iyi şekilde yararlanmalarını sağlar. Koruyucu sağlık hizmetleri başta olmak üzere, bütün sağlık hizmetlerinin ülkenin tamamına eşit, sürekli, dengeli, şansa bırakılmayacak şekilde adil dağılmasını, herkese ve her yere ulaştırılmasını başlıca yükümlülük sayar. Bağımsız, tarafsız, erdemli ve halkımızın özlem ve beklentilerini karşılayabilecek bilgi ve deneyim birikimine sahip yargı gücünün, her türlü maddi ve manevi imkanlara sahip kılınarak, vatandaşlarımızı yormadan, süratli, isabetli, güvenli bir şekilde işlemesini, çalışmasını sağlar.

Devletin görevleri T.C. Anayasası’nda ve hukuk düzeninin çeşitli kanunlarında yer almıştır. Önemli olan kuralların ötesinde yönetim sorumluluğu taşıyan herkesin açıklanan görevleri ve ihtiyaçları kendi vicdan ve şuurunda hissetmesi, kendi ve çevresinin çıkar ve beklentilerini bir yana bırakarak devlet sorumluluğunu taşıyacak bir vicdana, ahlâka, bilgiye, erdeme sahip olmasıdır.

Hedefler

Madde 17-      Partimizin “Türkiye Cumhuriyeti Devleti” hakkında öngördüğü hedefleri aşağıdadır:

a-         Kutsal Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ebedi varlığını, refahını, maddi ve manevi

mutluluğunu, niteliklerini, çağdaş medeniyet düzeyine çıkma azim ve kararlılığını koruyup, gerçekleştirmek.

b-        Devletin uluslararası ilişkilerde dünya milletler ailesinin eşit haklara sahip, onurlu

ve saygın bir üyesi olarak barış, adalet, insan hak ve hürriyetlerine bağlılık doğrultusunda güçlü etkinliğini savunmak ve geliştirmek.

c-         Millet iradesinin tam, mutlak, kesintisiz üstünlüğünün, egemenliğin kayıtsız ve şart-

sız aziz Türk milletine ait olduğunun inancını, şuurunu, tutum ve davranışlarını Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temel dayanağı saymak, bu inanç ve şuuru bütün zamanlarda güçlü ve etkin kılmak.

ç-         Yüce Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin varoluş nedenlerini, cumhuriyetimizin milli,

laik, ileri, çağdaş özelliklerini ve niteliklerini, anayasamızda gösterilen hürriyetçi demokrasimizin ve demokratik siyasi hayatımızın geliştirilmesinde ve güçlendirilmesinde esas kabul etmek.

d-        Devletimizin yüceliğini ve gücünü, milletimizin bağımsızlığını ve birliğini, ülkemizin

bütünlüğünü, cumhuriyetimizi ve demokrasimizi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak, kişilerin temel hak ve hürriyetlerini, insanın maddi ve manevi varlığını geliştirmek, bunları hedef alan her türlü tehdit, tehlike ve engellerle mücadele etmek ve ortadan kaldırmak.

e-         Devlet yönetiminde milli şuurlaşmayı, doğruluğu, dürüstlüğü, açıklığı, milli vicdan ve

ahlâkı, devamlılığı, Türk devlet geleneğini, adalet ve eşitliği egemen ve etkin kılmak.

f-         Devlet yönetiminde Türk varlığının, devletin ülkesi ve milletiyle bütünlüğünün, milli

çıkarlarının, Türklüğün tarihi, kültürel ve manevi değerlerinin korunması esasından ayrılmamak.

g-         Kamu yönetim ve uygulamalarında, toplumun siyasi, iktisadi, sosyal, kültürel, bilim

ve teknoloji hayatını düzenleyen, koruyan, destekleyen girişim ve politikalarda ve bunların uygulamalarında Atatürk Milliyetçiliği ilkelerine, Türk İnkılâbının kazanımlarına bağlı kalmak, öncelik vermek, özen göstermek. Kutsal din duygularının devlet işlerine ve politikaya karıştırılmasından kesinlikle kaçınmak, laiklik esasından ayrılmamak.

ğ-         Devletin savunma, ilgi ve etki alanları içinde kalan devlet ve toplumlarla, vatandaş-

larının toplu halde bulunduğu ülkelerle siyasi, iktisadi, külterel, bilim ve teknolojik ilişkilerini geliştirmek, buralarda çalışan ve üretici olan özel ve tüzel kişilerin haklarını savunmak, gerekli güvencelere bağlamak.

h-         Türk dünyasını oluşturan devlet, toplum ve topluluklarla başta kültürel ve iktisadi

alanlar olmak üzere her konuda girişimde sağlıklı ilişkiler kurmak ve geliştirmek.

Politikalar

Madde 18-      Partimizin Türkiye Cumhuriyeti Devleti hakkında öngörülerini kapsayan hedeflere

ulaşması amacı ile izleyeceği politikalar şunlardır:

a-         Partimiz, oluşturacağı politikalarda ve bunların uygulanmasında kutsal Türkiye

Cumhuriyeti’nin yüceliğine, ebediliğine, halkımızın tarih ve kültüründen gelen koruyucu, gözetici, destekleyici devlet anlayışına özen gösterecek, önem ve öncelik verecektir.

b-        Partimiz, çoğunlukla yurt dışından yapılan telkin ve propagandalar ve iktisadi görüş

ve politikaları açıklamak amacı ile “Devlet”in kutsal ve yüce niteliklerini küçülten, zedeleyen tutum ve davranışlarla mücadele edecek, bu yolda üretilen kavram, terim ve deyimleri ortadan kaldıracak önlemler alacaktır.

c-         Partimiz, her alanda toplumumuzda kişilerin devlete bağlılıklarını sağlayacak ve

güçlendirecek politikalar üretecek ve bunları uygulayacaktır.

ç-         Partimiz, Devletimizin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü, Cumhuriyetimizin

niteliklerini, toplumumuzun, insanımızın, kişilerin ve vatandaşlarımızın yaşamlarında hazırlayıp, geliştireceği güven ortamı ve milli bağlılık ve milli birlik şuurlaşması ile koruyacak, ebediyete kadar devam ettirecektir.

d-        Anayasamızın 5. maddesinde yer alan : “Devletin temel amaç ve görevleri” partimi-

zin amaçları ve görevleri içerisinde yer alacak ve politikalar bu esaslar doğrultusunda üretilecek ve uygulanacaktır.

e-         Partimiz, devletimizin millilik ve laiklik niteliğini tüm tehdit, tehlike ve engellere

karşı koruyacak, geliştirecek, “Türk Demokrasisi”nin temel dayanağı sayacaktır.

f-         Partimiz, devletimizin milli güç unsurlarına işlerlik kazandıracak, yönetecektir.

g-         Partimiz, devletimizin, milletimizin davası, ülküsü, çıkar ve hedefleri doğrultusunda

ülkemizin bir bölge gücü ve dünya devleti olmasını sağlayacak kısa, orta ve uzun vadeli planlar yapacak ve bunları uygulayacaktır.

ğ-         Partimiz, Devletimizin Türk Dünyasını oluşturan devletler, toplumlar, topluluklar ile

her alanda ve her konudaki ilişkilerini güçlendirip, geliştirecek, “Türk Dünyası Dil Birliği” - “Türk Dünyası  Kültür Birliği” - “Türk Dünyası Ekonomik ve Sosyal Birliği”ni gerçekeştirecektir.

VİCDAN - MİLLİ VİCDAN - TOPLUMUN MİLLİ VİCDANI

İlkeler

Madde 19-      Vicdan, kişiyi kendi davranış ve eylemleri hakkında bir yargıda bulunmaya iten güçtür.

Kişi sahip olduğu bu güç sonucu davranış ve eylemlerinin kendi ahlakî değerlerine uyup, uymadığı konusunda doğrudan yargılama yapma imkan ve yeteneğine kavuşur. Kişi, vicdanı ile, vicdan duygusu ile kendi tutum, davranış ve eylemlerinin sonuçları hakkında bir yargıya ulaşır.

Başkalarının hak ve özgürlüklerine saygıyı, adaleti, insaf ve merhameti, yardımlaşma ve paylaşmayı, sabır ve dayanışmayı, koruma ve savunmayı öngören ve uygulayan tutumlar, davranışlar ve eylemler vicdani sayılır.

Milli Vicdan, kişinin içinde bulunduğu topluma bağlılığı sonucu yaptığı davranış ve eylemlerin sonuçları hakkında bir yargıda bulunması, bir yargıya varması duygusudur. Kişinin toplum sorunları ile ilgilenen, bu sorunlara çözüm üreten, toplumda düzenin, dirliğin, birliğin, esenliğin, adalet anlayışının, iktisadi ve sosyal gelişme ve dayanışmanın sağlanmasına, geliştirilmesine yönelmiş tutum, davranış ve eylemleri “Milli Vicdan” - “Milli Vicdan Duygusu”nun sonucu olarak kabul edilir. Bu duygu olağanüstü durumlarda kişinin tüm çıkarlarını yok sayarak ve nefsini feda ederek toplumun varlığını koruma ve savunmasına kadar geniş bir alan üzerinde özverili davranış ve eylemlerini kapsar.

Milli Vicdan, kişinin bağlılık, aidiyet ve güvenlik ihtiyacını karşılar. Paylaşma ve dayanışma isteklerini gerçekleştirir ve yaygınlaştırır. Ailesiyle, çevresiyle, toplumu ve tüm insanlık dünyası ile ilişkilerini geliştirir, güçlendirir. Kendisini, kendisi ile barışık tutar.

Toplum Vicdanı, toplumun içinde bulunduğu durum ve şartlara, yaşadığı olaylara, kendisine yönelen tehdit, tehlike ve engellere karşı gösterdiği tepkilerin, davranış ve eylemlerin sonuçlarını topluca değerlendirme ve yargılama gücüdür. Kamuoyu gerçekte bu gücün hazırlanmasına yardımcı olur ve bu gücü yansıtır.

Toplumun Milli Vicdanı, toplumun olağanüstü şartlar ve olaylar karşısında milli varlığını, maddi ve manevi değerlerini korumak ve savunmak için ortaya koyduğu davranış ve eylemlerin sonuçları üzerinde bir değerlendirme ve bir yargıya varma duygusudur. Bu duygu, topluca (kollektif) bir gücü oluşturur. Taksimi mümkün değildir. Toplumun birlik ve beraberlik ihtiyacını karşılar. Nesilden nesile aktarılır.

Hedefler

Madde 20-      Partimizin Milli Vicdan ve Toplum Milli Vicdanı konularında hedefleri aşağıdadır:

a-         Vicdanı ve fikri hür nesiller yetiştirmek.

b-        Milli varlığımızın, milli ve manevi değerlerimizin korunup, güçlenmesini, geliştirilip,

devamını sağlayacak insan gücümüzü vicdan ve milli vicdan konularında sürekli aydınlatmak, bilgi ve teknoloji ile donatmak.

c-         Toplum hayatının her alanında, kişilerin, kurum ve kuruluşların, işletmelerin kamu-

sal ve özel ilişkilerinde vicdan duygusunu esas alacak ve egemen kılacak önlemler almak, bu önlemleri aklın ve bilimin doğrultusunda geliştirmek ve yaymak.

ç-         Ailede, çevrede, okulda, kırsal ve kentsel hayatta, iş ve çalışma hayatında milli vic-

dan duygusunu toplumsal bir güç durumuna getirmek.

Politikalar

Madde 21-      Partimizin Vicdan - Milli Vicdan - Toplumun Vicdanı konularında belirlediği hedefle-

re ulaşmak için izleyeceği politikalar şunlardır:

a-         Örgün ve yaygın milli eğitim ve öğretimin her kademesinde, her düzeyinde ve her

aşamasında çocuklarımızın ve gençlerimizin vicdanı ve fikri hür vatandaş olarak yetişmelerini sağlayacak uygulamaya öncelik ve önem veren programlar hazırlanacak ve geliştirilerek tatbik edilecektir.

b-        Başta kadınlar olmak üzere aile bireylerini vicdan ve milli vicdan konularında bilgi-

lendirecek, güçlendirecek proje ve programlar üretilecek Merkezi ve Yerel yönetimlerin sorumluluğunda uygulanacaktır.

c-         Partimizin üreteceği politikaların ve bunların tatbikinin temeli vicdandır. Bu yakla-

şımla başta Parti Kurucu Üyeleri, Merkez, İl, İlçe ve Belde Teşkilatları yöneticileri ve organları olmak üzere bütün üyeler Vicdan - Milli Vicdan - Toplumun Vicdanı konularında aydınlatılacak ve bilgiyle donatılacaklardır.

ç-         Kamu Kurum ve Kuruluşlarının kendi aralarında ve özel kişi, işletmeler ve kuruluş-

larla ilişkilerinde güveni, doğruluğu, dürüstlüğü esas alan vicdani tutum ve davranışları özendirilecek, desteklenecek, gerekli durumlarda kanuni bir çerçeve ve temele oturtulacaktır.

d-        Sivil toplum örgütlerinin ve bu örgütlerin ilişki ve etkileşimlerinin Vicdan ve Milli Vic-

dan doğrultusunda gelişmeleri, güçlenmeleri sağlanacaktır.

e-         Toplumun siyasi, sosyal, iktisadi, kültürel, bilim ve teknoloji hayatında, bunların

güçlenmesinde ve gelişmelerinde Vicdan ve Milli Vicdanı egemen kılacak önlemler alınacak ve uygulanacaktır.

DUYGU - MİLLİ DUYGU - TOPLUMUN MİLLİ DUYGUSU

İlkeler

Madde 22-      Duygu (His), belirli nesnelerin, eylem ve olayların insanın iç dünyasında uyandırdığı,

bıraktığı izlenimlerdir. Her insanda farklıdır. Çevreye, şartlara ve duruma göre değişir. İnsanın algıladıklarını değerlendirerek edindiği tutum anlamındadır. Duygunun ve düşüncenin karşılıklı etki içinde olduğu, birlikte oluştuğu da kabul edilmektedir.

Milli Duygu - Milli His, milletle ilgili sorunların, olayların, davranış ve eylemlerin vatandaşların iç dünyasında (üzerlerinde) uyandırdığı, bıraktığı izlenimlerdir. Bunlar çoşku olur, sevinç olur, övünç olur, kıvanç olur, nefret olur, kin olur, üzüntü olur. Milli duygular, vatandaşların millete olan bağlılıkları, millet sorunlarına olan duyarlılıkları ölçüsünde artar, eksilir ve hatta hiçbir iz bırakmadan silinir.

Toplumda Milli Duygu - Milli Duygular, kişilerde olduğu gibi toplumlarında duyguları vardır. Buna kollektif (topluca) duyarlılık da denir. Doğa ve tarihi varlık alanında meydana gelen olayların ve eylemlerin toplum üzerinde bıraktığı etki ve izlenimlere toplumsal duygular denir. Millet düzeyine ulaşmış toplumlarda ise, bu etki ve izlenimler milli duygular şeklini alır. Milletler milli duygularını tarihi gelişmelerinin, kültürel yaşamlarının, karşı karşıya bulundukları sorunların, tehdit ve tehlikelerin etkileri içinde kalarak şekillendirir ve anlamlandırırlar. Ortak düşüncelere, ortak şuura sahibiyetleri duygularını etkiler. Milletler duygularını çoğu kez eylemlerle ortaya koyarlar. Milli duygular, dini duyguların, estetik ve sanatın, kültürün diğer unsurların ve özellikle insani duygu ve düşüncelerin etkisinde kalabilir. “Türk Milleti, milli duyguyu, insani duygularla düşünmekten zevk alır. Vicdanında milli duygunun yanında daima insani duygunun onurlu yerini korumasıyla övünür.”

Hedefler

Madde 23-      Partimizin Milli Duygu ve Toplumda Milli Duygu konusunda hedefleri aşağıdadır:

a-         Vatandaşların ülke ve millet sorunlarına karşı duyarlılıklarını artırıp, güçlendirmek.

b-        Kişiler arası ilişkilerde milli ve insani duygu ve bağların öncelik ve önem kazanma-

sını sağlamak.

c-         Ailede, çevrede, okulda, iş ve çalışma alanlarında Türk milletine aidiyet ve Türkiye

Cumhuriyeti’ne bağlılık duygularını güçlendirecek, yaygınlaştıracak önlemleri geliştirmek.

ç-         İnsanın güven içinde mutlu olabileceği çevre şartlarını hazırlamak.

d-        Toplumda güveni, sevinci, övüncü, kıvancı, çoşkuyu artırıp sürekli kılacak, milli ve

insani duyguları geliştirip, yaygınlaştıracak ekonomik, sosyal ve kültürel önlemler almak ve uygulamak.

Politikalar

Madde 24-      Partimizin Milli Duygu ve Toplumda Milli Duygu hedeflerine ulaşmak için izleyeceği

politikalar şunlardır:

a-         Milli eğitim ve öğretimde milli ve insani duyguların öğrenilmesini, güçlendirilmesini

sağlayacak programlar uygulanacaktır.

b-        Vatandaşların ülke ve millet sorunlarına karşı duyarlılıklarını artırıp, güçlendiren

kamu ve özel girişimler, plan ve programlar özendirilecek ve desteklenecektir.

c-         Milli ve insani değer ve duyguları artırıcı, güçlendirici sivil toplum örgütleri özendi-

rilecek ve desteklenecektir.

AHLÂK - MİLLİ AHLÂK

İlkeler

Madde 25-      Ahlâk, bir toplum içinde kişilerin benimsedikleri ve uymak zorunda oldukları davranış

biçimleri ve kurallarıdır. Ahlâk, insanın doğuştan sahip olduğu veya sonradan kazandığı niteliklerin ve huyların etkisi altında aklı ve iradesiyle ortaya koyduğu tutumlar, davranışlar ve eylemlerdir. Bu tutum, davranış ve eylemler toplumca iyi, doğru, güzel sayılıyorsa “Ahlâklı” aksi halde “Ahlak dışı” kabul edilir.

Ahlâk Kuralları, her toplulukta ve her toplumda değişkenlik gösterir. Ahlâk kuralları toplumun inançları, gelenekleri, töreleri ve kültür unsurlarının etkisinde oluşurlar. Bir toplumun düşünce, inanç ve hayat tarzı ahlâki kuralları da yönlendirir. Ahlâk’ta güçlük doğruyu bilmekten çok doğruyu yapmaktır.

Erdem (fazilet) ahlâka dayanır, ahlâk tarafından yönetilir. Cesaret, dayanıklılık, sabır, bilgelik, aydınlatma, özgürlük, ölçülü davranma, hayırseverlik erdemin çeşitleridir. Bunlar gerçekte ahlâklı kişinin yürek ve akıl gücünü davranışları ve eylemleriyle erdeme dönüştürdüğü özellikleridir.

Milli Ahlâk, millet düzeyine erişmiş toplumların önemli sorunları ve konuları karşısında kişilerden beklediği ve talep ettiği tutumlar, davranışlar ve eylemlerdir. Bu sorun ve konular, toplumun huzuru, düzeni, dirliği, milletin birliği, vatanın bütünlüğü, karşı karşıya kalınan tehditler, tehlikeler ve engeller, adaletin kurulup işletilmesi, gelişme ve refah girişimleridir.

Milli ahlâkın elde edilmesi, geliştirilmesi ve sürekli kılınması tamamen bir eğitim sorunudur.

a-         Milli Ahlâk, herşeyden, her düşünceden önce milletin en yüce varlık olduğunu

kabul ve tasdik etmek, hayat tarzımızı bu temele dayandırmaktır.

b-        Milli Ahlâk, hayatımızın, varlığımızın, gelişmemizin, bekamızın kısaca herşeyimi-

zin milletten kaynaklandığını, millete dayandığını bilmek, anlamak, düşünmek ve bu doğrultuda davranmak ve yaşamaktır.

c-         Milli Ahlâk, milletin hakkını korumak, savunmak, gereğinde onun varlığı, sorunla-

rından kurtuluşu için namusumuzu, onurumuzu ve hayatımızı o yüce varlığın uğrunda feda etmektir.

Hedefler

Madde 26-      Partimizin Ahlâk ve Milli Ahlâk konularında hedefleri aşağıdadır:

a-         Toplumumuzun tüm ahlâki değerlerini hür fikirlerle, çağdaş bilim ve teknolojilerle

beslemek ve güçlendirmek.

b-        Millet sevgisini, millete aidiyet duygusunu ve millete bağlılık düşüncesini, millet

fertlerinin ortak anlayışı ve ortak yaklaşımları olarak kabul etmek, geliştirmek, yaygınlaştırmak.

c-         Ailede, çevrede, iş ve çalışma hayatında, özel ve kamusal ilişkilerde ahlâk ve milli

ahlâkın egemen olmasını sağlamak.

ç-         Gerekçesi ve kaynağı ne olursa olsun tehdit, korkutma esasına dayanan ahlâk öğ-

retilmesinden ve bu yoldaki girişimlerden halkımızı korumak ve gerektiğinde kanunî önlemler almak.

d-        Ahlâkı ve özellikle milli ahlâkı besleyen, geliştiren, yayan kültür unsurlarımızı koru-

mak ve güçlendirmek.

Politikalar

Madde 27-      Partimizin Ahlâk ve Millî Ahlâk konularında açıklanan hedeflerine ulaşması için izle-

yeceği politikalar şunlardır:

a-         Milli eğitim başta ilk ve orta öğretim kademelerinde, yaygın eğitim ve öğretimde

hür fikirlerle beslenmiş, çağdaş bilim ve teknolojiyle geliştirilmiş ahlâk ve milli ahlâk öğretimine başlanacak ve bu çalışmalar çocuklarımıza ve gençlerimizin tamamını kapsamına alacak şekilde yaygınlaştırılacaktır.

b-        Milli ahlâkı güçlendirecek, tarihi ve kültürel mirasımızın örnekleriyle donatılacak,

aileyi, çevreyi, iş ve çalışma hayatına yönelecek kapsamlı ve etkin programlar hazırlanacak özel ve kamu araçları ile tüm ülkeye yayılacaktır.

c-         Ahlâk ve milli ahlâk esasları tüm yazılı, sözlü, resimli, süreli, süresiz yayınlarda, rad-

yo, televizyon yayınlarında temel ölçü olarak alınacak, özendirilecek, desteklenecektir.

ç-         Toplumda ahlâk ve milli ahlâk değerlerini esas alan, bunlara özen gösterip, önem

veren bütün faaliyetler, kurum ve kuruluşlar, sivil toplum örgütleri özendirilecek, desteklenecektir.

ŞUUR (BİLİNÇ) - MİLLİ ŞUUR

İlkeler

Madde 28-      Şuur (Bilinç), kişinin kendisini ve çevresini tanıma yeteneğidir. Kişinin kendi varlığını,

varoluş nedenlerini, çevresini algılamasından, kavramasından ve anlamasından sonra bu doğrultuda tutum, davranış ve eylemlerde bulunmasıdır. Şuur bir anlamda kişinin varlığının farkına varması ve bu varlığın neler yapıp, yapamayacağı hakkında bir düşünce sürecine girmesidir. Kişinin ancak bu süreç sonunda alacağı tutum, tavır ve davranışlar ve girişeceği eylemler “şuurlu tutum ve davranışlar” - “şuurlu eylemler” - “şuurlu tavırlar-tepkiler” şeklinde kabul edilir ve tanımlanır. Şuur, en kısa tanımı ile “Kişinin, kendini bilme duygusudur.”

Şuur, toplumsal bir üründür. İnsanın yaşama biçimlerinin bir ürünüdür ve bu yaşama biçimlerini yansıtır. Şuur, dil ile sımsıkı bağlıdır. Dil olmaksızın şuur da olmaz, çünkü düşünce de dile bağlıdır. Kişi ana dili ile düşünerek, şuura erer. Yabancı bir dil, o yabancı dilin bağlı olduğu esastan ayrılmaz. Yabancı bir dil ile düşünmek çeviri de kullanılır ama hiçbir şekilde şuurlaşma kaynağı olamaz. Şuur, bilgiyle, deneyimle gelişir. Vicdanın, ahlâkın, erdemin varlığı da ancak bu şuura bağlıdır.

Milli Şuur, birey ve topluma göre değişir. Milli şuur, bireyin içinde doğup, yaşadığı veya katıldığı milletin varlığını, varoluş nedenlerini, bu varlığın korunup, devamı, geliştirilip, bekası için nelerin gerekip, gerekmediğini, kendisine düşen hizmet ve görevlerin neler olduğunu akla, bilgiye  dayanan duygularla algılaması, kavraması, anlaması ve bu doğrultuda davranış ve eylemlerde bulunmasıdır. Milleti oluşturan kişiler arasındaki milli bağlar ve milli şuurlaşmadır. Millet olmanın en önemli şartı da bu milli şuurun varlığının daima canlı ve sürekli bilgiyle donatılarak korunmasıdır.

Türk Milleti’nde “Milli Şuur”, Türklüğün en derin güven kaynağı, en engin övünç dayanağı olduğuna inanmaktır. Binlerce yıllık Türk tarihi ve kültürü bu inancın sayısız örneklerini ortaya koymuştur. Milli Şuur, “Ben Bir Türk’üm” - “Ne Mutlu Türk’üm” diyebilmektir.

Bugün, “Milli Şuur”, yıllarca uygulanan politikalar, dışarıdan gelen propaganda ve küresel uygulamalar sonucunda özgüvenini yitirme noktasına gelen Türk evlâdının yeniden dirilme, kendisine güvenme ve güçlenme inancıdır. “Türklüğümüzün bütün asalet ve soyluluğunu, insan severliğini ve gücünü tanımak ve tanıtmaktır.”

Hedefler

Madde 29-      Partimizin Milli Şuur konusunda hedefleri aşağıdadır:

a-         “Milli Şuur”un bütün zamanlarda canlı, diri, güçlü ve etkin olmasını sağlamak ve

yaygınlaştırmak.

b-        Yurt içinde ve yurt dışında vatandaşlar arasında milli bağ ve duyguları, milli birlik

düşünce ve şuurlaşmasını gerçekleştirecek, güçlendirecek önlemler almak.

c-         Ailede, çevrede, okulda, iş ve çalışma hayatında, kırsal ve kentsel alanlarda kişile-

ri Türk tarih ve kültürünü esas alan bilgilerle donatacak çalışmalar yapmak, yaptırmak.

ç-         Kamu kurum ve kuruluşlarında, özel işletmelerde ve kurumlarda, sivil toplum örgüt-

lerinde yapılan ve yapılacak olan tüm hizmet içi eğitimlerde “Milli Şuurlaşma”yı hazırlayacak, güçlendirecek ve yayacak programları özendirmek, desteklemek, bu gibi çalışma, hizmet ve faaliyetlerde bulunanları ödüllendirmek.

Politikalar

Madde 30-      Partimizin belirlediği “Milli Şuurlaşma” hedefine ulaşmak için izleyeceği politikalar

şunlardır:

a-         Örgün ve yaygın milli eğitimin her kademesinde, her düzeyinde ve bütün aşamala-

rında “Milli Şuurlaşma”yı hazırlıyacak, canlı, diri ve güçlü kılacak programlar üretilecek ve uygulanacaktır.

b-        Nerede, hangi durumda ve şartta olursa olsun Türk vatandaşlarının milli bağ ve mil-

li duygularını, milli birlik düşüncesini bilgi ve teknolojiyle donatacak plan ve programlar yapılacak, bunların tüm kamu kurum ve kuruluşlar, dış temsilcilikler, sivil toplum örgütleri tarafından uygulamaları özendirilecek ve desteklenecektir.

c-         Türk’ü, Türklüğü, Milli Şuurlaşma’yı, Türk Tarih ve Kültürünü genç nesillere tanıta-

cak aktaracak, güçlendirip yayacak tüm çalışma, hizmet ve faaliyetler özendirilip, desteklenecek ve ödüllendirilecektir.

MİLLİ İHTİYAÇ VE BEKLENTİLER

İlkeler

Madde 31-      Toplum ve bireylerde Milli İhtiyaç ve Beklentiler iç ve dış güvenlik, sağlık, beslenme,

eğitim, yargı ve adalet, sosyal adalet konuları üzerinde toplanır. Özgürlüğün, egemenliğin, bağımsızlığın tam, sürekli ve kendisini güçlendirerek devamı bu temel ihtiyaç ve beklentilerin devlet tarafından sağlıklı, kolay ve ucuz (hatta beslenme dışında ücretsiz) şekilde bireylere ve topluma sağlanmasına bağlıdır. Gerçekte, doğal olarak özgürlük, egemenlik, bağımsızlık milli toplumun varlığının esasıdır. Bu esas olmadan milli ihtiyaç ve beklentilerden söz etmek anlamsız kalır. Açıklanan yaklaşımla milli ihtiyaç ve beklentiler birbirlerine bağlı ve birbirlerini bütünleyen bir süreçtir ve sonsuza kadar devam eder.

Toplum ve bireylerde ortak milli ihtiyaçlar, beklentiler ve eğilimler birer yönetim ilkesi ve yönetimin varlığı nedenidir. İyi bir yönetim bu ihtiyaç, beklenti ve eğilimlerin en doğru ve gerçek olanlarının ülkenin kendi kaynaklarına işlerlik kazandırarak ve en verimli ve etkin şekilde kullanarak karşılanmasını sağlamaktır.

Milli ihtiyaç ve beklentilerin karşılanmasında toplumun siyasi, iktisadi, sosyal, kültürel, bilim ve teknoloji güç unsurlarının dengeli ve uyumlu bir şekilde güçlendirilip, işler halde tutulması ve yönlendirilip, yönetilmesi tek ölçüdür.

Hedefler

Madde 32-      Partimizin Milli İhtiyaç ve Beklentiler konusunda hedefleri aşağıdadır:

a-         Toplumumuzun ve bireylerin milli ihtiyaç ve beklentileri, eğilimleri tam, doğru ve

gerçeklere uygun şekilde belirlenmelidir.

b-        Bu ihtiyaçları karşılayacak insan, bilgi ve teknoloji gücü, doğal kaynaklar, sermaye

ve güven unsurları tam, doğru ve gerçeklere uygun şekilde bilimsel yöntemlerle tespit edilmeli, kullanma öncelikleri verim ve etkinlik esası içinde sıraya konulup, işlerlik şartları açıklanmalıdır.

c-         Uygulamada milli ihtiyaç ve beklentiler bir bütünlük içinde ele alınmalı, iç ve dış

güvenlik başta olmak üzere diğerleri toplumun ve bireylerin tümünün üretim gücüne ve bu gücün harekete geçirilmesi, gerçekleştirilmesi oranında karşılanmalıdır.

ç-         Üretmeyen toplum ve bireylerin milli ihtiyaç ve beklentilerinin karşılanmasına da

imkan yoktur. Gerçekte böyle bir talebin doğması da haklı ve meşru değildir.

Politikalar

Madde 33-      Partimizin Milli İhtiyaç ve Beklentiler hedefine ulaşmada izleyeceği politikalar şunlardır:

a-         Partimizin üreteceği ve uygulayacağı politikalar toplumumuzun ve vatandaşlarımı-

zın ihtiyaçlarından, beklentilerinden ve eğilimlerinden kaynaklanarak, bunlara öncelik, önem ve özen gösterilecektir.

b-        Partimizin, ülkemizin insan, bilgi ve teknoloji gücünü, doğal kaynak ve zenginlikle-

rini, sermaye ve finans imkan ve yeteneklerini halkımızın katılımı, desteği ve güveniyle üretime, sürekli kendisini yenileyebilen ve geliştiren üretime yönlendirecek politikalar, projeler, programlar üretecek “Milli Pazarı” (Ulusal Pazarı) kuracak işler durumda tutup, güvence altına alacak ve bu pazarın sağladığı verim ve etkinliklerle milli ihtiyaç ve beklentileri karşılayacaktır.

c-         Partimiz milli güç unsurlarımıza işlerlik kazandırıp, yönlendirerek başta güvenlik

olmak üzere tüm milli ihtiyaç ve beklentileri sağlayacaktır.

ç-         Partimizin üreteceği politikalarda ve bunların uygulamalarında öncelik ve önem ve-

receği, özen göstereceği temel esas, milletimizin ortak ve genel fikir ve eğilimleridir. Partimiz bu fikir ve eğilimleri milletimizin gerçek maddi ve manevi ihtiyaçlarını bir an bile gözden kaybetmeden belirliyecek ve bu doğrultuda hareket edecektir.

TARİHİ MİRASIMIZ - KÜLTÜREL DEĞERLERİMİZ

İlkeler

Madde 34-      Milletimiz binlerce yıllık tarihi mirasa sahiptir. Dünya coğrafyasının başlıca Asya, Avru-

pa, Afrika kıtalarında, Avrasya ve Ortadoğu bölgelerinin tamamında, Hazar, Karadeniz, Akdeniz, Kızıldeniz, Hint Okyanusu’ndan Adriyatik ve Atlantik kıyılarında geçen ve devam eden bu derin ve anlamlı tarihi süreç bir bütünlük içinde zamanımıza sayısız mücadele ve deneyimleri, başarı ve zaferleri, bozgun, kırılma ve çözülme örneklerini bizlere miras bırakmış ve emanet etmiştir. Bu miras ve emanetler, milli özelliklerimizin, yeteneklerimizin ve niteliklerimizin kaynağıdır. Bağımsızlığın (istiklâlin) özgürlüğün, egemenliğin ve gücün milletimizde bir karakter olarak gelişmesinin de nedeni tarihi mirasımızdır.

Genel olarak halkımızın, toplumumuzda kişilerin girişimci niteliklerinin, ilerleme ve yükselme kararlılıklarının dayanakları da tarihi mirasımızdan gelmektedir.

Kültürel Değerlerimiz milletimizin kimliğini oluşturur, düşünce ve hayat tarzını şekillendirir ve yönlendirir. Türk toplumlarının binlerce yıldır koruduğu, geliştirmeye çalıştığı ve savunduğu bu değerler onların ortak paydalarını oluşturur. Dilimiz, inançlarımız, örf ve adetlerimiz, müziğimiz, mimarimiz, edebiyatımız, sanatımız, devlet anlayışımız, iktisadi ve fikri hayatımız, tarih şuurumuz, sosyal hayattaki yaklaşımlarımız gibi değerlerimiz kültürümüzün temel unsurlarıdır. Kültürel değerlerimiz aynı zamanda milli değerlerimizdir. Özdeştirler, anlamları birdir.

Hedefler

Madde 35-      Partimizin Tarihi Mirasımız ve Kültür Değerlerimiz ile ilgili hedefleri aşağıdadır:

a-         Tarihi mirasımızı ve kültür değerlerimizi bir bütünlük içinde korumak, çağdaş bilim

ve teknoloji ile geliştirmek, gelecek nesillere devretmek.

b-        Tarihi mirasımıza ve kültür değerlerimize yönelen her türlü tehdit, tehlike ve engel-

lerle mücadele etmek, bu miras ve değerlerimizi, çözümlemeye, sınamaya, yabancı değerlerle değiştirmeye kalkışan girişimlere ve taklitçiliğe karşı koymak.

c-         Genç ve doğmamış nesillere tarihi mirasımızı ve kültürel değerlerimizi birer kutsal

emanetler olarak geliştirip, güçlendirerek devretmek.

Politikalar

Madde 36-      Partimizin Tarihi Mirasımız ve Kültür Değerlerimiz ile ilgili hedeflere ulaşmak için

izleyeceği politikalar şunlardır:

a-         Partimiz üreteceği politikalar ve bunların uygulanmasında tarihi mirasımızın en

önemli konu ve alanlarını kapsamına alan Türk Devlet geleneğini, törelerini, adalet ve insanlık ülküsünü, hoşgörüyü, zulme ve zalime karşı olma, yoksullukla mücadele gibi karar, tutum ve davranış esaslarından ayrılmıyacaktır.

b-        Partimiz üreteceği politikalar ve uygulamalarda, her türlü ilişkilerde, kamu ve özel

hayatı ilgilendiren girişimlerde Türk diline büyük önem verecek, özen gösterecek, türkçeyi en iyi yazmaya, konuşmaya her kademede, organda ve yan kuruluşlarda  dikkat edecektir. Bu alanda Partimiz tam bir “Türklük” örneği olacak, başta Türk Dil Kurumu olmak üzere, dil bilimcileri ve eğitimcilerle doğrudan temas ve ilişki halinde bulunacaktır.

c-         Partimiz tarihi mirasımızı ve kültürel değerlerimizi çağdaş bilim ve teknolojilerle ge-

liştirecek, genç ve gelecek nesillere aktaracaktır.

ç-         Hangi şart ve durumda olursa olsun, bütün resmi, özel ve yabancı eğitim ve öğre-

tim kurumlarında Türk Tarihi ve Türk Kültürünü konu alacak programlar ağırlıklı olarak ders konuları içinde yer alacak, Türk öğretmenler ve öğretim üye ve görevlilerince uygulanacaktır.

d-        Konutta, toplu konut yerlerinde, iş ve çalışma hayatında, özel işletmelerde, ticaret-

hane, kahvehane, lokanta gibi toplu yaşama mekânlarında, gezi, eğlence ve benzeri alanlarda, otellerde, tüm turistik konaklama ve tesislerinde, sokaklarda, meydanlarda, kırsal ve kentsel kesimlerde, dağda, bayırda, ovada, denizlerimizde, sularımızda, her türlü ulaştırma araçlarında, kısaca toplum hayatımızın geçtiği her yerde tanıtım, reklâm ve benzeri faaliyetler türkçe olacak, türkçe yazılıp, okunacaktır.

DÜŞÜNCE VE HAYAT TARZIMIZ

İlkeler

Madde 37-      Zaman, mekân, dil, din, inançlar, gelenekler, değerler, eğitim, töre, örf ve adetler, hu-

kuk kuralları gibi etmenler ve unsurlar insan ve toplumların düşünce ve görüşlerinin, tutum ve davranışlarının oluşmasını ve gelişmesini sağlarlar. Bunlar insan ve toplumlara belirli ve kendilerine özgü bir kimlik ve kişilik kazandırırlar. İnsanlar ve toplumlar kazandıkları bu kimlik ve kişilik sonucu hayat, insan, doğa olaylarına ve hareketlerine karşı belirli düşüncelere, görüşlere sahip olurlar ve diğer insan ve toplumlardan ayrılırlar.

Kültür Çevresi, hayat, insan ve doğa olayları ve hareketleri hakkında düşünce ve görüşleri, tutum ve davranışları birbirine yakın ve benzer insanların bir araya toplanmasından meydana gelir. Her kültür çevresinin belli ve diğer kültür çevrelerinden farklı bir hayat tarzı vardır.

Kişi ve toplumlarda düşünce, görüş, tutum ve davranışlarda bütünleşme belirli ve kendine özgü bir hayat tarzı oluşturur. Bu durum kişinin ve toplumun “özünü” - “kimliğini” - “benliğini” ve “milli benliğini” açıklar.

Farklı hayat tarzlarına, başka bir deyimle farklı görüş, tutum ve davranışlara sahip toplumlar arasında ilişkiler, iletişimler, etkilenmeler insanlık tarihi kadar eski bir gerçektir. Ve doğaldır. Nasıl insanın yaradılışı ve hayatı onun toplum halinde yaşamasını zorunlu kılıyorsa, toplumların yaşaması, gelişmeleri ve sağlıklı büyümeleri de ancak diğer toplumlarla ilişkileri, etkileşimleri ve iletişimleri sonucudur. Hiçbir toplum ne zamandan, ne mekândan ne de bunlar içerisinde yeralan diğer toplumlarla ilişkilerinden kendisini soyutlayamaz. Ancak, bu farklı hayat tarzlarının karşı karşıya gelmelerinde dikkat edilmesi gereken hususlar vardır. Çıkarları, görüş tarzları, tutum ve davranışları birbirinden farklı olan ve bir kişilik taşıyan toplumlar arasında daima bir çatışmanın varlığı kabul edilmelidir. Bu çatışmalarda yüksek değerler ağırlıklı olabileceği gibi maddi değerler öncelikli de olur. Önemli olan bir toplumun herşeyden önce kendi özünü ortaya çıkaran “hayat tarzına”, “benliğine” olan saygısı ve bağlılığıdır. Bu saygı ve bağın varlığı o toplumun her türlü çatışmada kendisini koruyabileceğinin temelini teşkil eder. Yüce Atatürk’ün, 1923 yılında, “Dünyanın bize saygı göstermesini istiyorsak önce kendi benliğimize ve milliyetimize bu saygıyı hissen, fikren, fiilen, bütün iş ve hareketlerimizde gösterelim; bilelim ki, milli benliğini bulamayan milletler başka milletlerin avıdırlar.” sözleriyle açıklamaya çalıştığımız gerçeğe dikkatlerimizi çekmekte ve hayat tarzımıza göstermemiz gereken önemi belirtmektedir.

Bir toplumun kendi düşünce ve hayat tarzını koruyabilmesi, kendi benliğine, milliyetine, hissine, zihniyetine sahip olduğunu bütün iş ve hareketlerinde, ortaya koyduğu görüş tarzlarında, tutum ve davranışlarında kanıtlamasıyla mümkündür. Hiçbir küçüklük ve eksiklik duygusuna kapılmadan toplumlararası mücadeleye, rekabete katılabilmek ancak bu yolla mümkündür. Toplumlararası ilişkileri kendi öz değerlerini bir yana bırakarak, hatta küçümseyerek bir takım maddî imkân ve fırsatları değerlendirme anlamında kabul eden toplumlar görünüşte bu imkân ve fırsatlara sahip olsalar dahi zaman içerisinde milli kıymet ve “öz”lerinden verdikleri tavizlerin sonucu olarak zayıflar ve dağılırlar. Bu durum o toplumun başka bir hayat tarzı içerisine itilmesi anlamını taşır ki, ne itildiği hayat tarzında kendisini bulabilir ne de o hayat tarzı onu kabul edebilir. Nasıl kişiler, zenginlikleriyle değil ahlâkları, erdemleri, uğraşları ve meydana getirdikleri çevreleriyle, eserleriyle saygı duyulan kişiler olabiliyorsa, toplumlar da zenginlikleri veya iktisadi sanılan gelişmişlikleriyle değil, sahip oldukları görüş tarzlarının tutum ve davranışlarının meydana getirdiği hayat tarzlarıyla saygı duyulan toplumlardan sayılırlar. Bunlar her zaman güçlüdürler. Çünkü her zaman “kişilikleri” vardır. Eserleri vardır. Kültür çevreleri vardır. Görüş tarzının, tutum ve davranışların toplumlar için bir başka özelliği de siyasi, sosyal, iktisadi, kültürel ve teknolojik hayatı düzenlemeleri, yönlendirmeleridir. Her toplum görüş tarzlarının, tutum ve davranışlarının meydana getirdiği hayat tarzına uygun şekilde hukukî hayatını da düzenler.

Siyasi teşkilâtlanmasını gerçekleştirir. Başka kültür çevrelerinden alınan yenilikler, ihtiyaçları karşılayacak teknolojiler, toplum hayatını geliştirecek imkanlar genelde, yabancılıklarını uygulandıkları toplumdaki hayat tarzı içerisinde yitirirler. Ve doğru seçilmişlerse, doğru tercihlerin sonuçları olarak toplum içerisine alınmışlarsa bir süre sonra uygulandığı toplumun malı olurlar. Düşünceler, fikirler, ideolojiler de sonuçta aynı süreci tamamlar ve o toplumun hayat tarzına uygun bir şekil, kapsam ve içeriğe sahip olurlar. Ancak, bütün bu sonuçlar yukarıda belirtilen “özün”, “milli kıymet” ve “milli değerlerin” kaybedilmemesine bağlıdır.

Türklüğün Hayat Tarzı : Türklük bir hayat tarzıdır. Türklük bir ülkü ve kültür birliği olarak, binlerce yıl içerisinde oluşan bu hayat tarzını bütün görüşleriyle tutum ve davranışlarıyla ortaya koymak, “milli benliği” bozucu, yıptarıcı, dağıtıcı her türlü düşüncelerle, sistemlerle, davranışlarla, hareketlerle mücadele etmek anlamına gelir. Bu yaklaşımla Türklük şuuru dinamiktir. Canlıdır. Gelişme durumundadır.

Atatürkçü Düşünce kaynağını Türklüğün hayat tarzından almış, bu tarzın gelişmesi ve ebediyen yaşaması için gereken esasları ortaya koymuştur. 1933 Yılında Atamızın açıkladığı şu görüşler, Türk’ün görüş, tutum ve davranışlarındaki kökleri olduğu kadar ilkeleri de belirler: “Şunu da ehemmiyetle belirtmeliyim ki, yüksek bir insan cemiyeti olan Türk milletinin tarihi bir vasfı da güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir. Bunun içindir ki, milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, fıtri zekasını, ilme bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini, milli birlik duygusunu mütemadiyen ve her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek geliştirmek milli ülkümüzdür.”

Bugün Türklüğün en önemli meselelerinden biri Atamızın işaret ettiği vasıta ve tedbirlere başvurma isteğinin bir şuur halinde yoğurulmasıdır.

Cumhuriyetin Hayat Tarzı : Vatandaşları arasında görüş tarzları, tutum ve davranışları arasında bir bütünlük Cumhuriyetin varlığı ve gelişmesi için hem en önemli bir kaynak, hem de “Milli Gücün” gelişmesinde ve “Milli Benliğin” korunmasında vazgeçilmez bir unsurdur. Cumhuriyet bu görüş tarzlarının, tutum ve davranışlarının oluşturduğu bir hayat tarzının sonucudur. Ve bu hayat tarzını temsil eder. Toplumun siyasi, sosyal, ekonomik, kültürel ve teknolojik hayatındaki görüş ayrılıklarının, farklı düşüncelerin, farklı tutum ve davranışların hududu “Cumhuriyet Hayat Tarzı” ile çerçevelenmiştir. Bunun dışına çıkılması halinde, toplumda bütünlük zedelenir, yıpranır ve çözülme başlar ki, o artık Cumhuriyetimiz değildir.

Cumhuriyetin Hayat Tarzı’nı Atatürkçü Düşünce açıklamaktadır. Bu düşünce sistemi günümüze kadar yeterince ve gereğince incelenmediği, araştırılmadığı ve Atatürkçü Düşünce bir kısım eksik ve kulaktan dolma tarihi olaylara bağlandığı için genç nesillere doğru aktarılamamış, onların eğitiminde ana kaynak ve temel olan görüşler, tutum ve davranışlar öğrenilememiş, öğretilememiştir.

Gerçekte ise bütün Türklük ve Türkiye Cumhuriyeti için hayat tarzının düşünce, fikir, davranış, tutum ve görüş kaynağı Atatürkçü Düşüncedir. Çünkü, bu düşünce binlerce yıllık bir tarihe, tamamen Türk milletinin “özünden” çıkan yeteneklere, özelliklere dayanmakta, onlardan kaynaklanmaktadır.

Yüce Atatürk bu hayat tarzının nasıl oluşup, nasıl genç nesillerle bütünleştirileceğini 1937 yılında şu sözleriyle açıklamaktadır. Belki de mesele Cumhuriyetin henüz bu görüşleri anlayamamış olmasıdır.

a-         Türk çocuğunun kafasını, fıtri yaradılışındaki dikkat ve itinaya göre oluştur-

mak.

Bu, cumhuriyetin sağlık düzeni ile ilgilidir.

b-        Güzel korunan, Türk kafa ve zekâsını açmak, yaymak, genişletmek.

Bu özellikle Kültür Bakanlığı’nın (Milli Eğitim Bakanlığı’nın) görevidir.

c-         Bir taraftan da, Türk kafalarındaki kabiliyetleri, Türk karakterindeki sağlamlık-

ları, Türk duygularındaki yükseklik ve genişlikleri, kendilerini hiç zorlamadan, tabi bir tarzda ve olduğu gibi ifadeye onları alıştırmak.

Hedefler

Madde 38-      Partimizin Düşünce ve Hayat Tarzımız ile ilgili hedefleri aşağıdadır:

a-         Düşünce ve hayat tarzımızı “Milli Kimlik” ve “Milli Benliğimizi” sürekli olarak aklın

ve bilimin doğrultusunda ve teknolojinin bütün imkan ve vasıtaları ile korumak ve geliştirmek.

b-        Düşünce ve hayat tarzımızı “Milli Kimlik” ve “Milli Benliğimizin” temel kaynağı olan

cumhuriyetimizin ilkelerine, Atatürkçü Düşünceye bağlı kalarak her türlü bağnazlıklara, taklitçiliğe, tehdit, tehlike ve engellere karşı savunmak ve bu doğrultuda gereken önlemleri almak.

c-         Türklüğün bir ülkü ve kültür birliği ve bir hayat tarzı olduğu düşüncesini ve görüşü-

nü yaymak, yayınlamak ve bu yönde Türk dünyasını oluşturan topluluklarla, toplumlarla, devletlerle her türlü ilişkileri güçlendirmek ve geliştirmek.

ç-         Yaşayan ve doğmamış nesillerimizi “Milli Kimlik” ve “Milli Benlik” duyguları ile Türk

düşünce ve hayat tarzı ile donatmak.

d-        Küreselleşme olgusunun düşünce ve hayat tarzımız, “Milli Kimlik” ve “Milli Benliği-

miz” üzerinde olumsuz etkilerini ortadan kaldıracak her türlü siyasi, iktisadi, sosyal ve kültürel önlemleri almak, bu önlemleri bilim ve teknoloji ile destekleyerek uygulamak.

Politikalar

Madde 39-      Partimizin Düşünce ve Hayat Tarzımız konusundaki hedeflerine ulaşmak için izleye-

ceği politikalar şunlardır:

a-         Partimizin her alan ve konuda üreteceği ve uygulayacağı politikalar “Milli Kimlik”

ve “Milli Benlik” esasına, Türk düşünce ve hayat tarzı temeline dayanacak; yüce milletimizin kendine özgü değer ve özelliklerinin oluşturduğu saygıyı, özgüveni, bilgi ve inceliği yurt içinde ve yurt dışında sergileyecek güç ve nitelikleri taşıyacaktır. Bu politikalar her durum ve şart içinde taklitten iç ve dış olumsuz etkilerden uzak tutulacaktır. Politikaların üretilmesinde ve uygulanmasında dış kaynaklı kavramlardan, deyimlerden, taklitlerden kaçınılacak, Türk düşünce ve hayat tarzının gerekli kıldığı yeni ve milli bir “Politika üslubü ve dili” egemen olacaktır.

b-        Öğretim ve eğitimde, hizmet içi eğitimde Türk düşünce ve hayat tarzının kaynakla-

larının açıklanmasına, öğretilmesine, yaygınlaştırılmasına öncelik ve önem verilecek, bu konudaki araştırmalar, bilimsel projeler ve yayın programları desteklenecektir.

c-         Türk dünyasını oluşturan topluluk, toplum ve  devletlerle kültürel, bilimsel ve tek-

nolojik ilişkiler geliştirilecek, başta “Türk Dünyası Lugatı” - “Türk Dünyası Ansiklopedisi” - “Türk Dünyası Coğrafyası” - “Türk Dünyası Tarihi” gibi önemli eserlerin süratle hazırlanıp, çeşitli dillerde yayını gerçekleştirilecektir.

ç-         Partimizin öncelikli görev ve politikalarının başında “İlkeler” bölümünde yer alan

Atatürk’ümüzün 1937 yılında açıkladığı program esas alınacak, bu programa ilişkin projeler, çalışmalar özendirilecektir.

d-        Türk düşüncesi ve hayat tarzı, “Milli Kimlik” ve “Milli Benlik” konularında çalışma-

larda, hizmetlerde ve faaliyetlerde bulunan sivil toplum örgütleri özendirilip, desteklenecek ve ödüllendirileceklerdir.

İKİNCİ KISIM

TÜRK MİLLETİNİN DAVASI - ÖZ ÜLKÜSÜ - ÇIKARLARI

MİLLİ HEDEFLERİ - T.C. DEVLETİ’NİN HEDEFLERİ - GÜCÜMÜZÜN KAYNAĞI

TÜRK MİLLETİNİN DAVASI

İlkeler

Madde 40-      Bir toplum ve bir millet için “Dava”; O toplum ve milletin, bütün zamanlarda (Dün-Bu-

gün-Yarın) şuurlaştırdığı, nesilden nesile devrettiği, gelişmesi ve bekası için maddî ve manevî kuvvet ve değerlerini (Milli Güç Unsurlarını) etkin ve verimli şekilde kullandığı ve gerektiğinde uğrunda açıklanan unsurları harekete geçirip, seferber ettiği, canını ve kanını ortaya koyduğu somut varlıkları üzerindeki fikirleri, iddiaları, istemleri ve özlemleridir.

Bir milletin davası ile “mefküresi-ülküsü” arasında doğal ve vazgeçilemez bağlar vardır. Milletin davası, dünden-bugüne ve geleceğe yönelen somut gerçeklerdir. Mefküresi-ülküsü ise, bu somut gerçekler üzerinde olması gereken, istenen düşünceler, fikirler, özlemlerdir. Bu yaklaşımla bir milletin davası ile mefküresi-ülküsü eş anlamda kullanılır.

Bir ülkede millet analarının, millet babalarının, millet evlatlarının her şeyden önce davalarını çok iyi bilip özümsemeleri, bu davalar üzerindeki çıkarlarını, beklentilerini ve bunların gerçekleşmesi doğrultusunda birlikte yürümeleri gerekir. Bu durum vatandaşların herbiri için bir özgüven kaynağı olmakla kalmaz, aynı zamanda geleceğe güvenin de dayanağı olur. Milli dava ve davalar vatandaşlar için bir namus ve onur borcu niteliği taşır. Gerçekte milli politikalar, milli davalar üzerinde sağlanan bu özgüven ve geleceğe güveni geliştirdikleri ölçüde başarılı olabilirler. Özgür, tam bağımsız, özgün milli stratejilerde ancak milli davayı bilen, özümsiyen özgüven sahipleri ve geleceğe güvenenler tarafından üretilebilir.

Türk Milleti’nin Davası

Türk Milleti’nin davası Türk İnkılâbı’dır. Türk Milleti’nin davası, Türk İnkılâbı ile elde edilenlerin korunması, geliştirilmesi ve bekasının sağlanmasıdır. Türk İnkılâbı geçmişle-geleceği yaşadığımız zaman kesitinde birleştiren somut gerçekleri kapsamına alır. Bunlar: Yeni Vatan, Yeni Toplum ve Yeni Devlet’tir. Bu nedenle, Türk Milleti’nin dünden-bugüne ve yarına yönelen gerçek davası kısaca, yeni vatanın, yeni toplumun ve yeni devletin korunması, geliştirilmesi ve bekasının sağlanmasıdır.

İkinci olarak Türk İnkılâbı yeni vatanın, yeni toplumun, yeni devletin bütünlüğünü, bağımsızlığını, hürriyetini, egemenliğini güvenceye almak, çağdaşlaşmalarını, ilerlemelerini, yükselmelerini sağlamak amacıyla siyasi, sosyal, iktisadi, kültürel, hukukî, eğitim, bilim ve teknoloji gibi alanlarda aralıksız şekilde yapılan ve sürekli kılınması gereken devrimleri de ifade eder. Bu yaklaşımla Türk Milleti’nin davası Yeni Vatanın, Yeni Toplumun, Yeni Devletin ve yapılan devrimlerin korunması, geliştirilmesi ve sonsuza kadar devamının sağlanmasıdır.

Türk İnkılâbı’nın Özellikleri

1-        “Türk İnkılâbı” sözü, Yüce Atatürk’ün tanımlayıp, açıkladığı milli bir kavramdır. Ta-

rihi ve toplumsal gerçeklerin bir ifadesidir.

2-        “Türk İnkılâbı” oluşumu, kapsamı ve sonuçları bakımından tamamen kendine öz-

gü özellikleri olan, insanlık tarihinde eşine rastlanmayan, bağımsızlık, hürriyet, çağdaşlaşma mücadelesine örnek teşkil eden bir dizi davranışlar, eylemler bütünüdür.

3-        “Türk İnkılâbı” binlerce yıllık Türk tarih ve kültürünün bir aşaması, Mustafa Kemal

Atatürk’ün öncülüğünde ve liderliğinde yapılan Türk Millet Mücadelesi ve İstiklâl Harbi’nin sonucudur. Bu mücadele ve harbin başarıları ve zaferleriyle elde edilenlerin, kazanımların tanıtılması, kabul ettirilmesi, güvenceye alınarak korunup, geliştirilmesidir.

4-        “Türk İnkılâbı” Anadolu Türk Toplumu için “Yeni bir vatanın” sağlanmasıdır. Türk

İnkılâbı, herşeyden önce bağımsız, hür, bütün ve tüm yabancı unsurlardan arınmış, hududları Misak-ı Milli ile belirlenip, kanla çizilmiş, Lozan Barış Andlaşması ile dünyaya kabul ettirilmiş ve daha sonra 1926 da Türk-Irak ve 1939 Hatay Andlaşmalarıyla güney hududları kesinleştirilmiş yeni bir vatanın gerçekleştirilmesidir. Bu vatan ki, Türk Ata yurdudur.

5-        “Türk İnkılâbı” kurucu ve temel unsuru olduğu imparatorluk içinde kul sayılan,

küçümsenen, dikkate alınmıyan yabancı unsurlar ve devletler tarafından emekleri, iktisadi kaynak ve zenginlikleri sömürülen ve sonuçta kendi Ata yurtlarında yok edilmek istenen binlerce yıllık tarihi ve kültürel mirasa sahip Anadolu Türk Toplumunun hür ve bağımsız bir millet düzeyine çıkarılması, “ümmet” olmaktan kurtarılarak düşüncede ve hayat tarzında çağdaş ve ileri bir toplum durum ve konumuna gelmesidir. Kısaca, Türk İnkılâbı, Türk Milleti’nin yeniden tarihi varlık alanında yer alması anlamına gelir. Bir Milletin ihyası niteliğini taşır. Bu nedenle de yeni bir toplumun yaratılmasıdır.

6-        “Türk İnkılâbı” Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin varoluş ve varlık nedenidir. Uluslar-

arası ilişkilerde en önemli etkinlik ve güç kaynağıdır. Yeni bir devletin ve yeni bir rejimin kuruluşunun ve devamının, gelişmesinin ve bekasının unsurlarını, esaslarını, ilkelerini kapsar ve temsil eder.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, birbirine zıt ve çelişen düşünce ve hayat tarzlarını, farklı din, mezhep ve inançları egemenliği altında tutan, ancak zamanın ve şartların ortaya koyduğu gerçeklere sırt çevirmesi, uymaması sonunda güç ve etkinliğini kaybederek parçalanıp, yıkılan Osmanlı İmparatorluğu’nun, tarihi varlık alanından çekilmesiyle Yeni Vatan da (Anadolu’da), Yeni Toplum (Türk Milleti) tarafından kurulan yeni, milli, çağdaş, ileri bir devletin adıdır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, önce bütün yabancı unsur, iddia ve zıtlıklardan arınmış yeni vatanda (Anadolu’da) kurulmuş olmakla, ikinci olarak milli, laik, demokratik, hukuka bağlı, sosyal haklara saygılı, devrimci nitelik ve özellikleriyle toprakları üzerinde bütün çatışmaları ortadan kaldırmış bulunmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bütün güç ve etkinliğini varoluş nedenindeki tarihi gerçeklerden, kuruluş yapısından ve ilkelerinden, yeni vatanın coğrafi konumundan, jeopolitik, jeoekonomik ve jeostratejik özelliklerden ve öncelikle Türk Milleti’nin manada, şuurda, düşüncede ve hayat tarzında meydana gelen dinamik değişimden, çağdaşlaşmaya, ilerlemeye ve yükselmeye olan arzu ve isteklerinden almaktadır.

Bu durum Türk İnkılâbının sonucu ve daha gerçekçi bir anlatımla, Türk İnkılâbının kendisidir.

Hedefler

Madde 41-      Partimizin Türk Milletinin Davası konusunda hedefleri aşağıdadır:

a-         Bütün zamanlar için hedefler :

1)         Türk İnkılabını, bu inkılâbın sonuçlarını ve kazanımlarını korumak, geliştirmek,

sonsuza kadar nesilden nesile şuurlaştırıp devrederek devamını sağlamak.

2)         Milletimizi çağdaş medeniyetler düzeyine çıkarmak.

3)         Milli kültürümüzü çağdaş medeniyetler düzeyine çıkarmak.

b-        Mekân - Coğrafya açısından hedefler :

1)         Yeni vatanı - Türk ata yurdunu korumak, savunmak, güvenlik altına almak ve

güvenliğini sürekli geliştirmek.

2)         Türkiye’nin coğrafi konumu, jeopolitik, jeoekonomik ve jeostratejik özellikleri,

tarihi ve çevresiyle ilişkileri dikkate alınarak güvenlik hatları; Batı’da, Tuna ve Adriyatik’den; Doğu’da, birincisi Aral (Maveraünnehir) sisteminden ve ikincisi Karadeniz-Hazar-Akdeniz yayından; Güney’de, Basra Körfezi ile Cebelitarık Boğazı çizgisi kuzeyinden; Kuzey’de ise Karadeniz’den geçmektedir. Hedef, bu hatlar üzerinde ve içinde bulunan ülke ve toplumlarla siyasi, iktisadi, ticari, kültürel ilişkilerin sağlam temeller üzerinde kurularak sürekli barış ve dostluk içerisinde geliştirmek.

3)         Balkanlar-Kafkaslar-Ortadoğu-Doğu Akdeniz- ülke ve toplumlarıyla Asya Türk

Toplumları ve Türk Cumhuriyetleri ile ilişkiler ilk ve temel davasının bir parçasıdır. Türkiye komşuları ve yakın çevresinde yaşayan toplumlardan başlayarak açıklanan bölge ve alanlarda etkinlik kazanmak bu bölge ve alanların kendi içlerinde ve birbirleriyle ilişkilerinde iktisadi ve kültürel birlik ve bütünlük sağlamalarında öncü rolü oynamak.

4)         Türk vatandaşlarının yoğun bir şekilde bulundukları ve yaşadıkları ülkelerle bağ-

ları, ilişkileri ve etkinlikleri güçlendirmek.

5)         Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bir dünya gücü, dostluğundan ve etkinliğinden

vazgeçilemez bir dünya devleti olmasını sağlamak.

Politikalar

Madde 42-      Partimizin Türk Milletinin Davası hedeflerine ulaşmak için izleleyeceği politikalar

şunlardır:

a-         Partimizin üreteceği ve uygulayacağı bütün politikalar Türk İnkılâbı ve bu inkılâbın

kazanımlarının korunması, geliştirilmesi ve sonsuza kadar devam ettirilmesi doğrultusundan ayrılmayacaktır.

b-        Yaşayan ve doğmamış olan nesillerin Türk İnkılâbı hakkında bilgilerle donatılması-

na ve bu nesillerde Türk İnkılâbı şuurunun doğup, geliştirilmesine özen gösterilecek, bu temel düşünce eğitim ve öğretimin vazgeçilemez konusu şeklinde öncelikli amaçlardan sayılacak ve uygulanacaktır.

c-         Türkiyenin güvenlik hatları içinde yer alan topluluklar, toplumlar ve devletler ile

her alanda ilişkileri geliştirilecek barış, dostluk, iktisadi işbirliği ve kültürel etkinlikler artırılacaktır.

ç-         Tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bütün milli güç unsurları işler hale

getirilecek, Yüce Türk Milletinin desteği ve halkın tam katılımı ile önce bölgesinde gerçek bir güç oluşturması sağlanacak ve bir dünya gücü olma amacı gerçekleştirilecektir.

TÜRK MİLLETİNİN ÖZÜLKÜSÜ

İlkeler

Madde 43-      “Ülkü”, Türk inkılâbı ile yeniden özbenliğine, özgüvenine, tarihine, diline, kültürüne ka-

vuşan millî, çağdaş ve ileri Türk düşünce ve hayat tarzının bir eseridir. Bu düşünce ve hayat tarzının geleceğe yönelik olarak öngördüğü, tasarladığı durumlar, konumlar ve oluşumlardır.

Yüce Atatürk, açıklanan yaklaşımı “Özülkü” deyimiyle belirtmek istemiştir. 23.1.1933 Tarihinde “Ülkü Mecmuası”nın yayın hayatına başlaması nedeni ile yazdığı kısa ve özlü sunumunda (ithafında) “Özülkü” deyimini kullanmıştır. Ülkü’ye “Ülkü’den, Öz ülkümüzü yayma yolunda, kutlu verimler beklerim.”

“Özülkü” deyimi, Türk Milleti’nin Yüce Atatürk’ün öncülüğünde ve liderliğinde gerçekleştirdiği Türk inkılâbı ile kazandıklarını koruyup, geliştirerek, Türk düşünce ve hayat tarzını, Türk kültürünü çağdaş uygarlıklar üzerine çıkarma hedefine doğru hızla ilerlerken geleceğe yönelik tasarımlarını açıklar. Bu tasarımlar, bu fikirler ve bu enerji, Türk Milleti’nin tarihi ve kültürel mirası, özellikleri, nitelikleri gibi somut ve kanıtlanmış gerçeklerden kaynaklanır ve milletin özlemlerini kapsar.

Türk Milleti’nin Özülküsü: Türk İnkılâbı ile atalar topraklarını yeni bir vatana dönüştüren, yeni, millî, tam bağımsız, çağdaş bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kuran, yeniden özbenliğine, özgüvenine, milli tarihine, diline ve kültürüne kavuşarak dünyanın saygınlığını kazanan Türk Milletinin Özülküsü üç temel tasavvur, tasarım ve özlemden oluşan ülküler topluluğudur.

Birincisi, insanlık ülküsüdür. İnsan ve insanlık toplumu evrenin en değerli ve en güçlü varlığıdır. Yaratılan, varolan her şey insan içindir, insanın sağlıklı, refah ve mutluluk içinde varlığını devam ettirmesi, geliştirmesi, bekasını sağlaması içindir. Yüce Atatürk bu ülküyü, 1931 yılında “İnsanları mutlu edeceğim diye onları birbirine boğazlatmak, insanlıktan uzak ve son derece üzülecek bir sistemdir. İnsanları mutlu edecek yegâne vasıta, onları birbirine yaklaştırarak, onları birbirlerini sevdirerek, karşılıklı maddi ve manevi ihtiyaçlarını sağlayacak hareket ve enerjidir. Dünya barışı içinde insanlığın gerçek mutluluğu, ancak bu yüksek ideal yolcularının çoğalması ve başarılı olmalarıyla mümkündür.” diyerek, insanlık ülküsünü açıklamakta idi.

İkincisi, “Milli kültürümüzü çağdaş medeniyet düzeyinin üstüne çıkarmaktır.” Türk İnkılâbı, Türk Milleti’ne üç büyük dava hazırlamış ve teslim etmiştir. Bunlar Türk Milletinin davasıdır. Açıklanan ülkünün gerçekleşebilmesi bu üç davaya gösterilecek özene, özveriye ve çabalara bağlıdır. Fakat öncelikle kişilerin, toplumun özgüvenlerini yitirmeden, özbenliklerinin gereklerini yerine getirmeleriyle mümkündür. Vatanı en bayındır, en üretken ve sürekli kendini yenileyen güçlü duruma getirmek. Toplumu en geniş refah kaynaklarına sahip kılarak en medeni ve en rahata kavuşmuş millet olarak varlığını sürdürmek. Milli güç unsurlarının tümünü dengeli geliştirip, milli hedeflere yönelterek T.C. Devleti’ni her alanda, her düzeyde, her konumda güçlü kılmak. Milli kültürümüzü çağdaş medeniyet düzeyinin üstüne çıkarma ülküsünün temel şartlarıdır.

Üçüncüsü; Türk Milletini, Türklüğü ve Türk Dünyasını uzayın derinliklerinde yer alacak konum ve duruma getirmektir. Bu ülkünün gerçekleşmesi toplumumuzun ve Türk dünyasının her ferdinin bilim ve teknolojiyle donatılmasına, bilgi üretimine, üretilen bilgi ve teknolojiye egemen olunmasına ve herşeyden önce her düzeyde, her alanda, her konuda yapılması kaçınılmaz olan Eğitim ve öğretim inkılâbına bağlıdır.

Hedefler

Madde 44-      Partimizin Türk Milletinin Özülküsü konusunda hedefleri aşağıdadır:

a-         Milletimizin özülküsünü genç nesillerimize ve bütün vatandaşlarımıza açıklayacak,

anlatacak ve onların özümsemelerini sağlayacak programların okullarda, hizmet içi eğitimlerde uygulanmasını sağlamak.

b-        Milletimizin özülküsü konusunda kamuoylarını sürekli aydınlatacak plan ve projele-

ri üreterek, bunların yayınlanmasını gerçekleştirmek.

c-         Türk Milletinin Özülküsü’nü hedef alan olumsuz girişimlerle, ortadan kaldırmaya ça-

lışan tehdit ve tehlikelerle aralıksız mücadele etmek ve etkisiz kılmak.

ç-         Türk Milletinin Özülküsü’nü başta Türk toplulukları, toplumları, devletleri olmak üze-

re dünya kamuoyuna yaymak, yayınlamak, bu konuda adı geçen topluluklar ile, toplumlar ve devletler ile işbirliği yapmak.

d-        Milli eğitimin önemli amaç ve önceliklerinden olan bilim ve teknoloji öğretim ve eği-

timine, bilimsel araştırmalara ve her alanda teknolojik çalışmalara özen gösterme ve bu konularda Asya Türk Devletleri ile ilişkileri geliştirmek ve uzay araştırmalarına başlamak.

e-         Toplumumuzu bilgi üreten bir düzeye çıkaracak her türlü önlemleri almak.

Politikalar

Madde 45-      Partimizin Milletimizin Özülküsü’nü gerçekleştirme doğrultusunda izleyeceği politika-

lar şunlardır:

a-         Milletimizin insanlık ve çağdaşlaşma özülküsünü ve bunları gerçekleştirme karar-

lılığını Partimiz temel ve vazgeçilmez bir politika ilkesi olarak kabul edecek, üreteceği politikalarının bu doğrultuda olmasına özen gösterecek, öncelik ve önem verecektir.

b-        Partimiz milletimizin özülküsünün genç nesiller ve bütün vatandaşlarca anlaşılma-

sını, özümsenmesini sağlayacak politikalar üretip, uygulayacaktır.

c-         Milli eğitimin her düzey ve kademesinde, hizmet içi eğitimlerde bilim ve teknoloji

öğrenimine, bu konulardaki araştırmalara öncelik ve önem verilecek bu doğrultuda araştırma merkezleri açılmasını, yüksekokul - üniversite - sanayii ve tarım işbirliğini özendirecek, destekleyecektir.

ç-         Partimizin en önemli amaçlarından olan bilgi üreten toplum hedefine ulaşmak için,

gerekli her türlü yatırımlar, projeler, programlar uygulanacak veya özendirilecek, desteklenecek, ödüllendirilecektir.

d-        Partimizin Türk Dünyasını oluşturan devletler ile ilişkilerinde bilgi ve teknoloji üreti-

mi, uzay çalışma ve araştırmaları öncelikli konular arasında yer alacaktır.

TÜRK MİLLETİNİN MENFAATLERİ (MİLLİ MENFAATLER)

İlkeler

Madde 46-      “Milli Menfaat” bir milletin güvenlik ve refah ihtiyaçlarını karşılamak, bekâsını sağla-

mak amacıyla inandığı ve zorunlu gördüğü düşüncelerini, tutumlarını, davranış ve eylemlerini belirleyip, açıklamasıdır.

Millî Menfaat milletin sahibi olduğu tarihi ve kültürel mirasından kaynaklanır. Milletin kurucu ve yaşatıcı unsuru olduğu devletin varoluş nedenlerini esas alır. Millî Dava ve Millî Mefküre doğrultusunda geliştirilir. Millî Hedefleri belirler.

Özellikleri

Millî Menfaatlerin önde gelen özellikleri şunlardır:

a-         Millî Menfaatler, milli coğrafyanın konumuna, jeopolitik, jeoekonomik, jeostratejik

özelliklerine, milli güç unsurlarına uygun olarak gerçekçi, akılcı yol ve yöntemlerle tespit edilir, açıklanırlar.

b-        Millî Menfaatler, somut, gerçekçi, herkes tarafından anlaşılır sözcükler, kavramlar,

deyimlerle ve özlü anlatımlarla belirlenir, kamuoyuna mal edilir.

c-         Millî Menfaatler, herşeyden önce, toplum bireylerinin (vatandaşların) şuur ve vic-

danlarında aldıkları yer ve özümsemeleri oranında gerçekleşirler, milli hedeflere kaynak olurlar.

ç-         Genel olarak toplumların siyasî, sosyal, iktisadî, malî, kültürel, teknolojik hayatları-

nın düzenlenmesi; güvenlik, savunma, eğitim, sağlık, sosyal güvenlik ihtiyaçlarının karşılanması esasları millî menfaatler doğrultusunda belirtilir. Bu nedenle milli menfaatler Anayasalar da ve önemli temel kanunlarda açıklanarak hukukî güvence altına alınır, yaptırım gücüne kavuşturulur.

Türk Milletinin Menfaatleri (Çıkarları)

Türk Milletinin Menfaatleri (Çıkarları), Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluşunu düzenleyen 1924 Anayasası’nda, 1961 Anayasası’nda ve en kapsamlı biçimde 1982 Anayasası’nda açıklanmıştır. Ayrıca daha somut ve belirgin biçimde bazı kanunlarda menfaatler çeşitli yönlerden ele alınarak hukuk düzenimizde yer almıştır.

Bu yasal ortamda başlıca milli menfaatler :

a-         Devletin varlığı, bağımsızlığı, ülkenin bütünlüğü ve bölünmezliği, toplumun huzur ve

güvenliğinin korunması,

b-        Anayasal düzeni koruyucu, milli birlik ve bütünlüğü sağlayıcı, Türk Milletini Ata-

türk’çü düşünce, Atatürk ilke ve inkılâpları doğrultusunda ve millî ülkü ve değerler etrafında birleştirerek, milli hedeflere yönlendirici bir tutum ve davranışın sürekli olarak uygulanması,

c-         Milli menfaatlere yönelmiş yurtiçi ve yurtdışı tehdide karşı konulması, bu tehditlerin

kesinlikle yok edilmesi, önlenmesi,

ç-         Milli dayanışma ve bütünleşmede kültür, dil ve tarih değerlerinin birleştirici bir güç

olarak gözönünde tutulması ve bu değerlere karşı girişilecek her türlü yabancı ve bölücü akımlarla mücadele edilmesi,

d-        Milli bütünlük ve güvenlik gereklerini, milli ahlâk değerlerini ve millî gelenekleri ko

ruyucu ve gözetici doğrultuda hareket edilmesi,

e-         Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkaracak, kuşaklar arası anlayış-

ta ve söyleyişte birleştirici özelliğinden ayrılmayacak çalışmaların yapılması,

f-         Milli tarihimizin ve milli tarihimizin değerlerinin birleştirici bir güç olarak ele alınması.

Gerçekte, Türk Milletinin Türk İnkılâbı ile elde ettiği sonuçları koruyup geliştirmesi, türkçe konuşan ülkeler, toplumlar, topluluklar arasında ortak kültür bağlarını yaşatacak nitelikte işbirliği sağlanması, bilgi ve teknoloji üreten ve ürettikleri üzerinde egemenlik sağlayan bir düzeye ulaşması gelecek yüzyılın en önemli milli menfaatleridir.

Hedefler

Madde 47-      Partimizin Türk Milletinin Menfaatleri konusunda hedefleri aşağıdadır:

a-         Milli Menfaatler konusunda genç nesilleri ve vatandaşları bilgilendirecek, aydınlata-

cak programlar düzenlenerek, sürekli ve yaygın şekilde uygulanmasını sağlamak.

b-        Milli Menfaatlerimizin tüm toplum ve devlet hayatında esas alınıp, uygulanmasını ve

işlerlik kazanmasını gerçekleştirmek amacıyla yeni yasal düzenlemeler yapmak.

c-         Uluslararası ilişkilerde milli menfaatlerimize aykırı, milli menfaatlerimizi zedeleyici

tutum ve davranışlara son vermek. Bu nitelikteki anlaşmaları, sözleşmeleri, belgeleri yeniden ele alıp gözden geçirmek.

ç-         Milli Menfaatleri korumak, geliştirmek, güçlendirip devam ettirmek.

Politikalar

Madde 48-      Partimizin Türk Milletinin Menfaatleri hedeflerine ulaşmak için izleyeceği politikalar

şunlardır:

a-         Milli Menfaatler Partimizin üreteceği politika ve uygulamaların temelini, kaynağını

ve dayanağını oluşturacaktır.

b-        Milli Menfaatlerin tüm toplumumuzun anlayışı, düşüncesi olacak şekilde gençlerimi-

zin ve vatandaşlarımızın bu konularda bilgilendirilmesini ve aydınlatılmasını sağlayacak politikalar, programlar üretilecek ve sürekli olarak uygulanacaktır.

c-         İkinci Dünya Harbi sonrasından başlıyarak günümüze kadar uluslararası ilişkilerde

yapılmış andlaşmalar, anlaşmalar, sözleşmeler ve benzeri belgeler gözden geçirilecek “Milli Menfaatlerimiz” açısından değerlendirilip kamuoyuna açıklanacak ve gerektiğinde bunlar yeniden düzenlenecek veya iptal edilecektir.

ç-         Milli Menfaatlerimize kaynak, dayanak ve güç veren kültür unsurlarımız başta, dil ve

tarih olmak üzere eğitim ve öğretim hayatımızda ağırlıklı konular olarak işlenecek, toplumun her kesiminde güçlendirilip, yaygınlaştırılması sağlanacaktır.

d-        Milli menfaatlerimize karşı yurt içinden ve yurt dışından yönelen tüm tehdit, tehlike

ve engeller etkisiz kılınacak, gerektiğinde bunlar kaynaklarında yok edilecektir.

TÜRK MİLLETİNİN MİLLİ HEDEFLERİ

İlkeler

Madde 49-      “Milli Hedefler” genel olarak, elde edilmeleri durumunda milli menfaatlerin gerçekleş-

mesini sağlayan hususlara milli hedefler denilmektedir.

Milli Hedefler, milli davalar ve milli ülküler doğrultusunda milli menfaatlerin gerçekleşmesi için elde edilmeleri, ulaşılmaları, erişilmeleri gereken sonuçlar, durumlar ve konumlardır. Milletler doğal olarak varlıklarını korumak, devam ettirmek ve ebedi kılmak zorundadırlar. Milletler bu zorunluluklarını kurdukları devletler ve kurumlar aracılığı ile yerine getirirler. Millet varlığının korunması ve devamı, milleti meydana getiren toplumun, başta güvenlik olmak üzere siyasi, sosyal, iktisadi, kültürel, bilim ve teknolojik hayatının ihtiyaçlarının karşılanmasına ve uluslararası ilişkilerde çıkarlarının korunmasına bağlıdır. Bu ihtiyaçlar içerisinde bireylerin, vatandaşlar olarak, özgürlüklerinin, refah ve mutluluklarının özenle sağlanması gereken esaslar içinde yer alır.

Açıklanan ihtiyaçların giderilmesi, esasların gerçekleştirilmesi ve çıkarların korunması ise, milletin tarihinden ve kültür mirasından kaynaklanan değerlerin, deneyimlerin geleceğe yönelik olarak geliştirilmesini ve milletin sahibi bulunduğu zenginliklerin (Milli Güç Unsurlarının) gerçekçi öngörülerle sürekli ve dengeli biçimde yönlendirilmesini gerekli kılar. Bu durumda duragan görünen değerlerin ve potansiyel kuvvetlerin ileriye doğru harekete geçirilmesi, toplumda yeni sonuçlar, değişimler meydana getirir. Değerler ve kuvvetler farklı durum ve konumlarda yer alır.

Milli Hedefler, önceden düşünülen, öngörülen, milletçe özümsenip, benimsenen ve gerektiğinde tüm toplum bireylerinin çaba ve özverilerini harekete geçirerek değer ve kuvvetlerdeki yeni değişimleri ortaya koyan sonuçlar, durumlar ve konumlardır. Milli Hedeflerin toplum hayatında doğal olarak meydana gelen değişimlerden en önemli farkı önceden düşünülmüş kabullenilmiş sonuç, durum ve konumları kapsaması ve ileriye yönelik bir değişimi öngörmesidir.

Milli Hedeflerin Özellikleri

Milli hedeflerin özelliklerinin bilinmesi gerekir. Aksi halde milli hedef olarak milletin önüne konulan, açıklanan ve hedef adı altında tanımlanan düşünceler, öngörüler gelip geçici heves ve tutkulardan öteye geçemez, milletçe kabul edilemez, özümsenip benimsenemez. Türkiye’nin siyasi ve idari hayatında çok sık görünen kişileştirilen, bir partiye bağlanan, sapık ideolojilere saplanan, her türlüsü ile Türk İnkılabını karşısına almayı politika sayan ve kesinlikle “milli” olmayan bu tür yaklaşımlardan millet zarar görmüş, kan, zaman, kaynak kaybetmiştir.

Milli hedeflerin özellikleri şunlardır :

a-         Milli Hedefler :

1)         Milletin varoluş nedenlerinden ve tarihinden kaynaklanır.

2)         Ülkenin coğrafi konumuna, jeopolitik, jeostratejik, jeoekonomik, jeokültürel özel-

liklerine ve milli güç unsurlarına dayanır.

3)         Milli davalar ve ülküler doğrultusunda belirlenir.

4)         Milli menfaatlerin gerçekleşmesini sağlayacak somut, gerçekçi, sonuçları, du-

rumları, konumları gösterir.

5)         Milli politikaların esas ve temellerini oluşturur.

6)         Milli stratejileri yönlendirir.

b-        Milli Hedefler tamamen milli nitelik taşır. Milletin ihtiyaçlarını, beklentilerini, özlem-

lerini, refah ve mutluluğunu sağlayacak, insan hak ve hürriyetlerine dayanan, adalet ve dayanışma şuurunu geliştiren, milli çıkarları koruyan somut, gerçekçi sonuçları, durumları ve konumları ortaya koyar, tesbit eder, milletçe kabul edilme, benimsenme ve özümsenme çabalarını öngürür.

c-         Bir siyasal, doktriner, ideolojik veya oligarşik gruba, örgüte, topluluğa, partiye, kesi-

me ait olan hedefler milli hedef sayılamaz, kabul edilemez.

ç-         Milli hedefler aşırı heyecanlara, hayallere, tutkulara, heveslere, kişisel çıkarlara ka-

pılmaksızın gerçekçi, akılcı, bilim ve teknolojinin gereklerine uygun şekilde seçilirler. Somut sonuçları, durumları ve konumları meydana getirecek biçimde tanımlanırlar, topluma mal edilirler, desteklenirler.

d-        Milli hedefler, milletin geleceğini ilgilendirirler. Milletin kaderini etkiler ve yönlendi-

rirler. Milletin bütün zamanlarda başvuracağı, ümitlerini bağlayacakları özelliklere sahip olurlar.

Türk Milletinin Milli Hedefleri, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin varlık nedenlerini oluşturur. Cumhuriyet Anayasası’nda yer alır. Devletin Milli Hedeflerinin kapsam ve çerçevesini çizer, bu hedeflerin toplumca benimsenmesini, özümsenmesini ve gerçekleştirilmesi yolunda her türlü çaba ve özveriyi göstermesini sağlar. Hedeflere “Millilik” özelliğini verir. Türk Milletinin Milli Hedefleri, dört temel anlayışa, düşünceye ve hayat tarzına dayanır. Bunlar, Türk Devletlerini vareden, devam ettiren, yücelten, devletin varlığına saygınlık, onur ve güç kazandıran anlayışlardır. Bu dört sütun birbirlerine bağlıdır, bağımlıdır.

Açıklanan temel inanç, anlayış ve düşünce şunlardır :

a-         Türk Devleti kutsaldır.

b-        Türk Devleti ebedidir.

c-         Türk ailesi kutsaldır.

ç-         Türk Devleti’nin varlığında, yaşamında, politikalarında, uygulamalarında bilgi esasdır.

Adalet vazgeçilemeyecek en önemli kurumdur.

Bu dört temele bağlanan diğer milli hedefler :

a-         Vatan topraklarında siyasi ve kültürel birliğin sağlanması ve devamı,

b-        Yurtiçinde ve yurtdışında tam bağımsızlık,

c-         Merkezi yönetim çerçevesinde bütünlük,

ç-         Türk İnkilâbı ile elde edilenlerin korunması, geliştirilmesi, yüceltilip, sonsuza dek

sürdürülmesi,

d-        Çağın ölçü, anlamı içerisinde çevreyi etkileme ve çevreye egemen olma,

e-         Jeopolitik gereklerin ortaya koyduğu şekilde vatan ve milletin güvenliğini sağlama,

güvenlik hatları üzerinde etkinlikleri geliştirme, dış manevra alanlarında ilgi, ilişki ve etkiyi artırma,

f-         Milli kültürü koruyup, geliştirirken bilim ve teknoloji üretecek bir düzeye ulaşma ve

bu yolla milli kültürü çağdaş medeniyetin üstüne çıkarma,

g-         Aile bağlarını güçlendirme, ailenin kutsallığı inanç ve düşüncesini geliştirme ve dev-

leti bu bağ üzerinde tutma,

ğ-         Bilgi ve teknolojiyi hayatın her anında ve aşamalarında egemen kılma,

h-         Danışma (istişare) düşüncesini, uygulamalarını bir devlet kurumu şekil ve özelliği-

ne kavuşturmadır.

Hedefler

Madde 50-      Partimizin Milli Hedefler konusunda hedefleri, devletimizin hedefleridir ve aşağıdadır:

a-         Türkiye’de doğan ve Türkiye’ye katılan her insana Türklük bilincini aşılayacak, öz-

güvenini sağlayacak, Türk vatandaşlığının onur ve saygınlığını kazandıracak her türlü öğretim ve eğitim, iktisadi imkan ve fırsatları, sağlık ve sosyal güvenlik korumasını ve güvencesini sağlamak, Türk vatandaşlarının doğal hakları olan hürriyet, eşitlik, adalet ortamında refah ve mutluluğa erişimlerini gerçekleştirmek.

b-        Milli gücümüzün coğrafi, demografik, siyasi, iktisadi, askeri, sosyal, psiko/kültürel,

bilim ve teknoloji unsurlarını bir bütün halinde ele alıp, uyumlu ve dengeli şekilde geliştirmek, verimli ve etkinlik sağlayacak biçimde yönlendirmek ve yönetmek.

c-         Devletimizi uluslararası düzenin onurlu, saygın, vazgeçilmez bir unsuru konum ve

durumuna getirmek, bu konum ve durumu koruyup geliştirmek.

ç-         Milli dava ve ülküler doğrultusunda milletimizin menfaatlerini gerçekleştirmek için

devletimizi uluslararası güç ve rekabet mücadelesinde etki ve ilgi alanlarında ve ilişkilerinde, sürekli güçlü tutmak, etkin kılmak.

d-        Toplumumuzu bilgi ve teknoloji üreten düzeye çıkararak, bütün imkan ve vasıtalara

sahip kılmak, bunun için gereken her bedeli ödemek ve her özveriyi üstlenmek.

e-         Öğretim ve eğitimde, sağlıkda, tarımda, deniz ve deniz işlerinde, iletişim ve tekno-

loji alanında milli vicdandan, milli ihtiyaç ve beklentilerden kaynaklanan devrimleri gerçekleştirmek.

f-         Türkiye'nin etki, ilgi alanlarında kamu kurum ve kuruluşlarının, gerçek ve tüzel kişi-

lerin iktisadi, ticari, sosyal, kültürel ilişkilerini ve etkinliklerini sağlayıp, artıracak imkanları hazırlamak, bunları özendirmek ve desteklemek.

g-         Türkiye'nin ve Türk halkının türkçe konuşan topluluklar, toplumlar, ülkelerle ortak

kültür bağlarını yaşatacak ve geliştirecek nitelikte işbirliğini sağlamak, özendirmek ve desteklemek.

ğ-         Tarihi ve kültürel gerçeklere, devletlerarası hukukun öngördüğü adalet ve güvenlik

esaslarına aykırı olarak milli coğrafyamızın eksik bırakılan kısımlarını, aynı hukuki yol ve yöntemlerle, uygulama vasıtalarıyla, tamamlamaktır.

Politikalar

Madde 51-      Partimizin Milli Hedefler’e ulaşmak için izleyeceği politikalar Milletimizin Milli Siyase-

ti anlamında olup şunlardır:

a-         Ülkemizde insan hak ve özgürlüklerinin tam ve bütün gerekleriyle, güvenlik içinde

uygulandığı yeni bir düzen kurmak, bu düzeni geliştirecek ve işler durumda tutacak, devamını sağlayacak iktisadi ve sosyal önlemleri almak, imkanları hazırlamak.

b-        Millet egemenliğini toplumumuzun siyasi, sosyal, iktisadi, kültürel, bilim ve teknolo

ji hayatının tümüne etkin kılacak hukuki düzenlemeleri yapmak, milli varlığımızın bütünlüğünü, birliğini koruyacak aydınlatma görevlerini yaygınlaştırmak.

c-         Sağlık alanında çözülmemiş hiçbir acil ve hayati sorun, tamamlanmamış hiçbir ya-

tırım, sağlanamamış hiçbir insan gücü, donatım, teknoloji ve nihayet ulaşılamamış hiçbir vatandaş ve vatan toprağı bırakmamak.

ç-         Vatandaşların yaşadıkları her yeri, her yerleşim birimini sağlığın, temizliğin, güzelli-

ğin, çağdaş bilim ve teknolojinin ve milli kültürün örneği durumuna getirmek.

d-        Vatandaşların hak ve özgürlüklerini daha etkin ve verimli şekilde kullanmalarını,

sosyal, iktisadi ve kültürel hizmet ve faaliyetlerinde başarılı olmalarını, güven içinde mutlu ve refahlı bir hayat kurup, geliştirmelerini sağlayacak bilgilerle donatılmalarını, yetişkinlerin cehaletine son vermeyi amaçlayan öğretim ve eğitim hizmetlerini bütün çağ nüfuslarını kapsayacak biçimde çağdaş bilim ve teknoloji esaslarına bağlı kalarak yerine getirmek. Toplumumuzu bilgi ve teknoloji üreten bir düzeye yükseltmek.

e-         Milli varlığımızın temeli olan adalet  düşünce ve anlayışını tarihi ve kültürel değer-

lerimizle geliştirip, yaygınlaştırarak bütün ilişkilerimizde ve toplum hayatımızda etkin kılmak. Bu duruma engel olan iktisadi olumsuzlukların, sosyal adaletsizliklerin ve gelir dağılımındaki çarpıklıkların olumsuz etkilerini ortadan kaldırmak. Yargı gücümüzün bağımsızlığını, doğru, tam, adil, süratli ve ucuz yargı hizmetlerimizin gerçekleşmesinin gerekli kıldığı ihtiyaçlarını karşılayacak bütün önlemleri almak, bu hizmetleri halkımızın özlem, beklentilerini karşılayacak duruma ulaştırmak.

f-         Kamu yönetimini siyasi baskılardan, talep ve isteklerden arındırarak doğrudan hal-

kın hizmetine yöneltecek önlemleri almak. Yeni, çağdaş, etkin, bilgi ve teknolojiyle donatılmış bir bürokrasi misyonu yaratmak. İdareyi yeniden yapılandırmak, memurlarımızı, hizmetlilerimizi sağlıklı, verimli ve etkin hizmetler üretecek durum ve konuma getirecek düzenlemeler yapmak.

g-         Milli varlığımızın ve cumhuriyetimizin koruyucu ve kollayıcı gücü, milletimizin ümit-

lerinin kaynağı ve güvencesi olan Türk Silahlı Kuvvetleri’ni ülkemizde savunmanın, huzurun, güvenliğin, kalkınmanın ve milli hedeflere ulaşmanın, bölgemizde ve dünyada barışın sağlanmasında görevlerini yerine getirebilecek her türlü kaynak ve imkanlara sahip kılmak, milli savunma hizmetlerinin etkinliğini artırmak.

ğ-         İnsan-aile-çevre ilişkilerini yeniden düzenleyecek çözümler geliştirmek. İnsan gücü

kaynağını her alanda harekete geçirmek.

h-         Tam istihdamı sağlayacak iktisadi kalkınma ve gelişme atılımlarını gerçekleştirmek,

finans sorunlarını çözmek.

ı-          Devletimizi mali imkanlarını artırıp, güçlendirecek yeni ve sağlıklı mali yapıya ka-

vuşturmak, bütçe denkliğini sağlamak. Üretim ve tüketim dengesini kurmak, dış ticarette ödemeler açığını ortadan kaldırmak, dış borçlanmaya son vermek, mali bağımsızlığı bütün anlam ve şekilleriyle yeniden gerçekleştirmek.

i-          Tarım, madencilik, deniz ticareti ve deniz kaynakları, enerji, demiryolları ve ulaştır-

ma, iletişim, teknoloji gibi alanlar başta olmak üzere sanayi, turizm hizmetleri, dış ekonomik ilişkiler alanlarında verim ve etkinlik sağlayacak, kaynakların tümünü harekete geçirecek atılımlar yapmak, çağdaş yenilikleri izleyip uygulamak. Globalleşmeye güçlü ve tam bağımsız iktisadi bir güç kurarak katılmak.

j-         Şehir, şehircilik, çevre alanlarında vatandaşlarımıza çağdaş bir yaşama güç ve im-

kanlarını sağlayacak önlemleri geliştirmek.

k-        Dış politika hizmetlerinde devletimizin onur ve saygınlığını artıracak, milletimizin

uluslararası ilişkilerde etkinliğini sağlayacak, toplumumuzu, halkımızı ve vatandaşlarımızı olumsuz, zararlı ve yıkıcı propagandalardan koruyacak önlemler almak, yeni politikalar üretmek.