
5. BÖLÜM SOSYAL HAYAT BİRİNCİ KISIM SAĞLIK -41
SAĞLIK
İlkeler
Madde 150-Her türlü oluşum, düşünce ve eylemin “insan” için olması gerektiğine inanıyoruz.
a-Mükemmeliyet İlkesi : Akıl ve vücut sağlığının, bilimin sunduğu en üstün bilgi ve
teknoloji ile en ileri seviyeye ulaştırılması,
b- Eşitlik İlkesi : Standardize edilmiş mükemmel sağlık hizmetinden yararlanmayan
tek bir vatandaş ve bu hizmetin götürülmediği hiçbir vatan toprağı kalmaması,
c-Kendine Yetebilme İlkesi : Sağlık alanında verilen tüm hizmetlerin dış kaynakla-ra ba-ğımlı olmaması,
ç-Bilinçli Kullanma İlkesi : Sağlık ihtiyaçlarının en etkin ve verimli şekilde karşılan-ması için halkın eğitimi,
d-Katılım, Sahiplenme ve Birlikte Hareket Etme ilkesi : Bilgilenme ve tüm birey-lerin katılımı ile oluşan sahiplenme. Aynı bakış açısının bütüne yansıması sonucu sistemin büyük bir toplumsal güç haline gelmesi ve böylelikle sürekliliğinin sağlanmasıdır.
Hedefler
Madde 151-Partimizin Sağlık konusundaki hedefleri şunlardır:
a-Milletimizin akıl ve beden sağlığını korumak ve güçlendirmek.
b-Türk milletinin yaşadığı her yerleşim birimini, ev, iş tüm açık ve kapalı mekanları sağlığın,temizliğin,maddi ve manevi güzelliğin, bilim ve teknolojinin ve milli kültürün örneği durumuna getirmek.
c- Böylece, her yaştaki vatan evlatlarını, çevre şartları ne olursa olsun, yeryüzünde yaşayan en sağlıklı, en az hastalanan insanlar haline getirmek.
ç-Sağlık sorunu olan insanlarımızın ise, sağlık hizmeti sunan kurumlara en kolay ve kısa sürede ulaşmasını, en kaliteli sağlık hizmetini süratle almasını ve kurumdan sağlığına kavuşmuş, yüzü gülerek ayrılmasını sağlamak.
d-Böylelikle, insanlarımızın güçlü bir milletin parçası olmakla övünen, büyük insanlık ailesine ışık tutan sağlıklı, mutlu, sevgi dolu ve özgüvenli bireyler olarak yaşamasını sağlamak.
Politikalar
Madde 152-Hedeflerimize ulaşmak için; Türk milletinin yeniden dirilişi anlamına gelen “Müdafaa-i Hukuk Hareketi” ruhunu sağlık hizmetleri alanında da seferber etmek politikalarımızın temelini oluşturmaktadır.
Bu temel üzerine oturtulacak; “Türkiye Sağlık Cumhuriyeti Projesi”, parti programımızın diğer bölüm ve kısımlarında yer alan ilke, hedef ve politikalarla uyumlu olarak beş yıl sonunda bütünüyle ve eksiksiz olarak hayata geçirilecektir.
“Türkiye Sağlık Cumhuriyeti Projesi” ile ülkemizde sağlık hizmetleri alanında, düşünülüp değerlendirilmemiş hiçbir ekonomik kaynak, çözülmek üzere projelendirilmemiş hiçbir sorun, tamamlanmamış hiçbir yatırım ve hiçbir atıl insan gücü bırakmamak amaçlanmıştır. Yepyeni bir sağlık çağının başlangıcını sağlayacak bu projenin kesintisiz ve eksiksiz gerçekleşebilmesi için, kamu yönetimini; siyasi baskılardan, talep ve isteklerden tamamıyla arındırmak gereklidir. Bunun için lüzumlu olan kanuni düzenlemeler derhal yapılacaktır.
“Türkiye Sağlık Cumhuriyeti Projesi”; dinamik “Müdafaa-i Hukuk Hareketi” ruhu temeli üzerinde altı ayakta durmaktadır:
1- Kaynak yaratma.
2- Sorunların yöresel farklarıyla beraber eksiksiz olarak tespit edilmesi.
3-Farklı sorunlara aynı yüksek sağlık hizmeti kalitesinde farklı çözümler üretebilmek.
4-Parti programının bütünüyle ve özellikle ekonomi modeliyle uyum ve sinerji içinde çalışmak.
5-Kaynakların aktarılacağı sorun çözümlerinin önceliklerine göre sıralanması.
6-Milletimizin yapılacak tüm işler hakkında bilgilendirilmesi ve desteğinin sağlanması.
Bu tarifte; en öncelikli husus, temel olarak ifade edilen “Müdafaa-i Hukuk Hareketi” ruhudur. Bu ruha verilen önem, “Milli Ortam - Temel ve Kalıcı Unsurlar” başlığı altında Parti Programının en başında yer verilmesi ile anlaşılacağı üzere her türlü çabanın üzerindedir. Çünkü, “dinamizm”imimiz, heyecanımız ve hareketimiz, 1919 larda olduğu gibi bu milli ruhtan güç almaktadır.
Bu temel üzerinde yükselen altı ayaktan en önemlisi, taşıyıcı olan, “Kaynak Yaratma”dır. Bu ayak sağlamlaştırılmadan “Türkiye Sağlık Cumhuriyeti Projesi”nin gerçekleşmesi garanti edilemez. Bu konunun güçlü bir yapı içinde geniş kaynakları toplayabilecek şekilde oluşturulması ve tarihimizdeki modellere uyumlu, milletimize ait kültürel birikimin parçası olması, böylelikle kalıcı olma ana kriteri doğrultusunda “Vakıf” olmalıdır, düşüncesindeyiz.
“Türkiye Sağlık Cumhuriyeti Projesi” sağlık alanında halen mevcut bulunan “al-uygula” yapısından:
1-İncele-yüzleş.
2-Keşfet-geliştir.
3-Öze uygun hale getir-uygula.
4-İhraç et,
modeline devrim niteliğinde bir geçişi amaçlamaktadır. Bu değişim ve dirilişin gerçekleşmesi için, vatandaşlarımızın sadece sağlık tüketicisi değil, öncelikli olarak sağlık üreticisi olma ve sisteme katılım bilinç ve coşkusunu taşımalarının çok önemli olduğuna inanmaktayız. Bu doğrultuda; tüm vatandaşlarımızın aktif olarak katılacakları “Milli Sağlık Vakfı” derhal kurulacak ve ilk iş bu vakfa olabildiğince çok sayıda ve güçlü kaynaklar sağlamak olacaktır.
Sağlık hizmetlerini tek bir çatı altında toplayan bu sağlık organizasyonu ile her bölge il, ilçe, kasaba ve köye aynı hizmetin dengeli olarak götürülmesi, projenin tamamlanacağı beş yılın bitiminde gerçekleşmiş olacaktır. Bu vakıfta, halkımızın doğrudan temsil edilebilmesi için en küçük yerleşim birimi olan her mahallede, o mahallenin muhtarlığında bir “Sivil Sağlık Örgütü” oluşturulacak, bunun başkanı gönüllülük esasına dayanarak o mahallede oturan bir doktor, o ilçenin kaymakamı tarafından tayin edilecek veya otomatikman o mahallenin Aile Hekimi, Sivil Sağlık Örgütü’nün de başı olacaktır. Diğer bir üye sağlık ocağı doktoru yoksa, sağlık evi hemşiresidir. Kalan dört üyenin üçü halktan kişiler ve muhtarın kendisidir. Üç ayda bir olağan olarak toplanan bu örgüt, mahalle ile ilgili sağlık sorunlarını tespit eder, çözüm önerilerinde bulunur, atıl ekonomik kaynakları ve insan güçlerini belirler, tümünü içeren raporu, her yıl 7. ayda Sağlık Bakanlığı “Türkiye Sağlık Cumhuriyeti Projesi” Genel Müdürlüğü’ne sunar. Bu bilgiler bir sonraki yılın planının oluşturulmasında değerlendirilir ve ilgili “Sivil Toplum Örgütü”ne verdikleri bilgiler sayesinde, o yıl yapılacaklar hakkında birer karşı rapor gönderilir. Böylelikle, sağlıkda, millet-devlet bütünleşmesi ve kaynaşması pekiştirilecektir. Her mahalle “Sivil Sağlık Örgütü”nün farklı bir bölgede sürekli irtibat halinde olduğu bir “kardeş sağlık örgütü” olacaktır. Bu ilişkiye, toplumumuzun kaynaşması, tasada ve kıvançta “bir” olması için ayrı bir önem veriyoruz.
Türkiye’nin hedeflenen sağlık düzeyine ulaşması için bu vakfı; vatandaşlarımızın tümünü kapsayan genel sağlık sigortası kasasına akacak öncelikle yurtdışı sonra yurtiçi gelir kaynakları, fonlar, iratlar, işletmeler ve halkın sırtına yük teşkil etmeyecek primler ile beslemek gerekmektedir.
Gelir kalemleri arasında en başta yer alacak olan kaynak yurtdışına sağlık hizmeti ihraç etmek olacaktır. ABD de ve AB ülkelerinde, sağlık güvencesi (sigorta) sistemlerinin iflasına yol açan, bu ülkelerde maliyeti çok yüksek olan ağız-diş sağlığı, estetik, genel, kalp, beyin ve sinir cerrahisi dallarında Batı ülkelerine, bu branşlar ve diğer tüm tıp alanlarında; Kafkas, Balkan, Ortadoğu, Afrika ve diğer bütün bölge ülkelerine “Türkiye Sağlık Cumhuriyeti” hizmetlerini en üstün kalitede ve en uygun şartlarda pazarlamak öncelikli işimizdir. Bu pazarlama yapılırken diğer Türk Devletleri ile sinerji içinde, ekonomik, bilimsel ve kültürel köprüler oluşturularak hareket edilecektir. Bu kardeş devletlerle yapılacak iş birliği, sağlık alanında da çok önem verdiğimiz bir konudur.
Bir takım terminolojilerde “sağlık turizmi” olarak geçen bu husus, bizim programımızda “Türkiye Sağlık Cumhuriyeti Projesi”nin içinde, “Konuklara Ultra Sağlık” başlığı ile yer almaktadır. Uygun görülecek metropollerimizde özel sektörle devletin imkanlarının paylaşımı ile gerçekleştirilecek, “Ultra Beşyıldızlı Hastaneler”; hem hedeflerimize ulaşmamız için kaynak oluşturacak, hem de dünyanın birçok yerinde yaşayan, otorite haline gelmiş Türk doktorlarına da uygun çalışma ortamı sağlayarak ülkemizin bir “Bilim Merkezi” haline gelmesine vesile olacaktır.
“Milli Sağlık Vakfı”nda toplanan gelirler ile :
a-Metropollerde beş yıldızlı hastane sayısı öncelikle satın alma yoluyla süratle
arttırılacaktır. Bu kaliteye ve öngörülen standartlara uyamayacak alt yapıda olanlar yeniden yapılacak veya arsa alanı yeterli değilse diğer bir devlet hizmeti alanında faaliyet göstermek üzere gelir temin edilmesi için değerlendirilecektir. Buna karşılık devasal boyutlarda büyük tam donanımlı hastaneler kurulacaktır. Sağlık hizmetini, en azından tüketim alanlarında sağlanmış çevre şartları seviyesine getirip, yepyeni, çalışanlar ve hastalar için rahat, konforlu bir duruma taşımak ana gayelerimizdendir.
b-Metropollerde mülkü “Milli Sağlık Vakfı” tarafından sağlanan, her 3000 kişi için bir
“Aile Hekimi” muayenehanesine, Aile Hekimliği Uzmanları tayin edilecek, arzu eden dahiliye uzmanları altı aylık çocuk hastalıkları, altı aylık Küçük Cerrahi ve Kadın Doğum özel kursuna, çocuk uzmanları ise altı aylık dahiliye ve altı aylık Küçük Cerrahi ve Kadın Doğum özel kursuna, Kadın Doğum Uzmanları ise altı aylık dahiliye ve altı aylık çocuk hastalıkları özel kursuna tabi tutulacak, bir sene sonunda “Aile Hekimliği Uzmanları” ordusu süratle arttırılacak, mevcut pratisyen hekimlerden arzu edenler, bu kadronun yanında istihdam edilerek, üç yıl içinde onlara da uzmanlık imtihanı uygulanacaktır. Bu hekimlerin görevi hastayı ayakta tedavi etmektir. Böylelikle tüm yurt sathında gerekli olan “Aile Hekimliği Uzmanı” sayısı sağlanmış olacaktır. Aile Hekimliği Uzmanlarının hizmet standardizasyonu bölge hastanelerinde bulunan Sağlık Bakanlığı Aile Hekimliği Genel Müdürlüğü’ne bağlı “Aile Hekimliği Uzmanları Koordinatörü” tarafından sağlanacak ve desteklenecektir.
c- Metropollerde koruyucu hekimlik, sağlık ocaklarında pratisyen hekimler tarafından yapılmasına devam edilecektir. Birincil görevlerinden kalan vakitte bu hekimler de arzu ettiklerinde ve talep olduğunda poliklinik yapabileceklerdir. Mevcut heyet raporları üzerinden reçete tekrarı yapmak hiçbir hekimin görevi değildir. Heyet Raporu süresi hastalığın cinsine göre uygun sürelerde tekrarlanmak ve ilaçlar ve dozajları ihtiyaç halinde yine heyet vasıtasıyla belirlendikten sonra şu an çalışmakta olan sigorta ve emekli sandığı sistemi üzerinden ilaçlar Nüfus Cüzdanı beyanı ve fotokopisinin teslimi ile, kutuyla değil, sayı ile hastaya veya yakınına eczane tarafından verilecektir. Her bir hastanın (sağlık güvencesi olsun, olmasın) müracaatı sırasında eczane tarafından hastaya “Milli Sağlık Vakfı E-Kartı” da verilecek, her ilaç aldığında bu kart ile takip edilecek, kişinin sağlık ve tüm vatandaşlık özgeçmişi otomatik olarak güncellenecek, gerektiğinde bu kart ilgili yetkili memurlarca değerlendirilebilecektir. Bu kart yenilenen nüfus cüzdanlarının yan bölümü şeklinde “Ziraat Bankası” tarafından bir aylık gelir düzeyi ile sınırlı kredi kartı özelliğini de taşıyacaktır. Böylece hem bu bankanın pazar payı arttırılıp, rekabet şansı sağlanarak yok edilmesi engellenecek, hem de yenilenen kartlar subvanse edilip bu sistemin kuruluş maliyetinin adeta olmaması sağlanacaktır. Kartla ilgili bir diğer husus da, her yıl bir (l) YTL olan “Sağlık Vakfı Yaşatma Payı”nın verilmiş olup olmadığının her ilaç alımında denetlenebilecek olmasıdır. Genel Sağlık Sigortası Primleri ise parti programımızın vergi politikalarında olduğu gibi üretime göre değil, tüketime göre halkımızın sırtına ek bir yük yüklemeden düzenlenecektir.
ç-Hedeflere ulaşmak için, öncelikle sağlık hizmetlerinde çalışanların görev risk ve sorumluluğu dikkate alınarak, onların verimli ve etkin olmaları için gerekli olan düzenlemeyi yapmanın, bu personelinin her türlü kültürel ve sosyal ihtiyaçlarını tatmin olabilecekleri şekilde karşılamanın çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Metropollerde mevcut şartlarda kişilerin alım gücü yetersizdir. Diğer şehirler, ilçe, kasaba ve köylerde alım gücü olsun ya da olmasın, yeterli bir imkan yoktur.
d-Şehirlerde, içinde sinema, tiyatro gibi kültür merkezleri, alış veriş merkezleri, spor salon ve sahaları, parkları, açık-kapalı toplu oturma alanları, yüzme havuzları, her seviye okulları, tam teşekküllü hastaneleri ve müstakil-toplu devlet görevlileri lojmanları olan güvenlik sınırları ve ekibi bulunan sağlıklı yerleşim merkezleri kurulacaktır. Böylelikle, hem metropollerdeki tüm imkanlar ve sosyal şartlar, bütün illere taşınmış olacak, hem de bölge insanı için kültür merkezleri oluşturulmuş olacaktır.
e- Atalarımızın canları pahasına yurt edinip muhafaza ettikleri ve bize emanet ettikleri,ancak yeterli çalışmayı gerçekleştiremeyip ihmal ettiğimiz kutsal vatan topraklarına bugün hizmet götürmeleri için tayin ettiğimiz evlatlarımız, çok özel istisnalar dışında kendilerini bir süre sonra sürgün edilmiş gibi görmekte ve hissetmektedirler. Bunun sonucunda, büyük bölümü ya bu görev yerinden her türlü imkanlarını değerlendirip kaçmak için çaba harcamakta ya da depresyona girip, kendilerine ve topluma faydasız veya en azından verimsiz bireyler haline gelmektedirler. Kendince şanslı olan bir kısmı ise, “madem bu kötü koşullarda yaşayacağım, bari bu süre içinde yapabildiğim kadar sermaye biriktireyim” düşüncesiyle, yöre insanının mesleği ile ilgili beklenti ve ihtiyaçlarını mevcut sistemin sınırları içinde olabildiğince değerlendirmeye çalışmaktadır. Bunlar yüzleşmemiz gereken gerçeklerdir. Yüzleşmediğimiz sürece de devam edip gidecektir. Suç aranacaksa, bunu kurban ettiğimiz evlatlarımızda değil, bize emanet edilen bu topraklarda, Türk inkılabını tamamlayamamızda aramalıyız.
f-Mevcut durum kabul edilemez. Bu hal böyle sürüp gidemez. 1938 de kalınan yer-den tekrar başlanarak, herşey yeniden yapılandırılarak, bu gidiş mutlaka tersine çevrilecektir.
g- İlçelerde de bu modelin biraz ufağı uygulanacak, kasaba ve köylerdeki her 3000 nüfüsa düşen sağlık ocaklarına bağlı il ve ilçelerde bu büyük kompleks yerleşimlerde oturan hekimler ve hemşireler birer haftalık rotasyonlarla yollanacaktır. Böylelikle, tayin edilen görevliler hayat tarzlarını değiştirme zorunda kalmadan gittikleri her yerde bilgi ve sevgi ile hizmet verecekler, aile düzenlerini, bilimle ve sosyal çevreleri ile bağlantılarını bozmadan hayatlarını sürdüreceklerdir.İl ve ilçelerde yaşadıkları yerleşim-kültür komplekslerinin sabit giderlerinin büyük bir bölümü ise, bu alanlar içinde kurulacak dükkan ve salonların aylık kirası ile sağlanacaktır. Düşüncemiz, projenin beş yıl sonunda tamamlanmasını takiben, en geç iki sene içinde Atamızı yattığı yerde ziyaret edip, başımız dik yaptıklarımızı O’na anlatmaktır.
ğ-Ayrıca, her köyden hanım gönüllüler istenecek, bölge başhekimlik heyeti tarafından uygun görülenler, bir sene teorik ve pratik kurs sonucunda başarılı olduğu taktirde kendi köyüne onbeş senelik bir süre için kalıcı ebe hemşire olarak tayin edilecektir. Böylelikle kimse kendini sürgünde hissetmeyecek, işini severek, kendi ve çevresiyle barışık olarak yapacak, farklı çıkar ve beklentiler içine girmeyecektir. Ülkemizin demografik yoğunlukları ile orantılı sağlık personeli dağılımını, başta bu personel olmak üzere, her vatandaşın üzerinde uzlaşmaya varacağı şekilde gerçekleştirmenin en doğru metot olduğunu düşünmekteyiz.
h-Kaliteli sağlık hizmetinin sürekli olabilmesi için, bütün vatandaşların bu hizmeti koruma ve ona sahip çıkma yönünde çok boyutlu olarak bilgilendirmeye çok önem veriyoruz. Medya kuruluşlarının belli sürelerde ve alanlarda bu yönde çalışma yapmalarını gerekli kanuni düzenlemeleri yaparak sağlamanın, bu konuda üniversitelere de görev vermenin çok önemli olduğu görüşündeyiz. (Tele-Sağlık Projesi)
ı-Sağlık alanında kullanılan tüm araç-gereç, aşı ve ilaçların akılcı ölçülerde azami olarak yerli üretilmesini ve ihraç edilmesini her şart ve durumda mutlaka gerçekleştirmek, bunun için bilim ve teknolojiye öncelik tanımak gerekmektedir. (AR-GE Sağlık Projesi) Bu maksatla, devlet ve özel sektör olarak, araştırma ve geliştirme (AR-GE) çalışmalarına TÜBİTAK kontrol ve önderliğinde çok büyük önem ve yer verilecek, bu konuda yapılan özel girişimlerin önü her türlü kolaylık (vergisizlik, teşvikler v.b.) sağlanarak açılacaktır.
i-Teşhis ve tedavi alanında, her konuda AR-GE çalışmaları yapmanın, özellikle de gelecekte sağlık hizmetlerinde en önemli yeri tutacağını öngördüğümüz “Gen Mühendisliği” ve “Nanoteknoloji” alanlarında özel bir çalışma birimi oluşturarak, hastalıkları ortaya çıkmadan veya mikro düzeyde tespit edip, yok etmek için bugünden teknoloji ve bilgi üretmenin, bizi sağlık alanında 2023 yılında ulaşmayı arzu ettiğimiz seviyeye taşıyacağını düşünüyoruz.
j-Deprem gibi doğal afetler yaşandığında, Türk Ordusu’nun bünyesinde daha önceden hazırlanmış sağlık ekiplerinin önderliğinde, olağanüstü sağlık organizasyonunu süratle devreye sokabilmenin, milletimizin beklenmeyen tehditler karşısında ölümünü azaltmak için çok değerli olacaktır. Bunun plan ve tatbikatları her yıl yapılacaktır.
k-Partimiz; “Türkiye Sağlık Cumhuriyeti Projesi” kapsamında yer alan bütün detayları; kaynak yaratma, sorun tespiti, çözüm projeleri, sinerji sağlama, yüksek verim elde etme, iyi pazarlama ve gerçekçi olma noktalarında özenle oluşturmuş ve oluşturmaktadır. Bu projenin düzgün işlemesi için çağa uygun idari yapısı, modern işletme anlayışı ile etkin, bilgi ve teknoloji ile donatılmış, kendi kendini denetleyebilen ve geliştirebilen yepyeni bir bürokrasi misyonu oluşturmayı sadece Sağlık Hizmetlerinin değil, tüm toplum hayatı kısımlarının alt yapısı için gerekli görmekteyiz.
l-Vatandaşlarımızın sağlık ihtiyaçlarının karşılanmasının, toplumun sağlık hizmetlerinin hiçbir zaman ve şartta;kişilerin,meslek mensuplarının,ve birtakım grupların çıkarlarına bırakılamayacağı inancındayız. Sağlık hizmetlerinin görülmesinde, başta devlet olmak üzere toplumun ve bireylerin görev ve sorumluluklarının iktisadi düşüncelere, rekabetin hizmet kalitesini yükselteceği gibi tek boyutlu anlayışlara bağlı kalınarak, yerli ve özellikle yabancı sermayeye, belli şahıslara ve gruplara terk edilemeyeceği görüşündeyiz. “Türkiye Sağlık Cumhuriyeti Projesi”; sermayenin, bilginin, becerinin, aklın ve teknolojinin içinde yer alacağı ülke çapında bir örgütlenme modeliyle, sağlık hizmetlerinin bütün vatandaşlarımıza eşit, sürekli, dengeli, uygun, kolay, ucuz ve şansa yer bırakmayacak tarzda, etkin ve verimli şekilde ulaşmasını sağlayacak şekilde hazırlanmıştır.
m-Bu projeyi; “Türkiye Bilgi Cumhuriyeti”, “Türkiye Refah Cumhuriyeti”, “Türkiye Hukuk Cumhuriyeti” projeleri ile entegre şekilde hayata geçirmek ve zamanın değişen şartlarına uygun bir şekilde, ilkelerinden taviz vermeden sonsuzluğa taşımak milli ülkümüzdür.
n-Sağlık ve sosyal yardım konularında takip ettiğimiz gaye şudur: Yüce Atamız’ın dediği gibi; “Milletimizin sıhhatinin korunması ve takviyesi, ölümün azaltılması, sağlıklı nüfusun arttırılması, bulaşıcı ve salgın hastalıkların etkisiz hale getirilmesi, bu suretle millet fertlerinin dinç ve çalışmaya kabiliyetli bir halde sıhhatli vücutlar olarak yetiştirilmesidir.”