Bayrak HareketiAv. Kadir Kartal Arşivi
Kütüphane

Aile, Kadın ve Çocuklarımız

mhhp.org.tr· 2010

Ana sayfa Aile, Kadın ve Çocuklarımız- Jale Arıslı

Bizi Twitter'dan İzleyin

AİLE KADIN ve ÇOCUKLARIMIZ

ÜLKEMİZDE KADINLARIN ve ÇOCUKLARIN SORUNLARI

ATATÜRK 1924 yılında, “Medeniyetin esası, ilerleme ve kuvvetin temeli aile hayatındadır. Bu hayatta fenalık, kesinlikle sosyal, iktisadi, siyasi güçsüzlüğe sebep olur. Aileyi oluşturan kadın ve erkek unsurların doğal haklara sahip olmaları, aile görevlerini yerine getirmeye yetenekli bulunmaları gerekir.”  Demiştir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 41 maddesi aileyi açıklamaktadır. 41.  Maddeye göre aile, Türk toplumunun temelidir. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar.

Aile, toplumun en küçük birimi olarak kabul edilir. Aile denince genellikle aynı evde oturan anne ve baba ile varsa onların evlenmemiş çocukları anlaşılır. Bu tip aileye "çekirdek  aile" denir. Çekirdek ailedeki çocukların evlenmesiyle de yeni bir çekirdek aile ortaya çıkar. Aile sözcüğünün bundan daha geniş anlamı da vardır. Daha çok sayıda akrabadan oluşan birimi, hatta bir soyu ya da sülaleyi tanımlamak     için de aile sözcüğü kullanılır.
Aile insanoğlunun neslini devam ettirmek için geliştirdiği en eski ve en köklü kurumdur.  Aile toplumun temelidir. Dinler hemen hemen bütün dinler, kitabı olmayan inançlar bile dede, nine , büyükanne, büyükbaba, çocuklar ve anne babanın bir arada yaşadığı büyük aile  tipi esas alınmıştır. Çağdaş hayatta insanlığın bütün geleneksel kurumları gibi büyük aile tipi de terk edilmiştir. Büyük ailelerden çekirdek aileye dönülmüştür. Bugün birçok toplumda çekirdek aile yapısı dahi sorgulanmaktadır.

Aile insanoğlunun medeni bir hayat yaşadığı toplumsal bir düzende vazgeçemeyeceği bir kurumdur.  Millî Ortamın, en temel ve kalıcı unsurlarından olup, Türk Dilinin kurucu ve devam ettirici unsuru ve  “Millî Kültür Çevresinin” kaynağı ve dayanağıdır. Aile; Türk toplumunun temelidir. Aile, kutsaldır  ve dokunulmazdır.

Aile, toplum hayatının ve bekâ’nın, kaynağı, kültür ve medeniyetin, çağdaşlaşma ve ilerlemenin, ekonomik ve sosyal dayanışmanın, kuvvet ve gücün dayanağıdır.Aile, bir hayat arkadaşlığı ve dostluğu kadar onur ve saygınlık ortaklığı, sevgi, bilgi ve üretim ocağıdır. Aile, Türk toplumunun temelidir. Eşler arasında her alanda eşitliğe dayanır.

Aile, milli varlığımızın devamının, gelişmesinin, bekâsının temel unsuru ve yaratıcı gücüdür.Aile, Türk milletinin özü ve cevheridir. Toplumumuzun düşünce ve hayat tarzı bütün özellikleri ve şekilleriyle ailede oluşur, aileden kaynaklanır ve aileden yayılır.

Aile, milli, maddi ve manevi değerlerimizin korunup, gelecek nesillere aktarılmasında, milli duygunun, ahlâkın ve bilincin geliştirilip, devamında, milli birlik ve bütünlüğümüzün güçlendirilmesinde, sosyal dayanışmanın oluşturulup, uygulanmasında, bilgi ve teknolojinin üretiminde temel unsurdur.

Aile, tarihi ve kültürel mirasımızın, dilimizin, inançlarımızın, müziğimizin, sanatımızın, örf ve adetlerimizin geliştirilmesinde,tanıtımında ve yaygınlaştırılmasında en kuvvetli dayanak noktasıdır. Başta sağlık, çevre, eğitim ve öğretim, bilgi ve teknoloji üretimi olmak üzere halkımızın çeşitli alanlardaki ihtiyaç ve beklentilerinin karşılanması aileden başlar. Başta eğitim ve öğretim, bilgi ve teknoloji üretimi olmak üzere siyasi, sosyal, iktisadi ve kültürel hayatımızın halkımızın ihtiyaç ve beklentilerine ve çağdaş ihtiyaçlara cevap verecek şekilde hazırlanıp, harekete geçirilmesi aileden başlar.Aile saygının, sevginin ve dayanışmanın ocağıdır. İnsanın çevresiyle ilişkilerinin ve bu ilişkilerin üretime dönüşmesinin ilk hareket noktası ailedir. Aile kutsaldır. Ailenin her bakımdan kuvvetlendirilmesi, toplum kalkınmasına paralel olarak gelişmelere uyum sağlaması, ailenin sosyal refahtan aldığı payın dengeli şekilde artırılması ilkedir.

Partimizin var oluş nedenlerinin ve öncelikli hedeflerinin başında  “güçlü aile, güçlü toplum, güçlü devlet”  anlayış  ve düşüncesinin gerçekleşmesi gelmektedir.  Aile doktorluğu, aile sağlık sigortası, aile avukatlığı, aile dayanışma birlikleri, aile sağlık ve destek Hizmetleri, hedef ve politikalardan bazılarıdır. Ailede eşler arasında eşitliği, bağlılık ve dayanışmayı özendirip, güçlendirmek, ailenin kut­sallığı inanç ve düşüncesini geliştirip, yaygınlaştırmak, Ülkemizin coğrafi durumuna, iklim şartlarına, bölgesel ve yerel özelliklerine, halkımızın eko­nomik üretim ve hayat tarzına uygun, çağdaş bir sosyal yapılaşmayı esas alacak şekilde ailelerin konut ihtiyaçlarını karşılamak, Aileyi bir ekonomik üretim birimi kabul ederek, Anne ve babanın birlikte veya ayrı, ayrı eğitim ve öğretimlerine ağırlık vermek, onları her alanda bilgi ve teknolojiyle donatmak, Herhangi bir nedenle iktisaden güçsüz veya maddi ve manevi alanda çaresiz kalan ailelere her türlü desteği sağlamak, Aile yapımızı çözmeyi, yıpratmayı, güçsüz kılmayı, kendi iradesi ve yönetimi altında sömürmeyi, aile içinde ve ailenin çevresiyle ilişkilerinde güvensizliği, düşmanlığı ve ümitsizliği yaymayı, uygulamayı esas alan eylemlerle, tehdit, tehlike ve engellerle, propagandalarla mücadele etmek ve ortadan kaldırmak, Partimizin hedef ve Politikalarındandır.

Partimiz üreteceği politikalar ve bunların uygulamalarında, milletimizin “Aile”nin kutsallığı, toplumun temelini oluşturduğu, eşler arasında eşitliğe, onur ve saygınlık ortaklığına dayandığı ve bir sevgi, bilgi, üretim ocağı olduğu inanç ve düşüncelerine özen gösterecek, öncelik ve önem verecektir. Partimiz, hedefleri kapsamında ve Anayasamızda devletin görevleri içinde yer alan “Aile, Kadın ve Çocuklarımızın korunması, güvenliği, sağlığı, bakımı, eğitimi gibi konuların ve onlara her türlü yardımı, donanımı sağlamayı ve gelişmelerini öngören faaliyetlerin kamu hizmeti sayılması ile ilgili hukuki düzenlemeleri yapacak ve gereken kurum ve kuruluşları kura­caktır. Partimiz, kuruluş belgelerinde ve uygulamalarında Türk aile yapısını koruyup, güçlendirmeyi, eşler arasında eşitliği özendirip, sağlamayı, kadın ve çocuklarımızın sağlıklı bakımlarını, eğitim ve öğretimlerini esas alan Vakıf ve Derneklerimizin ve bunların oluşturdukları platformların plan, program ve projelerini destekleyecek bilgi ve teknoloji sağlayacak, gerekli görülen muafiyetleri tanıyacaktır. Partimiz, çalışma, hizmet ve faaliyetlerinde Aileyi, Kadın ve Çocuklarımızı esas alan sivil toplum örgütlerini ve bunların oluşturacakları platformları destekleyecek, Vakıf ve Dernek şeklinde hukuk düzenimiz içinde yer almalarını özendirecektir. Türk toplumlarının, binlerce yıllık tarihi süreçleri içerisinde, aileye verdikleri önem ve değerler değişmedi.

Aile’nin kutsallığı inancı bütün zamanlarda devam etti. Toplumların temeli, varlığın ve bekanın nedeni sayıldı. Mutluluğun, refahın, istikrarın, gelişme ve yükselmenin kaynağını oluşturdu. Sosyal, iktisadi, siyasi, kültürel ve zaman zaman askeri güç ve örgütlenmenin esası, çıkış ve hareket noktası olma özelliğini sürdürdü. Her düşüncenin, her eylemin temel ve kalıcı unsurlarının başında yer aldı. Ekonomik yeterliliği, dengeli büyümesi ve refahı, başta eğitim ve öğretim olmak üzere çeşitli sorunlara ilgisi ve katkıları oranında toplumlara istikrar, kuvvet, gelişme, çevre ve güç sağladı. Kendisini varlık alanına çıkaran bireyler içerisinde kadın ve çocuklar öncelikli sorunları teşkil etti. Bunların fiziki ve ruhsal sağlıkları, çalışma ve üretim faaliyetleri, çevreyle olan ilişki ve etkinlikleri tarih boyunca toplumları yakından ilgilendirdi. İnançların, törelerin, örf ve adetlerin, gelenek ve dinlerin en önemli konuları kapsamına girdi. Töreler, örf ve adetler, gelenekler ve Türk Toplumlarının büyük çoğunluklarıyla dahil oldukları, kabul ettikleri islâm dini, ailede düzeni, aile fertleri arasındaki ilişkileri, ailenin mutluluğunu sağlayacak kuralları getirdi. Bunlar Anayasalarda yer aldı. Atatürkçü Düşünce Sistemi, Türk Milletinin sahibi bulunduğu on bin yıllık tarihi ve kültürel mirasın bütün fikri esaslarının, deneyimlerinin, zaman ve olaylar içerisinde gelişerek ortaya çıkan özüdür.

Bu düşünce sistemi ve hayat tarzı, fikirle - eylemi aynı değer ve bütünlük içerisinde kabul etmiş ve uygulamıştır. Türk İnkılabının yaratıcısı ve gerçekleştiricisi olan Atatürkçü Düşünce Sisteminin, insanlık ve Türk tarihinin tanık olduğu düşünce ve devrimlerden en önemli ve belirleyici farkı ve özelliği, fikri-toplumla, toplumu-fikirle bütünleştirmesi, eylemi ise, halkın vicdanını, hislerini, ihtiyaç ve beklentilerini esas alarak, halk ile birlikte yapması, sonuçlarını da halkla beraber değerlendirip, geliştirme imkânlarını hazırlamasıdır. Bu nedenledir ki, Atatürkçü Düşünce Sistemi hiçbir zaman kalıplaşmamış, statik bir durum almamış olduğu gibi, Türk İnkılabı da bitmiş değildir.

Aksine çağları etkileyecek, Türk Milletini gösterilen hedeflerin de ilerisine yükseltecek sayısız ve birbirleriyle bütünleşmeye hazır eylemler ebediyete kadar sürecektir. Atatürkçü Düşünce Sistemi; “Aileyi”- “Toplum hayatının kaynağı”- “Medeniyetin, ilerlemenin, kuvvetin temeli”- “Millî varlığın ve bekanın yaratıcı gücü, devam ettirici unsuru”  olarak kabul etmiştir.

Bu düşünce sistemine göre; Aile, insanlık toplumunun, ahlaki ve sosyal düzene uygun olarak, doğmasını sağladığı en temel ve küçük kuruluştur. Aile, bir hayat arkadaşlığı kadar onur ortaklığıdır.

Ailenin en önemli görevi çocukların eğitimidir. Çocuklarını toplum ve millet için yararlı olacak bir eğitimle büyüten ve onlara onurlu bir isim bırakan aile, mutlu ve talihli sayılır. Ana ve babanın karşılıklı sevgi, saygı ve içten bağlılık duygularına tanık olan çocuklar için toplum eğitiminin temeli kurulmuş demektir.

KADIN

Kadın, önce bütün hak ve hürriyetlere sahip bir insan, sonra saygın ve onurlu, üretken bir kişi, nihayet toplumun devamında, gelişmesinde, bekâsında en büyük etken ve özveri sahibi bir anadır.Türk Kadını, önce doğal ve hukuki bütün hak ve hürriyetlere sahip bir varlık, sonra milletimizin temeli, saygın, yüksek, onurlu ve üretken bir vatandaş, nihayet Türk milletinin evlatlarını yetiştiren, ona hayat veren ve sonsuzluk sağlayan, erdem sahibi, kahraman ve özveri örneği bir anadır.

Atatürk, 1934 yılında; “Türkiye Cumhuriyetinde kadın, bütün Türk tarihinde olduğu gibi bugün de en saygın yerde, her şeyin üstünde, yüce ve onurlu bir varlıktır” demektir. Bu düşünce sisteminin yaklaşımıyla: Dünya üzerinde gördüğümüz her şey kadının eseridir. Kadının varlığı, milletin binbir noktadan temelidir. Millet esas eğitimini aileden almaktadır. Türk Milleti öyle analara sahiptir ki, her devrin büyük adamlarını bu analar yetiştirmiştir. **Türk kadını, daha yüksek, daha ileri nesiller yetiştirme yeteneğindedir.**Türk toplumlarında kadın evin (ailenin) direği ve yanan ocağıdır.Türkiye Cumhuriyeti’nde kadın, Türk Millet Mücadelesi ve Kurtuluş Savaşı döneminde olduğu gibi, bugünde toplumumuzun en saygın yerinde, her şeyin üstünde, yüce ve onurlu bir varlıktır.

Türk kadını, dünyanın en aydın, en erdemli, en güçlü ve en özverili kadını olduğunu her zaman ve her durumda kanıtlayacak özelliklere sahiptir ve yetenektedir.Türk milli varlığının korunup geliştirilmesinde, çağdaşlaşma doğrultusunda ilerleyip, yükselmesinde ve sonsuza kadar devamında aileye düşen bütün görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinde en büyük pay Türk Kadınınındır. Partimiz hayatın her alanında kadınların ilerlemesine yönelik hedefler belirlemiş, politikalar düzenlemiştir.

Yönetimde de kadının önemini savunmuş, bu konuda parti bütün kademelerinde kadının **üye sayısına kadar tüm ayrıntıları düşünerek tüzüğünü hazırlamıştır.**Partimizin en temel özelliği insana dayanmasıdır. Partimizin kadına bakışında ise en temelde bütün hak ve özgürlüklere sahip insandır. Her şeyden önce yüce bir anadır ve hepimiz bir ananın çocuğuyuz. Kadınlarımızı çok üstün sayıyoruz. Kadınlar ana olarak eli ayağı öpülecek varlıklardır. Türk inkılabının meçhul o kadar çok kadın kahramanı vardır ki hepsi cephede ve cephe gerisinde çalışmışlardır. Partimiz bütün çalışmalarında kadınlara önem verir.Kadınlar, il ve ilçe yönetimlerinde bulunmak üzere teşvik edilmektedirler. Bizim kadınlarımız öbür toplumlardan farklıdır ve bizim kadınlarımız sorunların merkezindedir. Çalışan kadının üretime katkısı %40,dır.  Üretim bugün dahi yetmezken, kadınların üretime katkısı kesilmeye çalışılmaktadır. Eskiden kırsal kesimde kadının üretime katkısı varken, kentleşmenin başlaması ile bu iyice azalmıştır. Kadınlarımızdan verim almak için üretime katkı sağlamalarını sağlamalıyız. Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sisteminin 2010 yılı sonuçlarına göre  :31 Aralık 2010 tarihi itibarıyla Türkiye nüfusu 73.722.988 kişidir.

Nüfusun % 50,2’sini (37.043.182 kişi) erkekler, % 49,8’ini (36.679.806 kişi) ise kadınlar oluşturmaktadır. Türkiye’de yaşayan nüfusun yarısının kadın olduğu dikkate alındığında konunun önemi daha çok anlaşılmaktadır.

Yüce Atatürk, özellikle Onaltıncı yüzyılın ikinci yarısından sonra kadın hakları ve kadın- erkek eşitliği konusunda Katolik dünyasının Osmanlı İmparatorluğu’nu hedef alan propagandalarının bir parçası olarak “İslâm dinine bağlanan” ve Cumhuriyetin kuruluşuna kadar devam eden, bugün de bazı çevrelerce yeniden güncelleştirilmeye çalışılan ve Türk İnkılabına karşı bir tepkiyi sergileyen tarihi yanılgıyı şu açıklamalarıyla ortaya koymuştur.

“Düşmanlarımız bizi dinin etkisinde kalmış olmakla suçluyorlar. Bu hatadır. Bizim dinimiz hiçbir zaman kadınların erkeklerden geri kalmasını istememiştir. Allah’ın emrettiği şey, erkek ve kadının birlikte ilim ve bilgiyi kazanmalarıdır. Kadın ve erkek bu ilim ve bilgiyi aramak ve nerede bulurlarsa oraya gitmek ve onunla donanmak zorundadırlar.

İslâm ve Türk tarihi incelenirse görülür ki, bugün kendimizi bin türlü kayıtlarla bağlı sandığımız şeylerin hiçbiri dinimizde yoktur. “Türk toplum hayatında kadınlar ilim ve bilgi yönünden ve diğer hususlarda erkeklerden asla geri kalmamışlar, belki daha da ileri gitmişlerdir.

Yüce Atamız, 1925 yılında “Türk kadını, dünyanın en aydın, en erdemli ve en güçlü kadını olmalıdır...” sözleriyle Türk Kadınına verdiği önemi belirtmektedir. Bu düşünce sisteminde Türk kadınının görevi ise;“..Türk düşüncesi, kuvveti, toplumu koruma ve savunma gücüyle donanmış yetenekli nesiller yetiştirmektir. Milletin kaynağı, toplum hayatının esası olan kadın, ancak erdemli ve çalışkanlığı ile bu görevi yerine getirebilir.Türk Millet Mücadelesinde ve Türk İstiklâl Harbinde Türk kadınının Türk analarının yurtlarını, ailelerini, namus ve onurlarını korumak ve savunmak için yaptıkları kahramanlıklar ve özverili çabalar sonunda zafere ulaşılmış,

Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulmuştur. Cumhuriyet, Türk kadınına medeni, hukukî, siyasi, sosyal, iktisadi ve kültürel alanlarda, kamu hizmetlerinin görülmesinde her biri bir inkılâp özelliği taşıyan haklar, hürriyetler sağlamıştır.

Ancak Atatürkçü Düşünce Sistemine göre bütün bunlar yetersizdir. “Türk Kadını daha çok aydınlanmayı, daha çok verimliliği, daha fazla bilgi sahibi olmayı hak etmiştir.” Türkiye’de, “Kadınlarımız, erkeklerden daha çok aydın, daha çok verimli, daha çok bilgili olmaya mecburdurlar. Eğer gerçekten millet anası olmak istiyorlarsa, böyle olmalıdırlar.

Partimiz bütün çalışmalarında kadınlara öncelik verir ve kadınlar için hedefleri vardır.

Kadınların eğitim, bilgi, görgü ve iletişim seviyelerini yükseltmek, onları çağdaş bilim ve teknolojinin imkan ve fırsatlarına sahip kılmak,Eğitim ve öğretimden yoksun kalmış kadınlarımıza her alanda eğitim hizmeti vermek, iş ve sanat yeteneklerini geliştirmek, bir meslek ve iş kolunda çalışan kadınlarımızın hizmet içi eğitimlerinin dışında, kendi iş ve çalışma alanlarında bilgi, görgü ve teknoloji deneyimlerini artırmaları için gereken önlemleri al­mak,Kadınlarımızın siyasi, sosyal, iktisadi, kültürel, bilim ve teknoloji alanında, toplum ha­yatımızın her kesiminde, her düzeyinde ve her konusunda örgütlenmelerini, çağdaş ve ileri bir ülkenin kadınları olarak yabancı ülkelerdeki kadın kuruluşları, kamu ve özel kurumlarla ilişkilerde bulunmalarını özendirmek ve desteklemek,Kadınların ev işlerinde yıpranmalarını, yorgunluklarını, düşünce ve hayat tarzlarındaki kısıtlılığı ortadan kaldıracak önlemler almak, bu önlemler sonunda kazanacakları zamanı üretime dönük olarak değerlendirmeleri için gereken bilgi ve teknoloji yardımında bulunmak,Kadınlarımızın özellikle “Ekonomik ve Toplumsal Gelişme” plan ve programları doğrultusunda üretime katılmalarını, bütün meslek, sanat ve sektörlerde çalışmalarını özendirip, destekleyecek faaliyetlerde bulunmak, Çalışan ve ihtiyacı olan annelerin çalışma saatleri içinde çocuklarının ilköğretim çağına gelin­ceye kadar, sağlıklı beslenmelerinin, bakımlarının, büyümelerinin, eğitimlerinin ve her türlü ih­tiyaçlarının devletçe karşılanmasını sağlamak,Partimizin kadınlar ile ilgili hedeflerine ulaşmak için uygulayacağı politikalar şöyledir.Partimiz, başta kadınlarımızın çeşitli alanlarda örgütlenmeleri olmak üzere, kadın ve çocuk haklarının ve hukuklarının geliştirilmesi için çalışan vakıfları, dernekleri, sivil toplum örgütlerini ve bunların oluşturacakları platformları, temsilcilerini destekleyecektir.

Partimiz, doğrudan veya üyeleri aracılığı ile veya üyelerinin katıldıkları Sivil Toplum Örgütlerince ailelerin artan iktisadi ve sosyal hizmet ve yardım ihtiyaçlarını karşılayacak “Aile Dayanışma Birlikleri”  kuracak, kurulmuşları destekleyecek, mahalle düzeyinde kurulup bütün yurda yayılacak bu birliklerin yerel yönetimlerce özendirilip, güçlenmelerine yardımcı oluna­caktır.

Mahalle, köy, bucak, belde, ilçe ve illerde  kurulacak bu birliklere yerel yönetimlerin, kamu ve özel kurum ve kuruluşlarının yardımları sağlanacaktır.

Çocuklarımız, ailelerimizin ve toplumumuzun sahibi oldukları en değerli ve üzerlerinde en çok özen gösterilmesi gereken varlıklardır.

Milletimizin ümit ve beklentilerinin üzerlerinde toplandığı bu eşsiz varlıklar, geleceğin büyükleri, insanlığın ve toplumumuzun sorunlarını çözecek, sorumluluklarını taşıyacak kişileri, Cumhuriyetimizin vatandaşları ve bekânın da temsilcileridir.

Çoğunlukla “aile” hakkındaki görüş ve değerlendirmelerimiz ailedeki çocuklar ve onların sağlıklı, iyi yetiştirilmeleri, üretici ve faydalı olmaları ile orantılıdır ve özdeştir.

Milli kültürümüzden kaynaklanan bu düşünce ve yaklaşımlar her doğan çocuğun ailesi kadar çevresine ve topluma aidiyet anlayışının sonucudur.

Çocuklarımız yalnız ailelerin değil, çevrelerinin, toplumun ve devletin sorumluluğunda olan varlıklarımızdır.

Geleceğimizin güvencesi olan çocuklarımızın doğum öncesi ve doğum sonrası sağlıklı yaşamalarını, büyümelerini, manevi ve maddi alanda güçlendirilmelerini esas alan plan ve prog­ramlar gerçekleştirmek ve uygulamak,Çocukların kötü alışkanlıklardan korunması, suça itilmelerinin önlenmesi, başta göç çocukları olmak üzere çalışan çocukların iş ve hizmet yerlerinde sömürülmelerine engel olun­ması, bunların iş ve çalışma güvenliklerinin, sağlık, eğitim, mesleki ve sanat eğitimlerinin ve çevre şartlarına uyumlarının sağlanması gibi hizmetleri kamu hizmeti saymak, merkezi ve yerel idarelerce karşılamak, Bakıma ve korumaya muhtaç çocukların sağlık, bakım, özel eğitim, iş ve sanat eğitimleri, üretici duruma getirilmelerinin devletin gözetim ve denetiminde yerel idarelerce yerine getiril­mek,Özel eğitim ve öğretime muhtaç çocuklarımızın bakımlarının, sağlık ve eğitimlerini devlet tarafından gerçekleştirmektir.

Partimiz çocuklarla ilgili hedeflerini yerine getirebilmek için uygulayacağı politikalar vardır.

Ailelerin çocuk sahibi olmaları ve sağlıklı çocuklar yetiştirmeleri, anne ve çocuk sağlığı, sağlıklı beslenme, ekonomik ve sosyal güçlenme gibi konularda bilgilendirilmeleri ve bu bilgi­lerin hayata geçirilmesini sağlamak amacıyla Parti üyelerinin ve/veya sivil toplum örgütlerinin kuracakları “Aile Sağlık ve Destek Hizmetleri” kuruluşları Partimizce özendirilecek ve destekle­necektir.

Ailelerin doğum, sünnet, nişan, düğün, yaş günü gibi mutlu, hastalık, yoksulluk, güçsüzlük, ölüm gibi acı günlerinin mahalle ve köylerde, uygun yerleşim birimlerinde yaşayan diğer aile­lerle birlikte topluca paylaşılmasını ve yardımlaşmayı Aile Birlikleri sağlayacak, yerel idarelerde bu konuda gereken hizmet ve destekleri öncelikli görev ve işleri olarak yürüteceklerdir.

Ülkemizde Kadınların ve Çocukların Sorunları

Ülkemizde kadın ve çocukların sorunları ana başlıkları ile aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.

1-Kadınların ekonomik, kültürel ve sosyal alanlarda yaşama etkin olarak katılmaları,

üretilen mal ve hizmetlerden erkeklerle eşit bir şekilde faydalanmaları, ekonomik ve toplumsal gelişim açısından oldukça önemlidir.

Ancak günümüzde mevcut durum itibariyle kadınların söz konusu mal ve hizmetlerden eşit bir şekilde faydalanmalarının önünde çeşitli engeller bulunmaktadır.

Ülkemizde ekonomik yaşamda yer alan kadınlar arasında yeterli iletişimin, koordinasyonun bulunmaması ve yürüttükleri faaliyet alanlarında sınırlı kalması yaşanan önemli sorunlardandır.

2-Araştırmalara göre Türkiye’de evli kadınların %39’undan fazlası, yaşamlarının en az bir döneminde eş şiddetine uğramıştır.

Kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddetin tırmanış göstermesi kamuoyunda infial yaratmaktadır.

Kadınlara ve çocuklara fiziksel, cinsel, sözel, duygusal ve ekonomik şiddet uygulanmaktadır.

3-Cinsel istismar çok büyük bir sorundur.  Kadın, erkek, çocuk, genç, yaşlı, her cinsiyetten, her meslekten ve her sınıftan insan cinsel istismara uğrayabilir. insel istismar sözle, dokunmayla, davranışlarla olabilir. Cinsel istismarla her yerde ve her konumda karşılaşılabilir. Kurban ve failler bazen birbirini hiç tanımaz ama bazen de bu kişiler daha önceden tanınan hatta aile içinden biri olabilir. Özellikle bu türden eylemler yinelenen tarzda olduklarında birey için çok daha ağır sonuçlar doğurabilir.

4-Kadın ve kızlarımızın önemli  bir kısmı eğitim ve öğretimden yoksun kalmıştır. Kız ve kadınlarımızın eğitim düzeylerini yükseltecek her alan ve konuda eğitim ve öğretim hizmeti verecek ve mesleki, sanatsal eğitim imkanları hazırlayacak programlar ve planlar geliştirmek gerekmektedir.

5-Çalışan kadınlarımız,  özellikle çocuklarının bakımı başta olmak üzere, eğitimleri, sosyal güvenlikleri, çalışma ve işyeri sorunları ile karşı karşıya kalmaktadırlar.

6-Geleceğimizin güvencesi olan çocuklarımız, doğumda ölmekte, sağlıklı büyüyememektedir.

7-Çalışan çocuklar, iş güvenliği, çalışma şartları, sağlık ve sosyal güvenlikleri, eğitimleri, mesleki ve iş gelişmeleri, çevreye uyum gibi çeşitli sorunlarla karşı karşıya kalmaktadırlar.

8-Her mahalle de, her köyde ve her yerleşim biriminde çocukların, gençlerin yalnız ve aileleriyle birlikte oynayacakları, spor yapacakları, eğitim ve kültürel faaliyetlerde bulunacakları yerlerin açılması gerekmektedir.

9-Özel eğitim ve öğretime muhtaç çocuklar, sağlık, bakım ve diğer sorunlarla karşı karşıya kalmaktadırlar.

Ülkemizin en önemli, gerçek ve temel sorunlarından biri yoksulluk, diğeri cehalettir.Biri, diğerinin sebebi ve sonucu olan, birbirlerini üreten, besleyen ve çözümlerini zorlaştıran bu sorunlar, toplumumuzda genel güvensizliğin ve geleceğe olan ümitlerin yok olmasının başlıca nedenleri ve kaynaklarıdır.

Bu sorunlar denetim altına alınmadıkça, iktisadi ve sosyal kalkınmada en öncelikli konular sayılıp, çözülmedikçe kişilerin ve toplumun huzur ve refahını sağlamaya imkan yoktur. Yoksulluk ve cehalet sorunları milli varlığımızın devamı, korunup geliştirilmesi için en büyük tehdit ve tehlikeleri oluşturmaktadır. Bu yaklaşımla, yoksulluk ve cehaletle mücadele milli nitelik taşır ve bir “millet sorunudur”.**Aile Kadın ve çocukların toplum içindeki yeri ve önemi toplumdaki eğitimli kişilerin çoğalmasıyla artacaktır.**Türk siyasi hayatında yer alan partimiz Sonsuza Kadar Kadının Hakları’na saygılı,

Türk Kadını ile birlikte olup, yeniden egemenlik ve bağımsızlık mücadelesini vermek düşüncesindedir. Bu sebeple Büyük Kongresinde katılan delege sayısının %50 sinin kadın delegelerden oluşması esasını getirerek;Böylece parti içinde kadın-erkek eşit olarak birlikte çalışma imkânını sağlamıştır.

Tüm kadınlarımızın ekonomik, toplumsal, kültürel ve siyasi hayatta hak ettiği yeri bulmasını dileyerek sunumumu kapatmak istiyorum.

Saygılarımla,

JALE ARISLI

MHHP İl Bşk. Yrd.

 

"Anadoluda Doğan Güneş"

En Çok İzlenenler