Bayrak HareketiAv. Kadir Kartal Arşivi
Kütüphane

Konuşma Sanatı

mhhp.org.tr· 2014

Ana sayfa Konuşma Sanatı

Bizi Twitter'dan İzleyin

PDF

Yazdır

e-Posta

KONUŞMA SANATI

“İlim ve vatan adamı olunuz. Hiç biri yalnız başına, ne sizi ne de milletinizi kurtarabilir…”

Falih R. Atay – “Zeytindalı” (1932)

Anlamı: (Sözlük-Türkçe) (Konuşmak)

1- Bir dilin kelimeleriyle düşüncesini anlatmak.

2- Belli bir konuda söz etmek.

3- Bir konuda karşılıklı söz etmek, sohbet etmek.

4- Söylev vermek (Konuşma yapmak)

5- Konuşma dili olarak kullanmak. (Türkçeyi çok iyi konuşuyor)

6- Düşüncesini herhangi bir araç kullanarak anlatmak (İşaretlerle)

7- İlişki kurmak veya ilişkiyi sürdürmek.

8- Belli bir biçimde söylemek. (Alçak sesle konuşuyordu)

9- Geçerli olmak, etkin olmak. (Yumruklar konuşuyordu)

10- Şık ve zarif görünmek.

11- Flört etmek

12- Uzman gibi yapabilmek (Dank’ta uzun boylu konuşamam)

13- Dargın bulunmamak

Ansiklopedi

1- Düşünceyi, meramını (amacını-hedefini-görüşünü) sözle anlatmak (Konuşmak insana özgüdür.)

2- Biriyle sohbet etmek

3- Söylev vermek

4- Birşeyi anlatmak, bir konu hakkında karşılıklı olarak fikir ileri sürmek

Konuşma

1- Düşünülen şeyleri sözle ifade etme

2- Bir konu hakkında bir kimsenin açıklama ve bilgi mahiyetinde dinleyicilere söylediği sözler

3- Düşünceyi açıklamaya yarayan mantıksal dil (Mantık)

(Konuşma kelimelerden, hükümlerden, birbirine bağlı önermelerden kuruludur)

Konuşmacı: Bir topluluğa hitaben belli bir konuda konuşan kimse

Hitabet

Etkili ve güzel konuşma sanatı (Retorik)

1- Arapça aslı Hitâbe’dir. “Hutbe” okuma, güzel söz söyleme, vaaz ve nasihat etme… gibi anlamlara gelir. Hitâbet, (Terim) bir topluluğa bir amacı anlatmak, bir fikri açıklamak, öğüt vermek, bir görüşü benimsemek, bir eyleme teşvik etmek gibi amaçlarla yapılan güçlü ve etkileyici konuşma veya güzel konuşma sanatı anlamında kullanılır.

Konuşan kişi – Hâtib

Konuşma’ya – Hitâbe

2- Eflâtun, “İkna ve inandırma saratı” – Hitâbet

3- Aristo, “Hitâbet, herhangi bir konuda ikna etme yollarını kullanma melekesidir. Bu diğer ilim ve sanatlarda bulunmayan bir özelliktir. Çünkü onların amacı kendi konuları ile ilgili meseleleri öğretmektir. Hitabetinki ise ikna etme ve susturmaktır…” Hitabetin belli bir konusu yoktur. İnsan, inandırma yol ve yöntemlerini kullanma melekesinden faydalanarak kendisine sunulan hemen her konuda, karşısındaki kişi ve topluluğa hitapta bulunabilir.

Aristo’ya göre Hitâbet’in değişmeyen üç unsuru vardır:

1- Hatip

2- Konu

3- Dinleyiciler

-Konuşmanın etkili ve inandırıcı olması, herşeyden önce hatibin “ahlâki” durumuna bağlıdır.

-Konunun seçimi ve gerçeklere dayanması büyük önem taşır.

-Hatip, dinleyicilerin psikolojik durumlarını dikkate almalıdır.

Aristo’ya göre “dinleyici” ve “zaman” unsuruna göre üç tür hitabet vardır:

1- Siyasi Hitâbet: Devlet adamının ve politikacının devlet işlerinin düzenli ve sağlıklı yürütülebilmesi için gereken görüş ve önerileri ortaya koymak, zararlı ve tehlikeli şeylere karşı uyarılarda bulunmak üzere yaptığı konuşmalardır. Bu tip hitabet geleceğe yöneliktir.

2- Adli Hitâbet: Kendini veya müvekkilini savunmak yahut başkasını suçlamak amacıyla yapılan konuşmadır. Dava konusu olay veya suç geçmişte kaldığı için bu tür hitabet geçmişe yöneliktir.

3- Törensel Hitâbet: Çeşitli vesilelerle düzenlenen törenlerde hatibin genellikle övgü veya yergide bulunmak üzere yaptığı konuşmadır. İçinde bulunulan zamanla ilgilidir. Ayrıca dini, askeri ve akademik gibi başka hitâbet türleri de vardır.

Yusuf Has Hacip, Kutadgu Bilig’den;

“Deli ve ahmak, kişidir bilin

Sormadan, beylere, kim açsa dilin

Kızıl dil kısaltır, senin yaşını

Esenlik dilersen, sıkı tut onu.

Ne söyler işitsen, kendini tutan

Esenlikle yaşar, kontrollü olan.

Karabaş düşmanı, kırmızı dildir.

Neçe baş yedi O, ve yemededir.

Başını dilersen, gözet dilini

Dilin hergün eder, tehdit, başını…”

(2)

“Hakan dedi, sözün, anladım, tamam

İmkansız, yaşanmaz, hiç konuşmadan.

Böyle iki kişi, olur bilin siz,

Birisi bilgisiz, birisi dilsiz.

Dilsizin dili yok, söz söyleyemez.

Bilgisizin dili, söz söyleyemez.

Bilgisiz, dilini, tutması gerek.

Bilgili diline, yetmesi gerek.

Bilginin sözü, toprağa sudur

Su akan topraktan, nimet fışkırır.

Bilgili kişinin, lafı eksilmez,

Akan duru pınar, suyu eksilmez.

Islak, çimli yere, benzer bilgiler

Su çıkar, nereye, ayak değseler.

Cahil kişi gönlü, çöl, kum gibidir

Nehir aksa dolmaz, otmu yetişir…”

(3)

“Dilden gelen zarar, hayat söndürür.

İnsan yaşıyorken, nasıl söylemez,

Gerekeni söyler kişi, gizlemez.

Sorulunca, kişi, söylemek gerek,

Sorulmadan ama, susmak gerek…”

(4)

“Boş sözler, bilgisiz dilinden çıkar,

Cahilin adına, bilgin, hayvan der.

Cahildir, densiz, boş söz söyleyen,

Boş sözlerdir onun, başını yiyen.

Boş söz, söylenirse, çok zarar verir.

Yerinde söylense, fayda getirir.

Avam karnı doysa, öküz gibidir.

Boş sözle avunur, göbek büyütür.

Yiyen,doyan, yatan, sade hayvandır.

Hayvanlık dediğin, onun tavrıdır.

Bilgili insanlar, tenin yıpratır

Bilgiyle avunur, özün parlatır.

Vücudun nasibi, boğazdan girer.

Can nasibi sözdür, kulaktan girer.

Bilginin belgesi, gör, iki şeydir.

İki şey insana, daim iyidir.

Biri dildir bunun, boğazı birisi,

İkisini tutsa, çoktur faydası.

Bilgili, dil gözeten, bilgin gerekli…”

(5)

“Sözü sayesinde, kara yerdeki,

Mavi göğe çıkar, olur üstteki.

Eğer bilmese dil, söz söylemeyi,

Mavi gökte olsa, o bulur yeri…”

(6)

“Sözü güzel söyle, iyice düşün,

Sorulunca söyle, yoksa kes sesin.

Çok fazla konuşma, daha çok dinle.

Akıllıca konuş, bilgiyle sözün…”

(7)

“Çok konuşan kişi, olamaz bilgin,

Çok dinleyen bilgin, herkesten üstün.

Dilsiz olsa insan, bulur bilgiyi

Sağır olsa, ermez bilgiye eli…”

(8)

“Dile sövmek olmaz, övgüsü de çok,

Sözün övgüsü var, sövgüsü de çok.

Gönül dil yarattı, doğru söz için,

Söz eğri olursa, ateştir yerin.

Doğru söylense söz, faydası çoktur,

Eğri söylenince, küfür, ayıptır.

Doğru söz gelirse, dilin yükselsin,

Sözün eğri ise, kendini gizlersin.

Dilin söylemese, dilsizdir derler,

Çok konuşana da, geveze derler.

İtibarsız insan, geveze insan.

İnsanın makbulü, hep cömert olan…”

Retorik – Belâgat (Söz – Konuşma Sanatı)

1- İyi konuşma, sözle inandırma yeteneği.

2- Söz sanatlarını inceleyen bilgi dalı – (Retorik)

3- Konuyu bütün yönleriyle kavrayarak, hiçbir yanlış ve eksik anlayışa yer bırakmayan, yorum getirmeyen, yapmacıktan uzak, düzgün anlatma sanatı.

TÜRKLER’DE GÜZEL KONUŞMA (HİTABET)

1- Asya Türk Toplumlarında: Asya Türk Toplumlarında “güzel konuşma” Hitâbet örnekleri Kağanların zamanımıza kadar gelen anıtları (yazılı) “yazıtları” ve çince belgelere geçmiş ünlü konuşmalardır. “Bilge Kağan Anıtı”- “Tonyukuk Anıtı” gibi.

2- İslâm Türk Toplumlarında: (Söz) ve (Konuşma) ile ilgili en önemli yazılı eser “Kutadgu Bilig”dir.

3- Birçok Türk düşünürü (Farabi- İbni Sina…) ve din bilginlerinin, Tarikat sahiplerinin de “Güzel Konuşma” hakkında eserleri ve örnekleri vardır. Hitabet, Türkler’de askeri ve siyasi alanda çok gelişmiştir. Selçuklular’da Alparslan ve Çağrı Beyler’in, Fatih’in, Yavuz’un, Kanuni’nin, Ⅳ.Murad’ın, Ⅲ.Selim’in, Ⅱ.Mahmud’un, Abdulhamid’in konuşmaları günümüzde de örnek birer hitabet türleridir.

Türk Millet Mücadelesi bir anlamda hitabet’in gücü ve gerçekçiliği, doğruluğu ve öngörü özellikleriyle anlam kazanmış, halkın duyarlılığı ve aydınlatılması üzerinde büyük etkisi olmuştur. Mustafa Kemal’in, çeşitli irşat Heyetleri’nin, Hamdullah Suphi Bey’in, milletvekillerinin konuşmaları örneklerdir. Cumhuriyet dönemi edebiyatı “Hitabet” alanında çeşitlenmiş ve gelişmiştir.

KONUŞMA ÖZELLİKLERİ

1- Konuşma bir ilişki, ilgi, etki ve etkinlik sürecidir. Bu süreç konuşanın karşısındaki birey ve/veya toplulukla yüzyüze ilişki kurmasıyla başlar. Dinleyen veya dinleyenlerin konuşma konusuna duydukları ilgi oranında devam eder. Konuşanın muhatapları üzerinde yarattığı olumlu etki oranında süreklilik kazanır ve konuşmanın amacı doğrultusunda dinleyenlerin tutum, davranış ve eylemleri üzerinde sağladığı etkinlikle sona erer.

Açıklanan yaklaşımla konuşmanın dört temel aşaması vardır. Bunlar:

a- İlişki

b- İlgi

c- Etki

d- Etkinlik’tir.

A- Konuşmanın ilişki aşaması: (Yüzyüze Temas)

Konuşma araya bir araç girmeden (telefon, telgraf, radyo, internet, e-mail gibi) yüzyüze yapılan bir iletişimdir. Konuşmada üç unsur (öğe) vardır.

Konuşanın, konuşmasını güçlendirmek, ilgiyi arttırmak, etkinliğini güçlendirmek, için kullanacağı maddi ve manevi araçlar açıklanan unsurların ekleri sayılmalıdır. (Harita, resim, belge, ses efektleri, kutsal sayılan değerlerden alıntılar, gösteriler gibi)

Bu üç unsur şunlardır:

a- Konuşan

b- Konu

c- Dinleyen (dinleyici durum ve konumunda olan)

Konuşmacı: Dinleyenle ilişkisini bir rastlantı sonucu kurabildiği gibi dinleyenin konum ve durumuna bağlı olarak geliştiren kişidir. (Arkadaşlık, akrabalık, kamusal ve özel ilişkiler, konuşmacının görevi gibi…)

Konuşmacı, dinleyenle ilişkisini genel olarak sözle (kelimelerle) istisnai olarak işaretle (sağır ve dilsizlerle işaretle konuşulur) kurar. Bu ilişkinin ilgi uyandırması (ilgi düzeyine çıkması) ve devamı ise konuşmacının konumuna ve konuşmanın konusuna bağlıdır.

Konuşmacının durum ve konumu, dinleyenle olan özel bağ ve ilişkisine, görevine, sorumluluk alanına, ilgi alanına, durumuna bağlıdır. (Anne-baba-ağabey-akrabalık-sevgili-eş-hocalık-liderlik-görevli bir alanda olma-arkadaşlık gibi…)

Konuşmanın Konusu: Sonsuzdur. Ancak konuşmanın ilgi ve etki aşamalarına geçebilmesi için konusunun dinleyen ve/veya dinleyenlerce paylaşılması veya en azından ilgi çekici olması gerekir. Bütün konuşmalar dinleyicileri hedef almak zorundadır. Bu nedenle konuşmacının en önemli sorumluluğu aktarmak veya iletmek istediği konuyu dinleyicilerine göre seçmesi ve düzenlemesidir. Bu nedenle konuşmacı dinleyicilerini gerektiği ölçüde tanımak zorundadır.

Dinleyenin konum ve durumu: Bir konuşmanın ilgi çekmesi, etki aşamasına ulaşması dinleyenin durum ve konumuna bağlıdır. Dinleyiciler de konuşma konusu çeşitlerine göre sonsuz olabilir. Özel konuşmalar dinleyicileri,kamusal alanda görevli dinleyiciler, konuşmacının bazan hiç tanımadığı dinleyiciler veya çok yakından tanıdıkları, görevi veya sorumluluğu gereği ilk defa göreceği dinleyiciler, rastlantı sonunda ortaya çıkan dinleyiciler gibi. Önemli olan konuşmacının elindeki imkanları ve bilgisi içinde dinleyicileri hakkında görüş sahibi olması veya konuşmasını yapacağı topluluğu genel olarak tasarlayabilmesidir.

Sonuç olarak; konuşmanın ilişki aşaması, konuşmanın diğer aşamalarını hazırlayıcı niteliktedir. Konuşmacı dinleyicisi karşısında ilk olumlu veya olumsuz izlenimini bu aşamada verecektir.

B- Konuşmanın ilgi aşaması

İlgi aşaması konuşmanın en önemli ve yapısal bir evresini (hatta zaman sürecini) oluşturur. Dinleyicilerde ilgi uyandırmayan bir konuşma etki ve etkilendirme aşamalarına ulaşamaz. Konuşmacı konuşmasını sanki sağırlara veya maddi eşyalara yapmış sayılır.

İlgi aşamasında hedef dinleyenlerdir. Bu aşamanın başarılı ve olumlu şekilde geçilmesi konuşmacının kişiliğine, bilgisine, dili kullanmasına, ciddiyeti kadar içtenliğine, seçtiği konunun dinleyicilerin düşüncelerine, beklentilerine, ümitlerine uygun olmasına ve ortama bağlıdır.

1- İlgi aşamasında konuşmacının dikkat etmesi gereken tutum ve davranışlar:

a- Konuşmacının özel ikili konuşmalar dışında her konuşmayı aşağıdaki sıralamaya uygun şekilde en basit bir plan içinde hazırlaması gerekir.

- Dinleyicilere hitap

- Giriş

- Konu veya konuları açıklama

- Amaç (dinleyicileri yönlendirecek şekilde)

- Sonuç

b- Konuşmacı, tekrardan, (yani, anladınmı, şey-şeyler-hatırlatırım ki gibi sözlerden kaçınmalıdır.

c- Konuşmacı, konuşma konusuna hakim olduğunu bilgisi, sözlerine katacağı anı, espri, alıntılarla dinleyicilerine kabul ettirmelidir.

ç- Her konuşma kelimelerden oluşur. Ancak kelimelerin anlamlarını çok doğru şekilde karşısındakine iletmelidir. Bir yoruma, yanlış anlamaya neden olmayacak şekilde kelimeleri seçmelidir.

d- Konuşma yazılı bir metne bağlanabilir. Kısa notlara (esas konu ve amaçla ilgili veya anılar, alıntılarla ilgili olabilir.) dayanabilir. Konuşma hiçbir metne, nota gerek duymadan yapılabilir. (İrtical’en) Bu yöntemler konuşmacının yeteneğine bağlıdır. Ancak, bilimsel konuşmalar dışında yazılı bir metnin okunması dinleyicilerin ilgisini azaltabilir. En doğru, güvenilir, geçerli yol- konuşma planının yapılıp, yanımızda olması ve önemli notların veya değişikliklerin yazılı şekilde elimizde bulunmasıdır.

e- Konuşmacı içten (samimi) olmalıdır. İçtenliği ciddiyetini; ciddiyeti içtenliğini örtmemeli; hafifliğe ve şatafata, bilgiçliğe kalkışmamalı, konu dışına çıkmamalıdır.

f- Konuşmacı bulunduğu ortamın ve dinleyicilerin durum ve konumlarının gerektirdiği şekilde giyinmelidir. Gösterişten kaçınmalıdır. Çevre şartlarına uymalıdır.

g- Konuşmacı gereksiz hamaset’ten, büyük sözlerden, konu ile ilgisi olmayan görüş ve düşüncelerden kesinlikle kaçınmalıdır.

ğ- Konuşmacı, “heyecanlı-coşkulu” olmalı ancak bu tutum ve davranışını abartmamalı, dinleyicilerine de coşku aşılamalıdır.

2- İlgi aşamasında konuşma ortamının hazırlanması:

a- Konuşmacı ile dinleyicilerin, konuşma konusu ile dinleyenlerin ilgisini hazırlayan en önemli etkenlerden biri ortamın (konuşma ortamı salon, meydan, oda, kahve gibi) hazırlanmasıdır.

b- Önemli simgeler (bayrak, sancak, flama, afiş gibi) ortamın hazırlanmasında başvurulacak araçlardır.

c- “Ses” – “Marşlar” – “Şarkılar” – topluluğun ilgisini çeken ses sanatkarları, müzik toplulukları, gösteriler de ortamın hazırlanmasında başvurulabilecek önemli araçlardan sayılır.

d- Konuşmacının konuşmasını net, doğru, tam yansıtacak ses düzeni, gerektiğinde fotoğraf, film gibi konuşmacının kullanacağı teknik imkanlar ortamın hazırlanmasında çok önemlidir.

Sonuç olarak, önceden hazırlanmış, doru bir plana bağlanmış, bilgiyle donatılmış, ciddiyet ve coşku ile sunulmuş bir konuşmanın dinleyicilerin ilgisini çekme şansı her zaman yüksektir. Özellikle dinleyenlerin beklentilerine, düşüncelerine değer veren ve dikkate alan bir konuşma kesinlikle ilgi yaratır ve bu ilgi diğer aşamalara da kolayca geçmeyi sağlar.

C- Konuşmanın etki aşaması

Konuşmanın amacının dinleyenler tarafından algılanması, anlaşılması, düşünülmesi aşamasına konuşmanın “Etki Aşaması” denilir. Her konuşmanın bir veya birden fazla amacı vardır. Amaçsız konuşma, ses çıkarmaktan öteye gidemez. Konuşmacının amacını açıklaması gerekmez.Özellikle konuşmasının (Hitap-Giriş-Konular) bölümlerinde amaçtan söz edilmez. Gerektiği zaman (sonuç) bölümünde amaca değinilir.

Amaç, konuşmalarda açıklanan konularda belirtilen görüşlerin dinleyenlerce kabul edilmesinin sağlanması veya kabul ettirilmesi veya kabul görmesi olabilir. Bir görüşün veya uygulamanın reddi ve bu reddin dinleyicilerce onaylanması olabilir.

Amaç, konuşmacının arzu ettiği bir ortamın hazırlanması, bir tutumun, davranışın gösterilmesi veya bir eyleme kalkışılması, gerçekleştirilmesi olabilir. Amaç, bazan bütün bu sayılanların aksinin yapılması da olabilir. Etki aşamasında, dinleyenlerin duyguları, inançları, kültür çevreleri, algılama, anlama, düşünme yetenekleri öremlidir ve konuşmacı bu hususları dikkate almak zorundadır.

Etki doğuracak konuşmanın üç şartı vardır. Bunlar:

1- Konuşmacının konulara hakimiyeti ve çok açık, doğru, tam olarak dinleyenlere sunumu.

2- Konuşma “Temaları”nın dinleyicileri uyarıcı, aydınlatıcı, yönlendirici şekilde seçimi.

3- Dinleyenlerin çok iyi tanınması ve değerlendirilmesi. (Özellikle inançları, bağlılıkları, kültür ve eğitim düzeyleri, beklentileri bakımından.)

Etki aşamasının (1) nci şartı, ilgi aşamasında konuşmacı için aranan özelliklerdir.

Temalar

1- Bir konuşma ve yazımda tema, konuşmanın ve yazının amacı ile ilgilidir. Konuşmalarda konuların açıklanması bölümünde yer alabileceği gibi özellikle sonuç bölümünde açıklanması esas kabul edilmelidir. (Örnek; “Bizim mücadelemiz yoksullukladır” – “Yoksulluğu ortadan kaldıracağız”)

2- “Tema” ve “Temalar” konuşmanın temel unsuru, temel noktası da olabilir. Bu takdirde konular bu tema etrafında işlenir, sık sık da tekrarlanır.

3- “Temalar” amacı belirleyen bir kelime, çok kısa bir cümle veya cümleler olabilir. (Vatan – Vatan Tehlikededir – Vatan bütün zenginliğine rağmen yoksuldur, yıkıktır…- Vatanın sahibi nerede – Toprak emekle,bilgi ile, dil ve inançla vatan olur…)

4- Özellikle siyasi konuşmalarda, ülke ve millet sorunlarının çözümü ile ilgili olarak yapılan hitaplarda, bildirilerde, büyük kitlelere karşı yapılan konuşmalarda “Temalar” önemli bir yer tutar.

Temaların Özellikleri

Temaların Özellikleri şunlardır.

a- Kısa ve özlü olmalı

b- Doğru ve gerçekçi olmalı

c- Kabul edilebilir olmalı

d- Dinleyicilerce kabul edilebilir olmalı

e- Bir yoruma, açıklamaya neden olmamalı

D- Konuşmanın Etkinlik Aşaması

Etkinlik aşaması dinleyicilerin tutum ve davranışlarının konuşmanın amacı veya amaçları doğrultusunda yönlendirilmesi ve gerektiğinde açıklanan amaçlara uygun eyleme kalkışmaları anlamındadır.

Etkinlik aşaması (Dinleyicileri esas alan ve dinleyenleri yönlendiren bir aşama) dört özellik taşır:

1- Dinleyenler konuşmacının açıkladığı tez ve görüşü kabul eder

2- Dinleyenlerin tutum ve davranışları konuşma amacı doğrultusunda değişir. İstenilen doğrultuya yönelir.

3- Dinleyenler konuşma “Temalarını” özümser ve kendi görüşleri gibi açıklar.

4- Dinleyenler gerektiğinde (Gereği konuşmacı belirler) eyleme geçer.

 

"Anadoluda Doğan Güneş"

En Çok İzlenenler