Bayrak HareketiAv. Kadir Kartal Arşivi
Yazılar ve Bildiriler

16 Mart 1920 İstanbulun İşgali ve Şehitler Günü

mudafaaihukuk.org.tr· 2010

Biz Kimiz ?

Müdafaa-i Hukuk nedir?

Müdafaa-i Hukuk,
“Hakların Savunulması” demektir.

Müdafaa-i Hukuk,
“milletin, devletin, vatanın haklarını savunmak” demektir.

Müdafaa-i Hukuk,
"Anadolu insanının haksızlık karşısındaki “direniş geleneği”dir.

Müdafaa-i Hukuk,
Türk’ün zorbalığa karşı “örgütlenme refleksi”dir.

Müdafaa-i Hukuk,
haksızlık, baskı, hakaret, şiddet karşısında “kendiliğinden harekete geçmektir”

Müdafaa-i Hukuk,
Moğol istilasına karşı koyan “Bacıyan-i Rumi”dir (Anadolu Bacıları’dır).

Müdafaa-i Hukuk,
barışçı, özgür, hoşgörülü, “Anadolu Erenleri”dir.
Müdafaa-i Hukuk,
işgalciye karşı koyan Kara Fatma’dır, Hasan Tahsin’dir.
Müdafaa-i Hukuk,
Kurtuluş Savaşı’ndaki “Elektrik Şebekesi” demektir. 
Müdafaa-i Hukuk,
“Çılgın Türkler” demektir.

16 Mart 1920 İstanbulun İşgali ve Şehitler Günü

PDF

Yazdır

e-Posta

16 Mart 1920 İstanbul’un İşgali ve Şehitler Günü

16 Mart 2010  günü, Müdafaa-i Hukuk Hareketi Partisi’nin özümseyip kabul ettiği **“Şehitler Günü”**dür.

16 Mart 1920 tarihinde İngiltere başta olmak üzere, Fransa, İtalya askeri kuvvetleri İstanbul’u işgale başlamışlar ve bir İngiliz Birliği sabaha karşı Şehzadebaşı’nda 10 ncu Kafkas Tümeni erlerinin bulunduğu binada silahsız, uyumakta olan Türk birliğine saldırarak 4 erimizin şehit ve diğerlerinin de yaralanmasına neden olmuşlardır.

Bu olay, Osmanlı İmparatorluğu merkezine yapılan ilk silahlı saldırı ve verilen ilk şehitlerdir.

Şehitlerimizin mezarları Edirnekapı’da olup, Partimiz tarafından onarılmış ve bu aziz kahramanların her yıl 16 Mart günü anılması partimiz için bir görev sayılmış ve bir gelenek oluşturulmuştur.

Bu Etkinliğin Fotoğraflarına Bakmak İçin...

İstanbul’un İşgali :

İngilizler işgalden önce Batum’daki birliklerinin bir kısmını ve Malta’da bulunan Amirallik filosunu İstanbul’a getirdiler, Ankara, Afyon ve Ankara’daki güçlerini çektiler, 9 Martta İstanbul’daki Ulusal Hareketin yönetim merkezlerinden biri olan Türkocağını basarak çalışmalarına son verdiler. 10 Matta da Müttefiklerin ortak işgal kararı alındı. İngilizler resmi işgal eylemine geçmeden önce 14 Martta Telgraf binasını denetim altına alıp, 15 Martta önceden belirlenmiş bazı kişileri tutukladılar. 16 Mart 1920 günü de Müttefik temsilcileri, “İstanbul’u işgal edileceklerini ve barış sağlanıncaya kadar denetim altında tutacaklarını” bildiren ortak notalarını resmen hem Padişaha, hem Sadrazama sundular. Sadrazam Salih Paşa Anadolu’daki olayların nedeninin İzmir’in işgali ile Ermenilere ve Rumlara devlet kurdurma projeleri olduğunu belirterek Müttefikleri sorumlu tutmaya çalıştı, fakat aslında bu aşamadan sonra ikisinin de üzüntülerini ifade etmekten başka yapacakları bir şey yoktu.
Müttefiklerin verdiği notada işgalin saat 10.00’da başlayacağı bildirildiği halde, sabahın çok erken saatlerinde bir İngiliz birliği Şehzadebaşı Karakolu’nu basarak karşı koyan 5 eri öldürdüler. Daha sonra Bahriye ve Harbiye Vekaletlerini işgal edip görevli subayların silahlarını aldılar. Fransızlar da Onlardan geri kalmamak için bazı resmi kurumları ve önemli yerleri işgal ettiler. Aynı gün deniz ulaşımını ve telgraf bağlantısını kesen Müttefikler, şehrin iki tarafındaki önemli sokak ve caddeleri tuttular, Türk subaylarına askerlerini kışlalarından çıkartmamaları talimatını verdiler ve gerekli yerleri denetim altına aldıktan sonra sıkıyönetim ilan ettiler.

İşgalden sonra yayınladıkları bildiride İngilizler:”İşgalin geçici olduğunu; İtilâf Devletleri’nin niyetinin Saltanat makamının nüfuzunu kırmak değil aksine kuvvetlendirmek olduğunu, Anadolu’da isyan çıktığı veya azınlıklara karşı katliam yapıldığı takdirde İstanbul’un Türklerden alınacağını ve herkesin İstanbul’dan verilecek emirlere uyması gerektiğini” ilan ettiler. İngilizler işgalin tek sorumlusunun Anadolu’daki isyan hareketi olarak nitelendirdikleri Millî Mücadele Hareketi olduğunu belirterek Mustafa Kemal Paşa’yı güç duruma sokmak ve otoritesini kırmayı düşünmüşlerdi

İstanbul’un işgalini, işgal sabahı öğrenen Sadrazam Salih Paşa ve Hükümeti bu olayı protesto etti. Meclis-i Mebusan üyesi bir grup milletvekili de Padişah Vahdettin’i ziyaret ederek Meclis’in kabul etmediği hiçbir antlaşmayı imzalamamasını istediler.

16 Mart günü gerçekleşen bu işgalden hemen sonra İngilizler Fındıklı Sarayı’ndaki Meclis-i Mebusan binasını kuşattılar. Meclisi basarak içeriye zorla giren İngilizler, özellikle Millî Mücadele Hareketi’nin Meclis’teki başkanlığını yapan Rauf Bey’i, Kara Vasıf Bey’i ve diğer bazı milletvekillerini tutukladılar. Tutuklanan bu milletvekilleri 15 Mart’ta yine İngilizler tarafından tutuklanmış bulunan 150 civarındaki Türk aydınlarıyla birlikte Malta’ya sürgüne gönderileceklerdi.

Bu olay üzerine 18 Mart 1920 günü yaptığı oturumda,  Milletvekillerinden Tunalı Hilmi ve Dr. Rıza Nur’un verdikleri bir önerge ile “Meclis-i Mebusan’ın yeniden hür iradesini ortaya koyacağı güne kadar Meclis çalışmalarının talik” edilmesine karar verilmişti. Bir süre sonra başından beri Meclis’in Müdafaa-i Hukukçu yapısından rahatsızlık duymuş olan Sultan Vahdettin, yayınladığı bir İrade ile 11 Nisan 1920’de Meclis-i Mebusanı dağıttı.

İstanbul’un işgalinin Atatürk tarafından Nutuk’ta anlatılışı :

“1920 senesi Martının 16'ncı günü öğleden önce, saat 10.00'da makine başında şöyle bir telgraf geldi :
İstanbul, 16.3.1920 
Ankara'da Mustafa Kemal Paşa Hazretleri'ne

Bu sabah, Şehzadebaşı'ndaki Muzıka Karakolu'nu İngilizler basıp oradaki askerlerle çarpışarak, sonunda şimdi İstanbul'u işgal altına alıyorlar. Bilgilerinize arz olunur.

Manastırlı 
Hamdi

Ben bu telgrafın altına kurşun kalemle «ivedi olarak kolordulara benim imzamla M. Kemal» işaretini koyduktan sonra, telgrafı verenden açıklama istemeye başladım. Manastırlı Hamdi Efendi birbiri ardınca bilgi vermeye devam etti.

Bizim en çok güvendiğimiz bir arkadaşımız var ki, yalnız o değil, herkes, yani gelenler söylüyor. Şimdi de Harbiye'nin işgalini haber aldık. Hattâ, Beyoğlu telgrafhanesinin önünde İngiliz askerlerinin bulunduğunu öğrendik, fakat telgrafhaneyi işgal edip etmeyecekleri bilinmiyor.
Bu sırada Efendiler, Harbiye telgrafhanesinden memur Ali bilgi vermeye başladı:

Sabahleyin İngilizler basarak altı kişiyi şehit ettiler. On beş kadar da yaralı var. Şimdi İngiliz askerleri dolaşıyor. Şimdi, işte, İngiliz askerleri Nezaret'e giriyorlar. İşte içeri giriyorlar. Nizamiye kapısına. Teli kes! İngilizler buradadır.

Manastırlı Hamdi Efendi, bizi yeniden buldu.

Paşa Hazretleri,

Harbiye telgrafhanesini de İngiliz askerleri, işgal edip teli kestikleri gibi bir yandan Tophane'yi işgal ediyorlar, bir yandan da zırhlılardan asker çıkarılıyor. Durum ağırlaşıyor efendim. Sabahki çarpışmada 6 şehit 15 yaralımız var. Paşa Hazretleri, yüksek emirlerinizi bekliyorum. 16 Mart 1920 Hamdi

Hamdi Efendi devam etti:

Sabahleyin bizim asker uykuda iken, İngiliz deniz askerleri karakola gelip giriyor. Askerimiz uykudan şaşkınlık içinde kalkınca çarpışmaya başlanıyor. Sonunda bizden 6 kişi şehit oluyor, 15 kişi yaralanıyor. Bunun üzerine, zaten mel'unluklarını tasarlamışlar ki, hemen zırhlıları rıhtıma yanaştırıp bir yandan Beyoğlu tarafını ve Tophane'yi bir yandan da Harbiye Nezareti'ni işgal etmişlerdir. Şimdi artık, ne Tophane'yi ne de Harbiye telgrafhanesini bulmak imkânı olmuyor. Şimdi aldığım habere göre işgal Derince'ye kadar yayılıyormuş, efendim.

İşte Beyoğlu telgrafhanesi de yok. Orayı da işgal ettiler galiba, Allah korusun, burayı işgal etmesinler. İşte Beyoğlu telgraf memurları, müdürleri geldiler. Kovmuşlar.

«Bir saate kadar burası da işgal olunacaktır. Şimdi haber aldım, efendim.»

Rahmetli Hayati Bey, benim ilk haber telgrafı üzerine yaptığım işarete uygun olarak, verilen bilgileri özetlemiş; Rumeli ve Anadolu'daki bütün komutanların adresine telgraf çektiriyordu. Bir an önce İstanbul üzerinden Edirne'ye çektirilmesini söylemiştim

Hamdi Efendi:

Yüksek emirleriniz yerine getiriliyor. Edirne'ye yazıyorum ve bütün merkezleri hazır ettirdik.

Hamdi Efendi'den:

«Milletvekilleri ile ilgili bir haber aldınız mı? Meclis telgrafhanesi cevap veriyor mu?» diye sordum. Hamdi Efendi:
Evet veriyor. 14'üncü Kolordu Komutanı hazır. Paşa istiyordu, verelim mi?
Efendiler, bundan sonra artık Hamdi Efendi'nin sözünü işitemedik. İstanbul merkezinin de işgal edilmiş olduğuna hükmettik.”

Temsil Heyetinin 16 Mart 1920 Tarihli Genelgesi

Bütün İllere ve Komutanlıklara Genelge

Ankara, 16 Mart 1920

1.    Meclis-i Mebusan da dahil olduğu halde Babıali ve bütün hükümet daireleriyle beraber İstanbul, İngilizler tarafından cebren ve resmen işgal edilmiştir. Telgrafhaneler de işgal altında bulunduğundan resmi makamlara maruzatta bulunmak imkânı kalmamıştır. Bu şartlara göre, Anadolu, İstanbul ve resmi makamlarla muhabereden mahrum kalmıştır. Muhabere girişimi doğrudan doğruya düşmanları karşımıza çıkarmakta olduğundan dolayı da doğru değildir.

2.    Şu andaki durumu, gereklerine ve doğacak hal ve olaylara göre de milletçe birlikte alınması zorunlu olan önlemlerin alınması için bütün Osmanlı illerinde mülki memur başkanları ve askeriyenin Temsil Heyeti ile bağlantıyı korumaları ricasını bir vatan görevi sayarız. Temsil Heyeti merkezlerimiz de, doğal olarak mülkiye ve askeriye memurlarıyla iş birliği yaparak milli ve vicdani görevlerini ve ifaya hız vereceklerdir.

3.    İstanbul’daki olağanüstü hal, Anadolu’da Osmanlı Kanunlarının yürürlüğünü engellemeyeceğinden ve her ne şekilde olursa olsun alınacak önlemlere Osmanlı milleti uygarlık yeteneği özellikle dikkat çekici bulunduğundan kanun dışında hiç bir işlem yapılmaması ve bütün görevlerin özenle yapılması hayatımızın gereklerindendir.

Temsil Heyeti adına

Mustafa Kemal

İşgal kuvvetlerinin bildirisi nedeniyle Atatürk’ün valilere, komutanlara ve Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti şubelerine genelgesi:

“Bu sabah 16 Mart 1920, İngilizler İstanbul’da Şehzadebaşı Karakolu’nu basarak altı erimizi şehit ve onbeş eri yaraladıktan sonra, bu karakolu ve bir yandan da Harbiye Nezareti’ni ve Tophane’yi ve bütün telgrafhaneleri ele geçirerek başkentin Anadolu ile bağlantısını kesmişlerdir”

Atatürk’ün İstanbul’un işgali nedeniyle yabancı devlet temsilcilerine, Dışişleri Bakanlıklarına ve Millet Meclislerine gönderdiği protesto mesajı:

“Osmanlı milletinin siyasî egemenlik ve hürriyetine indirilen bu son darbe, hayat ve varlığını ne pahasına olursa olsun savunmaya karar vermiş olan biz Osmanlılardan ziyade, yirminci uygarlık ve insaniyet asrının mukaddes saydığı bütün esaslara, hürriyet, milliyet, vatan duyguları gibi bugünün insan topluluğuna esas olan bütün ilkelere ve bu ilkeleri oluşturan insanlığın umumî vicdanına yöneliktir!”

Atatürk’ün, İstanbul’un işgali nedeniyle millete bildirgesi:

“...Bugün, İstanbul’u zorla işgal etmek suretiyle Osmanlı Devleti’nin, yediyüz senelik hayat ve egemenliğine son verildi. Yani, bugün Türk milleti, uygar kabiliyetinin, yaşama ve bağımsızlık hakkının ve bütün geleceğinin savunmasına davet edildi!”

 

 

Ne Yapacağız ?

Yazısı Dizisi

Etkinlik Duyuruları

Kuruluş Videoları